Kayıt Ol

Ucube Bilgiler Kenti

Çevrimdışı Madam Vio

  • **
  • 377
  • Rom: 16
  • "Each thing I show you is a piece of my death."
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #30 : 26 Ağustos 2011, 19:37:38 »
Etiket: Genel Kültür Dükkanı

"Doğanın başlattığını San’at mükemmelleştirecektir."


Simya

Simyacının amacı, üzerinde çalıştığı materyali, bulunduğu kaba ve işlenmemiş halinden işlenmiş, rafine bir duruma getirmektir. En basit şekli ile bu amaç, temel metalleri altına dönüştürmek biçiminde ifade edilebilir. Doğaldır ki, fiziksel düzeyde bu işlem laboratuar gereçleri ile icra edilen kimyasal çalışmayı gerektirir. Ancak bu alşiminin birkaç veçhesinden yalnız bir tanesidir.

Simya (ya da alşimi) hem doğanın ilkel yollarla araştırılmasına hem de erken dönem bir ruhani felsefe disiplinine işaret eden;  kimya, metalurji, fizik, tıp, astroloji, semiotik, mistisizm, spiritüalizm ve sanatı bünyesinde barındıran 2500 yıllık bir çalışma alanıdır.

Farklı bir deyişle değersiz maddeleri altına çevirme, bütün hastalıkları iyileştirme ve hayatı sonsuz biçimde uzatacak ölümsüzlük iksirini (‘pancea’yı) bulma uğraşlarına Simya, bu işle uğraşanlara ise simyager ya da simyacı denir.

Genel kabul görmüş anlayışa göre fiziksel, psikolojik ve tinsel çalışmanın yer aldığı bir disiplindir ve eğer bu öğelerden herhangi biri bu konteksten çıkarılacak olursa, alşiminin bütünlüğü ve gerçek nitelikleri kaybolur. Alşimi, anlaşılması pek kolay bir gelenek değildir. Bunun birkaç nedeni vardır: Bir kere, alşimi meramını anlatmak için mitolojik semboller kullanmıştır ki, bu da anlatılmak istenenin hem maddi hem de ruhsal yorumlanmasına neden olmaktadır. [Bkz. İç (Ezoterik) Simya ve Dış Simya]

Simyacılar hakkındaki genel görüş onların sözde bilim adamı (pseudo scientist), hatta kaçık ya da şarlatan oldukları yönündedir. Bunun nedeni simyacıların kurşunu altına çevirmeye çalışmaları, evrenin dört elementten(toprak, hava, su ve ateşten) oluştuğuna inanmaları ve zamanlarının büyük çoğunluğunu mucizevi ilaçlar, zehirler ya da sihirli iksirler hazırlamaya harcamalarıdır.

Simyacılar eski düşünceye bağlı kalarak ateş, toprak, su, hava olmak üzere dört elementin (Tetrasomia) varlığını kabul etmişlerdir. Bu elementler bildiğimiz anlamlarından öte bazı özellikler temsil etmektedirler. Simyaya göre görünen iki element; toprak ve su, içlerinde görünmeyen iki elementi de barındırmaktadırlar.Ateş ve Hava. Bunun dışında, bazı simyacılara göre beşinci bir element daha vardır ki bu da Ether’dir. Ether beden ile ruh arasında da aracılık görevi görmektedir.

Simyacılar ayrıca, zümrüt tabletlerde belirtilen “Yukarıda olan, aşağıda olanın aynısıdır.” prensibinden yola çıkarak da her bir gezegen ile bir metal arasında bağlantı kurmuşlardır.

