Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Kurgu Güncesi => Kurgu İskelesi => Konuyu başlatan: Rüzgar Adam - 25 Temmuz 2012, 04:55:15

Başlık: Bacaksız[11/24]
Gönderen: Rüzgar Adam - 25 Temmuz 2012, 04:55:15
Spoiler: Göster
Ég Átti Erfiða Æsku adlı müziğe göre yazılmıştır.Bu Tarz bildiğiniz müzikler var ise lütfen bana özel ileti yoluyla ulaşabilirsiniz...



                                       (http://uppix.net/9/e/5/0d374a9a1490e9d5180c0ddc13e87tt.jpg) (http://uppix.net/9/e/5/0d374a9a1490e9d5180c0ddc13e87.html)



      Buraya geldikten sonra bütün hayallerinden vazgeçmişti çevresi tamamen dağılmış o eski arkadaşları artık yanında değildi uçsuz bucaksız bu evrende tek başına kala kalmıştı. Şimdi adını bile bilmediği bir kasabada bir otelde salonda denilebilirdi buna tuvalet temizliyordu. Eski günleri aklına gelince kendi kendine gülüyor,dalga geçiyor sonra tek bir noktaya uzun süre bakmaya başlıyordu. İçeriden bu dış dünya kolay gözükmüştü fakat kolay değildi, bütün sevdiklerinin geride bırakmanın acısını kalbine gömmüştü.



       Eskilere dalarken kafasını sağa sola hızlı bir şekilde çevirerek olanları bir kenara fırlatmış gibi düşürdüğü fırçayı eline alıp tekrar kaldığı işine geri dönmüştü. Hızlı bir şekilde temizliyordu aksi takdirde Baston bacak Betty kızacak ona bugünlük ekmeğini vermeyecekti. Bu otelde para için çalışmıyordu zaten Betty kimseye para vermezdi çalışanlara her gün çalıştığı kadar ekmek veriyordu. Betty’nin dediği yapılmazsa o gün ekmek vermiyor aç bırakıyordu.



        Çalışanların hepsi Betty dediklerini yapmak için elinden geleni yapsa da bazı isteklerini yapılmadı zaman çalışanları aç bırakıyordu. Bazı çalışanlar açlık yüzünden ölmüştü. Tuvalet temizliğini bitirmek üzereyken ‘’Bacaksız buraya gel hemen!’’ İsmi bacaksız değildi fakat Betty ona bu şekilde sesleniyordu. Hemen ayağa kalkıp elindeki fırçayı kovanın içine attı. Kapıyı açıp içi su dolu kova ile birlikte dışarıya çıktı. Kapıyı sessiz bir şekilde kapattı. Gündüzleri Salon boş oluyordu, birkaç kişi dışında kimse gelmezdi gelenlerin çoğu yabancı kişilerdi. Günde bir veya iki yabancı gelir oda kiralarlar birkaç gün kaldıktan sonra giderlerdi. Sürekli kalan müşterisi yoktu odaların çoğu boştu. Odalar daha çok geceleri zevk eğlenceleri için kullanılıyordu.



       Betty koltuğunda oturmuş ayaklarını tahta sehpanın üzerine atmıştı. Baston olan ayağı yerdeydi, Bacaksız karşısına dikilmişti. Betty oldukça şişman yanakları tombul dudağına sürdüğü ruj ağzından taşmış yanaklarına bulaşmıştı. Normalde komik bir görüntü oluşturmasına rağmen her zaman asık suratı ile yüzündeki o ruj karmaşasını insana komikliğini unutturabiliyordu. Bacaksız ellerini birbirine kavuşturmuş boynunu eğmişti. Betty neredeyse üç insan genişliğinde boyu da 2 metre civarıydı belki de daha fazlaydı. Bacaksız onun hakkında duyduğu tek şey eskiden Soylular için çalışmış olmasıydı. Bu kasaba da istediğini yaptırabilmenin gücünü Soyluların verdiğini düşünüyordu.



       Betty sinirli bir tavırla ‘’Git dışarıda salon’umun önünde ölen adamı kasabanın dışına göm’’ Bacaksız hiçbir şey söylemeden Betty’nin yanından uzaklaşmıştı. Boynunu kaldırıp yürümeye başladı salon’un çift taraflı açılan kapısının iki eli ile açtıktan sonra kapının tam önünde merdivenlerinin önünde ölen adama baktı. Yanında iki cüsseli adam önlerine bakıyordu. Bunlar Betty köpek olarak tabir ettiği adamlardı Betty tuvalete gitmelerine izin vermese oldukları yere sıçacak kadar Betty bağlıydılar. Bacaksız onlara hiçbir şey sormadı zaten sorsa bile dönüp yüzüne bile bakmazlardı.



       Onlar sadece Betty’ye ve ara sıra gelen önemli kişilerle konuşurlardı. O da Betty istediği için. Bacaksız adamın kafasının olduğu yere gelerek eğildi. Elleri ile adamın başını yokluyordu. Adamın kafasını kendisine doğru biraz çevirdi. Ağzını açtı kafasını biraz aşağıya indirdi. Burnu ile koklamaya başladı. Adamın açlıktan öldüğünü anlamıştı. Bu sefer bir çalışan değil sıradan bir yabancıydı. Ayağa kalktı adamın ayaklarını tuttu. Merdivenlerden aşağıya attı. Adam çapraz bir şekilde uzanıyordu salon’a karşı. Bacaksız ölü adamın ayaklarını yeniden tuttu. Ona arkasını dönerek sürüklemeye başladı.



        Kasabanın giriş yönüne doğru götürmeye karar verdi zaten bütün ölen adamları oraya götürüyordu. Bu işi pek çok kez yapmıştı. Ölü insanları kasabanın girişindeki ufak tepeye götürüyor oraya gömüyordu. Başına da bir tahta parçası dikiyordu. Şimdiden o ufak tepe mezarlık gibi olmuştu. Gömdüğü her adam veya kadın’ın başına tahta dikiyordu. Rüzgâr kasabanın giriş tarafından neredeyse hiç esmediği için Tahtalar yerinden fırlayıp uçsuz bucaksız çöle karışmıyordu, yinede birkaç ayda bir eksinini ve bütün mezar tahtalarını götürdüğüne şahit olmuştu. Bacaksız adamını kasabanın dışına sürüklerken her zaman söylediği ‘’Boş ver dünya’’ şarkısını söylüyordu.Verilen görevi en hızlı şekilde gerçekleştirmek için oldukça hızlı bir şekilde hareket ediyordu.Tepeye vardığında ise adamın önemli eşyası olup olmadığına bakacaktı.





Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: duhan - 25 Temmuz 2012, 11:21:07
inanılmaz yorucu bir yazı olmuş. blok halinde bir bölüm, aralarda hiç virgül göremedim. paragraflara bölersen korkutucu ve yorucu bir yazı olmaktan kurtulacak.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Jean Valjean - 25 Temmuz 2012, 11:36:32
Yukarıda yazılanlara katılmakla birlikte düzenlemelerle çok güzel bir yazı çıkabileceği kanısındayım. Ancak hop diye başlamak benim için ani oldu biraz, adeta bir romanın içinden alınmış bir paragraf gibi geliyor bana şu anda. Devamı olursa her şey değişebilir tabi.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 25 Temmuz 2012, 21:48:00
Vaktim olduğu zaman gerekli düzenlemeleri yapmaya çalışacağım.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 25 Temmuz 2012, 23:38:32
Spoiler: Göster
Aynı şarkıya devam yapabilirsem ilk 4 bölümü aynı şarkı eşliğinde yazmayı düşünüyorum.


2 Bölüm

     Kısa sürede kasabanın dışına çıkmıştı. Gündüz vakti insanlar dışarıda dolaşmıyordu. Hava öldürücü derecede bir sıcaklığa sahipti. Kulağının içinden bile ter damlası damlıyordu yere. Aylardan beri bu toprağa tem damlalarından başka hiçbir şey düşmemişti. İnsanlar bahçelerinde eski kuyularda ki suları içiyorlardı.

