Kayıt Ol

Bebek

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Bebek
« : 05 Şubat 2012, 23:33:16 »
-BEBEK-

-Bir oğlan!
-Anneyi kaybettik!..

Ölmüş müydü... öldü mü... yoksa?

Öldüğümü biliyorum. Zira öbür dünyanın kara ateşlerinde cayır cayır yandım... Yaşam ve ölüm arasındaki çizgiden geri yollandım. Ve onu gördümİ Bebeğimi. Onu doğururken minik elleriyle bana tutunan, beni öldüren bebeğimi. Bana gülüyordu. O gözler... onun gözleri... tanrım!..

Onu bana geri verdiler. Yoksa beni mi ona demeliyim? Onu kucağıma ilk alışımı hırpani bir şekilde hatırlıyorum. Bedenimi morga kaldırmak için hazırlık yapan hastane personelinin onu ellerime verirken yaşadıkları şaşkınlığı ve korkuyu hatırlıyorum. Resmi olarak ölümüm kayıtlara geçti. Ancak sır dosyalarına kaldırıldı
.
Bebeğimi ellerime ilk aldığımda uyuyordu. Ancak o küçük kapkara gözlerini ayırarak bana baktı. Çok ufaktı, çelimsizdi. Beklenenden erken doğmuştu. Sanki ani gelişini durdurmak istercenise bana tutunmuş ve benim de yaşamımı söndürmüştü. Tamamen sağlıksızdı ve bu yüzden hastanede müşahede altında tutulması gerekiyordu. Ve onu gönülsüzce orada bırakmak zorunda kaldık. Bu çelimsiz yaratığın ölebileceğinden korkuyordum. Zira bu korkuyu iyi bilirim.

Bebeğim bir kaç hafta doktorların gözetiminde alı konuldu. Bana durumunun iyiye gittiği ve hızla kilo aldığı bildirilmişti. Bu zaman dilimi içerisinde hastanede bebek ölümleri olmuştu. Ölü doğan değil, tamamen sağlıklı doğduktan kısa bir süre sonra nedensizce ölen... Bu yüzden yeni doğan ünitesi karantinaya alınmış ve bebeğim de oraya aktarılmıştı. Ah, onun için nasıl da üzülüyordum. Hasta bebek sayısı artarken benim yaratığım hızla iyileşmiş ve gürbüz bir hale gelmişti. Diğer bebeklerle ilgilenmek zorunda olan doktorlar bebeğimin artık anne sütüne gereksinimi olduğunu belirtip onu bana teslim ettiler.

O hastanedeyken onun için diktiğim çoğu giysi ona uymuyordu çünkü o çok çelimsizdi. Ve ben de olabileceğinin en küçüklerini hazırlamak zorunda kalmıştım. Ancak bunu kim tahmin edebilirdi ki? Yine de öyle şekerdi ki... ama gözleri içimi soğutuyordu. Böyle gözler hiç görmedim. Kapkara ve baktığı yeri deliyordu. Ama hiç bir anne yavrusunu sevmekten vazgeçemez...

Babası, bebeğimize hiç bir zaman ilgi göstermedi. Erken doğmasına, tüm gereksinimlerine ve zahmetine rağmen. Bu yüzden kocamdan nefret etmeye başladım, çocuğumaysa  hayatımı adadım. Sonuna kadar onun yanında olacağım.

O artık büyüdü. Artık 5 yaşında. İlk doğum günü partisini düzenliyorum. Bir çok yaşıtı davetli. Bu partiyi nasıl karşılar bilemiyorum. İçine kapanık bir çocuk. Onun üzerine fazla titredim. Ama artık arkadaş edinme vakti geldi.

Parti umduğumdan iyi geçmişti. Onun o nadir ama büyük gülüşleri içime işledi. İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyordu ama sanki hep bunu beklemiş gibiydi. Kocamsa doğum gününde yoktu. Artık bana olan ilgisini tamamen yitirdi. O gece eve sarhoş geldi ve benimle kavga etti. Bana bir kaç defa vurdu. Çocuğum seslere uyanmıştı ve sessizce bize doğru bakıyordu. Kara bakışları sabit ve duygusuzdu, tedirgin ya da korkulu değildi. Sesini bile çıkarmamıştı.

O sabah uyandığımda kocamın öldüğünü gördüm. Bu bana büyük bir darbeydi. Artık beni sevmese de eskiden birbirimizi sevmiştik...

Çocuğum çok hızlı büyüyor. Şu an 10 yaşında ve tüm yaşıtlarından daha iri. Onun gözleri her zamankinden delici. Ona olan tutkum ise her zamankinden daha fazla. Ve bakışları artık beni rahatsız etmiyor. Ama sanki her şeyi biliyormuş gibi bakıyor. Sanki ölümün ve yaşamın benim üzerindeki rolünü biliyor...

Ve ben de artık bir şey biliyorum. Onun bakışları, onun bakışları yaşamı emiyor... O bebek ölümleri, kocamın o sabah ani ölüşü ve kara ateşlerden geri gelişim. O ölüm ve yaşama hükmediyor. İstediğine ölüm istediğine yaşam bahşediyor.

Emre İnanç - 05.02.2012
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı Fiddler

  • ***
  • 566
  • Rom: 32
  • Bazen Herkes Duysun Diye..
    • Profili Görüntüle
    • A. Orçun CAN
Ynt: Bebek
« Yanıtla #1 : 05 Şubat 2012, 23:57:27 »
Elinize sağlık. Güzel bir öyküydü. Öykünün annenin ağzından anlatılıyor olması özellikle hoşuma gitti. Orada-burada akıcılığa balta vuran ufak dilbilgisel hatalra vardı; ama genel olarak sözcük seçimleri, cümle yapıları vs. de etkiliydi. Galiba tek büyük kötü eleştirim uzunlukla ilgili olacaktır. Elbette yazarın öyküsünü anlatmayı seçtiği uzunluğa saygı göstermek gerekir; ama sanki bu öykü bundan daha uzun olmalıymış gibi geldi bana. Daha uzun, daha ayrıntılı istedim yani ben.

