Kayıt Ol

Kassandra

Çevrimdışı Black Helen

  • ***
  • 782
  • Rom: 15
    • Profili Görüntüle
Kassandra
« : 13 Mayıs 2010, 10:41:54 »
KASSANDRA

Gecenin karanlığında, hiç durmadan koşuyordum.Çoğu kez ayağım etraftaki serseri kayalara takılıyor ve kendimi yerde buluyordum.Gözlerimden hem korkumun hem de üzüntümün etkisiyle inci taneleri gibi akan yaşlar görüşüme pek katkıda bulunmuyordu.Düşüp düşmemek benim için önemsiz bir ayrıntı haline gelmişti.Bedenim hissettiğim dehşet yüzünden öylesine uyuşmuştu ki acı hissedemez haldeydim.Tabi sadece fiziksel acıları.Ardımda bıraktığım yanan yurdumu, Troia'mı görmek tüm fiziksel acı tabularını yıkarak, açık ara farkla öne geçmiş ruhsal bir ıstıraptı benim için.

Ben mutlu tanrıların öfkesini çekmiş zavallı fani,kendisine inananılmayan felaketler kahini, Apollon'un lanetini üstlenmiş rahibe,Troia prensisi,Priomos'un kızı,Kassandra.

Göz yaşlarım sadece ailem ve yurdum için duyduğum kederden değil,bana inanmayanlara duyduğum hırs için de akıyordu.O atı, uğursuz adağı, hemen yakmalarını yada bronz uçlu mızraklarıyla parçalara ayırmalarını söylemiştim.Ne yazık ki beni yine dinlememişlerdi.Bu hatalarının bedelini yurtlarıyla, canlarıyla ve namuslarıyla ödüyorlardı.

Koşarken ardımda bıraktığım ailemi, savaşta acımasız savaşçı Akhilleus tarafından öldürülen ağabeyim Hektor'u ve onun genç karısı Andromeda'yla küçücük oğlunun kaderlerini düşündükçe geri dönüp kendimi Troia'nın yok edici alevlerine atmak bana neredeyse bir kurtuluş yolu gibi görünüyordu.

Fakat yapamazdım.Kaçmalıydım.Yoksa aç gözlü Akhalar'ın komutanı,şanıyla olduğu kadar acımasızlığıyla da bilinen, Agememnon'un eline düşecektim.Bir savaş ganimeti olarak alacaktı beni.Köleden, tutsaktan, cariyeden beter olacaktı halim.Ne kadar koşsam, çırpınsam hatta İonya'ya bile kaçsam peşimi bırakmazdı.

Bir zamanlar savaş hala sürerken, Andromeda, sürekli önümde savaşıp, her öldürdüğü adamdan sonra yüksek surların tepesine, benim oturduğum  yere bakan Agememnon'u göstererek "Eğer şehir düşerse en çok tehlikede olanlarımız bir sen bir de Helena'sınız.En acımasız adam oldu sana gönlünü kaptıran.Agememnon'un ilgisi açıktır.Peşine düşecek.Yazık sana." demişti.Haklı da çıkmıştı.Ondan kaçamazdım ama en azından yapabileceğim bir şey vardı.

Son tümseği de aştığımda, önümde yükek sütunları üstünde yükselen heybetli Athena Tapınağı'nı gördüm.Rahatlayacağıma daha da gerildim.Eğer Athena Tapınağı'na sığınırsam Agememnon ve adamlarının bana zarar vermekten çekineceğini düşünüyordum.Ne de olsa haşin Athena onların koruyucu tanrıçalarıydı.Onun karşısında bir saygısızlık yapmak istemezlerdi.

Tapınağa adımımı attığımda başıma inanılmaz derecede keskin bir ağrı saplandı.İçimden bir lanet  okudum şu anda bir kehanet kaldırabilecek gücü kendimde bulamıyordum.Tapınağın içine kısaca göz gezdirerek saklanabileceğim küçük bir delik aradım.Bu sırada Tanrıça'nın dev heykeli sanki beni gözlüyordu.Oniks taşından yapılma gözleri ay ışığı altında uğursuzca parlyordu.

Her saniye şiddetlenen baş ağırım nedeniyle bilinçsizce inleyip gözüme kestirdiğim bir sütunun ardına gizlendim.Oturamıyordum çünkü bunu yaparsam vücudumun büyük bir kısmı sığındığım sütunun ardından görünürdü.Başım giderek daha fazla dönüyordu.Bağırmamak için kendimi öylesine kasıyordum ki tüm kaslarım bir ağızdan feryat etmeye başladılar.