    Kasabanın nüfusu çok azalmıştı çoğu insan buradan kaçmaya çalışırken kalanlar ise susuzluk ve açlıktan ölmüşlerdi.Kasabanın çıkışında kuzey de kalan çöl tepelerinin orada birkaç kaktüs bitkisi kalmıştı su ihtiyacı karşılayabilecek, işte onlarda bittiğinde bu kasaba tamamen yok olacaktı. Bacaksızın ayakları kumlara batsa da ufak tepeyi tırmanmıştı. Yutkunsa bile boğasından midesine su gitmeyecek kadar susuz kalmıştı. Tepenin diğer tarafına geçtiğinde ise adamın üzerini aramak için yere eğildi. İlk aradığı pantolonun cebiydi. İki cebine de ellerini aynı anda sokup çıkardı karıştırmamıştı bile.

     Tek bulduğu bir silah mermisiydi. Adamın üzerinde bir mermi çıktığına göre bir silahı da olmalı diye düşünmüştü. Yaka ceplerini iyice aradı belki bir bütün halde olmadığı düşünerekten böyle bir şey yapmıştı. Bütün çabaları sonuçsuzdu. Adamın üzerinden bir mermi ve bir dinardan başka hiçbir şey yoktu. Bacaksız dinarı cebine koydu en son adamın pantolonunu çıkarmayı düşündü belki iç çamaşırının arasına bir şeyler saklamış olabileceğini düşünüyordu. Bir ümitte olsa bir şeyler çıkmasını bekliyordu özellikle para edebilecek bir şeyler. Ter yüzünden bedenine yapışmış kot pantolonu biraz zorlukla çıkarmıştı. 

      Pantolonu çıkardığı anda apış arası kokusu duyulmaya başlamıştı. Adam yolculuktayken kaç kez pişik olduğunu tahmin bile edemiyordu. Yinede pis kokudan dolayı elini burnuna götürmemişti. Bazen kendi sininde böyle koktuğunu düşününce o kadar da kötü bir koku sayılmazdı, en önemlisi alışmaktı bu kokuya o bunu çoktan yapmıştı. Adamın iç çamaşırında da hızlı bir şekilde indirmişti fakat umduğunu bulamamıştı. Adam hadım edilmiş kasığının üzerinde H harfi çizilmişti.

      Bu harfin anlamı Hegon Bölgesinde yaşadığını gösteren bir kanıttı. Bu adam Hegon bölgesinden kaçarak birçok insan’ın yapamadığı yapmış ama hayatta kalmayı başaramamıştı. İç çamaşırı tekrar kapatmıştı kasıklarını. Elini kasıklarının üstünden adamın karın boşluğuna soktu biraz daha derinlere inince eline sert bir şey gelmişti. Hemen yakalayabildiğini yavaş bir şekilde çekti elinden kaymaması gerekiyordu. Adamın üzerine tamamen soysaydı, işi çok kolay olacaktı. Adamın bu sıcakta neredeyse kışlık kıyafet giymesi dikkatini çekmişti. Biraz daha elini aşağıya doğru kaydırdı, bulduğu şeyin ucunu tamamen kavrayarak hızlıca kendisine doğru çekti sonunda elindeydi. Gözlerinin önünde sallıyordu.

       Bir hazine bulsa bu kadar sevinmezdi. Bulduğu şey bir hazineden daha değerliydi. Bir mermi ve bir silah en az bir lokma ekmek ve bir bardak su kadar değerliydi hatta daha değerliydi silahlar bunları zorla alabilirdin. Bacaksız hak ettiği ekmeği almak istiyordu. Bu gece tok uyumalıydı gökyüzünde yıldızlara karnı tok bir şekilde bakarak uyumak hayaliydi. Bu hayalini gerçekleştirmek yine kendisinin elindeydi. En son gömdüğü kadının başına geldi yerdeki küreği aldı. Bugüne kadar 60dan fazla insan gömmüştü fakat sadece görünürlerde 8-9 tane mezarlık vardı. Diğerlerinin yerini çöl rüzgârları kaybettirmişti.

     Adamın son gömdüğü kadının arka tarafına gömmeye karar vermişti. Toprak ölülerden doları biraz zenginleşmiş sertleşmiş kum haline gelmişti, yinede kazmaya ihtiyaç duyulmadan eşilebiliyordu. İlk kazmayı sertleşmiş toprağa vurdu kazmayı derinlere daldırıp ağzına kadar kumla birlikte yan tarafa attı. Kazmayı ikinci kez daldırdı bu sefer daha fazla toprak alarak attı. Toprak eşildikçe sertleşmesi gerekirken yumuşuyordu. Bu işi kısa sürede bitirebileceğinden emindi. Bir yandan şarkı mırıldanıyor, bir yandan da kazmaya devam ediyordu. Midesinin gurultusu artık duyulmuyordu. İki günde bir lokma kusulmuş ekmek parçası yiyebilmişti. O sırada uzaklardan gelen bir ses duydu. Kafasını gökyüzüne doğru kaldırmıştı.

      Gökyüzünde hareket eden siyah bir noktacık gözüküyordu. Sürekli olarak kendisine yaklaşmakta olduğunu fark etmişti. Ölmüş adamın kokusunu kilometrelerce öteden almış bir kuştan başka bir şey olamazdı bu. Bacaksız oldukça kararsız kalmıştı. Adamı acele ile gömmeye kalksa bu sefer kendisi bu kuş ile boğuşmak zorunda kalacaktı. Bacaksız bütün ihtimalle düşünmeye başlamıştı. Bir akbaba olsa oldukça şanslı sayılırdı onu yakalayıp yiyebilirdi bile. Bir atmaca olsa diye düşündü sonra kendi kendine başını sallayarak güldü. Uzaklardan bir nokta şeklindeki kuş küçük bir atmaca olamazdı. Akbaba olma ihtimali de vermiyor bu susuz topraklarda akbabalar grup halinde dolaşıyordu. Geriye diğer yırtıcı kuşlar kalıyordu. Aklına ilk geçen yırtıcı kuş ise kartaldı.


Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 25 Temmuz 2012, 23:41:16
''Evet biraz yorucu bir yazı ama beğendim . Yazım hataları düzeltilir bence benim baktığım hayal gücüdür ve güzel olmuş :)  The Warrior Way filmindeki karaktere çok benziyor karakterin :) Devamını bekliyorum :)'' derken

 Devamı geldi çok şanslıyım :) okuyorum :)
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 25 Temmuz 2012, 23:50:34
Flood olabilir ama iki mesajı bir olarak yazmayı uygun göremedim Şimdiden Özür dilerim :)

Birinci bölümün sonunda kahramanın adamı arayacağını söylemiştin ondan sonra ikinci bölümde
'' Kısa sürede kasabanın dışına çıkmıştı. Gündüz vakti insanlar dışarıda dolaşmıyordu. Hava öldürücü derecede bir sıcaklığa sahipti. Kulağının içinden bile ter damlası damlıyordu yere. Aylardan beri bu toprağa tem damlalarından başka hiçbir şey düşmemişti. İnsanlar bahçelerinde eski kuyularda ki suları içiyorlardı.
Kasabanın nüfusu çok azalmıştı çoğu insan buradan kaçmaya çalışırken kalanlar ise susuzluk ve açlıktan ölmüşlerdi.Kasabanın çıkışında kuzey de kalan çöl tepelerinin orada birkaç kaktüs bitkisi kalmıştı su ihtiyacı karşılayabilecek, işte onlarda bittiğinde bu kasaba tamamen yok olacaktı. Bacaksızın ayakları kumlara batsa da ufak tepeyi tırmanmıştı. Yutkunsa bile boğasından midesine su gitmeyecek kadar susuz kalmıştı. Tepenin diğer tarafına geçtiğinde ise adamın üzerini aramak için yere eğildi.''

