Kayıt Ol

Arşimet'in Anısına

Çevrimdışı Ejderfelaketi

  • **
  • 359
  • Rom: 8
    • Profili Görüntüle
Arşimet'in Anısına
« : 18 Şubat 2015, 02:17:18 »
Yıl; MÖ120, Yer; Roma.

“ Cossenzalı bir hoplitin hikayesidir bu çocuklar.

Siraküza krallığı yüz yıldır parlak bir dönem yaşıyordu, Latin kralları ona biat etmişti. Roma, Valentia, Arminuum tek tek düşmüş, ve hepsi Siraküza'ya bağlamıştı. Alalia'da Etrüskler'in Roma'dan kurtulan kolu yaşıyor ve Siraküza tahtına dosttu. Galya'nın güneydin Masalya'da bir Yunan kolonisi de vardı o da kralın dostuydu tıpkı doğudaki Knossos gibi. Böylece Siraküza'dan esen bir yel Galya'daki Masalya'ya ve Ege'deki zeytin adalarına kadar ulaşıyordu. Elbette bu Büyük Grekya'da kurulan güçten rahatsız olanlar da vardı. Hayır hayır, kahrolası bar-bar keltler değil Onlar zaten hep Galya'dan İtalya'ya ve Masalya'ya seferlere çıkıyorlardı. Padova'daki Venetiler kralımız tarafından yenilmişti ve Siraküza tahtına bağlanmaya mecbur bırakıldı.Keltler değildi. En kötüsü Hellas'ta Sparta ve Atina ve Pella, Makedonya. O zamanlar bu üç krallık Makedonya çatısı altında İlirya'dan Trakya'ya hükmediyordu. Belki Büyük Grekya ile Trakya Makedonya birlik olsa dünyada konuşmayı bilen kalmazdı. Ama zaman böyle akmadı. Atina denizcileri Spartalı yükleriyle Knossos'a saldırdı. Knossos'daki Minotor düşmanları Siraküza'dan destek bekledi ve destek gecikmedi. İskender'in terkinin 157. yılında'da Sparta'ya takip senesinde ise Atina ve Makedonya'ya savaş açtı Siraküza kralı Alfeos oğlu Antikles.

 Bir hoplit dedim ve size tarih anlattım. Neden bilinmeden yorum yapmayınız.

 İskender'in Babil'de ölümünden sonra 146 sene sonra Cossenza'da doğdu anasının koyduğu adı değişmeden önce Euisteus'tu. Olimpos'ta pir olsun, hükümdarımızın isteği ile Arşimet adı verildi tıpkı diğer birçok Yunan'a olduğu gibi. Birindisi'de doğuya yönelmek için kurulan alaylara alındı ve orada eğitildi. 16 yaşında bir hoplitti. Tıpkı diğer binlerce Yunan silah arkadaşı gibi.  İskender'den sonraki 162.  yılda Makedonya-Atina donanması Birindisi önlerinde battı, bunun üzerine Büyük Grekya'dan İlirya sahillerine akınlar başladı. Padova'daki kuvvet İader'e giderken, Brindisi'de kurulan Medusa'nın Başı İyeleri Epidamnos'a akın edecekti. Ve böylece Arşimet de bir daha evine dönüp dönemeyeceğini bilmeden yelken açtı Büyük Grekya'dan.