Kahanetle ilgili ilk görüntüler beynime aktığı andan itibaren sürekli haykırdığımı itiraf etmeliyim.Öylesine dehşete düşmüştüm ki ...

Önümde meşalelerin aydınlattığı geniş ve ferah bir salon uzanıyordu.Her kehanette olduğu gibi dıştan, tek bir görüş açısıyla olayları izliyordum.Güzel yemeklerle bezenmiş bir şölen sofrası bu salonu gösterişli gösteren yegane şeydi.Burada kehanetin ilgi merkezi tek bir yere odaklandı ve olaylar git gide daha da dehşet verici hale gelmeye başladı.Yerde tam masanın ayaklarının dibinde iri, kaslı, kızıl saçlı bir adam kanlar içinde yatıyordu.Yanındaysa...Tanrılar aşkına bu bendim! Kızıl saçlı adamın tam yanında yatıyordum ve onun gibi kan içindeydim.Tepemizde elinde ucu kıpkırmızı kılıcıyla duran genç ve yakışıklı bir delikanlı vardı.Onun yanındaysa güzeller güzeli beyaz khitonlu bir kadın.Geç adam kılıcı son bir defa daha tapemizde salladı.Kızıl saçlı adam zorlukla üzerime kapanarak beni kılıç darbelerinden korumaya çalıştı.Fakat bu çabasının da pek etkili olduğu söylenemezdi.Genç adam ikimizi defalarca kılıçtan geçirdi.Mermer zemine yayılan kandan görkemli sofranın yansıması görünüyodu.Genç kadının dehşet verici bir kahkaha atmasıyla kehanetin görüntüleri tuzla buz oldu.

Az önce kendi ölümümü izlemekten dolayı duyduğum dehşet duygusu geride kalan her şeyi bastırıyordu.Buna omuzumu kavrayan eller de dahildi.Birisi bir şeyler söyleyip tam yanımda bağrıyordu.Bilincimin bir kaç zerresi yerine geldiğinde zorlukla şiş gözlerimi açtım.Tapınak artık karanlık değildi.Bir sürü adamın koşuşturması ve atların kişnemeleri duyuluyordu.

Gözlerim önümde üzerime eğilmiş beni omuzlaımdan sarsan adamın yüzüne ve kıpkızıl saçlarına kilitlendi.Bir saniye sonra tapınakta defalarca yankılanan bu güne kadar attığım en dehşet verici çığlılğı attım.Bu kehanette gördüğüm adamdı.Bu Agamemnon'du.Beni ölümüme ve kendi ölümüne sürükleyecek olan adam.

Agememnon'un beni kucaklayıp hiç bir şey söylemeden bir atın repesine oturttuğunu ve oradan da büyük sivri burunlu bir Yunan kadırgasına taşıdıklarını hayal mayal hatırlıyordum.Ölü gibiydim.Gözlerimi zorlukla açık tutabilmeme rağmen neredeyse hiç bir şey göremiyordum. Gemiye gidebilmek için eskiden yurdum olan, şimdiyse küller içinde harap bir halde yüzlerce kişiye mezar olmuş Troia'nın kalıntılarının önünden geçtik.Gözlerimi sımsıkı kapadım.Daha fazla görmek istemiyordum.Çünkü biliyordum biraz daha bakarsam sonunda delirecektim.

Gemi şafak doğarken hareket etti.Ben güvertede bir köşeye sığınmış tek kelim bile etmeden öylece put gibi oturuyordum.Gemide koşuşturan herkes, yanıma gelip benimle konuşmaya çalışan Agememnon, bana sunulan yiyecekler, hepsini bir rüyadaymışım gibi karşılıyordum.Beni harekete geçirmeye yeten sadece iki sözcükü.Bu iki sözcük, Agememnon'un ağzından döküldükleri anda bende soğuk su etkisi yaratmıştı. "Akhilleus öldü."

İçinde ağabeyim Hektor'un da bulunduğu binlerce kişinin katili olan Akhilleus ölmüştü ha! En azından öcüm alınmıştı.Akha ordusunun en önemli askeri ölmüştü.Sessizce ağlayarak yas tutmaya devam ettim.Öğlen ggüneş tepemize geldiğinde ben hala aynı konumda tek lokma bile yememiş olarak oturuyordum.Gün boyunca Agemomnon yanıma gelmiş fakat tek kelime etmeden beni izlemişti.

