Kayıp Rıhtım Arşiv Forum
Kayıt Ol

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Khentis

Sayfa: [1] 2 3 ... 7
1
Müzik / Ynt: Şu Anda Ne Dinliyorsunuz?
« : 05 Ocak 2018, 23:24:15 »
Nekropsi - Yok Var

Türkiye'de görmek istediğimiz hareketler. Keşke daha çok tanınsalar. Yetenekli bu adamlar. Hoş, ilginç bir şarkı. Bir bakınız, keyifle dinleyiniz.

2
Tartışma Platformu / Ynt: Wattpad
« : 05 Ocak 2018, 23:23:49 »
Yanlış yere mesaj atmak temalı.

3
Müzik / Ynt: Şu Anda Ne Dinliyorsunuz?
« : 02 Ekim 2017, 23:00:12 »
Sarcofago - Midnight Queen

Böyle bir şarkı olamaz.

4
Oyunlar / Ynt: Genel Oyun Tartışmaları
« : 22 Eylül 2017, 20:48:59 »
Outlast ve The Whistleblower tek paket halinde kısa süre için ücretsiz. Yaklaşık bir gün kadar bir zamanı kalmış durumda.

https://www.humblebundle.com/store/outlast-deluxe

5
Şişedeki Mısralar / Ynt: Bisclavret - Çeviri
« : 19 Eylül 2017, 23:15:13 »
Teşekkürler; beğendiğim, daha önce Türkçeleştirilmemiş daha başka eserlerin çevirileri de yapmayı isterim. :)

6
Şişedeki Mısralar / Ynt: Bisclavret - Çeviri
« : 17 Eylül 2017, 18:19:25 »
Beğenmenize çok sevindim; şiirin konusu bana da bir hayli ilginç gelmiş, sevdirmişti kendini. :)

[ You must login or register to view this spoiler! ]

7
Şişedeki Mısralar / Bisclavret - Çeviri
« : 16 Eylül 2017, 17:43:36 »
Merhabalar. Şiire geçmeden önce hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Şiir 12. yüzyılda Marie de France tarafından yazılmış lai adı verilen şiirlerden bir tanesi ve esasen bir kurtadam hikayesi. Türkçe'sini göremediğim ve şiiri çok sevdiğim için çevirmeyi denemeyi uygun gördüm. Teknik olarak şiirin her dizesi orijinal formunda sekizer heceden oluşuyor ve aa-bb kafiyesini takip ediyor. Ben hece ölçüsünü takip etmedim. Kafiyelere ise sadık kaldım. Kaynak metin olarak Judith Shoaf'ın Ingilizce çevirisi ve yer yer orijinal Ortaçağ Fransızca metnini kullandım. Ortaçağ Fransızcasıni elbette bilmiyorum, yalnız Shoaf hem (elinden geldiğince) hece ölçüsüne hem de kafiye düzenine sadık kalmayı tercih ettiği için şiirin orijinaline bazı eklemeler yapmış. Bu gibi yerleri fark ettiğim kadarıyla, genelde bir sözlük yardımıyla, esas metinden çevirmeye çalıştım. Lord ve leydi kelimelerini özellikle, olayın geçtiği yer ve tarihi desteklemeleri amacıyla oldukları gibi bıraktım. Iyi eğlenceler :)

Bisclavret

Okumaya başladığım zaman şiirlerimi,
Unutmak istemem Bisclavret'i.
Bisclavret ismi Breton lisanındadır.
"Garulf" bunun Normanca karşılığıdır.
Eskiden duyardınız hikayelerde anlatıldığını-
Ve evvel zamanda bunlar pek olağandı-
Bir sürü erkeğin dönüştüğünün kurtadamlara
Ve ormanda kurduklarının kendilerine bir yuva.
Garulf bir canavardır, vahşi mi vahşi
En azından öfke sarmışsa benliğini.
Yer insanları, aklı hep çalışır şerre,
Gezinip durduğu ormanları mesken tutar kendine.
Bu konuyu bir kenara bırakalım şimdi,
Anlatmak istiyorum size Bisclavret'in hikayesini.

Bir lord yaşardı Britanya'da,
Fevkalade övgüler işitmiştim hakkında:
Gelirdi elinden her iş, yakışıklıydı,
Soylu birisiydi, öyle de davranırdı.
Çok değerliydi bu adam Kral efendisinin gözünde,
Yakın uzak tüm komşularının da aynı şekilde.
Evlendi hakikaten değerli bir kadınla,
Çok zarif davranırdı bu kadın daima.