Tekrar kaleminize sağlık. İyi Günler.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü okuyalım..

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Bebek
« Yanıtla #2 : 05 Şubat 2012, 23:59:42 »
Teşekkür ederim, ben de farkındayım onların :) Forumda başka hikayelerim de var, onlar daha uzun ve anlatım olarak daha çok beğenildiler. Yine böyle karanlık atmosferde. Teşekkürler tekrardan.
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı duhan

  • **
  • 287
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Bebek
« Yanıtla #3 : 06 Şubat 2012, 13:16:37 »
bebeğin hayat ve ölüm bahşetmesi mevzusunu açıkladığınıza göre gerisini nasıl bağlayacaksınız sabırsızlıkla bekliyorum. bebekle ilgili gizemi açıkladınız, hikaye nasıl ilerle bilmiyorum ama şimdiden söyleyeim ya çok vasat olacak yada gerçekten mükemmel bi hikaye.. ikincisi olmasını diliyorum.

merakla bekliyorum devamını.

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Bebek
« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2012, 14:29:10 »
Seri hikaye yazmıyorum.
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı duhan

  • **
  • 287
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Bebek
« Yanıtla #5 : 06 Şubat 2012, 15:17:33 »
Seri hikaye yazmıyorum.

derken? bu hikaye burda bitti mi?

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Bebek
« Yanıtla #6 : 06 Şubat 2012, 17:05:34 »
Kesin konuşmayayım da seri yazmıyorum. Hikaye bu kadar :)
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı duhan

  • **
  • 287
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Bebek
« Yanıtla #7 : 06 Şubat 2012, 21:08:22 »
bir hikayenin giriş bölümü olur bu yazıdan, hikaye olmaz. olay örgüsü nerde? karakterler nerde?

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Bebek
« Yanıtla #8 : 08 Şubat 2012, 13:03:45 »
Ben gizemin cevabını verdikten sonra genelde yazıyı kısa sürede sonlandırmayı tercih ederim. Ayrıca genelde 'SON?' yazarım sonunu da. Burada nedense unuttum. Neyse, bu benim üslubum, benim tarzım, kendi yetenek sınırım diyelim. Kendime sataşma biçimim. Ben kısa hikaye yazarım ve konuyu gizem üstüne kurarım. Gizem kalktığında kısa sürede sonuca bağlarım (belki bu eksikliktir (kime göre) ) Belki bunda bu sefer becerememişimdir... belki de becermişimdir ki kısalığı ya da devamının gelmemesi hakkında serzeniş alıyorum. Yazdıklarımın başkalarına ilham verdiğine şahit oldum ve buna ben de şaşırdım. Belki de o sonlarım yüzünden. Forumdaki diğer hikayelerimi de inceleyiniz. Bunu yazmaya devam etmeyeceğim :) başkasının da yazmasına sıcak bakmam.
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı Kanashii Uchiha

  • **
  • 103
  • Rom: 9
  • Melek sesli iblis ve kan damlaları...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Bebek
« Yanıtla #9 : 11 Şubat 2012, 14:23:57 »
Adının hakkını veren Oz, yine karanlık büyüsünü kullanmış!
Kısa ve öz. Dağılmadan, dağıtmadan;
''O mu?'' , ''Bu mu ?'' dedirtmeden, hızlı hızlı başlıyor ve bitiyor.
Gerçek hayatta da hızlı konuşan biri misin acaba ?
 Merak etmeden duramadım şimdi. ^^

Ben sadece son paragrafa takıldım.Hayır; konunun gidişatı ya da verilişinde bir sıkıntı yok. Herhangi bir sıkıcılığı da bulunmuyor ama sonun veriliş biçemi ahengi baltalamış.  Aslına bakarsan, hikayenin en son paragrafını biraz daha uzun tutmalı ve daha vurucu bir son yazmalıydın. Cümlelerin daha delici olmalıydı ki okuyanın üzerinde iç karartıcı bir ağırlık kalsın. Oysa diğer paragraflarda bunun örneklerini sergilemiş ve çok güzel bir şekilde başarmışsın. Kısa yazmak ve bu kısalığın içine uzun ve yoğun bir hikaye yerleştirmek zor bir olay.Ancak bunu yaparken unutulmaması gereken şey, neyi nerede kullanacağını ve okuyanı nasıl vuracağını bilmek bana göre.Son önemli.Veriliş tarzı önemli.Bunun dışında akıcılığı ve atmosferi dengeli, kafa karıştırmayan, sade ve yalın bir hikayeydi. Annenin ağzından yazılması zaten oldukça yaratıcıydı.En beğendiğim nokta ise; anne tarafından karanlığa duyulan bağlılık ve adı koyulamayan,nedeni belli olmayan  sevgiydi.Diğer tarafa gidip gelmiş olmanın etkisinden ziyade, kadın farkında olmadan gizli bir hayranlık mı duymuştu oğluna... Bu hayranlığın kaynağı neydi acaba? Bu soruların cevabını asla alamayacak olsak da; 
parmaklarına zihnine sağlık. ^^


Tutunabilecek her şeyin yok olduğunda var olursun...Gerisi sadece suretlerin karmaşası!

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Bebek
« Yanıtla #9 : 11 Şubat 2012, 14:23:57 »