Kayıt Ol

Gerçek Kesit

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Gerçek Kesit
« : 16 Nisan 2015, 23:50:28 »
Geçenlerde düşünce merkezim, yalnızlık kalem, yarasa mağaram, yeteneklerimi keşfettiğim, icatlarımı gerçekleştirdiğim mekanım, her türlü felsefenin yetişebildiği, nice kitapların okunduğu engin ve dingin alanım olan tuvalette insanlık için küçük benim için büyük işler peşindeyken aklıma geldi de sevilen ve güvenilen bir insanım. Fakat beni seven bu insanlar topluluğunun hiç bir üyesini tanımıyorum.

Şimdi kalkıp bir psikologa gitsem de derdimi anlatsam, adam gevrek gevrek gülüp “Tebrik ederim kardeşim, 30 yaşında ergenliğe girmişsin.” dese, ben adamın ağzına diz atmak zorunda kalsam ve bu süreçte dizimi incitsem neler olurdu düşünebiliyor musunuz? Diz ağrısı çektiniz mi hiç? O yüzden düşüncelerimi buraya kusuyorum ve “Ee abi, deli deliyi çekermiş”leri memnuniyetle kucaklıyorum.

Her şey üşengeçliğin zirve yaptığı bir günde, arkadaşımla dışarıda kahvaltı yapmaya kararlaştırmamızla başladı. Gittiğimiz mekanda fazla sıcakkanlı bir abi vardı. Fazla ilgisini 35’li yaşları çoktan geçmesine fakat bunu asla kabul etmemesine bağlayıp önümdeki sucuklu yumurtaya abanmıştım; kahvaltı bitip de kahvelerimiz geldiğinde, kendine de bir kahve getirip yanımıza oturunca biraz kıllandım. Adam bol bol kahkaha atıyor arada da hayatımızı sorguluyordu. Bu durumun benimle değil de bana göre (haliyle) albenisi çok daha fazla olan kız arkadaşım ile ilgili olduğunu düşünmüştüm; alçak gönüllüyüm kahretsin.

Sonraki günlerde yolum bir şekilde aynı bölgeye düştü. Boş gezenin boş kalfası olarak mal gibi etrafı izleyerek yürüyordum. Sonra birden karşıma kahvaltıcı abi fırladı. “Ooo napıyorsun ya nasılsın?” diye sorunca içim rahatlamıştı, arkamda yürüyen kırk yıllık arkadaşına söylüyor olmalıydı. Fakat insan işte, refleks olarak arkamı döndüm ve kimsenin olmadığını gördüm. Abi beni kolumdan tuttuğu gibi mekanına oturttu ve hemen iki türk kahvesi söyledi. İki türk kahvesi söyleyince durumun vehametini anladım ama yapabileceğim pek bir şey yoktu. “Yenge nerde? Ehehe.” diye söze başladı. Yenge mi? Ulan ben senin daha adını bilmiyorum sen benim sosyal ilişki şemamı ne ara çıkarttın? Abi bir süre daha benim hakkımda bilgi edindi sonra da mekanın kalabalıklaşmasıyla masadan ayrılmak zorunda kaldı. Fırsatı bulunca ben de hemen kasaya sıvıştım, hesabı ödeyip uzaklaşacaktım. Ancak kasadaki genç bana kaş göz yapıyor, inatla masalara doğru bir bakış atıyordu. Dönüp baktığımda kahvaltıcı abinin sağ elini göğsüne koyarak bana göz kırptığını gördüm. Ben de işaret parmağımla onu göstererek mekandan uzaklaştım; ayaküstü Harlem havası yakaladık.

Spoiler: Göster

(Harlem Havası Temsili)

O günden beri bir daha bırak o sokağı, o şehre gitmedim. Kendi şehrimde sıcaklıktan yoksun fakat huzurlu bir şekilde yaşayacaktım. Olmadı.

Bir gün şans eseri Cuma namazına gittim. İmamın “Arkadaş 6 bin küsür yoklamada yoksun, sınav zamanı yaklaşınca geliyorsun” sitemiyle karşılaşmamak için arkalarda bir köşeye geçtim. Yanımda dedemin görse elini öpeceği yaşlıca bir amca vardı. Adam uzunca bir süre beni süzdü. Birine benzetmesi söz konusu olamazdı çünkü ben doğduğumda adamın çevresi çoktan kabristanları doldurmuştu. Heralde klimayı çalacak bu münafık diye bakıyor diye düşünüyordum ki adam elini cebine attı ve sonradan telefon olduğunu öğrendiğim bir şey çıkarttı. Nokia yetkileleri görse bu nostaljiye dayanamazlardı, hüngür hüngür ağlarlardı. “Evladım, şu mesajları siliver bir hele.” dedi.