Güneş > Altın

Ay > Gümüş

Merkür > Cıva

Venüs > Bakır

Mars > Demir

Jüpiter > Kalay

Satürn > Kurşun

Daha önceden de belirttiğimiz gibi simya pratiğini gerçekten bilinçli ve dönemine göre oldukça bilimsel çalışmalarda bulunan üstadların yanı sıra bir çok maceraperestin de uğraşı olmuştur. Bazı simyagerler gerçekten kaçık veya şarlatan olsa da, çoğu entellektüel akademisyenler ve önemli bilim adamlarıdır. Efsanevi bir madde olan ‘felsefe taşı’nın (philosopher's stone) bulunması için büyük çaba sarfettiler. Ancak daha sonraki yüzyıllarda simyagerler, büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar. Bu saygınlık ve desteğin nedeni ne hedefleri (altın ve pancea) ne de yazınlarına hakim olan mistik ve felsefi görüşlerdi. Saygınlık ve desteğin nedeni zamanlarının kimya endüstrisine koydukları katkıydı.
Simyagerler kimyasal süreçlerde, fiziki durum ve görünüşün büyük ölçüde değiştiği durumlarda dahi, "bir şeyin" muhafaza edildiğini kabul ederler. Bu "bir şey" ya da "öz" maddelerin bazı temel prensiplere sahip olduğu, prensiplerin birçok dış görünüş altında gizli halde bulunabileceği ve bu prensiplerin uygun işlemler sonucu ortaya çıkartılabileceği görüşü ile ilintilidir.

Diğer taraftan, simyacılar hiçbir zaman sanatlarının fiziksel (kimyasal) boyutlarını metafizik yorumlamalardan ayırma eğilimi göstermediler. Hatta, Antik Çağ'dan Modern Çağ'a uzanan dönemde metafizikten yoksun fizik ya da fiziksel tezahürden yoksun metafizik tatmin edici kabul edilmeyecektir.

İşte bu yüzdendir ki fiziksel ve kimyasal simyayı barındıran dış simyada madenlerin birbirine dönüşümünü sağlamak anlamına gelen ‘büyük eser’, iç simyada inisiyatik bir eğitimin sonunda elde edilen ruhsal aydınlanmayı ifade eder. İnisiyasyonlardaki küçük misterlere ve büyük misterlere vakıf olma ‘küçük eser’ ve ‘büyük eser’ diye adlandırılmıştır. ‘Büyük eser’i gerçekleştiren kişinin ‘felsefe taşı’nı elde etmiş, ölümsüzlük içkisini içmiş olması aydınlanmış olmasını simgelerdi. ‘İlk madde’yi elde etmek ise, tüm madenlerin türediği madde cevherini elde etmek değil, ruhsal varlığın ilk halini, yani maddi dünyada doğmadan önceki saf şuur halini elde etmek anlamına geliyordu.

Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Simya
http://www.3sutun.com/sayi1/simya.html
http://www.pafuli.net/yenibirbakis/forum_posts.asp?TID=5146

Spoiler: Göster
Gelecek bölümde: Ezoterizm, İnisiyasyon ve Misterler.

Çevrimdışı Madam Vio

  • **
  • 377
  • Rom: 16
  • "Each thing I show you is a piece of my death."
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #31 : 29 Ağustos 2011, 03:03:38 »
Etiket: Genel Kültür Dükkanı


“Cehenneme İniş”




Ezoterizm, İnisiyasyon ve Misterler

Evren hakkında çeşitli bilgiler elde etmek, bütün bunlara ait evrensel gerçekliğe nüfuz etmeye çalışmak ve böylece ezoterizme (içe yönelik anlam/iletiye) ulaşmak için önce egzoterizmden (haricilikten) geçmek lazımdır. Yani ilk olarak bir şeyin "dış anlamından" başlamak, sonra yavaş yavaş "iç anlamına" doğru ilerlemek gerekir. Doğrudan doğruya yüksek bir gerçeğin kendisiyle karşılaşmanın imkânı yoktur.

Gizemli bilgilerin kaynağındaki ezoterik karakter, zihinlerin eşitsizliği, dinleyenlerin anlayışlarındaki farklılıktan çıkar. Bu da evrimin bir yasasıdır çünkü evrim yasalarına göre herkesin kendi çabasına göre bir yükseklik kazanması söz konusudur. Zihinsel eşitsizlikler bir evrim gereği olarak zaten insanlar arasında doğuştan vardır. Bu yüzden ezoterizm bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara öğretilmesi olarak tanımlanabilir.

Ezoterizme göre hakikatler ve sırlar herkese açıklanmamalı, ancak belli eğitimlerden geçip o bilgileri almaya hak kazanmış kişilere belirli bir zaman içerisinde derece derece açıklanmalıdır. Kimseye değerini ve manasını anlayamayacağı böyle bilgilerin verilmemesi gerektiği gibi, kimseye kaldıramayacağı bilgi de verilmemelidir. Çünkü taşıyamayacağı bilgi, kişiye bir yarar vermeyeceği gibi zararlı da olabilir. Bu bilgiler belirli semboller ve alegoriler vasıtasıyla aktarılır. Yüksek bilgiler insanlara anlayış düzeylerine göre ve anlayış düzeylerinin ilerlemesine göre derece derece açılan bir sembolizme bürünmüş şekilde verilir.

