Kayıt Ol

Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi

Çevrimdışı Arrnek

  • *
  • 15
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« : 21 Temmuz 2014, 23:08:52 »
Merhabalar,

Aklıma bir anda gelen hikayeleri bu konu altında paylaşmak istedim, ayrı ayrı başlık açmaktansa tek bir konu altında seri olarak paylaşmak işime gelir diye düşündüm. Umarım hikayelerimi beğenirsiniz.

Hikaye 1: Kuzeyliler ve Güneyliler

Bu hikaye uzun süredir kafamdaydı, nasıl yansıtsam bilemedim ve oturdum bilgisayarın başına. Cümleler ardı ardına geldi. Eh, olduğu kadar dedim ve paylaştım. Umarım beğenirsiniz.


"Tüm birlikler hazır mı?"

Kral Ahmet yüzü beş karış şekilde Vezir Tunç Bey'e emirvaki konuşuyordu.

Yüzünden boncuk boncuk ter akıyordu. Yüzünden akan terini, elinde sıkıca tuttuğu haritayla sildi. Haritayı yüzünden çektikten sonra, Vezir Tunç Bey, Kral Ahmet'in yüzünde oluşmuş mürekkep izlerini gördüğünde gülümsemeden edemedi.

Kral Ahmet'in elleri titriyordu. Bugün, akşam üzerine doğru Güneylilerle büyük bir savaşları vardı. Vezir Tunç bey olayın ciddiyetini hatırlamış olacak ki yüzündeki gülümsemenin yerini çatık kaş ve somurtkan bir surata bırakmıştı.

Kuzey'de olaylar böyleydi. Güney'de de durum bundan farksız değildi. Kral Mehmet, Kral Ahmet'e nazaran daha sakin bir yapıya sahipti. Tedbirlerini önceden almış, savaş stratejilerini her gece çalışmıştı. Savaş için tüm askerlerini bir gece önceden Kraliyet Sarayı'nın önünde hazırolda bekletmişti. Vezirini odasına çağırdı ve tek kelime dahi etmeden, kılıcını alıp Veziriyle, ordunun yanına indiler.

Orduyla birlikte harekete geçti Güneyli'ler. Bir tepenin başına geldiklerinde aşağıda Kuzeyli'lerin olduğunu gördü Kral Mehmet ve askerlerine onlar başlamadan hiç bir karşılık vermeyeceklerini tembihledi. Kuzeyliler bembeyaz giyinmişti. Güneyliler de tam aksi siyahlara bürünmüştü.

Güneyliler aşağıya inince Kuzeyliler arasında bir kıpraşma oldu ve iki kralda birbirine yaklaştı. Tokalaştılar. Bu durum eskilerin adetiydi. Ne olursa olsun adet yerini buldu. Krallar yüzleri birbirlerine dönük geri adımlar ata ata ordularının başlarına geldiler. Beyazlar içerisinde ki Kral Ahmet sağ kolunu havaya kaldırdı ve bağırdı:

"Piyon e4!"...

Çevrimdışı myn131

  • *
  • 14
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #1 : 22 Temmuz 2014, 20:43:48 »
okurken biraz basit kaçmış savaş sahnen daha uzun olabilirdi diyecektim ki son cümle ile tüm düşüncelerimi altüst ettin :D sonu çok hoşuma gitti hiç beklemediğim bir şeydi tebrik ederim :)
Yazım ve noktalamaya gelince gözüme pek bir hata çarpmadı açıkçası çokta anlamam zaten bu işlerden lakin forum ölmüş dostum. İnsanlar yorumlanmak için,okunmak için yazılarını koyuyorlar ki hataları görülebilsin.
Ben beğendim ve takipçisiyim konunun. Devamını bekliyorum :)

Çevrimdışı Aget

  • *
  • 14
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2014, 21:30:39 »
1. Kral Ahmet/Mehmet kulağa çok komik geliyor. :D Ahmet ile Mehmet'e kral yerine şah diyebilirdiniz mesela. Kralın sağ kolluna vezir denmez; padişahınkine denir.