En sonunda dayanamayıp konuştu."Ey kahinlerin en güzeli, neden tek lokma bile koymuyorsun ağazına.Açlıktan ölmek mi istiyorsun?Emin ol senin ölümün sevdiklerini geri getirmez.Akıllı bir kızsın.Tuzağımızı da sadece sen farkedebildin.Merak etme bizden sana zarar gelmez.Eğer ölmeni isteseydik, ilk önce tapınakta hallederdik bu işi.Fakat Afrodit'in büyüsü şu dünyadaki en güçlü şey.Şimdi biraz ye. Yarın sabaha varmadan benim yurduma ulaşmış oluruz."

İnatla bana bakıyor yememi bekliyordu.Beni rahat bırakması için bir parça et koydum ağazıma.Yavaşça çiğnedim.Yumuşak, ağızda  dağılan taptaze bir etti.Açlığım tüm gücüyle kendini hatırlatıyor, midem kıramplar içinde kıvranıyordu.En sonunda bu durum tahammül sınırımı geçti.Beynim daha durmam için komut bile vermeden yemeğe saldırdım. Deli gibi yemekten başka bir şey yapamıyordum.Soluk alacak aralığı bile zor buluyordum.

Agememnon keyifle gülümsedi."Afiyet olsun." deyip yanımdan ayrıldı.Tamam.Gitmişti.Fakat ben niye kendimi durduramıyordum?

Önümde bir şey kalmayıncağa değin yedim. Kendimden iğreniyordum.Tiksintiyle önümdekileri ittirip biraz daha geriye çekildim.Yemek yememin verdiği ağırlıkla vücudum başka bir ihtiyacını daha hatırlamıştı.Göz kapaklarrım olanca gücuyle kapanmaya çalışıyordu.Son ana kadar kendimi tuttum.Fakat bir yerden sonra uyumama mani olamadım.

Biri beni yeniden uyandırdığında ertesi günü sabahındaydık.Agememnon'un yurduna varmıştık.Agememnon çok heyecanlı görünüyordu.Yanıma gelip kendisini izlememi işaret etti.Önce biraz tereddüt ettim fakat aç köpekler gibi bana bakan tayfaları görünce harekete geçmekte bir sakınca görmedim.

Limana adımımızı attığımız anda coşkulu bir kalabalık etrafımızı sardı.İnsanlar eğilip Agememnon'un ayaklarını öpüyor, anneler çocuklarını kucaklıyor,karılar kocalarına altın testilerden şaraplar sunuyordu.Bu manzara göz yaşlarımın yeniden akmasına neden oldu.
Kalabalıktan kurtulup kentin içine yol aldık.Agememnon adamlarına yağmaladıkları hazineleri evine taşımayı daha sonraya bırakmalarını söylemişti.Kentin tepesindeki büyük konağa ulaştığımızda bir saat geçmişti.Evin kapısı ardına kadar açıktı.Hizmetçiler evin önünde dizilmiş, gelen efendilerinin ayaklarını öpüp, bana bakarak fısıldaşıyorlardı. Gözlerinde gördüğüm kıskançlık beni korkutmuştu.

Evin kapısındaysa bir kadın duruyordu.Evin hanımefendisi olduğu anlaşılan bu kadın kocasının boynuna atıldı.Ayrıldıklarında kadının yüzünü gördüm.Elimi ağazıma bastırıp dudaklarıma kadar gelen çığlığı engelledim.Bu kehanette gördüğüm khitonlu güzel kadındı.Bizim ölümümüzü izleyen kadın.

Eve girmek istemiyordum.Fakat hizmetçiler beni arkamdan ittirince girmek zorunda kaldım.Korkudan titriyordum.Kader ağlarını örüyordu.Kadın bizi bir salona götürdü.Agememnon beni de kolumdan yakalayıp yanında sürüklüyordu.Kadın bana dönüp gülümsedi.Fakat o yeşil gözleri hiç de seviç ışıkları saçmıyordu.

Bizi bir salona götürdü.Ortasında kocaman bir sofra bulunan bir salona.Artık kadere boyun eğmiştim.Öleceğimi biliyordum.Bu konuda tek kelime etmememin sebebi Agememnon'un da ölecek olmasıydı.Onun ölümü için kendimi feda etmeye hazırdım.İçimdeki intikam ateşi sağduyumu yakıp kül etmişti.