Telefonun mesaj kapasitesi doluydu. İşin kötüsü, tüm mesajları silmeme rağmen mesaj kutusu yeniden doluyordu. Fabrikadan çıktığından beri bünyesindeki mesajları ilk kez silinen telefon neşe ile ötüyor adeta elimde dans ediyordu. Bu hareketlilik diğer tarafımdaki amcanın dikkatini çekmiş olacak ki bana yanaştı ve elimdeki telefona bakmaya başladı. Bankaların yolladığı sayısız mesaj sanal çöplükte yok olurken, telefonun sahibine göre bir yüz yıl kadar daha genç olan adam iyice kıpır kıpır oldu ve sonunda dayanamadı, elini cebine atarak kendi telefonunu çıkarttı.

Çok geçmeden önümde sahipleri kadar yaşlı telefonlar, etrafımda ise Azrail ile bilek güreşine tutuşmuş yaşlı güruhu, çocuklar gibi şendik. Yıllardır aradıkları teknik desteği sağlıyordum, artık rahatlıkla diğer tarafa gidebilirlerdi. Bu onları öyle rahatlatmış olacaktı ki sohbet etmeye başladılar, el şakaları birbirini kovaladı. Ben üçüncü telefonun hafızasını boşaltıyorken önümdeki saf, uzun eşek oynamaya başladılar. Bir süre sonra imam geldi. “Oo neye gülüyorsunuz, söyleyin biz de gülelim.” diye çıkıştı.Ön saflardan gözlüklü bir amca hemen ayağa fırladı,  bu sırada hırkasını iliklemeyi unutmadı. “Hocam arkadaş telefonlarımızdaki mesajları siliyordu da biz de sohbet ediyorduk.” İmam bir süre beni süzdü, sonra etraftaki neşeli kalabalığa baktı. Ben falakaya hazırlanmak için çoraplarımı çıkartıyordum ki, hoca cübbesinin cebinden bir akıllı telefon çıkartıp bana uzattı. İnternet ayarlarını bir türlü yapamamış. Önümdeki teknoloji yığınının model ortalaması birden yükselince biraz şaşırdım ama görev bilinci yüksek birisiyim, yeni teknolojiye hemen ayak uydurdum.

Spoiler: Göster

(Eğlenerek Cennete Gitmek Temsili)

Teknik problemlerle uğraşırken namaz vakti geçmiş, imam da iyi madem bugün erken çıkabilirsiniz diyince tüm cemaat çocuklar gibi camiden dışarı fırladık. Bir grup kahveye koştu, bazıları sınava hazırlanmam lazım diyip eve gitti. Ben az önce yaşadığıma anlam vermeye çalışarak evimin yolunu tuttum. Herşeyi geçtim az önce kırk yılın başında camiye gitmiş ve o ibadet ritüelini parçalamıştım. Bildiğin bir cami dolusu insanın Cuma namazını yakmış, iki gram sevap almaya gittiğim mekandan bir çuval dolusu günahla çıkmıştım. O yaşlı amcaya yardım etmek yerine elime tutuşturduğu telefonu kapıp kaçsam, toplamda daha az günahım olacaktı resmen.

Güvenilir ve sevilebilir bir imajım olabilir ama aldığım tepkiler bana biraz fazla geliyor. Otobüste yer verdiğim benden yaşça çok da büyük olmayan adamın bana sarılıp “çok büyük adamlar ol inşallah!” diyerek ağlamasının da, yolun kenarında elindeki şarap şişesiyle dans eden evsizin beni görünce şişeyi kenara fırlatıp beni elimden tutarak ve gözlerimin içine bakarak uzunca bir dua okumasının da faydasını görmedim. Zaten hiç öyle sevilen bir insan olayım çabam olmadı. Bir kerecik birisi çok sevsin istedim, o da hiç sevmedi. Bırak şöyle karşılıklı kahve içmeyi, sarılıp ağlamayı ya da el ele göz göze durmayı, telefonundaki mesajları silsem iyiydi.
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #1 : 17 Nisan 2015, 00:05:35 »
Hoş geldin deli kardeşim, gel seni bir kucaklayayım!

Biliyorum, bunu bir hakaret olarak algılama şansın yüksek ama yazını keyifle ve yüzümde bir gülümsemeyle okudum. Sayende blog sayfamı takip eden bazı insanların ve ismi lazım değil baş harfi Bengü olanların içler acısı hallerime neden "Ahahaha, çok güldüm!" yazdıklarını anladım! Yani istemeden bir sevap daha işledin, çok şanslısın!

Ayrıca "fazla ilgisini 35’li yaşları çoktan geçmesine fakat bunu asla kabul etmemesine" bağladığın abiye bu lafı etmen bende bazı kişiliksel, psikolojik, zottroptolik sorunlara neden oldu. Şalterlerim attı, kalbim kazındı, üç tutam saç telim salına salına döküldü... Böhü!