2. "Yüzünden boncuk boncuk ter akıyordu. Yüzünden akan terini" "yüzünden" kelimesi üst üste kullanıldığı için metnin akıcılığı zedeleniyor. Peşi sıra aynı kelimeyi kullanmaktan kaçınmalısınız.

3. "...Güneyli'ler. Bir tepenin başına geldiklerinde aşağıda Kuzeyli'lerin..." çoğul ekleri kesme işareti ile ayrılmaz.

Bu basit hatalar dışında başarılı bir hikaye. Tebrik ederim, güzel fikir.

Çevrimdışı

  • ***
  • 581
  • Rom: 47
  • Hayvan Yemeyelim!
    • Profili Görüntüle
    • http://bulentozgun.blogspot.com/
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #3 : 22 Temmuz 2014, 21:33:55 »
Eğlenceli bir öykü olmuş. Uzunluğu da gayet iyi. Daha uzun olsaydı öykü ereğinden sapardı. Lakin, sona odaklanan öyküler bitirince iyi bir tat verse de sık sık böyle öyküler okumak veya yazmak bizi bir fıkra veya anekdot yazıcısına dönüştürebilir.

Öykülerinizi okumak isterim, bundan keyif aldım. Elinize sağlık.

Çevrimdışı Arrnek

  • *
  • 15
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #4 : 24 Temmuz 2014, 18:06:16 »
Öncelikle yorumlar için teker teker teşekkür ediyorum.

@myn131: Benim de aklıma o son yoktu. Yatarken aklıma geldi, hayal kuruyordum. Satranç tahtamı gördüm dolabın üzerinde, bir anda aklıma geldi. Sonunu öyle bağladım. Teşekkürler.

@Aget: Unutmadan hemen yazmak istedim, sonunu unutmayayım diye. Artık yavaş yavaş yaya yaya yazacağım, eleştirileriniz beni mutlu etti. Çok sağ olun.

@periyodik neşriyat: Sizden yorum almak beni ayrı sevindirdi, yorumunuz için teşekkür ediyorum.

Hikaye 2: Turbolu Sinek

Bir amacı yok hikayenin, bir yere de bağlanmıyor. Turbolu sinek terimi geldi aklıma. Oradan türettim. Umarım beğenirsiniz.

Hava bunaltıcı derecede sıcaktı. Odanın içerisinde bir çocuk oturuyordu. Burası onun odasıydı. Oda aşırı derecede dağınıktı. Her ay başı özenle toplanmasına rağmen. Odanın bu dağınıklığı çocuğun görünüşüne de vurmuştu. Saçları şekilsizdi. Bir kaç saç teli "Kalk gidelim" derken, diğer saç telleri "Oturun, nereye gidiyorsunuz" der gibiydi. Hepsi farklı yönleri gösteriyordu.

Odanın camı sonuna kadar açıktı. Açık olmasına rağmen çocuk terliyordu. Oda da bir masa, yerde bir kilim, camın hemen altında dağınık bir yatak ve çocuğun üzerinde oturduğu bir sandalye vardı. Çocuk sandalyeye yayılmış bir şekilde oturuyordu. Donuk bir haldeydi. Havanın sıcaklığı yüzünden mayışmıştı. Gözleri yere bakıyordu. Ritmik bir şekilde parmaklarını şıklatıyordu. Odada ki tek ses buydu.

Ta ki açık camdan fırsat bilip içeriye giren sineğin kanat çırpışı dışında. Önce çocuğun ayağına kondu. Çocuk hala kıpırdamamıştı. Sadece gözlerini oynatıp, sineğe baktı. Gözlerini kıstı. Sineğin gözüne doğru bakıyordu. Sinek mesajı almışçasına çocuğun bacağından kalktı ve havada rastgele uçmaya başladı. Belli bir rotası yoktu. Çocuk iki eliyle destek alarak sandalyede dik bir şekilde oturdu. Eliyle bir alkış tuttu çocuk. Sinek çocuğa bakmak için arkasını döndü ve cama yapıştı.

