Kayıt Ol

Güç

Çevrimdışı Canina

  • ****
  • 1461
  • Rom: 39
  • There ought to be a law against you
    • Profili Görüntüle
    • Canina's
Güç
« : 13 Nisan 2009, 19:58:54 »
Gecenin karanlığında sessizce düşmanını bekliyordu. Bir eli hançerinde, bir eli kılıcında tetikteydi. Düşmanı geldiğinde sessizce lanet kafasını uçuracak, efendisine götürecekti. Yavaşça kılıç tutan elini yüzüne götürdü ve yanağını kaşıdı. Kışladayken uyuz kapmıştı büyük ihtimal. Bu onu uyuz ediyordu. Yüzünde ve vücun da kaşımaktan dolayı oluşan yaralar vardı. Ve sürekli kaşındıkları için geçmiyorlardı. Normalde sarı olan derisi, kaşımaktan yer yer kızarmış, bazı yerlerde ise deri iyice gitmişti ve derinin altındaki yağ tabakası görünüyordu.

Ortalama bir insandan daha uzundu. Ama birazdan burada olması gereken rakibinden uzun değildi. O lanet heriften uzun olan pek az kişi vardı zaten. Siyah gözleri vardı. Simsiyah. Bazen insanlar onun gözlerinin içine bakamazlardı. Çünkü hayatı boyunca o kadar çok şey yaşamıştı ki, o yıllar birikimi gözlerine yansımıştı. Korku, heyecan, sevinç, öfke hepsi gözlerinde birleşmiş ve geriye duygusuz iki çift siyah öbek bırakmıştı. Eskiden gözlerinin Kahverengi olduğunu hatırlar gibiydi. Ondan öncede maviydi sanki. Efendisine hizmet etmeye başlamadan önce ki hayatında çok farklıydı. Hem kişilik hem de görünüş olarak.

Elini matarasına götürüp içinden bir yudum aldı. Susamıştı. Saatlerdir bekliyordu. Bir cesaretle saatine baktı. Durmuştu. Böyle lanet bir yerde çalışmaz tabii düşündü. Karşılık olarak bulunduğu mekan derinden sarsıldı. Bir tapınaktı burası. Çok eskilere ithaf edilmiş bir tapınak. Belki o doğmadan bile önceydi. Ve artık çökmek üzereydi. Yüzyıllar boyunca dayanmış bu bina şimdi temellerinden çökmek üzereydi, ve sadece en katta ayağı bir iskeletin koluna takılıp bir sütunu devirdi diyeydi bütün bu şamata. Anlamıyordu. Nasıl bir mimari zekadır? İçeriye onlar için en değerli şeyleri saklamış olmalılar.  Ölülerin dışında da bir şeyler vardı büyük ihtimalle. Bir kuşatma anında, gene en alt katta keşfettiği kapaktan herkesi dışarı çıkartıp, sonrada lanet sütuna bir tekme savuracaktı. Ama buna bile şansları olmamıştı herhalde. Tapınak bir kez daha sarsıldı. Duvarlardan tozlar düştü ama hiçbir tepki verdi.

Yanında ki ufak şeye baktı. Bir sehpa gibiydi. Ama tahtadan değildi. Taştan yapılmıştı. Sütun bile denebilirdi ama yerine sabit değildi ve duvarla kesişmiyordu, onun boyunun biraz yukarısında bitiyordu ve üzerinde bir testi vardı. Lanet bir testi! Bu kadar sarsılmaya hala ayakta durması şaşırtıcı. Ama lanet herif gelmez ise testide, oda bu yaşlı tapınakla beraber gömüleceklerdi. Ve içinden bir şey testinin o zamanda kırılmayacağını söylüyordu.  Ve tapınak bir kez daha sarsıldı. BU sefer çok uzağında değil, yaklaşık dört veya beş adım uzaklıkta bir yerde bir tavan parçası dökülmüştü. Ve inanılmaz derecede bir toz tabakası tavandan yere inmişti. Görüşünü de etkilemişti. Meşalelerin ışından uzaklaştı. Hala nasıl yandıklarını bilmiyordu ama iyi ki birisi onları yakıyordu.

İleriden gelen bir öksürük onu iyice köşesine yapışmaya zorladı. İşte gelmişti. Ezeli rakibi, kadim dostu ve düşmanı, belki de tek arkadaşı. Güvenebileceği tek insan. Ama aynı zamanda öldürmesi gereken tek insan.