Demişsin bu şey gibi olmuş dizi reklama girer reklam bittiğinde önceki sahnelerden başlar ya izleyici onu görmek istemez şahsen bende bunu görmek istemezdim düzeltmelisin :)
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 26 Temmuz 2012, 00:21:17
Sen öyle diyince 1 ile 2 arasına baktım aslında bölümü ben kesmisim yani 1 bölüm her ikisini de kapsıyor ikiye bölmüşüm.İki bölüm arasında bağlantıyı silmiş olmalıyım.İkisinin arasına veya ikincisinin girişine ne koyarsam koyayım şuan ki gibi durmayacağının kanısındayım.Önerini dikkate alacağım 3 bölümü yazarken belki 2 bölümün başını düzenleyebilirim.

Spoiler: Göster
The Warrior Way hangi karaktere benziyor bana ileti yolu ile ulaşırsan sevinirim.Dediğin karakteri incelemek istiyorum da
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 26 Temmuz 2012, 00:32:42
Peki  . Şimdi atıyorum :)
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 26 Temmuz 2012, 02:22:02
Filmi boş vaktimde izlemeye çalışacağım özellikle karakteri karşılaştıracağım eğer sağlam bir şeyler bulabilirsem değişiklik yapabilirim.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 26 Temmuz 2012, 02:33:31
Peki kolay gelsin devamını bekliyorum yazının.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 27 Temmuz 2012, 01:07:40
3 bölüm


      Kuş ona yaklaştıkça ana hatları ile belli oluyordu. Bacaksız kuşu tanımıştı geçen ay gömeceği adamı elinden alan kartaldı. Kartal kuşkusuz üzerine doğru geliyordu niyeti bu ölmüş adamı yemekti. Bacaksız ona karşı direnemezdi. Betty eğer adamı kartala verdiğini duyarsa geçen seferkinde olduğu gibi aç bırakırdı onu. Adamı kartala vermekten başka da bir çaresi yoktu. Küreği yere attı. Bir an aklına silah ve mermi gelmişti. Üzerine baktı yoktu. Nereye koyduğunu hatırlamıyordu aniden başlayan hayal âlemi aklını başından almıştı. Kartalı düşünecek vakti yoktu silah ve ona hayat veren mermiyi bulmak zorundaydı.
     
       Adamın yanına geldi hemen tekrar üzerini aranı fakat hiçbir şey bulamadı. Adamı ters çevirdi. Silah adamın altında kalmıştı. Onu oraya sakladığını düşünmüştü ya mermi neredeydi? Bu soruyu kendi kendine sorarken kartal iyice yaklaşmıştı aralarında çok fazla mesafe yoktu. Mermi’yi aramadan hızlı bir şekilde kendini tepenin arkasına attı. Biraz yuvarlandı fakat ayaklarının üzerinde durarak en aşağıya inmesine engel olmuştu. Kartal kısılmış sesi ile bağırmıştı.

        Sanırım istediği yemeğe ulaşmanın zevk veren sesiydi bu, tıpkı insanların kahkahalar atarken mutlu ve her şeyi unutmuş olması gibi. Bacaksız yerde sürünerek kumlara bata çıka tepenini üstüne çıkmış kafasını hafifçe kaldırmıştı. Kartal’ın avını nasıl parçaladığını izlemek istiyordu geçen sefer böyle bir fırsatı olmamıştı. Böyle güçlü yırtıcı hayvana sahip olmalı diye içinden geçirmiyor da değildi, ama nasıl yakalayıp eğitecek onu bilmiyordu. Halatla yakalanabilir diye düşündü.

        Kartal karnını iyice doğurduktan sonra bir süre uçmuyordu. Kartalı yakalayıp evcilleştirecek bir yeri de yoktu. Ona ancak bir takım yemekler vererek kendisine yakın tutabilirdi. Kartal pençeleri ile adamı biraz parçalamıştı. Gagası ile elbiselerini kenarlara atıyordu. Bacaksız dikkatlice onu izlerken kartal onu fark etmişti bir an göz göze geldiler birbirlerine baktılar. Kartal onun yanına yaklaşamayacağını bildiği için oralı bile olmamıştı. Aç olduğu her halinden belli idi pençeleri öyle bir savuruyordu ki sanki bütün hıncını o adamdan çıkarmak istercesine. Bacaksız kartalı daha fazla rahatsız etmek istemedi. Her ne kadar kartal onunla ilgilenmese de. Bacaksız bir süre sonra ayrılmaya karar verdi, kartal’ın bıraktığı artıkları gömmek için tekrar gelecekti. İstediğini bulmuştu bir silah fakat mermisini kaybetmişti.

         Bu akşam birkaç misafir gelecekti. Onlardan bu mermileri temin edebilirdi. Çok çabuk bir şekilde salon’un önüne ilerliyordu. Açlık, susuzluk, halsizlik hepsini unutmuştu. Bir hedefi vardı bir mermi, kaybettiklerini geri getiremese de canını kurtarabilirdi. İçeriye girerken kapının önünde bekleyen korumalar adama ne yaptığını sormuştu. Konuşurken yüzüne bakmamıştı o da her zaman ki gibi gömdüğünü söylemişti. Bu sefer o da yüzlerine bakmıyordu. Kapıları iki eliyle hızlı bir şekilde açtı, hızlı bir şekilde içeriye girdikten sonra kapılar hızla bir içeriye bir dışarıya doğru gidip geliyordu.

        Betty uyuduğu uykusundan uyandırmıştı gözlerinin birini açıp kapıya doğru baktı. Bacaksız ile birbirlerine bakıştılar. Betty ‘’Beni uyandırdığın için bugün de ekmek vermiyorum sana’’ Bacaksız gözlerini mutfağa dikti. Betty’yi umursamamıştı bile ağır adımlarla mutfağa doğru ilerliyordu ‘’Aklından bile geçirme Bacaksız yoksa ölürsün’’ Bacaksız mutfağın kapısını açtı, kafasının çevirerek Betty bakıyor gözleri kırmızıya dönüşüyordu.

       Betty o bakışları gördükten sonra bir şey demedi biliyordu Bacaksız’ın kendisinden izinsiz bir şey yemeyeceğini içerdeki adamı da çok iyi güveniyordu. Onun bugün bir tuhaf olduğunu biliyordu uzun zamandır tanıyordu onu, belki de iki gündür açtı o yüzden sinirleri gerilmişti. Bugün de yemek yemeyecekti yarın sabaha çıkabileceğini bile ümit etmiyordu. Şimdiden yerine başkasını araştırmalı diye homurdandı.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 27 Temmuz 2012, 15:15:18
Zevkle okudum .:) Kusura bakma böyle araları dolduruyorum ama ?

Kurgu diğer bölümler gibi çok güzel biraz daha aksiyon katabilirsin bence , ekmek için kumar oynayan adamlar falan mesela . Noktalama işaretlerini az kullanıyorsun gibi geldi dikkat edersen her bakımdan güzel olacak bence.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Malkavian - 27 Temmuz 2012, 16:30:39
Öncelikli yorumun yazınızın içeriğine değil, şekline yönelik olacak. Örneğin yazınızın ilk paragrafını ele alırsak arka arkaya kısa cümleler kurduğunuzu görüyoruz fakat bunlar ne virgül ne de nokta ile birbirinden ayrılmış. Virgülün kullanım yerleri zor geliyorsa en azından cümle bitimlerinde nokta kullanabilirdiniz. İkinci olarak da kafanıza göre paragraflara ayırmışsınız yazınısı. Konu bütünlüğünün kalmadığı, yeni şeyler anlatılan yerlerde paragraf ayırmanız gerekir genelde. Ayrıca konuşmaları da, paragraf ortaları yerine birer boşluk bırakarak yazarsanız yazı bütünlüğünü sağlamış olursunuz.