 Seferin yönü değişti Apollonia'ya çevrildi dümenler, Atinalılar Epirlerden alıp sömürdüğü, Güneş ve Işığın yayıyla duran Tanrısı Apollo'un adı verilmiş şehre doğru. Halbuki Panteon'da Apollo Atena'nın üstünde kabul görüyordu Siraküza Kutsal Zeus Tapınağı'nda. O sene, İlirya sahilleri yakılıp yıkıldı, ordu büyük bir altın ganimetiyle ve arkasında yıkık bir eyalet bırakarak Brindisi'ye geri döndü. Ciddi bir savaş yaşanmamıştı bile, Atina ne denizde ne de karada güçlüydü. Sparta sahilleri ise Knossoslu dostlar tarafından tutulmuştu. Brindisi'ye dönüp dağıtılan ganimetle güle geze oynayamadan Arşimet tekrar sefere çıktı. Knossoslu dostlar bir türlü Sparta'yı dize getirememiş. Yüremesin Zeus, orada olduğundan Yunanlar ona sırtlarını dönmek istemiyordu ve tek taraftan da Sparta düşmezdi. Fakat Knonsoslu yoldaşların unuttuğu Zeus ne Corinth'teydi ne de Olimpos. Siraküza'da kralımızlaydı. Medusa'nın Başı İyeleri Knossoslu Cyclops Avcıları ile beraber Sparta'ya girdi. Ve Yüce Zeus bizim yanımızda olduğunu ayağa kalkmadan gösterdi. Ordu Sparta'da da kalmadı, Sparta mülkiyeti Giritten gelme dostlara bırakıp geri döndüler. Fakat Brindisi'ye varmadan rotaları değişti İlirya'da büyük bir makedon ordusu toplanmıştı, yönlerini değiştirdiler bu gençler savaşmadan ganimet ve zafer görmüşlerdi. Ne Sparta ne de Apollonia'ya savaş denebilirdi bu gireceklerinin yanında. 10.000ler savaşı derler, Epidamnos ile Apollonia arasındaki çukurda, 4000lik Büyük Grekya ordusu'na karşı 4000'i Pella'dan batıya ilk defa geçmiş sözde İskender'in oğulları ve 2000 ise Atina altınları ile İyonya ve Hellas'ta toplama paralı yunanlardı. Aralarında eski Epir askerleri ve hatta Ardiyav balkan barbarları bile vardı. Onlardan her şey olurdu belki bir ordu dışında.

 Savaş üç çatışmada oldu, üçünde de üstün geldi Arşimet ve arkadaşları. Atinalı ordu, beklenildiği gibi, ilk dağılanlardı. Pellalılar ise sahile sıkıştı ve öldüler. İskender görmesin onun çocuklarını, savaşın sonunda 7000'den fazla ölü vardı.


  Arşimet yurda dönmeyi artık çok istiyordu. Favori kerhanesinde şarap içip sevişmeyeli üç yılı aşmıştı. Zırhlar içinde elde mızrakla üç yıl. Kendi birliği olmasa da dağılan birlikler vardı, parasını harcayamadan ölmek, vah mağluba. Para için savaşmıyordu, parası zaten çoktu. O bir hoplitti ve Poseydon'un kutsadığı kral adına savaşıyor ve Ares için öldürüyordu. Yani yaşamak için savaşıyordu.  Ancak yeni bir emir uçtu güvercin ayaklarında. Pella-Atina birleşik ordusu yenildikten sonra Batı'da düşman garnizonu kalmamış. Apollonia'nın fethinden bahsediliyordu kamplarda. Bu ne demek  Neopoli'den gelme zeytinle Cossenza yulafını dişleyen herkes anlardı. Apollonia fethedildiğinde kendileri orada kalacaktı. Makedonya'da. Büyük Grekya'daki evlerine değil burada yağmaladıkları bir şehire yerleşecekler ve belkide burada ölecekler. Arşimet'in de diğer bin asker yunanın da yapacağı bir şey yoktu. Elvede İtalya.

 Yıl kaç oldu çocuklar, 168 mi? Evet o sıralar. Apollonia, ve Epidamnos kentleri artık Siraküza bayraklarıyla dalgılanıyordu. Oraya göçler oldu, yerel yunanlar Poseydon'a biat ettirildi. Atina Atena'sı ve Pella Zeus'undan ya da Epir Dionysos'undan daha kabul edilir bir tanrıydı. İlirya'daki İader ise Padovalı Venetiler tarafından işgal edilmişti. Orası Pella'ya bağlıyken bile yerel halk yunanca bilmezdi. Keltlerle de anlaşamıyorlar. Barbarlar o kadar saçma sesler çıkarıyorlarki öbürleriyle bile anlaşamazlar. Fakat İlirya'da Delminium'da hala Makedon sancağı vardı. Fakat Makedonlar için işler gayet de kötüydü. Tuna'yı Getler aşmıştı Odesos'tan Navisos'a tüm Trakya ateş hattındaydı. Scordisler ise Makedonlara ayrı belaydı. Bizim Venetiler'in 4 yıl süren Delminium kuşatmasını da sayabiliriz. Makedonya kaybetmişti. Yüce İskender'in çocukları bunlar değildi. Oradan millerce uzakta da olsa Kralımız Antikles İskender'in ve Poseydon'un soyundandı. Bu hikaye ayrı bir konu olsa da Herkül'ün Dionysos Amca ile Hindistan seyehatine çıkarken Poseydon'un kızını görürler Kilikya'da. O kızın yolculuğu Kıbrıs'tan Siraküza'ya uzanır ve bu yolculukta ona eşlik eden denizci antik kralımız Erastheosteres ile evlenir ve Eursyteus adıyla anılan gemide doğma kralımız gelir. Poseydon'a yalvaran torun-kral dedemizin yüreğinin kapısını açar ve bize güzel yeller bahşeder. Siraküza'da bize hayat bahşeder. 

