Kayıt Ol

...Gerçek Kâbuslar...

Çevrimdışı brisingr

  • ***
  • 655
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: ...Gerçek Kâbuslar...
« Yanıtla #15 : 20 Temmuz 2010, 12:33:43 »
Tüm bölümleri okudum, hikayeyi yazıp bitirmişsin bu yüzden bizi bekletmeden yeni bölümleri siteye ekliyorsun. Güzel bir hikaye olmuş, akıcıydı okurken sıkılmadım şahsen. İlk bölümde cümlelerin kafiyeli ilerliyordu şiir gibi geldi bana, hadi bakalım devamını bekliyorum.

Yalnız bayağı bir Kehanet benzeri bir hikayeymiş. Olsun gene de beğendim. ;) :clap

Çevrimdışı LaST-KiNG

  • *
  • 11
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
"Bir Parça Umut ve Mutluluk ... "
« Yanıtla #16 : 21 Temmuz 2010, 00:28:56 »
Sayıların sırrını çözdüğümü düşünüyordum.Ama peki neden bazı sayıları duvara kazınmıştı ki ? Herhalde özel bir sebebi vardı.Ama şimdilik işim bu değildi…


Kâğıtların üzerindeki sayıları tek tek ayırmaya başladım.Ölümler çok öncesine dayanıyordu.”08/02/340 … 23/09/400 …”

Sonunda tüm sayıları ayırmayı başarabilmiştim.Tabi bu çok zor olmuştu ve yaklaşık 3 saatimi kâğıtlardaki sayıları ayırmak için kullanmıştım.Listeyi bir göz gezdirdim : “21/12/2007/22.00 … “ Bu annemin ölüm tarihi olmalıydı.Ve benden önce de o kadının lanetlendiğini düşünecek olursak sıradaki ölü oydu . “22/05/2010/20.00” yazıyordu.”Lanet Olsun ! “ diye bağırdım.Sıradaki o kadın olacaktı …

Ama bunun benim için iyi bir yanı da vardı tabii .Henüz saat akşam 7’ydi ve kadının ölümüne daha 3 saat vardı.Yani kadının nasıl öldüğünü görebilecektim.Belki de kendi sonumun nasıl olacağını görebilecektim … İçim ürperdi.Aklıma annem geldi … Saçına aklar düşmüş yaşlı bir kadın,çılgınca duvarlara sayılar kazımıştı.Birden duvardaki sayılara bakmayı unuttuğumu fark ettim.Duvardaki sayıların hepsini bir kâğıda yazmaya başladım : “12032347900…12032347900…12032347900…12032347 900” 4 kere aynı sayı yazılmıştı.Bunun bir nedeni olmalıydı.Ve birden aklıma o kızın anne,babası ve kardeşleri geldi.Onlar 4 kişiydiler … Acaba bu sayılarda onların yok oluş tarihi miydi ? Eğer öyleyse o gün Kıyamet Günü müydü ? Çünkü kadının dediğine göre sonsuza kadar yaşayacaktı lanetli ruhlar.Ama “sonsuz”un sonu geldiğinde hepside yok olacaktı …

Bu düşünceleri bir kenara bırakıp hemen kadının evine doğru gitmeye başladım.Tabii her zamanki gibi yağmur yağıyordu ve gök gürlüyordu.Bu olaylar üzerine yağmur da doğrusu tuz biber oluyordu.Saatime baktım 19.30’u gösteriyordu.Zaman çok hızlı geçiyordu sanki.Kapının önüne geldim,kapıyı birkaç kez vurdum.Açan olmadı.Birkaç kez daha vurdum ama hâlâ açan yoktu.Endişelenmeye başlamıştım.Acaba kadın kapıyı neden açmıyordu ? Belki de açamıyordu … Artık iyice karışmıştı aklım …

