Jane Rogers
26 Kasım 2014, 16:49:21 *
Selam sana, Yolcu. Lütfen giriş yapın yahut üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Patrick Rothfuss'tan Kitap Yorumları!
 
  Ana Sayfa Yardım S.S.S. Ara Okunacaklar Takvİm Satranç Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Diş Perisi  (Okunma Sayısı 6548 defa)
0 Üye ve 1 Yolcu konuyu incelemekte.
Amras Ringeril
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2450


Yazar Puanı: +45

Üyelik Bilgileri
« : 02 Haziran 2011, 04:19:11 »
+3

Dişim Düşüyor, Öyleyse Varım

Benim adım Selin. İki gün önce ilk dişim düştü. Bugün sabah da bir tanesi daha. Güldüğüm zaman ağzımın ortasında koca bir yarık oluşuyor. Dişlerimi her gün sabah ve akşam fırçalarım. O yüzden bembeyazdırlar. Annem düşmelerinin iyi bir şey olduğunu söyledi ama ona inanmıyorum. Çünkü bana her zaman yalan söyler. Diğer arkadaşlarım da her zaman annelerinin onlara yalan söylediğini anlatmıştı. Tabi artık onlarla konuşmuyorum. Sonsuza kadar evden çıkmamaya karar verdim. Beni böyle görmelerini istemiyorum. Açıkçası çok kızgınım ve bu konuda şikayetlerimi belirtebileceğim birini arıyorum. Bunu dün anneme söyledim. Bana güldü ve diş perisine söylemem gerektiğini belirtti. Ona diş perisini daha önce görmediğimi ve benimle dalga geçmemesini, diş perisinin gerçek olmadığını bildiğimi çünkü dişimin iki gündür yastığın altında durduğunu söyledim.

Aslında biraz güçlü görünmeye çalışıyordum, kabul ediyorum. Diş perisinin gerçek olduğunu tabi ki ben de biliyorum. Ancak dişlerimin dökülmesinin sorumlusunun o olduğuna inanmıyorum. Gerçi ona da kızgınım ben. Neden küçük çocukları mutlu etmek için onların dökülen dişlerine ihtiyaç duyuyor ki? Dişlerim dökülmeden de mutlu edebilirdi beni değil mi? Eğer gerçekten isteseydi yapardı yani. Bence o da görevini yapıyor. Tıpkı öğretmenimiz Ece gibi. Her gün neşeli şeyler söylemeye çalışıyor ama suratı her zaman asık. Bir gün ona bunu sorduğumda ben işimi yapıyorum sen de oyununa dön hadi diye cevap vermişti ve bir hafta gitmemiştim okula. Evime gelip özür dilemişti benden. Ama onu affetmedim. Diş perisini de affedeceğimi sanmıyorum. Bana mantıklı bir açıklama sunması gerekiyor.

İşte bu yüzden, ikinci düşen dişimi de ötekinin yanına koydum ve ışıkları kapattım. Periler Ülkesinde elektrik olmadığı için bundan rahatsız olacağını söyledi annem. Ona hak verdim. Okuduğum hiçbir kitapta ışıkları açıp kapatan perilere rastlamamıştım. Ya da elektrik çarpıp kızartmaya dönen bir kurt duymamıştım. Hiçbir domuzcuk faturaları ödemek için acele etmiyordu. Bizde de sihir olsa biz de ışıkları açmazdık gece olunca dedim anneme. Diş perisini uyuyarak beklememi söyledi, asıl o zaman görünüyormuş. Bana yine yalan söylediğini hissettiğim için odasına gittiğinde yataktan çıktım. Pencereyi açtım, hava soğuktu, karşı apartmanda birkaç ışık yanıyordu. Umarım rahatsız olmaz diye düşünüp gökyüzüne baktım. Açık bir geceydi, bir iki parça bulut uçuyordu. Bir tanesi tıpkı ufak bir gemiye benziyordu. Güldüm. Gülünce de yansımamı camda gördüm. İki dişim yoktu ve çirkin bir canavara benziyordum. Somurttum ben de. Yarın da dışarı çıkmayacaktım. Öbür gün de sonra bir gün daha. Tekrar kafamı kaldırdığımda gemibulutun yaklaşmakta olduğunu gördüm. Yıldızları rahatça seçebiliyordunuz. Birkaç tanesi aya fazla yaklaştıkları için sönükleşmişlerdi ve sadece gözümü kısınca görebiliyordum.