Örneğin:


     Buraya geldikten sonra bütün hayallerinden vazgeçmişti(.) çevresi tamamen dağılmış(,)  o eski arkadaşları artık yanında değildi(.)  uçsuz bucaksız bu evrende tek başına kala kalmıştı. Şimdi adını bile bilmediği bir kasabada(,)  bir otelde salon da denilebilirdi buna tuvalet temizliyordu.



Yazmaya yeni mi başladınız bilmiyorum ama genelde yazmaya yeni başlayan kişilerde görülen bir eksiklik gözüme çarpıyor o da bağlaç kullanmama durumu. Cümleleri birbirine bağlamadığınız için de kısa kısa cümlelerden oluşan bir telgraf durumu olacakmış ki, noktalamaları unuttuğunuz için o da olamamış. Bir de eskiden benim de çok yaptığım bir hataya daha parmak basmak isterim o da kelime tekrarı. Örneğin bir paragrafta tamı tamına 6 kere Beth kelimesini kullanmışsınız. 'Kadın' 'O' gibi çeşitlendirmeler yapmanızı öneririm. Alışması zordur ama yazdıklarınızı bir kez daha okursanız aynı kelimelerin fazlaca tekrarının can sıkıcı olduğunu siz de göreceksiniz.

Örneğin:
Bacaksız kuşu tanımıştı geçen ay gömeceği adamı elinden alan kartaldı. Kartal kuşkusuz üzerine doğru geliyordu niyeti bu ölmüş adamı yemekti. Bacaksız ona karşı direnemezdi. Betty eğer adamı kartala verdiğini duyarsa geçen seferkinde olduğu gibi aç bırakırdı onu. Adamı kartala vermekten başka da bir çaresi yoktu.

Kartal karnını iyice doğurduktan sonra bir süre uçmuyordu. Kartalı yakalayıp evcilleştirecek bir yeri de yoktu. Ona ancak bir takım yemekler vererek kendisine yakın tutabilirdi. Kartal pençeleri ile adamı biraz parçalamıştı. Gagası ile elbiselerini kenarlara atıyordu. Bacaksız dikkatlice onu izlerken kartal onu fark etmişti bir an göz göze geldiler birbirlerine baktılar. Kartal onun yanına yaklaşamayacağını bildiği için oralı bile olmamıştı.

Çok olumsuz konuşmuşum gibi görünebilir fakat yapıcı eleştiri yapmaya çabalıyorum ve yapıcı eleştiriler maalesef nazik olmuyor.

Gelelim hikayenin içeriğine: Hikaye içerik açısından karanlık ve gerçekçi bir havada ilerliyor. Gerçekçi çünkü her yan güzelliklerle değil çirkinlik ve daha birçok şeylerle dolu. Bu yüzden atmosferini az da olsa korsan hikayelerinin atmosferine benzettim. Daha içerik hakkında konuşabilecek birşey yok ortada gerçi. 3 bölüm hemen hemen karakterleri tanıtmaya harcanmış. Devam bölümlerini bekliyorum.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 27 Temmuz 2012, 21:52:49
@Scyther
Bölüm araları dolsun tabiki eleştiriler olumlu ve olumsuz yanıtlar önemli.  ;)

@Malkavian
Paragraf yazmadan yazmıştım bütün hikayeyi sanırım baştan düzenlemem gerek öylesine bir şeyler kararlarsınız da bu hikaye de o türdendi.Baktım hoşuma gidiyor devam ettim.En doğrusunun bütün hikayeyi silmek olduğuna karar kıldım.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 27 Temmuz 2012, 21:58:30
Hayır ! Silme hikayeyi en azından sonunu söyle. Anlat biraz . :D
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Rüzgar Adam - 27 Temmuz 2012, 22:42:46
Bitirdikten sonra genel bir düzenleme yapmaya karar verdim.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam
Gönderen: Scyther - 27 Temmuz 2012, 23:12:41
Peki o zaman . :) Bekliyorum .
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[3/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 27 Temmuz 2012, 23:36:41
     4 Bölüm     



       Bacaksız mutfağa girdikten sonra bir adım atıp dar koridorun kapısını açtı yüzüne sıcak hava vurmuştu. Dışarısı sıcaktan kavrulurken mutfak ekmek fırını gibiydi. Masanın başında adam oturuyor Aşçıya bakıyordu, gözlerini saatlerdir ondan hiç ayırmıyordu. Aşçı da dün hiçbir şey yememişti yaptığı yemeğe tuzu az koyduğu için. Bacaksız aşçının yanına gelmişti kulağının yanına kadar geldi. Aşçı onunla ilgilenmiyordu, o sırada adam arkadan öksürme sesi çıkarmıştı. Bacaksız adam’a bakıp ‘’Yemeğin başında dur bizim konuşacaklarımız var’’ Aşçı ‘’Konuşamam işim var görmüyor musun?’’ ‘’Bu akşam yemeğe Verela gelecek mi?’’ ‘’Bildiğim kadarı ile evet’’ Bacaksız hiçbir şey demeden mutfağın arka kapısını doğru ilerledi. Adam kapıyı açmamasını söylese de onu dinleyecek vakti yoktu.
             Kapının kolunu hızlı bir şekilde çevirip dışarıya çıktı, içeriden dışarıya çıkınca sanki bir serinlik vurmuştu yüzünü hâlbuki bir tek değişiklik dışarısının içerisinden daha az sıcak olmasıydı. Salon’un ön tarafına doğru yürümeye başladı ana sokağa ulaşınca ağır adımlarla karşıya geçti. Muhtar kendi mekânında oturuyor elli dizlerinin üzerinde duran tüfeğinin üzerindeydi. Şapkasının tamamını yüzüne indirmişti fakat Bacaksız’ın ayak seslerini duyar duymaz eli ile şapkasını biraz kaldırıp kafasını sesin geldiği tarafa çevirmişti, o bakana kadar çoktan karşı tarafa geçmiş eski marangoz dükkânının kenarından ilerliyordu. Muhtar dalga ile karışık ‘’Ne oldu Bacaksız? Para mı buldun Genelev yoluna gidiyorsun?’’ Bacaksız ‘’Belki de’’ Bacaksız genelev’in kapısına gelmişti. Kasaba da bir genelev daha vardı fakat o aylar öncesinde maddi zorluklar karşısında dükkanı kapatmıştı, orada ki kadınlar buraya taşınmıştı. Genelevin sahibi evinde ölü olarak bulunmuştu. Muhtar ise o eve yerleşmişti. Ev hemen muhtarlığın arkasındaydı. Muhtar birkaç marangoz ile evi ile muhtarlık arasında bağlantı yaptırmıştı. Bir nevi köprü görevi görüyordu. Bacaksız genelev’in kapısını tıklatmıştı. Ayakta beklemek yerine genelevin önündeki merdivenlere oturmuştu.
            Buranın halkı geneleve pek gitmezdi zaten oranın kadınları da istemezdi bunu. Onların tek umut kapısı Betty’nin salonuna ara sıra gelen onun önemli misafirleriydi. Kapı açılmadan önce içeriden ‘’Kim o’’ ‘’Ben Verela ile konuşacaklarım var’’ ses kesilmişti. Bacaksız Verela’yı beklemeye başlamıştı, çok geçmeden Verela kapıyı açıp merdivenlerinin basamaklarında oturan Bacaksız’ın yanına oturmuş yanağından öpmüştü. Bacaksız ise ona dönüp bakmamıştı bile. Verala Bacaksız’ın bitap düştüğünü anlayabiliyordu. Bu yüzü daha öncede görmüştü. Bu yüz ölmekte olan adamın yüzüydü. Verela söze başlamadan Bacaksız ona bakıp elini Verala’nın dudaklarına götürdü. Bu onun susması için bir işaretti. Bacaksız ağzını açtı konuşmaya başladı fakat sesli hiçbir şey söylememişti. Verela dikkatlice onun dudaklarına ve yüz mimiklerine bakıyordu. Bacaksız çok kısa konuşmuştu. Verela hepsini anlamış başı ile onaylamıştı. Bacaksız kolunu Veralanın omzuna attı, başını Veralanın başına dayamış ‘’Benim nefesim senden daha kötü kokuyor’’ Verela cevap vermemişti, gözlerinden akan yaşı Bacaksız eli ile silip parmağını ağzına götürmüştü. Bir damla daha olsa ağzını ıslatmayı başarabilmişti bir kadın sayesinde.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[412]
Gönderen: TheSpell - 28 Temmuz 2012, 00:22:57
Benim yapacağım eleştirilerin çoğunu Malkavian yapmış zaten. Paragraflar düzensiz, noktalama ve imla kurallarına pek dikkat edilmemiş. Bunun haricinde içerik iyi gidiyor, devamını bekliyorum. Ayrıca bir şeye değinmek isterim ki:

Konuşmalar arasını da biraz düzenlemeni öneririm. Okurken insanı sıkabiliyor. Örneğin:

Alıntı
Bacaksız adam’a bakıp ‘’Yemeğin başında dur bizim konuşacaklarımız var’’ Aşçı ‘’Konuşamam işim var görmüyor musun?’’ ‘’Bu akşam yemeğe Verela gelecek mi?’’ ‘’Bildiğim kadarı ile evet’’ Bacaksız hiçbir şey demeden mutfağın arka kapısını doğru ilerledi. Adam kapıyı açmamasını söylese de onu dinleyecek vakti yoktu.

Aralarında hiç dedi yok, bir süre sonra insan kimin neyi söylediğini kaçırıyor. Konuşmalara dokunmayarak, yazım ve imla bakımından biraz düzenlersek şöyle bir şey çok daha verimli olabilirdi:


Alıntı
Bacaksız adama bakıp "Yemeğin başında dur bizim konuşacaklarımız var." dedi.

"Konuşamam, işim var. Görmüyor musun?" diye karşılık verdi aşçı.

"Bu akşam yemeğe Verela da gelecek mi?"

"Bildiğim kadarıyla evet." Bacaksız hiçbir şey söylemeden mutfağın arka kapısına doğru ilerledi. Adam kapıyı açmamasını söylese de Bacaksız'ın onu dinleyecek vakti yoktu.

Bu ve bunun gibi hatalar düzeltilebilir. Hikayenin devamını bekliyorum.

Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[412]
Gönderen: Scyther - 28 Temmuz 2012, 01:00:55
Akşam film kopacak galiba . :) Devamını bekliyorum.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[4/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 28 Temmuz 2012, 22:39:53
5 Bölüm

        Bacaksız yavaşça ayağa kalktı. O sırada Verela sımsıkı elini tutmuştu. Dudaklarından birkaç kelime dökülmüştü. Bacaksız ise gülümsemişti ona sesli cevap vermeyi daha doğru buldu ‘’Belki’’ Verela tekrar içeriye girmeden önce kapının önünde Bacaksızı izliyordu. Bir ayağını içeriye attı. Gözlerini ondan alamıyordu ayrılık vaktinin geldiğini düşününce üzülüyordu. Hâlbuki Bacaksızın yıllar önce bu kasabaya geldiği günler dün gibi aklındaydı. Bütün kadınlar onun efsane olduğundan söz ediyorlardı. Altında yattıkları erkeklerden efsane’nin kendi kasabalarına doğru yola çıkmış olduğunu söylüyorlardı fakat onun efsane olmadığı çok geçmeden anlaşılmıştı. Onun hala bir efsane olduğa inanan tek kişi Verelaydı. O bu kasabaya geldiğinde henüz 13 yaşındaydı. O zamanlar hayat kadını olmamıştı. İçeriden kadınlar Verela’yı çağırıyorlardı. Verela içeriye girdikten sonra kafasında ki onunla ilgili düşünceleri silerek kapıyı kapattı. Verela sadece kendisini kandırıyordu. Bacaksız kafasında planları hazırlamıştı tek yapması gereken geceyi beklemekti. Salon’a gitmek yerine biraz uyumak istiyordu. Salon’un çaprazında ana caddenin hemen arkasında eski ahır vardı. Buraya geldiğinden beri kullanılmıyordu. Kurumuş samanların içine kendini bırakmıştı. Biraz uyumak açlığını ona unutturacaktı, açken uyulabilirse.
…
‘’Baba’’
‘’Oğlum uzun zamandır görüşmemiştik’’
‘’En son 4 yaşında iken görmüştüm hala o siyah rengin içerisindesin görmüyorum seni’’
‘’Her zaman unutuyorsun, sen doğmadan önce ölmüştüm’’
‘’Biliyorum ama yinede bir suratını görmeliydim’’
‘’Benim yanıma geleceğin gün beni göreceksin’’
…
‘’Alın bunu götürün istemiyorum yanımda çok problemli bir çocuk, ben diğerleri ile ilgileneceğim’’
‘’Ama bu sizin’’
‘’O benim değil anlıyor musunuz? Buradan defolup gitmesi gerekiyor babasının lanetli kanını taşıyan piç kurusu’’
…
           Bacaksız kâbus dolu bu sözlerden sonra olduğu yerden fırlamıştı. Başını çite vurmuştu. Kafasını biraz ovaladı. Kafasını sağa sola çevirdi hiçbir şey görmüyordu. Çok fazla uyumuştu çoktan gece olmuştu. Hemen ayağa kalktı, ellerini üzerine vurarak elbisesine yapışmış samanları elbisesinden çıkarmaya uğraşıyordu saatin kaç olduğunu bilmiyordu. Hızlı bir şekilde ahırdan çıktı. Hiç bir lamba yanmasa bile karanlığa alışmıştı gözleri ana cadde de Muhtarlığın önündeki lambadan başka hiçbir lamba yanmıyordu kasabada. O da gidip geliyordu. Muhtar geçen ay lamba sipariş etmişti fakat ses seda çıkmamıştı. Üstelik parasını da peşin göndermişti. Kendisini kazıklanmış gibi hissediyordu eğer göndermezler ise oraya gidip bunun hesabını sormalıydı.               
           Bacaksız ana caddeye çıkmıştı at arabası henüz gelmemişti rahat bir nefes almıştı. Çok fazla uyumuş olması Betty den azar işitmesine neden olacaktı. Salon’un önünden içeriye girdi. Kapıları bu sefer daha sakin açmıştı. Betty’nin kendisine sinirli olabileceğini düşünüyordu. Betty elinde rom şişesini kafaya diklemişti. Su içer gibi rom içmesine rağmen Bacaksızı hemen fark etmişti. Elindeki şişesi küçük yuvarlak masasına koydu. Ayağa kalkmaya çalışıyordu. Bacaksız onu ayağa kalkarken izliyordu neler olabileceğini şimdiden tahmin edebiliyordu.
 