Adam severdi kadını, kadın da adamı, aşıktılar birbirlerine,
Lakin vardı huzursuzluk çıkaran bir mesele.
Kaybolurdu adan ortalıktan. Bilmezdi kadın
Her hafta üç gün boyunca nereye gittiğini kocasının,
Neler olduğunu ona, yahut olabileceğini,
Her şeyden bihaberdi ahalisi.
Günlerden bir gün geldi adam yuvasına,
Eşi de başladı soru sormaya,
Çok keyifli ve neşeliydi kocası, uzaktı ondan elem,
"Lordum," dedi kadın, "Dostum, bir tanem,
Tek bir şey var sormak istediğim,
Tabii eğer buna yeterse cesaretim,
Fakat korkuyorum olacaksın diye sinirli,
Ve her şeyden çok, bu korkutuyor beni."
Duyunca bütün bunları adam, sarıldı eşine,
Yakınına çekip, karşılık verdi bir buse ile:
"Leydim," dedi, "Sorun haydi
Bilmek istediğiniz şeyleri.
Cevaplayacağım, cevaplayabilirsem eğer." "Size
Yemin ederim ki, dermansınız derdime.
Lordum, dehşete düşüyor daima,
Gittiğiniz vakit uzaklara,
Korku ile dolup taşıyor kalbim
Kaybedeceğim diye sizi, canımdan çok sevdiğim...
Şayet biraz yardım, biraz tasa bulunmazsa bana,
Bu hissettiklerim yüzünden öleceğim yakında.
Anlatmalısınız bana şimdi ne tür bir hayat yaşadığınızı,
Nereye gittiğinizi, nerede kaldığınızı.
Başkasını seviyorsunuz -biliyorum, öyle-
Ve haksızlık ediyorsunuz bana eğer bu doğru ise."
"Tanrı şahit," dedi adam, "Leydim
Bunu size söylerse çok acı çekerim.
Kaçırırım sizi benden, aşktan, sevgiden uzaklara,
Ve kaybederim kendimi böyle bir şey olursa."

Leydinin keyfi kaçtı kocası
Reddettiğinde sorusunu cevaplamayı.
Açtı bu konuyu yeniden ve
Sık sık pohpohlayıp, eşini oyuna getirmeye
Çalıştı. Başından geçenleri anlattırmayı denedi,
Ta ki adam anlatana kadar, saklamadan hiçbir şeyi.
"Leydim, dönüşüyorum Bisclavret'e ben,
Şu heybetli ormanın içine dalıyorum hemen.
Sık ağaçlıklarda gezinmeyi seviyorum en çok,
Elime geçirebildiğim av ne ise, o tutuyor karnımı tok."
Kocası sonuna geldiğinde anlatısının,
Bir soru daha sordu kadın,
Soyunuyor muydu, giyiyor muydu bir kıyafet?
"Leydim," dedi adam, "Çıplak gezer Bisclavret."
"Nereye koyuyorsun kıyafetlerini, lütfen söyle, ediyorum rica."
"Leydim, işte bunu söyleyemem asla.
Zira olursam onları yanlışlıkla kaybedecek,
O andan itibaren, hayatımın sonuna dek
Bisclavret olarak kalacağımı bilirim.
Ve o zaman dermansız kalır derdim.
Düzelemem yeniden bulana kadar giysilerimi,
İşte bu yüzden istemem yerlerinin bilinmesini."
"Lordum," diye yanıtladı leydi, "Şu bir gerçek ki,
Bütün dünyadan daha çok seviyorum sizi.
Saklamamalısınız benden hiçbir şeyi, ya da
Şüpheye düşmemelisiniz sadakatim konusunda.
Gerçek dostluk olmaz bu kesinlikle,
Ne günah işledim ben? Ne
Yanlış güvenilmez kıldı beni?
Yap yapman gerekeni! Haydi, söyle şimdi!"
Başının etini yedi böyle, böyle rahatsız edip durdu kocasını,
Sonunda, adamın kalmadı söylemekten başka şansı.
"Leydim, dedi, "Eve gelirken
Kullandığım ormanın yanında hemen,
Yolun kenarında, var eski bir kilise,
Genellikle yarar orası işime.
Oyuk ve geniş bir taş var orada,
Kazılmış, bir çalının altında.
Eve gelebileceğim vakte kadar yine,
Koyuyorum kıyafetlerimi çalının altındaki bu yere."