 Evet, doğru hatırlattın, bu Tanrılarımızın değil Arşimet'in hikayesi. Atina kuvvetleri ile bir dizi muharebeden sonra Atinalılar geriler ve Larissa düşer. Knososlu Spartalı güçler Atina'yı Mora'dan atıp Atina'yı kuşatır ve ele geçirir. Yılların hür cumhuriyetine bakın hele, zenginleri egedeki zeytin adalarına göçmüş ve geriye Asur'dan İyonya'dan ve Hellas'tan gelme vatandaş olamamışlar şehri olmuş. Knosos kralına Atina'da kalın burayı başkent yapın deseler de, o Atina'nın yozlaşmalar şehri olduğunu ve burada duran her krallığın kasasının rüşvetçi memurlar ile eşleri tarafından parçalanacağı kehanetinde bulunur.

 Atina Krallığna bağlı paralı asker ise keklik avlanır gibi avlanır. Bu sırada Phillipepolis'te Getler Makedonya'nın büyük ordularını yok etmiş ve Trakya'nın kalbini elegeçirmişti. Pella savunmasızdı. Arşimet'in de içinde bulunduğu güçler Pella girdi. Makedon İmparatoru adamları tarafından çoktan öldürülmüş ve kapıya atılmıştı. Arşimet ve diğer binlerce Siraküza hopliti eski imparator'un cesedine basarak teslim olmuş şehre girdiler. İskender'in gelişi diye Pella'da yaptıkları karşılama Arşimet'in bu hayatta en sevdiği olaydı herhalde. Pella bu sayede yağmalanmaktan ve aşağılanmaktan kurtuldu ve kendi isteği ile Siraküza'nın en doğu şehri oldu. Kızları ve oğlanlarını Arşimetlere hediye eden, kırılmamış şarap küpü bırakmayan ve her türlü balığın kızartılıp yendiği Pella günleri. Ah o sahili. Arşimet için en körfeze bakan sahilde, akşamları kızıla çalan saatlerini sever. Arşimetin cebi doludur fakat tüm Pella ya da Thesselonika anlaşmış gibi hoplitlerimize para harcatmaz. Arşimet orada bir kızla tanışır, tamam çok fazla kızla ve oğlanla tanışır ama bir tanesi Laeriyas...  Apollonia'li bir şarapçının kızıymış, Atina orduları tarafından çok ufak yaşta köle edilip Pella'da bir malikhaneye satılmış. Yunanlar ne zamandır köle oluyor, Poseydon bizi sakın, Pella'nın düşüşünde Trakyanın kaybedilmesiyle zenginliğini yitiren malik, her şeyini bırakıp Tasos'a kaçmış. İstila ordusu sayesinde özgür kalan yunan kızı Laeriyas ise kendini Arşimet'e hediye etmiş biricik kurtarıcısına. Arşimet'in eğlendiği oğlanlar ve kızlar gibi olmayan Laeriyas Arşimet'in kendisini yanına almasını sağlatmış. Bir hoplitin karısı olmak bir köle daha da yükselemezdi herhalde. 4 yıl sınırda Getler'in hızını alamama ihtimaline karşı bekledi Arşimet ve alayı. Laeriyas bu sırada bir oğlan ve bir ölü kız doğurdu. Oğlanın adı Alertimes'ti. Hayır hayır, benim ismim bu kişiden gelmiyor çocuklar.