Çocuk ayağa kalktı. Sineğin yanına doğru ilerledi. Yüzünde bi acıma ifadesi vardı, sonra gülmeye başladı. Kahkahalar atıyordu. Sinekten bir ses daha geldi. Çocuk gülmeye devam ederken sineğe tekrardan baktı. Yatağına uzandı ve bir yastık aldı. Yastığı iki eliyle tutup, başının üstüne kadar kaldırdı. Tam indirecekti ki sinek cebinden bir turbo çıkardı. Kanatları yerine taktı. Ve hızla oradan uzaklaştı. Bu sinek başkaydı. Turbolu sinekti...

Çevrimdışı Arrnek

  • *
  • 15
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #5 : 24 Temmuz 2014, 19:45:08 »
Hikaye 3: Elma Serisi

Elma 1

Yıllar önce bir ağaç vardı. Sonbaharda ağlayıp yaprak döken, ilk baharda neşelenip çiçek açan bir ağaç. Uzundu, dalları göklere değecek kadar. İnceydi bir kıl tanesi gibi. Kimi sevgililerin kaçamak yeri, kimi yalnızların dostu olmuştu. Dallarına binbir kuş konmuştu, varolduğu günden beri yağmurla besleniyordu. Yağmur onu şefkatle büyütmüştü. Belki de yağmurun çocuğuydu. Kimi zaman güneş gibi dost mu düşman mı anlayamadığı biriyle karşılaşıyordu. Bazı zamanlar onu kurutuyor, bazı zamanlar dallarında meyveler açmasına sebeb oluyordu. Büyük ihtimalle iyi biriydi.

Bir gün, yine her zaman ki gibi hafif esen bir rüzgarla dalları sallanırken, gündoğumunu seyrediyordu ağaç. Karşısında belli belirsiz bir silüet belirdi. Yaşlı gözleriyle ne olduğunu anlayamamıştı. Rahatlatıcı bir şarkı gibi ses duydu. Anlık bir sesti. Ve dalları arasında ki şanslı bir dalın ucuna elma asılmıştı. Silüet gülümsüyordu. Elma alabildiğine kırmızı ve ilgi çekiciydi. Olgunlaşmış bir elmaydı. Yaşlı ağaç ne olduğunu anlayamamıştı. Elmaya bakarak gençliğini görüyordu. Bir zamanlar o da böyle ilgi çekiciydi.

Günler geçti, aylar günleri kovaladı, yıllar birbirini ite kaka geçti. Hangi zamana geldikleri meçhul, ağaç ile elma hala yıllar öncesinde ki gibi dostane yaşarlarken gülme sesleri yankılandı boşlukta. Ağaç gözlerini elmadan ayırdı ve tam karşısından gelenlere baktı. Bir adam ile bir kadın. Çıplaktılar. Önlerinde yaprak benzeri bir şey vardı. Ek olarak sadece kadının göğüs bölgesinde de vardı.

Adam ile kadın ilk ağacı farkettiler. Daha doğrusu elmayı. Ve elmaya yöneldiler. Kafalarıyla etrafa baktılar. Bembeyazdı etraf. Boşluktaydılar. Elmayı koparıp ısırdılar. Ve bir anda silüet yeniden göründü. Bu sefer kızgın gibiydi. Bağırıp çağırmaya başladı. Ve adam ile kadın ortadan yok oldular. Ağaç ağlamaya başladı. elma yerde 1/4'ü ısırık bir biçimde duruyordu. Ağaç ona bakarak solmaya başladı. Yıllar geçtikçe yaşlanıyordu.

Son demlerinde silüetle görüşmek istedi. Ağzı var konuşamıyordu. Silüeti düşünmeye başladı. Düşündüğü an silüet karşısına dikildi. Ağaç konuşamadığı için düşünmeye başladı. Neden elmayı yedikten sonra buradan gittiler? Bu elmayı sen koymadın mı? Silüetin sesi yankılanarak geliyordu. Evet, ama yasaklı bir elmaydı o. Isırmamaları gerekliydi. dedi Silüet. Elma hala kıpkırmızıydı, ısırılmış olsa da. Ağaç solup gitmişti. Elma hala yerde duruyordu. Ne bilebilirdi ki, birilerinin Cennet'ten kovulmasına neden olacağını. Sadece bir elmaydı. Kırmızı bir elma.