Duydu leydi bu mucizeyi, bu inanılmaz şeyi,
Dehşet içinde kıpkırmızı kesiliverdi.
Korktuğu için bu maceradan
Geçti sık sık aklından
Kaçıp gitmek, kaçmak uzaklara,
Zira istemiyordu aynı yatakta yatmak artık onunla.

O vilayette yaşayan bir şövalye
Aşıktı uzun zamandır zarif leydiye,
Dualar ederdi hep, yalvarırdı,
Cömert davranırdı kazanmak için leydinin aşkını.
(Kadın bundan evvel hiç sevmemişti
Bu adamı, hiç ümit de vermemişti)
Bir ulak yolladı çağırmak için şövalyeyi,
Ve anlattı her şeyi.

"Arkadaşım, canım," dedi, "Sevinsenize!
Kovuldunuz, üzüldünüz ve eziyet edildi size
Bugün size vereceğim şeyi istediğin için-
Artık reddetmeyecek kimse sizi, merak etmeyin-
Aşkımı bahşediyorum size, ve bedenimi de,
Kaçırın beni, ve evlenin benimle!"

Memnuniyetle teşekkür etti şövalye. Kabul etti
Leydinin sözlerini ciddiyetle söylediğini.
Yemin etti kadın ve nişanlandılar böylece.
Ardından anlattı lordunun neye
Dönüştüğünü ve nasıl gittiğini uzaklara.
Gösterdi girerken ormana daima
Kullandığı yolu. Kıyafetlerini
Almaya gönderdi şövalyeyi.
Böylece bir oyun oynandı Bisclavret'e
Ve Bisclavret, kendi karısı tarafından uğradı ihanete.

Kaybolduğu için ortadan sıklıkla, hakikaten,
Hemen hemen herkes varsaydı aniden,
Çekip gittiğini, bir daha dönmemek üzere.
Aradılar, sordular her yerde,
Bulamadılar bir iz lakin.
Sonunda bıraktılar peşini bu işin.
Kutlandı onu sevmiş, ve sabretmiş kişi
İle leydinin evlenişi.

Böylece bir yıl boyunca duruldu sular,
Ta ki bir gün kral ava çıkana kadar.
Gitti ormana dosdoğru,
Eskiden Bisclavret'in kaldığı yerdi bu.
Salındıklarında tazılar ve atıldıklarında ileri,
Buldular Bisclavret'i.
Koşuşturan köpekler ve avcılar
Bütün gün boyunca kovaladılar,
Sıkıştırdılar onu bir köşeye,
Ve paramparça edeceklerdi neredeyse,
Ne var ki fark etti kralı Bisclavret,
Ve koştu dilenmek için merhamet.
Kralın üzengilerini yakaladı,
Ve yalvardı, öpüp ayaklarını.
Gördü bunu kral ve korktu oldukça,
Tüm yol arkadaşlarını çağırdı yanına.
"Efendiler," dedi, "Gelin, gelin şöyle!
Bakın bu harika, muhteşem şeye.
Nasıl da diz çöküyor önümde bu yaratık. Sakip
Bir insanın zekasına. Merhamet diliyor, çok garip!
Götürün şu köpekleri buradan,
Emin olun kimsenin ona vurmadığından.
Sağduyulu bu yaratık, ayırca zeki.
Çabuk olun, gidelim haydi.
Alıyorum bu canavarı himayem altına,
Ve son veriyorum bugünlük avlanmaya."

Bunu söyleyip kral, döndü arkasını ve başladı ilerlemeye,
Bisclavret de yürüyordu hemen onun peşinde.
Duruyordu yakınında, yoktu kaçmak gibi bir niyeti,
Hiç arzulamıyordu onu terk etmeyi.
Keyifliydi epey kral, çok mutluydu,
Kalesine götürdü onu,
Hiç görmemişti böyle bir varlık.
Doğanın bir lütfuydu onun için bu yaratık.
Bir armağanmış gibi davranıyordu ona,
Ve söylüyordu halkına
Ona çok iyi bakıldığında sevindiğini;
İstiyordu kimsenin ona zarar vermemesini,
Bir fiske bile vurmamalarını kralları aşkına.
Lezzetli yiyecekler ve güzel içecekler verilmeliydi ona.
Hepsinin hoşuna gidiyordu ilgilenmek Bisclavret ile,
Yatıyordu her gece
Kralın yakınında, arasında şövalyelerin,
Harika bir şeydi bu herkes için,
Kibardı çünkü, soylu ve ağırbaşlı,
Yanlış bir şeyi asla yapmazdı.
Kral nereye giderse gitsin, istemezdi
Yanından ayrılmak, o da giderdi
Onunla birlikte sürekli,
Kralı sevdiğini görmek hiç zor değildi.