 Knosos'un Mısırlı sözde İskender çocuklarıyla başı dertteydi. Güneyli düşmanlara karşı Pella'daki orduyu Atina'ya kaydırıldı. Ve böylece Arşimet Laeriyas'ı ile beraber Atina'ya göç ettiler. Arşimet'in Girit'e gitmeden önce Laeriyas'a ve doğacak oğluna bir hizmetçi ve parasını bırakıp Girit'ten firavunistleri atmaya koyuldu. Atina'da kalan Laeriyas ile Alertimet değişik bir yaşama başlamışlardı. Alertimes'i okula yazdıran Laeriyas yazmayı ve okumayı sağladı. Arşimet'ten uzun bir süre haber gelmedi. Alertimes ise Sokrat'ın düşüncelerini öğrenmiş ve yazıcılıkta ilerlemişti. Yıllar sonra, sanırım 183. yılda İskender'in ardından, Alertimes'in 15. yaşında Brindisi'den gelen bir ticaret gemisi Alertimes'e de bir haber getirmişti. Terhis bir hoplit'in yazıcı Alertimes'e anlattıkları Alertimes'in seyahatine başlatacaktı. Babasıyla beraber bu hopli önce Giritte Mısır'a karşı mücadele etmiş, sonra Kirene'ye uzak güneydeki eski bir Yunan şehrine sefere çıkmışlara amaçlarına ulaşamadan Ege'ye dönüp Rodos'taki Mısır egemenliğini yıkmışlar ve Efes'i Knosos'la beraber almışlar. Ordu kuzeyde keltlerin Cenova'ya girmesi üzerine Büyük Grekya ve adıyla kralına bağlı olan tüm askerler Neopoli ve Arminium'a çağrılmıştı. “Babanız size haber dahi veremeden Roma'ya gitti. En son Roma'yı yağmalayan Averni keltlerinden kurtardık ve ben malulen terhis oldum.” Bu sözler üzerine Atina kurdukları yaşamı bırakan Alertimes yazıcılıktan ayrıldı ve Siraküza'ya giden bir gemide annesiyle beraber yola çıktı. Yolculuk çok uzun ve zorlu sürdü. Siraküza'dan Neopoli ve oradan da Roma'ya. Laeriyas kocasına hasretlikten ve uzun deniz yolculuğundan bitap düşüp hastalanmıştı Roma'dayken. Arşimet'ten haber alan Alertimes kuzeyde Padova'da olduklarını öğrenir. Fakat oraya gidemez. Roma'daki latin kral Roma'yı savunamamış ve Avernilerden kurtaran Siraküza burayı kendine bağlı bir şehir yapmıştı. Kalabalık ve Latincenin çok konuşulduğu bu yerde Yunan katip ihtiyacı vardı, Atina'da Sokratın felsefesini görmüş bir katip kaçırılmazdı. Hemen valilikte yazıcılık görevine alındı Alertimes. Padova'ya mektup yazar, babası okuma yazma bilmese de biri ona okur herhalde, ordu generaline makamını da kullanarak Roma Vilayetinden, diyerek başlayan bir mektup gönderir. Ve cevabı ise ancak 185. yılda alabilecektir.

 Padova'daki ordu Alplerden gelme Raet ordusunu savaşıp yenmiş ve onların vatanına doğru kovalamaya başlamış. Arşimet de ordudaydı. Galyaın kuzeyinden gelme Nervilerin istila ettiği şehir Medhlan'ı almadan Alplere tırmanır Siraküza orudusu. Dönüşte Nervilerle hesaplaşacak herhalde, Raet kabilesini güçlenemeden Koria'yı başlarına yıkmak için.   Fakat alplere tırmanan hoplitlerin işleri diledikleri gibi gitmez. Raetlere yetişemezler ama yine de Koria'yı istila ederler. Fakat Nerviler'in bir pusuna yakalanır ve tüm ordu Koria demir cevheri ganimetiyle yok olur.  Arşimet ise Cossenza'da başlayıp Pella'da taçlanan yaşamı Koria-Medhlan Dönüşü konuşmayı bilmeyen keltler tarafından biter. Söylenene göre pusudan sağ kurtulanlar alplerin kuzeyinden dolanıp yurda dönmek ister fakat Raetlere yakalanırlar, başlarında Arşimet adlı bir hoplitin son çığrışı bir kelt deyimi olur.

“Burada ölemem!!!”

Arşimet'in Anısına.”



                  Atinalı Öğretmen Roma Katibi Alertimes
Kumarı sadece oynatanlar kazanır sadece oynatanlar

Çevrimdışı seabiscuitxx

  • **
  • 60
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Arşimet'in Anısına
« Yanıtla #1 : 20 Şubat 2015, 23:21:41 »
Fazlaca yabancı isim.Fazlaca uzatılmış sıkıcı tarih örgüsü.Buradaki amaç gerçek tarihi mi anlatmak yoksa hikaye etmeye çalışmak mı?

Sabırla okudum.Roma tarihinin bir özeti gibiydi bir kısmı.Bana oldukça zor bir çalışma gibi geldi.Emeğinize sağlık.
Ölüm sadece başlangıçtır.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Arşimet'in Anısına
« Yanıtla #1 : 20 Şubat 2015, 23:21:41 »