Düşmanı, ki bundan sonra "Sarışın" diye bahsedeceğim, ilerliyordu. Ona doğru geliyordu. Ayak seslerini duyabiliyordu artık. Tabii ki bunlar Sarışın'ın ayak sesleri değildi. Yanında iki kişi daha olmalıydı. Bu kötü olmuştu. Önce onları öldürmesi gerekecekti. Bu da Sarışın'ı sessizce öldürme planını bozuyordu. İlk Sarışına yönelirse bütün dikkati onun üstünde olacaktı, ve başka darbelere açık olacaktı. Gerçi Sarışın onurlu bir adamdı. Birebir dövüşmek isterdi. Ama yanındakiler iki kaşının ortasına bir mermi patlamadan onlarla konuşabilir miydi bilmiyordu. Kendiside mermi kullanamazdı. Sarışın bunu hemen hissederdi. O güçte bir silahı hissetmemek mümkün değil bu ikisi için. Özellikle de Sarışın için. Ve o hissediyordu Sarışının yanındakilerden birinin elinde silah vardı. O kadar büyük bir güç yayıyordu ki görebiliyordu neredeyse revolver’i. Karanlıkta kırmızı kırmızı parlıyor gibi hissetti. Silah tam sağında en fazla on ayak mesafedeydi. Sessizce kılıcını çekti. Bir eliyle de hançerine davrandı.

Artık neredeyse önüne gelmişlerdi. Onları görebiliyordu. Sarışın dışında iki kişi daha vardı. Bir kadın ve bir adam. İkisini de tanımıyordu. Kadın tekerlikli sandalyedeydi. Buraya kadar nasıl geldiği merak etti. Ama önemsemedi. İyice heyecanlanmıştı. Sonunda, yüzyıllardır süren savaşları bitecekti. Ama Sarışın şüphelenmişti. Üzerinde ki güç kalıntısını hissetmiş olacak ki yanındaki sefilleri durdurdu.

"Artık çıkabilirsin" dedi Sarışın. Adam ve kadın şaşkın şaşkın, ne olduğunu anlamadan, bakıyorlardı. Seslice küfredip ortaya çıktı. Kadın ve adam hemen altı patlarlarını çektiler. İlginç. Birini hissetmemişti."Bunlar kim? Gene gönüllü olarak onlara bakıcılık mı ediyorsun? Anlamıyor musun bu pislikler senin ölümüne sebep olacak bir gün. Ki öylede olacak bu gün hepiniz öleceksiniz." dedi saatlerdir bekleyen adam.

Bakışma faslı başladı herkes birbirine bakıyordu. Sarışın kılıcı ve hançeri işaret etti. Saatlerdir bekleyen adam başıyla onaylayarak kınına geri soktu. Onurlu bir çarpışma istiyordu. Ama görünüşe göre adam ve kadın böyle düşünmüyordu, çünkü altı patlarlarının horozunu geri çekmeye başlamışlardı. Olay çok çabuk oldu. İki el ateş edildi. Adam ve kadın yere düştü. Ve evet kadında yere düştü.

Sarışın kafasını bile çevirmemişti. Saatlerdir bekleyen adam, umursamazca omuz silkti. Sarışında umursamıyormuş gibi görünüyordu. Yavaşça cebinden bir puro çıkardı ve yaktı. Saatlerdir bekleyen adam, "Onu kapalı mekanda içmemelisin, özelliklede burada." dedi. Lafını bitirdikten sonra bakışma faslı tekrar başladı. Dar koridorda iki ezeli rakip birbirini tartıyor ve biride sigara içiyordu. İlk hamleyi "Saatlerdir bekleyen adam" yaptı. Yaptığı şeyde ateş etmek oldu. Sarışın hızlıca hançerini çekti ve mermiyi ortadan ikiye böldü. Saatlerdir bekleyen adam altı patları sol eline aldı ve sağ eliyle belinde asılı duran kılıcı çekti. İki el daha ateş ettikten sonra rakibinin üstüne saldırdı. Ama sarışın hazırlıklıydı.

On beş veya yirmi dakika boyunca kazanan veya kaybeden olmadan kılıç çarpıştırdılar. Saatlerdir bekleyen adamın elinde hala altı patlar vardı ve hala üç kurşunu vardı. Yavaşça geriye sıçrayıp rakibinden uzaklaştı. Biraz nefeslenmek istiyordu. Ama sağ eline bir darbe aldı. Sarışında silahını seçmiş ve ateş etmişti. O kadar hızlıydı ve sessizdi ki saatlerdir bekleyen adam silahını çektiğini bile fark etmemişti. "Sen şu ana kadar gelenlerin en zayıfısın. Bunu sana söylemiş miydim?" dedi sarışın. Saatlerdir bekleyen adamın sinir köpürmüştü. Kılıcı yere düşmüştü artık ve sol elide yanında duruyordu. Yapabileceği pek bir şey yoktu. Kolunu kaldırana kadar o iki el ateş edebilirdi. Ve öylede oldu.
Kurşunlardan biri saatlerdir bekleyen adamın omzuna isabet etti. Diğeri ona gelmedi. Ama ilk kurşun onu geriye sürüklemiş ve saatlerce beklediği yere doğru itmişti. Sırtını da lanet testinin durduğu sütuna benzeyen şeye çarpmıştı. Diğer kurşunun merak nereye gittiğini merak etti. kulağına bir dönme sesi geliyordu. Sarışında şaşırmış olacak ki, dikkati dağılmış ve saatlerdi bekleyen adamın üzerinde bir şeye bakıyordu. Adam sol elini kaldırdı ve üç el ateş etti. Bir daha dolduramayacağını biliyordu ama en azından ölmeden önce lanet herifi de onunla götürmek istiyordu.