Dinleyin şimdi neler oldu bunun ardından.
Kral bir eğlence düzenliyordu, lordlarından,
Topraklarını ona borçlu olan kişilerden
Yanına gelmelerini rica etti hemen.
Yardımlarını istiyordu düzenlenmesi için ziyafetin,
Ve hizmetlerini bekliyordu gereğince adab-ı muaşeretin.
Bisclavret'in karısı ile evlenen şövalye
Çıkıp geldi ziyafete,
Güzelce giyinmiş, özenmiş bezenmişti.
Aklının ucundan dahi geçmezdi
Göreceği onu bu bu kadar yakından.
Geldi saraya; Gördüğü an
Bisclavret şövalyeyi orada öylece,
Atladı var gücüyle üzerine.
Geçirdi dişlerini etine, yerlerde sürükledi
Çok daha fena hırpalardı şövalyeyi
Kral çağırıp onu geri,
Bir sopa ile tehdit etmeseydi.

Adamı iki kez ısırmaya çalıştı olmadan gece,
Gördükleri düşürdü birçok kişiyi hayrete,
Davranmamıştı çünkü bundan önce
Kimseye karşı bu şekilde.
Öne sürdü saraydakilerin hepsi,
Yaptıklarının bir sebebi olması gerektiğini.
Canın yakmış, gücendirmiş olmalıydı onu,
Zira intikam almaktan çok memnun olurdu.
Bıraktı bu işin peşini bu defa,
Ziyafet son bulup da
Lordlar ayrılana kadar, ve
Her bir derebeyi tek tek döndü evine.
Biliyorum Bisclavret'in saldırdığı
Şövalyenin ayrıldığını
İlk gidenlerin arasında.
Nefret ediyor ondan, şaşılacak bir şey yok bunda.
Günler sonra (geçmemişti çok uzun bir süre
Diye tahmin ediyorum, duyduklarım yanlış değilse)
O nazik ve bilge
Kral, gitti atının üzerinde
Bisclavret'i buldukları ormana,
Ve o da eşlik etti ona.
Gece, artık yatma vakti geldiğinde,
Girdi bir hana dinlenmek üzere.
Bisclavret'in karısı biliyordu bunu zaten.
Ertesi gün, kral ile konuşmaya giderken,
Giydi en alımlı elbiselerini,
Hediye yolladı ona pahalı bir şeyi.
Bisclavret karısının geldiğini gördüğünde
Alamazdı zapturapt altına onu kimse;
Koştu çılgınca, saldırmaktı amacı,
Dinleyin bakın, nasıl aldı intikamını.
Koparıverdi kadının burnunu suratının ortasından.
Daha beter bir şey olabilir mi bundan?
Sardılar şimdi etrafını o odada,
Hazırdılar etmeye onu paramparça.
Derken, konuştu kral ile bilge bir adam:
"Lordum," dedi, "İzin verin birkaç kelam
Etmeme. Sizinle yaşıyordu bu canavar,
Ve hepimiz, bugüne kadar
Gözlemledik onu. Uzun bir süre
Onun yanında dolaştık bir sürü yere.
Yaralamadı daha önce hiç kimseyi,
Şiddete eğilim de göstermedi,
Yalnız, buradaki burada gördüğünüz leydi bir istisna,
Söylüyorum bunu size olan hürmetim adına.
Belli ki nefret ediyor ondan,
Ve onun kocasından.
Sizin için çok değerli olan eskiden,
Ve uzun zaman önce kaybolup giden
Şövalyenin eşi gördüğünüz burada,
Bilmiyor hiç kimse ne olduğu adama.
Biraz işkence edin ona,
Bakın bakalım yok mu başka
Söyleyecek bir şeyi kurdun nefreti ile alakalı,
Bir şey biliyorsa, anlattırın onları.
Şahit oluyoruz eskiden beri Britanya'da
Gerçekleşen birçok tuhaf olaya."