Sonra aşağıdan bir ses duydum. Başımı çevirip baktığımda alt katımızda tek başına yaşayan yaşlı adamın bastonuyla eve doğru geldiğini gördüm. Hep somurturdu ve beni gördüğünde arada sırada hırlardı. Niye böyle yaptığını bilmiyorum, tamam, biraz korkardım ama birazcık. O kadar. Zaten yanına gittiğimde hep cebinden çıkarıp bir iki şeker verir. Geçen yaz da satranç oynamayı öğretti bana. Bir dahaki sefere onu yeneceğim.

Başını kaldırıp bana baktı ve bastonunu sallayıp hırladı. İçeri girip perdeyi çekmemle ufak bir çığlık duymam bir oldu. Cidden, ödüm kopuyordu o an. Bağırıp annemi çağırmamak için zor tuttum kendimi. Benim odamda iki duvarda pencere vardır. Benim caddeyi izlediğim masa yatağın ayak ucunda karşıdadır. Arada boşluk vardır. Ben onun üstüne çıkarım hep. Yatağımın bir yanında kapı vardır. Diğer yanında da öteki pencere ve gece lambamın olduğu küçük sehpa. İşte orada, açık eşikten içeriğe uzanmış halde gördüm Diş Perisini. Beni görüp çığlık atmıştı. Ben de onu görünce çok korktum.

Yeşil, pullu bir elbise giymişti. Çok uzun değildi hani. Annem kadar ya da Ece’nin sevgilisi Erhan kadar değil yani. Benden uzundu yine. Böyle kolumu yukarı kaldırsam ondan biraz daha uzun olurdu herhalde. Kısa dağınık turuncu saçları vardı. Bir de kalın çerçeveli yuvarlak büyük bir gözlük takmıştı. Hiç benzemiyordu resimlerine. Kim çizdiyse çok yanlış çizmiş. Ayrıca kanatları da küçücüktü. Bunlarla uçabileceğine hiç ihtimal vermiyordum. Tabi bunu gidip de yüzüne falan söylemedim. Üzülebilirdi. Zaten o ilk karşılaştığımız an hiçbir şey söylemedim. Tamam, korkmuştum epey. Masadan düşüyordum nerdeyse. O da korkmuştu. Zor tutundu, düşüyordu az daha.

“Neden uyumadın sen?” dedi bir bana bir de yatağıma bakarak.

Yataktan çıkar çıkmaz yerime kıyafetlerimden yaptığım bir yığını koymuştum. Kandırmak için. Bir filmde görmüştüm.

“Sen diş perisi misin?” diye sordum. Yavaşça masadan inip duvar köşesine sindim.

“Ha. Ne?” dedi, rahatlamıştı biraz, anlaşılıyordu. Önce birini sonra da diğer bacağını içeri attı. Biri mor biri kırmızı iki uzun çorap giymişti. Neredeyse dizlerine kadar geliyordu böyle. “Ha. Evet öyle diyorlardı. Evet.” dedi ve kıkırdadı. Sevecen biri gibi görünüyordu.

“Dişlerimi alıp yerine para mı bırakacaktın?” Ben de rahatlamıştım ve biraz yaklaşmaya cesaret etmiştim. Ama kaşlarını çatıp başını eğerek baktı bana. Sonra ayağa kalkıp pencereden aşağı eğildi ve küçük yeşil bir çanta çıkardı. İçini açıp karıştırdı. Bir avuç kadar beyaz paketlenmiş bir şey çıkardı.

“Çikolata var.” dedi ve bir tane fırlattı bana. Havada tutamadım ama yere düşürdüğümü belli etmemek için hemen kaptım. Yani, yemeniz lazım. Hiçbir şey o çikolatan daha tatlı daha güzel olamaz. Onu yediğim zaman kendimi çok daha rahat hissettim. Bir tane daha istedim ama dişleri henüz almadığını söyledi. Ben de gidip yastığımın altından iki dişi çıkarıp ona uzattım. Tam alacaktı ki geri çektim.

“Ben sana kızgınım.” dedim.

“Neden ki? Çikolatayı beğendin sanmıştım.”

“O yüzden değil.” Ellerimi göğsümde kavuşturdum ve somurttum. “Neden bana çikolata vermek için illa da dişimi istiyorsun ki?”

Şaşırmıştı. Yüzünü buruşturdu ve başını yukarı çevirip biraz düşündü.