Agememnon hevesle sofraya oturdu.Beni de yanına oturttu.Karısı onun şarabını koyup başımızda öylece dikildi.Sonra birden aklına bir şey gelmiş gibi kocasına döndü."Kızımız nerede kocacığım?Akhilleus'la evlendi mi?Bazı söylentiler duydum.Senin onu tanrılara kurban ettiğine dair.Doğru olabilir mi bunlar?"

Kadın son cümleyi söylerken hırsla bakıyordu.Agememnon elinde şarap kadeh öylece kalakalmıştı.Bir şey söylemiyordu.Kadın yeniden konuştu."Demek gerçekmiş.Çok yazı sana kocacığım.Çünkü yakında kızınla yüzleşmek zorunda kalacaksın ve aynı zamanda Hades'le de."

Kadın cümlesini bitirdiği anda salonun gölgeleri içinden eli kılıçlı bir adam fırladı.Uyarı çığlığı atmam da bir işe yaramadı.Adam son sürat  gelip Agememnon'u arkası dönükken kılıçten geçirdi.Tabi ben de aynı  kaderi paylaşıyordum.Kılıç bedenimi deşerken acı hissetmedim.Sadece derin bir huzur kaplamıştı içimi.Agememnon ölüyordu.Agememnon yere düşerken elindeki şarap kadehi yere düştü ve yuvarlanarak.Salonun diğer ucuna gitti.Gözlerim son kez titreşirken Troia ve ölen ailemin hayaliyle beraberdim.

Beyza Taşdelen

Yazarın notu:Bu hikaye gerçekten Yunan mitolojisinde bulunan bir efsaneden yararlanılarak yazılmıştır.
Spoiler: Göster

Çevrimdışı Vega

  • ****
  • 1025
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kassandra
« Yanıtla #1 : 13 Mayıs 2010, 21:59:39 »
evet hatırlıyorum.Apollon genç kadınla yatmak istemiş ona geleceği görme vad etmişti.sonra birden sözünü bozmuştu.Apollon'da ağzına tükürmüştü geleceği görecek ama kimseyi inandıramayacaktı.bu ablamız Truva atını falan da görmüştütr ama kimse inanmamıştır.
bu arada yazını en kısa zamanda okuyacağım.söz.

Çevrimdışı Black Helen

  • ***
  • 782
  • Rom: 15
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kassandra
« Yanıtla #2 : 13 Mayıs 2010, 22:09:27 »
evet hatırlıyorum.Apollon genç kadınla yatmak istemiş ona geleceği görme vad etmişti.sonra birden sözünü bozmuştu.Apollon'da ağzına tükürmüştü geleceği görecek ama kimseyi inandıramayacaktı.bu ablamız Truva atını falan da görmüştütr ama kimse inanmamıştır.
bu arada yazını en kısa zamanda okuyacağım.söz.

Evet Kassandra Antik Çağ'daki en ünlü kahinlerden biridir (Delfinden sonra tabi)Ben de bu arkadaşın Troia Savaşı'ndan sonraki dönemini yazdım.Onu sadece bir kahin olarak değil de esasında esir bir kız olarak ele aldım.Umarım en yakın zamanda okursun (Merak etme okumazsan elimde bıçakla kapına falan dayanmam. ;D)
Spoiler: Göster

Çevrimdışı Vega

  • ****
  • 1025
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kassandra
« Yanıtla #3 : 13 Mayıs 2010, 22:55:49 »
valla bilmiyorum az önce bir tel geldi.7 gün içinde okumazsan öleceksin diye

Çevrimdışı Vega

  • ****
  • 1025
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kassandra
« Yanıtla #4 : 15 Mayıs 2010, 11:58:14 »
şimdi okudum hikayeni.
sonunu hem iyi hem de kötü bitirmişsin ve Kassandra'nın duygularını çok iyi anlatmışsın.
keşke bir sürekli hikaye olsaydı.

Çevrimdışı Black Helen

  • ***
  • 782
  • Rom: 15
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kassandra
« Yanıtla #5 : 15 Mayıs 2010, 17:58:25 »
şimdi okudum hikayeni.
sonunu hem iyi hem de kötü bitirmişsin ve Kassandra'nın duygularını çok iyi anlatmışsın.
keşke bir sürekli hikaye olsaydı.

Sürerli hikayeleri pek sevmem (ana kahramanları öldürmeyi sevdiğim için ;D)Karakterlere bir kişilik veririm ve ona göre yazarım.Bu sayede çok daha gerçekçi olurlar.Yorum için saol.
Spoiler: Göster

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Kassandra
« Yanıtla #5 : 15 Mayıs 2010, 17:58:25 »