Bu bilgi ve hakikatlar için kullanılan ‘mister’ sözcüğü de eski Yunanca’daki “kapamak” anlamına gelen “myein” sözcüğünden türetilmiş olup, hakikatlerin öğrenilmesinde ağzın kapalı olması gerektiğine işaret etmektedir. Ağzın kapalılığı ise ikili bir anlama sahiptir: Hem, hakikatleri inisiyenin üstadından sözle öğrenmemesi, kendisinin sezmesi anlamına, hem de sezdiği hakikatleri kimseye ifade etmemesi anlamına işaret eder.

Kimi ezoterik kaynaklara göre misterler üç temel aşamada öğrenilirdi; bu bakımdan misterler üç gruba ayrılır.

       *Küçük misterler: Bunlar, reenkarnasyon, nedensellik kuralı gibi evrensel yasalar ile imajinasyon denetlemesi, nefis denetlemesi ve psişik yetenekler hakkındaki teorik bilgilerdi.
       *Büyük misterler: Bunlar, ilk aşamada edinilen teorik bilgilerin uygulanmasıyla kazanılan bilgilerdi. Yani inisiye adayının, yüksek bilinç hallerini, görünmez alemi ve birtakım realiteleri bizzat deneyimlerek tanımasıyla edindiği bilgilerdi.
       *Hakiki misterler: İnisiye adayının spiritüel tesiri görünmez alemden kendi başına çekip aşağı (çevresine) aktarabilmesiyle ilgili bilgi ve deneyimlerdi. Bu aşamanın sonunda inisiye, sezgi yoluyla aldıklarını çevresine aktararak, ışık saçan bir meşale haline gelirdi.

Bu bağlamda inisiyasyon, kimi ansiklopedilerde bireyin spiritüel gelişimi için, ‘spiritüel tesir’i alıp aktarabilen bir üstadın sert ve sürekli kontrolü altında, bir düzen ve disiplin içinde, sınavlara dayalı tarzda, metodlu olarak eğitimi şeklinde tanımlanmaktadır. Bir inisiyasyonda üstad (inisiyatör, mürşid) tektir, öğrenci (inisiye adayı, mürit) ancak inisiyasyonu tamamladığı zaman inisiye olur. İnisiyasyonu tamamlamamış olanlara inisiye denmez.






İlk eleme sınavlarını başarıyla atlatan öğrenciyi üç temel aşamanın ya da yedi tali aşamanın söz konusu olduğu bir eğitim beklerdi. Evrensel yasalar ile imajinasyon denetlemesi, nefs denetlemesi ve psişik yetenekler hakkındaki teorik bilgilerin verildiği birinci aşamanın sonlarına doğru aday öğrendikleri konusunda çeşitli sınavlardan geçirilirdi. Bu sınavlardan başarıyla geçen aday, sonunda “cehenneme iniş”, ”yeraltına iniş” ya da “ölüm deneyimi” adı verilen derin bir trans halinde boş bir mezarda yahut tabutta geçmişiyle yüz yüze kaldığı bir gece geçirirdi. Bu, tüm gerçek inisiyasyonlarda uygulanan bir deneyimdir. “İnisiyatik ölüm” de denilen bu deneyim sırasında trans halindeki aday, kimilerinin spatyum, kimilerinin esîrî, kimilerinin astral, kimilerinin gayb alemi dediği görünmeyen öte-alemde, geçmişten getirmiş olduğu menfi birikimlerden vicdanî hesaplaşmayla kurtulmak zorundadır. Bu çok sarsıcı deneyimi sırasında, psişik yetenekleri çok güçlü olan üstadı onu yalnız bırakmaz, öte-alemdeki bu hesaplaşması sırasında kimilerinin astral seyahat, kimilerinin şuur projeksiyonu dediği yolla yanında olur.