Kral bu tavsiyeye hak verdi,
Yakaladılar bir tarafta şövalyeyi;
Öte tarafta da leydi yakalandı,
Ve ciddi acılara maruz bırakıldı.
Anlattı bütün olanları çektiği acıdan
Dolayı, ve tabii ki duydu korkudan.
İhanetini anlattı,
Kıyafetleri nasıl alıp da sakladığını.
Kocası macerasından kendisine bahsetmişti,
Biliyordu bu yüzden nereye gidip, neye dönüşeceğini.
Adam topraklarında görüşmemişti
Kadın çaldığından beri giysilerini.
Fakat bu yaratık Bisclavret'ti mutlaka,
İnanmaktaydı leydi buna.
Kral kıyafetleri istedi bir an önce,
Leydi istese de, istemese de.
Getirildi giysiler böylece,
Ve verildi Bisclavret'e.
Önüne koydular elbiselerini,
Fakat Bisclavret bunları görmezden geldi.
Önceki tavsiyeyi de veren bilge adam hemen
Kral ile konuşmaya başladı yeniden.
"Lordum, yaptığınız bir hata,
Gözünüzün önünde asla
Giymeyecektir giysilerini.
Dönmeyecek eski haline geri.
Bilmiyorsunuz, lakin bu yaşadığı
Onun için bir utanç kaynağı.
Götürtün onu kendi odanıza,
Kıyafetlerini de verin yanına,
Bırakın yalnız kalsın uzunca bir süre,
Göreceğiz sonra,dönüşecek mi bir insana, kalacak mı böyle."

Kral kendisi götürdü Bisclavret'i,
Bıraktı ardında bütün kapıları kilitli.
Geri döndü zamanı geldiğinde,
İki derebeyi getirmişti beraberinde.
Üçü de girdi odaya,
Karşılarında, kralın yatağında
Buldular şövalyeyi, uykuda derin,
Koştu kral, ona sevgiyle sarılmak için.
Öptü onu yüzlerce kez o gün,
Sakinleştiğinde yeniden, bütün
Toprak ve arazilerini geri verdi şövalyeye,
Daha başka birçok hediye ile birlikte.
O andan itibaren,
Sürdüler leydiyi o diyardan hemen.
Kocasına tercih ettiği lord da
Gidiyordu onun yanında.
Oldu bir sürü çocukları,
Hepsi çok iyi tanınırdı
Simaları yüzünden.
Bir sürü kadın o aileden
Yüzlerinde burun olmadan doğmuştu,
Yaşayıp gittiler burunsuz. Hakikat bu!

Gerçektir duyduğunuz macera az önce,
Tek bir kelimesinden dahi etmeyin şüphe.
Bisclavret'in şiirini yazdılar,
Hatırlansın diye ebediyete kadar.

8
Oyunlar / Ynt: Genel Oyun Tartışmaları
« : 13 Eylül 2017, 13:04:58 »
Yazıldığını görmediğim için ben de The Wolf Among Us'ın 2018'de ikinci sezonunu göreceğimiz haberini vereyim. Sevindirici.

9
Müzik / Ynt: Şu Anda Ne Dinliyorsunuz?
« : 12 Eylül 2017, 21:16:55 »
Bir müzikal harika. Komaların kullanımıyla Anadolu müziğini anımsatan şarkıların bulunduğu bir albümden.

King Gizzard & the Lizard Wizard - Nuclear Fusion

(100 mesajım olmuş, çok çılgın)

10
Ben de listeye ek olarak birkaç şarkı önermek isterim.

Rainbow - Stargazer
Black Sabbath - Planet Caravan
Garmarna - Herr Mannelig
Skyclad - Another Drinking Song
GloryHammer - Angus McFife
Savatage - Hall of the Mountain King

Her biri çok beğenerek dinlediğim şarkılardır. Özellikle Another Drinking Song şarkısında kendimi fantastik bir dünyada bulunan bir handa hayal etmemek epey zor oluyor.

11
Güzeldi, hoştu, Büşra'sızdı. Tudem'in ne kadar şahane bir yayın grubu olduğuna bizzat şahit oldum. Artık Kayıp Rıhtım rozetlerim de var, daha ne olsun. Gelenler iyi ki gelmiş.

12
o/

13:30 benim için de uygundur.

13
Müzik / Ynt: Şu Anda Ne Dinliyorsunuz?
« : 22 Nisan 2017, 20:46:47 »
Autumn, Leaves, Scars - The Eerie Lure of Darkness

Güçlü, etkili bir şarkı. Grup enstrümental müzikler yapıyor. Çok da güzel yapıyor. Beyond Dark Clouds, Deep into the Burning Sun Part 2 da diğer favorim.

14
Ben de katılmak isterim.

15
Eğlence & Mizah / Ynt: Video Paylaşımları
« : 20 Şubat 2017, 01:11:12 »
Turkish X-Men

Bu tür X-Men videolarının ilki sanıyorum ki Romanian X-Men.

Sayfa: [1] 2 3 ... 7