Kurşunlardan ikisinden başarıyla sıyrıldı ama üçüncüsünde Sarışın o kadar şanslı değildi. Üçüncü kurşundan kısmen kaçabilmişti. Onu sıyırmıştı ama sıyırdığı yer gözüydü. Sol gözü. Kan ve göz irisi akıyordu. Sinirlenmiş görünüyordu. Elini kaldırdı. Elinde hiçbir şey yoktu. Bir süre hareket etmedi. Sonra elinde gücü biriktirdiğini fark etti. Çok fazla toplamamış olacak ki, duvar vurduğunda duvar çökmedi. Ama sarsıntı bir dalga halinde geldi ve saatlerdir bekleyen adamı vurdu. Ona bir şey olmadı tabii ki. Bu çok basit bir saldırıydı onun için. Ama Sarışının amacı başkaydı.
Saatlerdir bekleyen adamın nefret ettiği asla kırılmaya testi sallanarak dönüyordu. Sarışının kurşunlarından biri ona gelmiş ve dönmeye başlamıştı. Daha sonra saatlerdir bekleyen adam sırtını sütunumsu şeye vurmuş ve testiyi iyice uca getirmişti. Sarışının şimdi ki hamlesi de lanet olasıca testiyi düşürmeye yetti ve testi düştü. Tamda altında ki kişinin kafasına. Saatlerdir bekleyen adamın hatırladığı son şey lanet testinin hala kırılmadan ayak ucunda durduğuydu.

Sarışın ise tapınaktan çıkmış, yıkılmasını izliyordu. Daha sonraki yıllarda öğrencilerinden birine şöyle anlatacaktı,

"Ve o gün benim en iyi tanıdığım "Kötü" öldü. Yerine bir başkası mı geldi, yoksa ruhumu değişti bilemem. Ama onu bir daha gördüğümde aynı adam değildi. Onu öldürdüğümü sanıyordum açıkçası. Ama yanılmışım. Ama kesin olan bir şey var ki benim tanıdığım Kötü, o gün o çöken tapınakta öldü. Ve tam emin değilim ama rüzgarda bir ses duyduğuma yemin edebilirim. İşimiz bitmedi diyordu sanki bana. Tabii ki böyle demiyordu ama böyle hissettiriyordu."

Çevrimdışı Canina

  • ****
  • 1461
  • Rom: 39
  • There ought to be a law against you
    • Profili Görüntüle
    • Canina's
Ynt: Güç
« Yanıtla #1 : 14 Nisan 2009, 22:31:06 »
Ani bir gazla yazdığım bir yazı umarım beğenirsiniz :F.

Çevrimdışı magicalbronze

  • *
  • 4075
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: Güç
« Yanıtla #2 : 15 Nisan 2009, 18:05:18 »
Sanırım bugün hızımı alamadım el atmışken bunu da okuyayım dedim. :D Okuduğum en ilginç denemelerden biriydi diyebilirdim. Hikayenin ortasından başlamış hissini veriyor daha sonra kopacakmış gibi oluyorken tekrar sarıyor. Baız cümleleri anlamadım, örneğin burada "...Yüzyıllar boyunca dayanmış bu bina şimdi temellerinden çökmek üzereydi, ve sadece en katta ayağı bir iskeletin koluna takılıp bir sütunu devirdi diyeydi bütün bu şamata...." 've'den sonraki kısmı mesela.

Sonu güzel bağlamışsın derin bakmışsın olaya, eline sağlık. Genel olarak beğendim.
"Her neyse sahip olunan, doğar ve ölür.
Bu nefsi müziğin içinde sıkışmış herkes
İhmal eder ölümsüz aklın harikalarını."
- William Butler Yeats, "Sailing to Byzantium "

Çevrimdışı Canina

  • ****
  • 1461
  • Rom: 39
  • There ought to be a law against you
    • Profili Görüntüle
    • Canina's
Ynt: Güç
« Yanıtla #3 : 15 Nisan 2009, 18:11:48 »
Yorumun için teşekkür ederim. İsimleride Clint Eastwood'un İyi, kötü ve çirkin filminden arakladım. İsim bulma konusunda hep kötü olmuşumdur :D

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Güç
« Yanıtla #3 : 15 Nisan 2009, 18:11:48 »