En sonunda kapının önünde beklemekten sıkılıp eve kendim girdim.Kapı açıktı,zorlamaya gerek yoktu.Duyması için
“Teyzeee ! Teyzeeee evde misin ? “ ama ses yoktu.Yukarı kata çıktım boştu.Diğer odaları da dolaşmama rağmen oralarda da bir şey bulamamıştım.Ve bodruma indim.Kadın oradaydı.Elinde kalem,önünde kâğıtlar, çıldırmışçasına bir şeyler yazıyordu.Etrafında da 4 lanetli ruh vardı.Korkmuştum.Koşarak kadının yanına gittim.Kadının yazdığı kâğıtlara baktım.Yazılar kırmızı yazılmıştı.Tıpkı kalemde mürekkep değil de kan varmış gibiydi.Aynen şunlar yazıyordu :
“Merhaba,küçük kızı rahatsız eden lanetli ruh ! …”
Tüylerim diken diken olmuştu.Galiba buradaki lanetli ruh ben oluyordum.
“Küçük kızın senden istedikleri var.Bir parça umut ve mutluluk getirebilir misin ona ? Ayrıca o sana çok kızgın.Çünkü sen küçükleri öldürdün … Onların umutlarını yok ettin.Mutluluklarını ellerinden aldın … Şimdi o yok ettiğin mutluluk ve umutları geri getirebilir misin ? Tekrar onu mutlu edebilir misin ?”

Artık korkularım yerini gözyaşlarına bırakmıştı.Artık bunları söyleyen her kimse çok haklıydı.O çocukların ölümü … Ailelerin gözyaşları … Galiba bu acılar benimle birlikte hayatımın sonuna kadar yaşayacaktı …

Ama benden mutluluk ve umut istiyordu.Bunları getirmemi … Nasıl yapabilirdim ki bunu ? Elle tutulmayıp gözle görülmeyen bir şeyi ben nasıl “o”na verebilirdim ki ?

Kadın yazmaya devam ediyordu ,

“Evet onları geri getiremezsin.Ama belki kendin gelebilirsin.Kendi umutlarını ve mutluluklarını getirebilirsin bana.Belki böylece onların acılarını daha iyi tadabilirsin . Ne dersin ? Bana bir organını verebilir misin ? Mesela kalbini … Veya beynini … Ya da pişirilmiş bir beden ! Tıpkı senin yaptığın gibi … Haşlanmış çocuklar … Taze,yeni pişmiş tatlı bedenler … Bunları hatırlıyorsun değil mi ?”

Onları nasıl unutabilirdim ki ? Cani ve kafayı yemiş psikopat katilin tekiydim ben.Çocukların bedenlerini pişirip yiyerek karnını doyuran bir cani ! Sanki kalbimin içine biri girmişti ve tüm acılarımı tazelemişti.Galiba beni öldürse daha iyi olacaktı …

“Tüm bunları yapabileceksen eğer , bil ki küçük kız seni affedecek ve laneti senin üzerinden kalkacak … ! “

Çevrimdışı LaST-KiNG

  • *
  • 11
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Küçük Kızın Acıları
« Yanıtla #17 : 22 Temmuz 2010, 01:35:44 »
Bu yazılanlar kadının işi değildi.Lanetli ruhlar benimle konuşuyorlardı bu kadın aracılığıyla.Kadının her kelimesinde yaptığım kötü işlerden birisi aklıma geliyor ve inanılmaz derece de vicdan azabı çekiyordum.Sonunda,
“Durun artık ! Lütfen … “ diye haykırdım gözyaşlarımla …

Kadın birkaç saniyeliğine arkasını döndü.Yüzüme garip garip baktı.Gözlerinin altı moralmıştı.Ve yazmaya devam etti :
“Sen hiç durdun mu ? Hiç acıdın mı onlara ? Hayır tabii ki … Ama belki bir parça mutluluk getirirsen küçük kız seni affedebilir … “

Bir parça mutluluk ve umut … Bu laflardan iyice sıkılmaya başlamıştım.Ve ayrıca da hiçbir mânâsı yoktu.Nasıl getirebilirdim ki ? Şöyle dedim ,

“Umut ve mutluluk … Nasıl bulabilirim ? “
“Bulmana gerek yok … Onlar zaten sende var … “