“Bilmiyorum.” dedi ve kıkırdadı.

“Ne yani dişlerimi boşuna mı kaybettim ben. Beni böyle görünce ne diyecekler sanıyorsun. Hepsi gülecek. Erhan da gülecek, sonra o kırmızı saçlı kız Merve de gülecek. Yaptığın çok kötü bir şey.”

Kızmıştım çok ve bağırmaya başlamıştım biraz. O da korktu birileri duyacak diye. Sessiz olmam için bir şeyler mırıldandı. Sonra elini omzuma koydu.

“Dişlerin ne zaman ve nasıl döküleceğine karar veren ben değilim. Ben sadece onları alıp yerine çikolata koyuyorum.” Kafam karışmıştı. Diş perisi de bilmiyorsa kim bilecekti. Zaten herkes her şeyi bir başkasına sorardı hep. Kimse sorduğum soruya doğru düzgün cevap vermezdi.

“Kim karar veriyor o zaman?” diye sordum. Kararlıydım, onu bulup bana bunu neden yaptığını soracaktım.

“Hmm. Bilmiyorum yukarıdan birileridir herhalde. Gel istersen beraber arayalım onu.”
 
Hızlıca konuşmuştu. Acelesi vardı sanırım.

“Nerde oturuyor ki?” diye sordum. Çekinmiştim biraz.

“Ha. Nerde mi? Hmm, bilmem. “ dedi hafifçe gülümseyerek.

“Sen dişleri alıp nereye götürüyorsun. O’na mı?”

“Yok yok. Benim gibi çok var. Tek değilim yani. Ben dişleri aldıktan sonra gemide bir güvercinin ayağına bağlıyorum ve bırakıyorum. Nereye gittiklerini bilmiyorum. Siz ne yapıyorsunuz ki dişleri?” Merak etmiş görünüyordu gerçekten de. Laf olsun diye sormamıştı yani.

“Yemek yiyoruz?”

“Dişlerinizi mi yiyorsunuz?”

“Dişlerimizle yiyoruz.”

“Dişleriniz mi yiyor?”

“Onlar çiğniyor biz yiyoruz.”

“Hmm.” Ağzını açıp elini dişlerine götürdü. Onun da dişleri vardı ki. Neden sorduğunu anlamamıştım.

“Neyse, dinle bak. Gemimiz de var. Gelmez misin?”

Elimi açıp, orada terden biraz ıslanmış olan dişlere baktım. Küçük ve beyazdılar. O filmdeki çocuk gibiydim. Bir öfkenin yarattığı merakla, pencereden aşağı sarkan perinin arkasına takıldım.

Özgürcan Uzunyaşa - Haziran 2011
« Son Düzenleme: 27 Ekim 2011, 19:10:55 Gönderen: Amras Ringeril » Logged

try again fail again fail better
Victoria
Kerberos
**

Rom: 3
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 316


Peynir!

Yazar Puanı: +10

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 02 Haziran 2011, 15:32:34 »
0

''O filmdeki çocuk gibiydim.'' deyince aklıma Peter Pan geldi nedense. Küçük kızı da Wendy benzettim. Ne alakaysa şimdi.

Ama Narnia Günlüklerine de benziyor hikaye; dolaptan başka diyara geçme falan.

Neverland!  Tekrar çocuk olsam keşke. u_u

« Son Düzenleme: 03 Haziran 2011, 09:26:50 Gönderen: Victoria » Logged

''I do not suffer from insanity, I enjoy every minute of it."
- Edgar Allan Poe
altınbukle
Troll
**

Rom: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 90


Yazar Puanı: +2

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 02 Haziran 2011, 16:04:35 »
0

Selen kaç yaşında bilmiyorum ama çok olgun mu desem bilmiş desem bilmiyorum, öyle bir şey olmuş. Ama da gıcık değil. O kıvam çok güzel olmuş.
Okuması oldukça keyifli bir yazı olmuş. Devamı da gelecek gibi sanki.
Logged

+ +
DarLy OpuS
Anka
*******

Rom: 32
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2531


Yazar Puanı: +18

Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : 02 Haziran 2011, 19:07:23 »
0

Yalın anlatımın keyif verdi. Göndermeler de dozundaydı. Bazen böyle öyküler yazmak/okumak gerekiyor. Ruhu dinlendiriyor.