Ama... ama o son satır var ya. Ah o son satır var ya... İşte onunla beni kalbimden fena vurdun be Madcap! Üzüldüm vallahi, ne yalan söyleyeyim. İnşallah günün birinde seni çok sevmesini istediğin biri seni daha daha çok sever. Ayrıca ne kadar uğraşırsan uğraş sevileceksin, kaçışın yok u_u

Spoiler: Göster

Üslubunu toparlamana sevindim. Beklediğimden hızlı çıktın kovboy.
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı Light

  • **
  • 359
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #2 : 17 Nisan 2015, 00:59:23 »
Akıcı ve keyifli bir yapısı vardı; başlıksa tam yerine oturup, yazıyı özetlemişti.

Bazı yerlerde hafif bir gülümsemeyle, bazı yerlerde de ifadesiz bir şekilde okudum. İhsan abinin söylediği şeyler benim için de geçerli. Teşekkürler!
Alıntı yapılan: W.S.
Yet do thy worst, old Time; despite thy wrong
My love shall in my verse ever live young.

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #3 : 17 Nisan 2015, 13:41:35 »
@mit

Teknik olarak henüz 35 yaşına ulaşmış bile değilsin abi, o kısmın seni etkilemesine izin verme. Eğlendirmek ya da güldürmekten öte Andy Kaufman garipliğinin absürtlükle dansı diyelim. Hakaret olarak algılamadım, nitekim senin gibi feyzli bir abinin yüzüne bir gülümseme kondurabildiysem, yemişim günahları!

@Light

Rica ederim!
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #4 : 17 Nisan 2015, 21:39:31 »
Okunuşu çok iyiydi yazının, böyle insanın ağzına takılan bir kelime yok, bir çırpıda okunuyor. İlk resimde ve falaka uygulamalarında "çok güldüm, ahahahaha" (!) :)

Son cümle bana da burukluk yaşattı be ya ama peki o zaman kahvaltıcıdaki kız kimdi :D

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #5 : 17 Nisan 2015, 21:50:06 »
ama peki o zaman kahvaltıcıdaki kız kimdi :D

Bu soruyu sormadın kabul ediyoruz kargasız :) Sormadın! Son satırı bir daha oku, aradaki bağlantıyı kur ve sormamış gibi davran. Lütfen... :)
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #6 : 17 Nisan 2015, 21:55:37 »
Bu soruyu sormadın kabul ediyoruz kargasız :) Sormadın! Son satırı bir daha oku, aradaki bağlantıyı kur ve sormamış gibi davran. Lütfen... :)
Bir önceki iki cümleye istinaden aklımda farklı biri gelişmişti benim, bir de zamane gençliği işte arada sürekli sevgili değiştirilince bu devirde akla böyle şeylerin gelmesi normal :D

Değil tabi ki amacım zaten yarayı biraz daha deşmekti :P

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #7 : 17 Nisan 2015, 22:07:30 »
Nasrettin Hoca durur mu, yapıştırmış cevabı;

"Camide yaşananlara inandın da kıza mı inanmadın?"
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı Grayswandir

  • ***
  • 815
  • Rom: 14
  • You may have heard of me.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #8 : 18 Nisan 2015, 00:14:33 »
Gerçekten iyiydi yahu. "Neymiş bu?" diye ilk satırlara bir göz atayım dedim, bir baktım yazı bitmiş. Çok akıcıydı, hiçbir cümle göze batmıyor, duraklatmıyor insanı. Akıp gidiyor yazı. Mizahi çoğu yazıdaki ana şikayetim olan mizahın zorlama ve ucuz durması da burada hiç yoktu. Finali de yine aynı şekilde. Her şey yerine oturmuş, "e bu neydi ki şimdi?" dedirten hiçbir cümle yok. Eline sağlık. :D
In the beginning the Universe was created.
This has made a lot of people very angry and been widely regarded as a bad move.

#hayır

Çevrimdışı zaujas

  • **
  • 204
  • Rom: 3
  • "Gölgesiz Bulut"
    • Profili Görüntüle
    • Kenan Demir Blog
Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #9 : 25 Haziran 2015, 18:07:08 »
Çok keyifle okunan eğlenceli bir yazı olmuş. Bazı mizah dergilerindeki köşe yazılarından daha komikti açıkcası :) Çok iyi espiriler yakalamışsın. Şu mesaj silme olayı zaten beni benden aldı, sms silme konusunda bende hiç fena sayılmam doğrusu :D

Eline sağlık ;)

Hortlatmışım yazıyı ama olsun, yukarı yukarı ve ileri :melk
Söz sessizlikte, ışık karanlıkta...

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Gerçek Kesit
« Yanıtla #9 : 25 Haziran 2015, 18:07:08 »