Aklım iyice karışmıştı.”Demek bende var” dedim kendi kendime.Galiba bu işten kurtulmanın tek yolu ölümdü.Ama galiba beni öldürmeyeceklerdi.Çünkü öldürmek isteseler şimdiye kadar öldürmüş olurlardı …

Ümitsiz bir şekilde şöyle dedim,

“Lütfen beni artık rahat bırakın ! Deşmeyin yaralarımı.Söz veriyorum bir daha hiç kimseyi öldürmeyeceğim…”

“Garantisi var mı bu dediklerinin ? Haddi hesabı yok çocuklara çektirdiklerinin . Annesi de demişti söz bir daha yok . Ama küçük kız her gün acı çekti. Şeytanlar ondan beslendiler.Onun minik kalbinden … Sonunda arkadaşları da terk ettiler,deli dediler.Yalnız kaldı … Bir odada tek başına … Ama hiçbiri bilmiyordu küçük kızın çektiklerini,annesinin ona çektirdiklerini … Her gün acı çekti . Kalbi acıyla doldu … Kalbi daha fazla acıyı kaldıracak kadar güçlü değil … En sonunda annesi ve biz af diledik ondan . Ama o, bizi lanetledi . Sonsuza kadar …”

Kadın yazdıkça o acıları kendim çekmiş gibi hissettim.Şöyle dedim :

“Haklıymış … “
“Evet haklıydı o.Bizim onun mutluluğunu,ümidini,çocukluğunu ve bütün yaşamını elinden almaya hakkımız yoktu.Başkaları kurtuldukça o ezildi.Şeytanlar onu mahvetti.Aslında onu biz mahvettik.Her gün odasında kısık sesle pencereden dışarı bakarak şarkı söylerdi.Çünkü arkadaşları yoktu … “

Kalbimin sızladığını fark ettim.Bu kadar üzüntüyü hayatımda hiçbir zaman çekmemiştim.Şöyle devam etti,

“Ve o,şimdi de haklı.Senin yaptıklarından dolayı.Onlarca çocuğun hayatları … Hepsi yok oldu acı içinde … Pişerek,kaynayarak,haşlanarak …”

Gözyaşlarımı tutamadım yine.

“Peki … Umudu ve mutluluğu küçük kıza nasıl götürebilirim ?”
“Acı çekerek … “
“Peki … Acı çekmeye hazırım … Küçük kıza nasıl ulaşabilirim ?”
“O senin evinin altında . Yıllardır orada ve artık sıkılmış durumda.Belki onun yanına gidersen biraz mutlu olabilir … “

Galiba küçük kızla karşılaşacaktım.Ne olacağı belli değildi.Ama galiba büyük bir acı çekecektim … Birden aklıma annem geldi.Sordum :

“Peki annem neden öldü ? Onun suçu neydi ?”
“Senin gibi bir evlat yetiştirmek …”

Acılarım katlanarak artıyordu.Acaba “küçük kız” bana nasıl acı çektirecekti …

“Peki beni öldürecek misiniz ?”
“Sen ölmeyi hak ediyorsun.Ama ondan önce acı çekmeyi hak ediyorsun … Bundan böyle küçük kızın acılarını sende görecek ve tadacaksın … “

“Peki sayılar … Onlar ölüm tarihlerini gösteriyor.Başka bir şeye yarıyorlar mı ?”
“Sayılar küçük kızın oyunuydu … Düşün ve bul …”

Böyle dedikten sonra.Lanetli ruhlar kadının kulaklarına bir şeyler fısıldadılar.Kadın,kalemle her tarafını yırtmaya çalıştı.Onu durdurmaya çalıştım fakat o kadar büyük bir güçle yapıyordu ki benim bedenimi de yırtmasından korktum…

Manzara gerçekten felaketti.Eski hâlim olsa çok güzel bir görüntü denebilirdi.Kan olmuş bir oda.Her tarafı yırtılmış bir beden … Kadın işini bitirdikten sonra ruhlar ortalıktan kayboldu.Ve bende masanın üzerindeki benle iletişim kurmak için yazılan kâğıtları alarak evin yolunu tuttum . Ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Fakat belki, evde düşünebilirdim …