Kurguya lafım yok, oturup şimdi seni övmeyeceğim. Tongue Biraz gereksiz gelebilir ama şu cümle, özellikle yapısı itibariyle oldukça hoşuma gitti:

"Kızmıştım çok ve bağırmaya başlamıştım biraz."

Zarflar sonda filan... Farklı.
Logged
Amras Ringeril
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2450


Yazar Puanı: +45

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 02 Haziran 2011, 20:12:43 »
0

Dişleri döküldüğü için utanıp evden çıkamayan, kızın diş perisine yakarması fikri hoşuma gittiği için yazmıştım. Teşekkürler ^^
Logged

try again fail again fail better
mit
Titan
*********

Rom: 72
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3081


Daha kötü ne olabilir ki...?

Yazar Puanı: +38

Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #5 : 03 Haziran 2011, 10:17:53 »
0

Çok sevimli ve güzel bir hikaye... Okurken o çok sevdiğim animasyon filmleri geldi aklıma. Göndermeler de gayet yerinde ve başarılıydı. Kısacası çok beğendim, eline sağlık Smiley
Logged
johnconstantine
Vampir
**

Rom: 14
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 167


Yazar Puanı: 0

Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #6 : 23 Haziran 2011, 11:40:40 »
0

Kazanın ardından ön dişlerimden bir tanesi biraz öne doğru çıkmış diğerlerine nazaran, yoksa ? Yok yok, sökememiş bu sefer. ^^
Logged
Wanderer
Basilisk
****

Rom: 28
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1496


Uzun günler ve hoş geceler dilerim.

Yazar Puanı: +6

Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #7 : 23 Haziran 2011, 12:17:19 »
0

Böyle karakterlere ihtiyacımız var işte.

Kendi diş düşürme yaşlarım aklıma geldi benim. Söktüğüm dişi saatlerce elimde gezdirirdim, sonra o dişi yastığın altına koyardım ama anneme babama haber vermezdim ki diş perisi gerçekten gerçek mi öğreneyim... Tabi hazin bir son olmuştu, sabah kalktığımda diş hala yerinde duruyor olurdu çünkü.

Ben ertesi gün yine dişi elime alır yine gün boyu elimde gezdirirdim, o yüzden midir bilmem,

Alıntı
Elimi açıp, orada terden biraz ıslanmış olan dişlere baktım.

burayı okuyunca acayip keyif aldım. Bir gün içerisinde binlerce kez yaptığım bir eylemdi bu, elim terledikçe diğer ele geçer elimi üzerime silerek kurutmaya çalışırdım filan. Kendimi bulduğum öyküleri hep sevmişimdir, burada da kendimi o alıntıladığım minik cümlede buldum.

Ellerine sağlık Özgür, bu zevki bize yaşattığın için teşekkürler Smiley
Logged

May the force, be with you.
Amras Ringeril
Yönetici
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2450


Yazar Puanı: +45

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 23 Haziran 2011, 12:58:30 »
0

Teşekkür ettim, beğendiyseniz ne mutlu ^^

Yalnız ufak bir değişiklik yaptım. Tekrar okumak istemeyenler için changelog:

- yatağın yanında dolap değil ikinci bir pencere var.
- peri o pencereden geliyor.
- kız perinin peşinden dolaba girmiyor, pencereden atlıyor ya da çıkıyor.
Logged

try again fail again fail better
Wanderer
Basilisk
****

Rom: 28
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1496


Uzun günler ve hoş geceler dilerim.

Yazar Puanı: +6

Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : 23 Haziran 2011, 14:46:38 »
0

Narnia benzetmelerinin önünü almış olmuşsun, iyi olmuş bu.
Logged

May the force, be with you.
hanne
Kerberos
**

Rom: 4
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 328


maybe one day...

Yazar Puanı: 0

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 02 Temmuz 2011, 15:41:03 »
0

benim de zevkle okuduğum bir hikaye bu olayları sanırım hepimiz yaşadık.
kardeşimin dişi çıktığında dişi alıp yastığının altına para koymuştum,sonradan ben yaptım desem de onu inandıramadım . Cheesy
Logged

....Sanki bir erik ağacına çıkmıştım da orada üzüm yiyordum  ama bahçe sahibi gelince cevizleri neden yediğimi sormuştu....
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.18 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
Üste Git | Sitemiz; en iyi performans için Firefox veya Chrome internet tarayıcılarını önerir. | Sitemiz Wordpress ve SMF yazılımlarını kullanmıştır.