Platon ve Orfe, “vicdani hesaplaşma” da denilen bu deneyimin ilk etabını, zaten her insanın öldükten sonra yaşayacağı bir “kendi kendini yargılama” ve kefaretini ödeme olarak betimler. Deneyim sonunda aday, vicdani hesaplaşmasını yaptıktan, hatalarını ve geçmişini inceleyip değerlendirdikten sonra menfiliklerinden arınarak, yeryüzünde doğmadan önceki “saf şuur hali”ni elde etmiş bulunmaktadır. Kendisi ölüm-ötesi alemde yaşadıklarından sonra öyle büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmiştir ki, bir çocuk kadar, yeni doğmuş bir bebek kadar saflaşmış durumdadır. Aslında inisiyatik dilde “birinci doğuş” denilen bu deneyime, sonradan, egzoterik kesimce, anneden doğuş ilk doğuş olarak kabul edildiğinden, ikinci doğuş adı verilmiştir.

Ezoterik tradisyonda cehennemde yanma sembolü de bu bağlamda değerlendirilir. Kısaca, cehennem ateşinde yanma sembolizminde bireyin olumsuz, negatif unsurlarından arınması söz konusudur, yani bireye zarar verici bir işlem değil, yararına bir işlem söz konusudur.

“Saflık, yaratılan her 'iki'nin 'bir' olmasını isteyen doğruluktur.”
(Dogonlar)

Kaynak:


Resim Kaynak:


Ayrıca Bakınız:


Çevrimdışı LordKunduz

  • **
  • 82
  • Rom: -2
  • Bazen bende kara kule mi bulmak istiyorum!
    • Profili Görüntüle
    • Facebook adresi
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #32 : 31 Ağustos 2011, 22:06:26 »
Etiket: Soru Durağı
5) Evrenin en soğuk yeri nerededir?
Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer alan ve büyük bir toz/gaz bulutu olan Boomerang Nebula’da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.


Evren sürekli gelişiyor yani evrenin bir sonu yok evrenin sonu olmadığı için evrenin ensoğuk yerinin olmasıda söz konusu değildir.
TO LIVE IS TO DIE

Çevrimdışı ronin47

  • **
  • 358
  • Rom: 13
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #33 : 31 Ağustos 2011, 23:49:40 »
O zaman buradaki anlam karmaşası sorununu ''Evren'' yerine ''Bilinen Evren'' terimi kullanılarak rahatlıkla aşılabilinir ;D
Kurgu ile gerçek arasındaki tek fark, kurgunun mantıklı olmak zorunda olmasıdır.

Çevrimdışı Borealis113

  • *
  • 46
  • Rom: 1
  • ...Not with a bang but with a whimper...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #34 : 15 Eylül 2011, 23:59:40 »

Etiket: Soru Durağı
5) Evrenin en soğuk yeri nerededir?
Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer alan ve büyük bir toz/gaz bulutu olan Boomerang Nebula’da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.


Evren sürekli gelişiyor yani evrenin bir sonu yok evrenin sonu olmadığı için evrenin ensoğuk yerinin olmasıda söz konusu değildir.

Teknik olarak bu doğru değil çünkü evrenin bir sonu vardır. Evren "13.7 milyar yıl" genişliğindedir diyebiliriz çünkü 13.7 milyar yıl önce başlayan bir patlamayla genişlemektedir. Bu durumda hala genişlemekte olduğu için evet evrenin en soğuk noktasını bilemesek de sonsuz diyemeyiz.
Hep denedin, hep yenildin, olsun, gene dene, gene yenil, daha iyi yenil!  ~SAMUEL BECKETT~

Çevrimdışı Demigod

  • **
  • 253
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #35 : 16 Eylül 2011, 02:03:56 »
Teknik olarak bu doğru değil çünkü evrenin bir sonu vardır. Evren "13.7 milyar yıl" genişliğindedir diyebiliriz çünkü 13.7 milyar yıl önce başlayan bir patlamayla genişlemektedir. Bu durumda hala genişlemekte olduğu için evet evrenin en soğuk noktasını bilemesek de sonsuz diyemeyiz.
Aslında 13.7 milyar yıl diyip şak diye yuvarlayamayız. Sonuçta biz bunları yazarken bile o 13.7 artıyor. Her saniyeyle birlikte sürekli genişleyen çok çok geniş bir şeye sonsuz diyebiliriz bence. Evrende ne kadar ileriyi düşünsek de biz düşünürken o da büyüyor. Sona hiç ulaşamayacağımız için evren sonsuzdur bence.
“Bu basit ama anlatması pek de kolay olmayan bir hikaye. Tıpkı bir masal gibi. Masallarda ne kadar hüzün varsa o kadar hüzünlü ve en az masallardaki kadar çoşkulu bir hikaye.”
-La vita è bella