Çevrimdışı Arrnek

  • *
  • 15
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #6 : 24 Temmuz 2014, 19:55:10 »
Hikaye 2: Elma Serisi

Elma 2

Bir elma vardı. Yemyeşil bir elma. Yıllar önceki atası kadar bahtsız değildi. Ama onun kadar güzeldi. Yine dost olduğu bir ağaç ile günlerini geçiriyordu. Bir adam geldi yanlarına. Orta boylu, hafif uzun saçlı ve zeki birine benzeyen bir adam. Ağaca yaslandı ilk önce. Sonrasında sol eliyle destek alarak yere oturdu.

Adamın elinde bir kağıt ve kalem vardı. Notlar alıyordu. Kimi zaman kafasını gökyüzüne kaldırıyor ve bir şeyi sormak istiyor gibiydi. Kalemi elinde havaya atıp tutuyordu. Bir anda suratını ekşitti. Kalemi tekrardan attı ve kalem yeniden eline düştü. Bu duruma anlam verememişti. Notlar almaya başladı.

O sırada göklerde, bulutların arkasında silüet tekrardan belirdi. Kimseler onu göremiyordu. O herşeyden farklıydı. Ama herşeyi içeriyordu. Onu göremezdiniz, ama içinizde hissedebilirsiniz. Ve silüet bir şeyler mırıldandı. Yanında bembeyaz kanatlı bir çocuk vardı. İlk önce gülümsedi, sonra bulutların arasından adamın yanına doğru ilerledi.

Çocuk ağacın tepesine gelmişti. Adam kaleme ters ters bakıyordu. Çocuk kafasını kaldırıp göğe baktı ve silüet başını onay verircesine salldı. Çocuk eliyle elmaya dokundu ve elma adamın kafasına düştü. Adam kafasını kaldırdı ve ağaca baktı, sonra elmaya. Sonra tekrardan ağaca. Ve tekrardan elmaya. Kafasında bir fikir belirmiş gibiydi. Gülümsemeye başladı. Bu olaya isim veremiyordu. Ama bu elma ona bugün aklına takılan olayı kafasına düşerek çözmüştü. Elmayı eline aldı ve elmadan bir ısırık aldı adam.

Elma anlam verememişti, nereden bilecekti Yerçekimi Kanununun bulunmasına neden olacağını. Atalarından daha çok işe yaramıştı. Onlardan daha şanslıydı. Ama hala elmaydı. Yeşil bir elma.

Çevrimdışı Aget

  • *
  • 14
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #7 : 24 Temmuz 2014, 22:48:16 »
Ne söyleyeceğimi bilemiyorum, elmalarla ilgili olan hikayelerin o kadar çok hoşuma gitti ki, muhteşem. Eline, böyle fikirler üreten aklına sağlık diyeyim. Forumda böyle güzel hikayeler görmek çok mutlu etti beni.

2 Elmanın birbirleriyle tam bir tezat teşkil eden öyküleri. Tebrik ederim.

Tanrı ha ? :D

Yazmayı asla bırakma dostum.

Çevrimdışı Arrnek

  • *
  • 15
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #8 : 25 Temmuz 2014, 10:53:00 »
@Aget: Çok teşekkür ederim. Serinin son bölümü Elma 3'ü bugün yazacağım. Bugün için aklımda 1-2 konu daha var. Umarım yansıtabilirim. Teşekkürler tekrardan.

Çevrimdışı Aget

  • *
  • 14
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #9 : 28 Temmuz 2014, 02:10:06 »
Tahmin edim. Steve Jobs ? :)

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Hayat Kadar Kısa Hikayeler Serisi
« Yanıtla #9 : 28 Temmuz 2014, 02:10:06 »