Çevrimdışı Elijah

  • ***
  • 630
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
Ynt: ...Gerçek Kâbuslar...
« Yanıtla #18 : 22 Temmuz 2010, 11:45:04 »
Orda saat yerine koordinatlar vardı, o kadar da değişik değil  :)

Ayrıca hikayen güzel gidiyor, filmlerden alıntı yapman güzel ama fazlası da abes kaçar.
Planemo Syndrome

Çevrimdışı LaST-KiNG

  • *
  • 11
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Mezardaki Buluşma
« Yanıtla #19 : 23 Temmuz 2010, 01:44:42 »
Eve giderken aklımda bin türlü düşünce vardı . Acaba ben acı çekmeye hazır mıydım ? Veya nelerle karşılaşacaktım ? Benim sonumda bu kadın gibi mi olacaktı yani ? Ama artık bunlar umurumda değildi.Kaderim neyse onu çekecektim artık … Başka şansım yoktu …

Bu düşüncelerle eve doğru ilerliyordum.Yağmur yağıyordu her zaman olduğu gibi.Saatime baktım , 22:10’u gösteriyordu.Eve gidince ne yapacağıma karar vermiştim.Kızın mezarına inecektim … Ne göreceksem görmek istiyordum artık .

Eve varır varmaz hemen bodruma indim.Duvara dayalı bir şekilde duran kazmayı aldım ve bodrumun o eski tahtalarına acımasızca vurmaya başladım.Söküalen tahta parçalarının altından tahmin ettiğim gibi toprak çıktı.Yorulmuştum . Ama kaderimle yüzleşmek istiyordum.Yüzümde gözyaşları,içimde sıkıntı vardı.Tahtaları bir kenara attım.Elime küreği aldım ve toprağı kazmaya başladım…

Kazdıkça kazdım fakat hiçbir şey yoktu.Karşıma ne mezar çıkmıştı ne de başka bir şey.Yalnızca çok kötü bir koku yayılmıştı etrafa . Kendi kendime şöyle dedim : “Galiba mezara yaklaştım …” ve yorulmama rağmen toprağı kazmaya devam ettim…

Zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım.Saate baktım,gece yarısını gösteriyordu.Biraz daha kazdıktan sonra karşıma demirden bir kapı çıktı.Kapının üzerinde kırmızı bir yazıyla : “Sayılar Her Şeyin Anahtarıdır …” yazıyordu ve altında da şöyle yazıyordu : “Sayıları bul ve tekrar et … Tüm gizemleri çöz … “

Şaşırmıştım.Acaba hangi sayılardan bahsediyordu ? O kadar çok sayı vardı ki … Sonra tam karşımda olan 4 sayıyı hatırladım : 12032347900 … 12032347900 … 12032347900 … 12032347900 “ Acaba bunlar olabilir miydi diye düşündüm.Ve üstünde biraz daha düşündükten sonra daha mantıklı bir şey gelmedi aklıma.Rakamları teker teker söyledim ve dört defa tekrar ettim …

Kapı hiç gıcırdamadan açıldı . Ama sanki o küçük kızın gülüşmesini duydum yine .Rüyamda ki gibi …

İçerisinden mavi bir ışık yayılıyordu ve tıpkı bir tünel gibiydi.Bodrumla orası arasında küçük bir mesafe vardı bana göre.Bu yüzden içeriye zıpladım … İçerisi,herhangi birinin kolaylıkla girebileceği büyüklükteydi.Bu yüzden zorluk çekmedim … Korkmuyordum nedense veya öyle hissediyordum.Elimi kalbime koyduğumdaysa deli gibi çarptığını fark ettim . Demek artık korktuğumu bile anlamıyordum.Oysa dün sabah,hapishaneden çıkmış bir şekilde ve ne güzel umutlarla geliyordum bu yere.Oysa şimdi nerdeyim …

İlerlemeye devam ettim.İlerledikçe tünel daha da büyüyordu sanki.İleride küçük bir oturağın üzerinde ağlayan yaşlı bir kadın gördüm.Neden ağladığını merak ettim ve ayrıca burada ne arıyordu ? Uzaktan bakınca birazda anneme benzettim açıkçası…