Çevrimdışı ronin47

  • **
  • 358
  • Rom: 13
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #36 : 16 Eylül 2011, 02:36:47 »
Aslında evrenin sonsuzluğu konusuda tek nirengi noktası bizlerin algısı. Sonuç olarak sözlüğe baktığımızda dahi sonsuz kelimesinin ilk iki tanımının şu şekilde olduğunu görüyoruz : 1. Sonu olmayan, bitmeyen, ebedî. 2. Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan. Bu bağlamda iki farklı sonsuzluk algısı olduğunu söyleyebiliriz ve siz sonsuzluğu nasıl algılıyorsanız vereceğiniz cevapta buna göre değişecektir. Ben sonsuzluğu ilk tanımdaki gibi algılıyorum bu sebepten ötürüde evrenin tam anlamıyla sonsuz olmadığını düşünüyorum. Sadece biz o sona ulaşamıyoruz o kadar ;D
Kurgu ile gerçek arasındaki tek fark, kurgunun mantıklı olmak zorunda olmasıdır.

Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #37 : 16 Eylül 2011, 07:04:22 »

Etiket: Soru Durağı
5) Evrenin en soğuk yeri nerededir?
Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer alan ve büyük bir toz/gaz bulutu olan Boomerang Nebula’da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.


Evren sürekli gelişiyor yani evrenin bir sonu yok evrenin sonu olmadığı için evrenin ensoğuk yerinin olmasıda söz konusu değildir.

Teknik olarak bu doğru değil çünkü evrenin bir sonu vardır. Evren "13.7 milyar yıl" genişliğindedir diyebiliriz çünkü 13.7 milyar yıl önce başlayan bir patlamayla genişlemektedir. Bu durumda hala genişlemekte olduğu için evet evrenin en soğuk noktasını bilemesek de sonsuz diyemeyiz.

13.7milyar yil genisliginde ya su vide benden sana gelsin.
http://www.youtube.com/watch?v=JOR2y17UKaE
ph'nglui mglw'nafh cthulhu r'lyeh wagh'nagl fhtagn

Çevrimdışı Madam Vio

  • **
  • 377
  • Rom: 16
  • "Each thing I show you is a piece of my death."
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #38 : 16 Eylül 2011, 14:16:15 »

Etiket: Soru Durağı
5) Evrenin en soğuk yeri nerededir?
Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer alan ve büyük bir toz/gaz bulutu olan Boomerang Nebula’da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.


Evren sürekli gelişiyor yani evrenin bir sonu yok evrenin sonu olmadığı için evrenin ensoğuk yerinin olmasıda söz konusu değildir.

Teknik olarak bu doğru değil çünkü evrenin bir sonu vardır. Evren "13.7 milyar yıl" genişliğindedir diyebiliriz çünkü 13.7 milyar yıl önce başlayan bir patlamayla genişlemektedir. Bu durumda hala genişlemekte olduğu için evet evrenin en soğuk noktasını bilemesek de sonsuz diyemeyiz.

13.7milyar yil genisliginde ya su vide benden sana gelsin.
http://www.youtube.com/watch?v=JOR2y17UKaE

Yararlı paylaşımın için teşekkürler. Tam araştırmalarımıza göre bir videoydu.

Çevrimdışı Borealis113

  • *
  • 46
  • Rom: 1
  • ...Not with a bang but with a whimper...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #39 : 16 Eylül 2011, 14:37:19 »


Teknik olarak bu doğru değil çünkü evrenin bir sonu vardır. Evren "13.7 milyar yıl" genişliğindedir diyebiliriz çünkü 13.7 milyar yıl önce başlayan bir patlamayla genişlemektedir. Bu durumda hala genişlemekte olduğu için evet evrenin en soğuk noktasını bilemesek de sonsuz diyemeyiz.