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[4/12]
Gönderen: Scyther - 28 Temmuz 2012, 23:27:54
Biçim bakımından  daha güzel yapabilirsin . :) Noktalama işaretlerini daha sık ve doğru yerlerde kullanırsan çok daha çekici bir yazı olur ki bence tek amacımız güzel ve çekici yazılar yazmak . :)

Kurgu olarak bakarsak , ben daha hareketli bir bölüm bekliyordum bence bu kadar sakinlik yeter ama iyi gittiğini itiraf etmeliyim . :)
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[5/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 29 Temmuz 2012, 02:33:52
6 Bölüm

       Betty ayağa kalktığında Bacaksızın üzerine yürüdü. Bacaksız bir adım geriye atmıştı. Kaçmaya yeltenecekti fakat kaçabilecek bir yer aklına gelmiyordu. Betty Bacaksızın kafasından tutup havaya kaldırdı. Bacaksız elleri ile Betty’nin elini kafasından sıyırmaya uğraşsa da başarılı olamıyordu. Betty
‘’Nerelerdeydin bu saate kadar?’’ dedi. Yüzündeki sinirleri fokurduyordu.
 ‘’Uyuya kalmışım’’ yüzünü buruşturarak söylemişti. Verebileceğin en iyi tepki buydu.
           Söyledikleri Betty’yi daha da öfkelenmişti. Bacaksız’a sert bir ders vermek istiyordu fakat at arabasının sesi kulaklarında çınlıyordu. Betty Bacaksızı bırakıp tekrar yerine oturdu. Hiç bir şey söylememişti ama bu mesela kapanmamıştı, misafirler gittikten sonra kaldığı yerden devam edecekti. Bacaksız düştüğü yerden ayağa kalktı. Çabucak kendini toparladıktan sonra hemen mutfağa doğru koştu. Kapıyı hızlıca açtı. Hiç bir yere bakmadan masanın üzerine konulmuş tabakları eline aldı. Hızlı şekilde önceden hazırlanmış masaya koymuştu. Hemen peşinden aşçı onun arkasından ise piyanosu tabakları getirmişti. Bacaksız ve aşçı tekrar mutfağa geri dönerken piyanocu piyanonun önüne gelmişti piyanodaki nota sayfalarını çevirerek çalacağı parçayı aramaya koyulmuştu. Bu sırada Bacaksız mutfağa girmiş elbise dolabını açmıştı. Dolapta siyah ceket ve kumaş pantolon bir de beyaz gömlek bulunuyordu. Üzerindeki uzun gömleği hemen üzerinden çıkardı. O sırada içeriye aşçı girmişti Bacaksızı izliyordu. Bacaksız aşçının sıkıcı sorulara cevap vermek zorundaydı.
‘’Neden geç kaldım’’
‘’Uykuya dalmışım’’
         Dolap askılıkta ki beyaz gömleği sırtına geçirmişti, düğmeleri iliklemeye çalışırken aşçı ellerini tutmuş Bacaksıza gülümsemişti.
‘’Ben iliklerim her zaman ki gibi yanlış ilikliyorsun’’
‘’Pekâl⒒ dedi, birkaç saniye sonra devam etti.
‘’Kimin geleceği hakkında bir fikrin var mı?’’
‘’Kasabaya bir şey yapacaklarmış’’
‘’Tamam, da kim?’’
‘’Bilmiyorum’’
‘’Arkadaşları değil yani’’
‘’Bu sefer değil’’
Bacaksız biraz daha rahatlamıştı. Betty’nin arkadaşları en az onun kadar güçlü olduğu görmüştü. Aşçı düğmeleri ilikledikten sonra eline içki şişerini aldı.
‘’Ben içeriye gidiyorum gelmiş olmalılar’’
Bacaksız o sırada kot pantolonunu çıkartıp kumaş pantolonu giymeye çalışıyordu.
‘’Şu pantolonu giyersem bende geleceğim.’’
‘’Betty çok kızacak misafirlerden sonra onun gazabından ancak kasabayı terk ederek kurtulabilirsin’’
‘’Bende öyle yapacağım zaten’’
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[6/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 30 Temmuz 2012, 05:33:53
7 Bölüm

‘’Anlamadım’’
‘’Şaka yaptım’’
‘’Ondan bile anlamıyorsun’’
       Bacaksız boynunu bükmüş masanın altında ki tabure'yi çekip oturmuştu. Aşçı elindeki şişerleri ile içeriye girmişti ne var ki beklenilen misafirler çok önce gelmişler. Masada içecek bir şeyler arıyorlardı. Betty ise oldukça kızmıştı ateş püskürüyordu. Aşçı hızlı bir şekilde şişeleri masanın üzerine bıraktı özür dileyip tekrar mutfağa dönecekti görevi bitmişti fakat misafirlerden birisi kolunu tutup kendine doğru güçlü bir şekilde çekti kucağına oturtturdu.
‘’Böyle güzel bir aşçın olduğunu söylememiştin bize?’’
‘’Aslında..’’ Adamın kararlılığının görünce devamını getirememişti.
      Adam susmasını işaret etmişti. Kucağında oturan kadının askılığı indirdi göğüslerini dışarıya çıkardı. Kupkuru dili ile meme ucunda çevirmeye başlamıştı. Diğer adam da pantolonunu açmış iç çamaşırın içine elini sokmuş penisi oynamaya başlamıştı. Her iki adamında direk olarak kadın’ı istemesi Betty’nin tuhafına gitmişti. Onları buraya iş konuşmaya çağırmıştı fakat onların ilk iş olarak oynaşmayı seçmişti. Biraz sinirlenmişti fakat bu adamları biraz nazik davranması gerekiyordu. İş bu adamlara kalmasa ikisinin kafalarını birbirlerine tokuşturup ezerdi. İçeriden Bacaksızı çağırmıştı. Hemen mutfağın açık olan kapısından dışarıya çıktı ellerini birleştirmişti. Kulakları patronunu dinlemeye gözlerini ise yan tarafa iliştirmişti. İki adam birisi arkadan kadının kalçasına gidip gelirken diğeri ise penisinin tamamını kadının ağzına sokmuştu.
‘’Verala’yı çağır’’
Başı ile onaylayıp hemen kendini salon’un dışına atmıştı. Koşarak genelev’in kapısına gelmişti oldukça sert ve uyarıcı bir şekilde kapıya vurdu. Kapıyı kimsenin açmasını beklemeden
‘’Verala vakit geldi çabuk ol!’’ Ses tonunda acelecilik vardı.
          Sözünü bitirdikten sonra geri dönmüş hızlı bir şekilde ilerlemeye başlamıştı. Koşması gerekiyordu fakat kapının açılacağına Verala’nın ona yetişeceğini düşünerek koşmaktan vazgeçmişti. Kapı hızlı bir şekilde açılmış Verala gecenin karanlığında kendini dışarıya atmıştı.
‘’Bu gece Verala bu gece’’
‘’Tamam’’
Hızlı bir şekilde ikisi de koşarak salon’un önüne gelmişti. Acil bir durum yoktu sebepsiz yere koşmuşlar kendilerini yormuşlardı. Bacaksız ara sıra durduğunda sendeliyordu, su kaybı açlık hat safhasına ulaşmıştı. Zehirlenmesi an meselesiydi bu sabahı göremeyecekti. Karanlıklar içinde bırakıldığı yaşadığı bu dünyadan yine karanlığın için kaybolup ölmesi kadar korkunç bir şey olamazdı. Hayatı boyunca her zaman en kötüsüne layık görülmüştü. Kendisi üst kata doğru yürümeye başlamıştı, öncesinde patrona selam verip izin işareti yapmıştı. Kadın hemen kendini erkeklerin içine atmıştı son bir kez efsane olarak kabul ettiği adama bakıyordu. Bu gece onu göreceği son gece olacaktı.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[6/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 31 Temmuz 2012, 01:45:09
8 bölüm