Yavaşça yanına doğru yaklaştım.Ağlamaya devam ediyordu.Elimi omzuna attım.Bir an için ağlaması kesildi ve bana dönüp baktı.Bu … Annemdi ! Ayağa kalktı.Onunla sarılmayalı uzun zaman olmuştu.”Oğlum !” diye bağırdı.Sarılmak için ikimizde birbirimizin üzerine atıldık fakat … Annem bir anda yok oldu … Oysa bir an için ne kadar çok sevinmiştim onu gördüğüme… Galiba o “küçük kız” bana acılarını tattırıyordu.Galiba o da bir kez olsun annesine sımsıkı, içten bir sevgiyle sarılamamıştı.Ayrıca bunun bir anlamı daha vardı : Benim öldürdüğüm çocukların intikamını almak … Ama ben bunların hepsine lâyıktım …

İlerlemeye devam ettim.O anda karşımda bir fırın gördüm.Galiba içinde bir şey pişiyordu.Yaklaşıp içine göz attım.İçinde pişen bir çocuk vardı … Çaresizce bana doğru baktı yüzünde gözyaşları vardı ve “Yardım et ! Lütfen … Ben sana ne yaptım da beni buraya attın ! Lütfen yardım et ! “ diye bağırıyordu.Bununda gerçek olmadığını bile bile gözyaşlarımı silerek fırını açtım ama o da bir anda kayboldu …

Ve arkamda bir ses duydum.Bana doğru yaklaşıyordu galiba . Yavaş yavaş … Arkamı döndüğümde bir kadın gördüm.Bana bağırdı : “Sen çocuğumu öldürdün ! Sen … Sen benim canımı aldın ! Sen … Sen iğrenç bir yaratıksın ! “ ve bir anda o da kayboldu.Acılarım giderek artıyordu.Kim bilir daha neler görecektim …

İlerlemeye devam ettim.Bu kez gördüğüm bir aileydi.Ve bu yüzleri hiç tanımıyordum.Bir tarafta 4 kişi eğleniyor,gülüyordu.Diğer tarafta, yatağın kenarında, dizlerini bükerek oturmuş , uzun siyah saçlı küçük bir kız vardı.Dikkatle baktım o kıza,ağlıyordu … Ama gözyaşları simsiyah akıyordu.Ve tırnakları da kıpkırmızıydı.Sakin adımlarla kızın yanına yaklaşmaya başladım.Her yanına sayılar yazmıştı.Ve o anda anladım … Bu … Bu “o” kızdı.O küçük kız . Hayattan kopmuş gibi duran küçük bir kız …

Bana doğru çevirdi başını . Ve sakince şöyle dedi :

“Uzaklaş buradan,yanlış yoldasın . Biraz daha ilerlersen şeytanla dolu kızın ruhuna ulaşacaksın . O seni affetmez … Lütfen,buradan uzaklaş . Burada hiçbir şey bulamazsın . Bulman gereken yer bizim evimiz . Sen şu anda mezardasın …”

Yutkundum ve şöyle dedim :

“ Peki,sizin evinize nasıl gidebilirim küçük kız ? “
“ Artık evimin yerini bile bilmiyorum ben … Acılar … Sadece acıları bilirim ben . Sen bilir misin ? Benim hiç arkadaşım yok … Tek arkadaşım Şeytanlar … Onlar benim en iyi dostlarım … Evimin yerini unuttum ama bir şey hatırlıyorum sadece : Tepede,bir ormanın içinde . Hepsi bu … “ dedi . Ve başını kollarının arasına alarak ağlamaya devam etti.Galiba bu işin sırrı yakında çözülecekti …


Arkadaşlar , memlekete gidiyor olmamdan dolayı , hikâye bölümleri birkaç gün yayınlanmayacaktır . Okuyan ve yorum yapan herkese teşekkürü bir borç bilirim ...


Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Mezardaki Buluşma
« Yanıtla #19 : 23 Temmuz 2010, 01:44:42 »