13.7milyar yil genisliginde ya su vide benden sana gelsin.
http://www.youtube.com/watch?v=JOR2y17UKaE

Ah çok özürdilerim efendim hemen gidip saymalıyım. Sizin yaptığınız burda ölçülmüş bir şeyi sırf sizin aklınız almıyor diye dışlamak ve yok saymaktır. Bugün bir uzay aracının varlığını inkar edebilir misiniz? Hiç görmediğinizi varsayıyorum, sadece haberlerde ve internette görmüşsünüzdür ki ben de görmedim. NASA'nın fırlatacağı bir roket mesela, yükselişini izliyorsunuz ama kendi gözünüzle değil kameranın merceğinden görüyorsunuz. Bir uzay aracının varlığını inkar etmiyorsunuz da bunu niçin inkar ediyorsunuz (bunu kesin inkar ettiğinizi söylemeyeceğim, örnekler değişebilir)? Biz burda en azından düşünebilen insan toplulukları tarafından belli bir ölçümle hazırlanmış bilgileri sunuyoruz sizin ise yaptığınız tamamıyla saygısızlık.

Burda herşeyi açıklayan bir resim var. "Timeline of the universe" yazıp arama yaparsanız yine buna benzer grafiklerle bir çok açıklama bulursunuz-->
Spoiler: Göster
Hep denedin, hep yenildin, olsun, gene dene, gene yenil, daha iyi yenil!  ~SAMUEL BECKETT~

Çevrimdışı Madam Vio

  • **
  • 377
  • Rom: 16
  • "Each thing I show you is a piece of my death."
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #40 : 16 Ağustos 2012, 15:00:24 »
Siber Zorbalık - Cyber Bullying

Bilgi ve iletişim teknolojileri, gerek sosyal ilişkileri düzenlemedeki gerekse bilgiyi sunmadaki yetkinliği sayesinde çok kısa bir süre içerisinde hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiştir. Teknolojinin ve internetin günlük hayatlarımıza olan etkisi arttıkça da yıllardan beri süre gelen yarar-zarar kıyaslamaları üzerine yapılan araştırmalar hız kazanmış, ortaya çıkan veriler farklı perspektiflerden ele alınıp yorumlanmıştır. Peki internetin giderek küreselleşmesiyle ve kötü niyetli kullanımının çoğalmasıyla ortaya çıkan bu sorunlar gerçekten de bize sunduğu nimetleri gölgede bırakacak bir boyuta ulaştı mı acaba?

Ve işte teknolojinin getirdiği yeni zorbalık trendi: Siber zorbalık!


Birey ya da grubun dijital ortamlardan herhangi birinin vasıtasıyla teknik ya da ilişkisel tarzda, kasıtlı ve sürekli olarak zarar vermeye olan eğilimi, yani bir başka deyişle zorbaca davranışların günümüzde yaygın olarak kullanılan sanal platformlara yansıması ‘sanal zorbalık’ adındaki yeni çalışma alanını yaratmıştır. Sanal zorbalıkta kimliklerin bilinememesi, zarar vermenin fizikten bağımsız olması, cinselliğin daha kolay vurgulanabilmesi ve zorbalığın yalnızca o ortamda değil tüm dünyada yankı bulabilme ihtimali konunun sahip olduğu ürkütücü gerçeklerden yalnızca birkaçı. Bunların yanı sıra olumsuz hareketlere maruz kalan kişiler olay bölgesinden ayrıldıktan sonra zorbalardan kurtulabilecekken sanal kurbanların zorbaca davranışlardan kaçabilecekleri gerçek bir alan mevcut değildir. Bu hem kurbanlarda hem de genel sosyal ağ kullanıcılarında sürekli bir endişe ve kaygı haline sebep olabilmektedir. Ergenlik döneminde sanal zorbalığa hedef olmuş gençlerde ise bu korku hali maalesef intihar olaylarıyla bile sonuçlanabiliyor.

Siber zorbalığa örnek teşkil eden hareketlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

   Sahibinden izin almaksızın kişisel bilgisayardaki bilgileri alma.

   İzinsiz fotoğraf/video yayma.

   Telefon aracılığıyla özel numara ile rahatsız etme.

   Sosyal medya hesaplarının şifrelerini alarak özel mesajlara ulaşma.

   SMS ya da e-posta aracılığı ile hakaret/cinsellik/tehdit içeren mesajlar gönderme.

   Chat odasında ya da online oyunlarda hakaret/cinsellik/tehdit içeren konuşmalar yapma.















Biliyor muydunuz?

'Şişko' ve 'sürtük' gibi ifadeler, uyuşturucu ya da eşcinsellikle ilgili iddialar en sık karşılaşılan siber zorbalık biçimlerinden birkaçı.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Ucube Bilgiler Kenti
« Yanıtla #40 : 16 Ağustos 2012, 15:00:24 »