         Merdivenlerden ağır bir şekilde çıkarken tahta merdiven çatırdıyordu. Bu ses bile kadınların inleme seslerine engel olamıyordu. Yukarı çıkarken bir ara odanın içine baktı aşçının kalçasına şişe sokmaya çalışıyorlardı. Büyük ihtimalle onu öldüreceklerdi. Onun geldiği gün aklına gelmişti. Su bölgesine giden kervanın haydutlar tarafından ele geçirilmesi bu bölgeye getirilene kadar her gün haydutlar tarafından tecavüz edildiğini söylemişti. Bu kirli dünya da temiz kalması için ailesinin dibinde oturmalı hayatı boyunca hiç dışarıya çıkmaması gerekiyordu. Böyle bir şey mümkün değildi. Kadının geçmişini hatırlarken buraya geldiği ilk gün gözlerinin önünde canlanmıştı. Geldiğinde elinde bir kurşun sakladığı hayal meyal hatırlıyordu. Merdivenlerin tamamını çıktıktan sonra ahşap duvara yasladı kendini. Bir kurşun getirmişti elinde tutuyordu onu elinden zorla almıştı ve çekmeceye koymuştu. Bu işleri bıraktığından beri hiç kurşun almamıştı normal insan gibi yaşamak istiyordu fakat insanları onu ezmeye başlayınca nefreti tekrar bütün bedenini sarmaya başlamıştı. Eskisi gibi davranamazdı artık hızlı bir şekilde kadının odasının önüne geldi kapıyı açtı. İçeriye girdikten sonra yatağının başucunda bulunan üç gözlü çekmecesinin en üst gözünü açmaya çalıştı. Göz önceden kilitlenmiş hızlı bir şekilde sol yumruğu ile çekmeye vurup gözü parçalamıştı. Gözün içinde kurşundan başka bir şey yoktu. Koynundan silahı çıkardı. Altı patların topunu açtı mermiyi içine yerleştirdi topu tekrar kapattı. Silahı beline taktı. Yatağın üzerinde duvara asılmış olan palayı elini aldı.
          Odadan dışarıya çıktı kapattı. Koridorun sondan bir önceki odasına girdi. En sinir olduğu adamın yattığı odaydı. İsmini bilmediği bir adamdı. Ona taktığı isim gözetlemeciydi birçok insanın aç kalmasına ve açlıktan ölmesine yol açan adamlardan biri idi. Odasının kapısını açmayı denedi kapı kilitliydi. Uykuya dalmadan odanın kapısını kilitlemezdi. Bacaksız kapıya omuz atarak kırdı. Kapının kırılıp yere düşme sesi aşağıda ki kadınların bağırış seslerinin gölgesinde kalıyordu. Adam yatağından birden fırlamıştı neler olduğuna anlam veremiyordu gördüğü son şey Bacaksızın elinde pala ile ona gülümsüyordu. Bu gülümseme insan bedenine girmiş bir şeytan’ın insana gülümsemesi kadar iğrenç ve korkutucuydu. Adam ağzına bile açamadan Bacaksız adamın kafasını gövdesinden ayırmıştı. Kafa duvara çarpıp yere düşerken yatak tamamen kan olmuştu. Üzerindeki beyaz gömlek kırmızıya bürünürken siyah elbisesi kırmızı lekeler ile renkler karmaşasına dönüşmüştü. Vakit kaybetmeden odadan dışarıya çıktı. Salonda beş silahlı insan vardı. Dışarıda bekleyen Muhtarı da unutmamalıydı. Kasabanın en iyi silah kullanan kişisiydi. Kaçmak için öldürmesi gerekiyordu. Kafasında plan yapmaya başladı. Düşünebildiği tek şey öldürmekti tıpkı yıllar önce yaptığı gibi.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[8/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 02 Ağustos 2012, 02:41:23
9 bölüm

                Aşağıda bir bağırış kopmuştu Verala bağırmıştı. Bacaksız merdivenlerden aşağıya inmeye başlamıştı. Oldukça yavaş iniyordu gördüğü ilk şey aşçının ölmesi ve Verala’nın adamı vurmasıydı. Adamın göğsünü o zayıf elleri ile yumrukluyordu sanki zarar verebilirmiş gibi. Adam belindeki silahı çıkartıp Verala’nın kafasına dayadı tetiğe bastı. Veralanın kafasından bir et parçası dışarı fırlamıştı. Kan suratına sıçramış kolu ile silmişti. Betty sinirlenip ayağa kalkmıştı. Adamların üzerine yürümeye başlamıştı.
‘’Sizleri öldüreceğim’’
Gerçekten çok sinirlenmişti. Bacaksız olduğu yerden olayları izliyordu. Adamlar silahlarını dev kadına doğrulmuşlar, mermilerini ateşlemeye başlamıştılar. İçeriye korumaları girdiği anda, Bacaksız merdivenden atlayıp elinde ki palayı korumaların bir tanesine fırlatmıştı.
               Korumalar onu fark etmemişti. Pala korumalarından bir tanesinde saplandığı anda adamı yere yığmıştı. Diğer koruma silahını doğrulduğu sırada Bacaksız ondan önce davranmış silahını ateşlemişti, adam başından vurulmuştu. Hızlı bir şekilde öldürdüğünü adamların başına geldi. O sırada dev kadın bir tanesinin kafasını parçalamıştı diğerini yakalamaya çalışıyordu. Adam şaşkınlıkla mermileri bitmiş olmasına rağmen tetiğe basmaya devam ediyordu. Hızlı bir şekilde yerdeki silahı eline aldı. Betty ile göz göze gelmişlerdi. Bu kısa bakışma geçmişte yaşanan olayların film şeride gibi önlerinden geçmesine sebep olmuştu. Nişan aldı ve başına ardı ardına mermileri ateşledi. Başına isabet ettirdiği mermiler çenesine, burnuna ve alnına isabet etmişti. Baston Bacak olduğu yerde kalmıştı ilerlemiyordu. Bir kaç saniye daha ayakta kaldıktan sonra geriye sendeledi o dev cüssesi geriye doğru düşerken
‘’Teşekkürler hayatımı kurtardın’’
               Adam minnet duyarak arkasını döndüğünde birkaç santim önüne silahın namlusunun başına dayandığını anlamıştı. Herşey için çok geçti hiçbir tereddüt etmeden silahı ateşlemiş salon da kendisinden başka hiç kimse sağ kalmamıştı. O kadar silah sesi duyulduktan sonra Muhtarın gelmemesi tuhaf karşılıyordu ama Muhtarın bir yerlerde gizlenmiş olması muhtemeldi. Belindeki silahı çıkardı içindeki boş mermiyi boşalttı. Gelen misafirlerin üzerinde ki mermilik kemerinden mermileri teker teker silaha doldurdu. Adamların üzerindeki para keselerini aldı birbirine bağladıktan sonra belindeki kanca’ya taktı. Mermiliklerden hoşuna giden siyah tonlarda olanı beline taktı iyice sıktı. Başına yerdeki şapkalardan birini geçirdi. Merdivenlerin altına saklanmak kafasına gelen en iyi plandı. Kasabanın en iyi silah kullanan adamı yine bu salonda avlayacaktı. Merdivenin altına girdi. Silahını hazırladı uzun sürecek bekleyiş başlamıştı.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[10/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 04 Ağustos 2012, 21:43:17
10 Bölüm

         Küçük bir çocuk gibi merdivenin en kuytu yerini sinmişti. Küçükken bir suç işlediğinde annesi kendisini bulmaması için evin bir kuytu yerine saklanırdı. Genelde bulunmazdı, uzun süre orada kalır acıktığı zaman tekrar ortaya çıkar ve annesinin yapacağı ilk iş onu dövmek olurdu. Çocukluğunda ki suça meyilliği büyüdükçe daha da artmış ve önü alınamaz bir hal almıştı. Normal bir insan gibi yaşamak için son çabaları da bugün son vermişti. İstediği olamamıştı önüne her zaman olduğu gibi mecburiyetler gelmişti.
         
         Karnı iyice rahatsızlanmaya başlamıştı. Midesi kendisini yakıyor gibiydi. Yüzünden terler boşalmaya başlamış yüzünün kızardığını hissetmişti. Sadece bir adam kalmıştı. Bu kasabadan kurtulması için sadece bir adam kalmıştı. İçeride ne olduğu veya ne yaşandığını bilemezdi. Onun dışarıdan tek bildiği bir şey vardı içeride birinin muhakkak sağlam kalmış olmasıydı. Belirsiz bekleyiş çok olmuştu daha ne kadar bekleyeceğini bilmiyordu bu uzun süre olabilirdi.
       
        Beklemek için fazla zamanı yoktu. Başka çaresi de yoktu. Kendini bu dar merdiven ağzına sıkıştırmıştı. Adı gibi emindi içeriye gelecekti belki bir tuzak olarak önce birisini yollayabilirdi. Bu durumda kimse önce gitmek istemezdi. Muhtar bunu silah zoru ile yapacaktı. Bundan da emindi ki içeride veya dışarıda ölmenin bu kasaba da bir önemi yoktu. Kasaba da yaşayanlar susuzluk yüzünden zaten birkaç hafta içinde hepsi ölecekti. Bu kasaba hayalet kasabadan öte gidemeyecekti. Yıllar sonra gezgincilerin bu kasabaya geldiğinde yerdeki kemiklerden başka bir şey göremeyeceğinden emindi. Açlığını bastırmak için kafasında türlü türlü oyunlar çeviriyor yer yer geçmişini hatırlıyordu. Duyduğu bir ses bütün dikkatini o yöne vermesini sağlamıştı.
       
         Bir tahta gıcırtısı geliyordu. Zaman zaman yüksek sesle zaman zaman ince sesle. Adımlar son derece ağır atılıyordu. Gecenin son hafif Rüzgârı esmeye başlamıştı. Muhtar elinde ki tüfek ile kapıyı ittirerek açtı. Tedirgindi birçok silah sesi duymuştu, kimin yaşayıp kimin öldüğünü bilmiyordu. Salonda birkaç adım attı. Önce korumalara baktı birisi pala ile öbürü kafasından vurularak öldürülmüştü. Gelen misafirler birimi kafası ezilmiş diğer ise kurşun ile öldürülmüştü. Muhtar Betty’nin önüne geldi başı ile vurulmuştu. İkili grup arasında çatışmaya üçüncü kişi veya kişiler tarafından gerçekleşmiş olabileceğini düşünüyordu. Silahını daha sıkı tutmaya başladı. Kadınların başına ilerleyecekken son anda vazgeçmiş merdivenlerden yukarıya çıkmaya karar vermişti. Kendi nefesinden daha yavaş bir sessizlikte hareket etse de. Bozulmuş tahtalar ses çıkartıyordu. Üst kattan veya mutfaktan duyulabilecek sesler değildi tabi ki. Merdivenlerin kuytu köşesinden bir anda öne doğru fırlayıp yanının üzerine Bacaksız düşmüştü.
         
         Muhtar hızlı bir şekilde tüfeğini ona çevirmiş olsa da biraz yavaş kalmıştı. Başına isabet eden mermi ile geriye devrilmişti. Kasaba da ki son adam da ölmüştü. Kasaba da iki kadın daha yaşıyordu. Ayağa kalktı ölen son adamın önüne geldiği sırada bir hıçkırık sesi duymuştu. Kapıya doğru baktı. İçeride olanları izleyen bir kadın hemen kendini kapının önünden alıp kaçmaya başlamıştı. Bağrışlar çoğalmıştı diğer kadın marketin orada bekliyordu. Arkadaşının koşarak üzerine geldiğini görünce arkasını ona dönüp koşmaya başlamıştı. Genelev’in arkasında bir at olmalıydı onu alıp buradan kaçmalıydı, var gücü ile koşuyordu fakat bir kadın ne kadar hızlı ve uzun süreli koşabilecekti ki? Üstelik bu kadının aç ve susuz olduğunu düşündüğünde.
         
          Bacaksız dışarı çıktığında henüz karanlıkta kaybolmamış uzaktaki kadına nişan alıp beklemeden ateş etti. Net bir şekilde karanlıkta görünmeyen kadının siyah gölgesi yere yığıldığını görmüştü. Yakınında olan kadın durmuş ellerini kulaklarına götürmüş ağlıyordu. Ayakta duracak hali yoktu, yere çöktü yaratıcından yardım istiyordu fakat bir kere çığırından çıkmış bir adamın arkada olduğunu düşündü. Yaratıcı ona yardım etmeyeceğini anlamıştı. Kasabada ki son silah sesi uçsuz bucaksız çölde yankılanmıştı.
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[11/12]
Gönderen: Rüzgar Adam - 12 Ağustos 2012, 05:35:30
11 Bölüm

         Kasaba da kendisinden başka kimsenin nefes almadığına emindi. Son kişiyi de öldürdükten sonra Salon’a geri döndü. Biraz önce kahkahalarla gelen kadınları ilişkiye giren misafirlerin koltuğuna oturdu, masayı önüne çekti. Şimdi kendisine ziyafet çekmenin zamanı gelmişti. Uzun zaman sonra, ilk defa karnı doyacaktı. Bu durum onu oldukça sevindirmişti yüzü gülüyordu artık. Masa da ilk aradığı şey içecekti. Ufak bardağa konmuş suyu sofrada bulduğu an kafaya diklemişti. Kurumuş ekmeği kırdı, ağzına koca bir lokma attı. Ağzında çiğnemekte zorlanıyordu. Adamlara getirdiği bütün içki şişerinin hepsini içmişlerdi. Bu sofrada ki tek aradığı bu olmuştu. Ayağa kalkıp mutfaktan su almak istemiyordu. Yeni kızartılmış eti ağzına attı çiğnemeye çalıştı. Et bayatlamıştı, ağızda oldukça zor çiğneniyor ve parçalanıyordu. Eti ağzında çevirirken peynir tabağının dan bütün peynirleri teker teker ağzına sokuyordu. Acelesi olmamasına karşın oldukça hızlı yiyordu. Birileri önünden kaçıracakmış gibiydi. Son dört yılda yemediğini bir günde yemek istiyordu.
…
4 yıl önce
Yasera Kasabası

    Güneş batmak üzereydi fakat hala kavurucu sıcaklığa sahipti. Yasera kasabası uzaktan görünmüştü. Oldukça hareketli bir kasaba olduğu her halinden belli idi. Yeni yağmur yağmış topraklar balçığa bulanmıştı. Kahverengi at ve üzerindeki adam, atın arkasındaki sedye’ye bağlanmış ölüm mahkûmunu hızlı bir şekilde bu kasabaya getiriyordu. Atın üstündeki adamın günler süren yolculuğu ölüm mahkûmu bu adamı muhtara teslim ettikten sonra görevi sona erecekti. Sedye de giden adam su istiyordu. Kendisine bile ayıracak suyu kalmamıştı, bu adam için su bulamazdı. Yasera kasabasına girişine çok yakınında ortalıkta oynayan çocuklardan biri yolun ortasında durup, kasabanın dışından gelen atlıyı gösterip bağırmaya başlamıştı. Önce bütün çocuklar sonra sokakta ki insanların tamamı kasabanın girişine bakmaya başlamışlardı. Bu bakış sadece birkaç saniye sürmüş sonra herkes kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı.
        Çocuklar ise oynadıkları oyunu yarıda bırakıp Atlının geldiği yöne doğru koşmaya başlamışlardı. Oldukça meraklılardı. Atıla gelen adam kasabanın girişine doğru iyice yavaşlamış, girdikten sonra atını yavaşça Muhtarlığa sürmeye başlamıştı. Muhtar sandalyesinden kalkmış kapının girişine koymuş olduğu tüfeği eline almıştı. Atın üstünde gelen adam, ata bağlanmış bir sedye getirmişti. Kasabanın girişinde ki salon korumaları telaşla içeriye girmişti. Salonda büyük ayak sesleri yankılanmaya başladığında çocuklar durmuşlar bazıları korkudan geriye doğru gitmeye başlamış hatta geriye kaçanlar olmuştu. Şüphesiz ki kasabaya sedye ile sadece ölüm mahkûmları getiriliyordu. Gelen mahkûmları ise görmek isteyen bir kadın vardı. Baston Bacak Betty
Başlık: Ynt: Rüzgar Adam[11/13]
Gönderen: Rüzgar Adam - 14 Ağustos 2012, 08:53:38
Bölümlerin sayısı 13'e yükseltilmiştir.