Kayıt Ol

Kimim Ben? //Son Bölüm//

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Kimim Ben? //Son Bölüm//
« : 06 Aralık 2010, 16:17:02 »
Kimim Ben?


Olabildiğine uzun binaların çevrelediği bu dar sokakta, yağmurla asfalta yapışmış gazete sayfalarının oluşturduğu kaotik desenlerin üzerinde gözlerimi açtım. Hissettiğim ilk şey vücudumun çeşitli yerlerinden beynime gönderilen acı sinyalleri oldu. Her yerim, sanki birkaç defa yüksekten düşmüşüm de ağrımayan yerim kalmamasına özellikle dikkat etmişim gibi ağrıyordu. Bunca zamandır baygın yatmış olmalıyım. Üzerimdeki uzun siyah pardösü ve içine giydiğim kaliteli takım elbisem sırılsıklam olmuş. İyi de deminden beri aklıma takılan bir soru var…

Kimim ben?

Elimle hafifçe başımın her yerini yokladım. Evet, ağrılarımın büyük bir çoğunluğunun kaynağını bulmuştum. Kan yoktu fakat bolca şişlik ve darbe izi vardı. Sağa doğru bir adım attım ve sonra vazgeçip sola doğru gitmeye karar verdim. Sonra tekrar durdum. Kim olduğumu hatırlamadığım gibi, nerede yaşadığımı da hatırlayamıyordum. Derin bir nefes alıp kendime ‘Sakin ol.’ Dedim. Hemen ellerimi bütün ceplerimde hızlıca gezdirdim. Ne bir kimlik, ne de bir cüzdan vardı. Eh, bu ara sokakta on dakikadan fazla baygın kalmış olmalıydım. Herhangi bir sokak serserisi daha fazla içki alabilmek adına kolayca cüzdanımı cebine indirmiş olabilirdi.

Birçok darbe almış olmasına rağmen aklım hızlı ve pratik çözümler üretmeye devam ediyordu. Demek ki zeki biriydim. Hemen ceketimi ve birinci sınıf görünen pardösümü inceledim. Herhangi bir marka yoktu, fakat bir numara yazılmıştı özenli harflerle küçük bir etikete. ‘198654’ Bu iyiye işaretti işte. Marka giyinsem herhangi bir dükkandan, herhangi bir fiyata bu ürünü almış olabilirdim, fakat numaralar sadece özel tasarımlarda olurdu.

Ceplerimi tekrar kontrol ettim. Lanet olasıca hırsız tek bir kuruş bile bırakmamıştı. Hemen kalabalık olan sokağa ayöneldim ve önüme gelen ilk dükkandan içeriye attım kendimi. ‘İyi günler beyefendi.’ Ooo çok fiyakalıyım. Diksiyonum oldukça düzgün ve kelime vurgularını çok iyi yapıyorum. Bu konuda eğitim aldığım çok belli. ‘Acaba rica etsem bana buraya en yakın kendi kreasyonlarını yapan terzi veya mağazayı tarif edebilir misiniz?’

Adam elinde dikmekte olduğu kumaşı bir kenara bırakıp, burnuna kadar düşürdüğü gözlüklerinin üzerinden bana baktı. ‘Tarife gerek yok bayım. Etrafınıza bir bakın.’

Kendime not: Pratik zekalı ve zekiyim ama olabildiğine dikkatsizim.

‘Ah tam da aradığım yer. Bayım acaba bu üzerimdekilere bakıp, bunların kimin elinden çıktığını söyleyebilir misiniz bana?’

Adam soru karşısında biraz afallamıştı. Tabi ki benim hafıza kaybımdan haberi yoktu. Ya beni onu test etmeye çalışan ukalanın teki sanıyordu ya da... Her neyse.

Şüpheci de olsa, yine de bana yaklaştı ve ustalıkla ceketimin dikişlerini inceledi. Daha sonra pardösümü çıkartıp, ceketin arkadan duruşuna baktı. Kumaşı eliyle inceledi ve en son olarak da iç tarafındaki numaraya baktı. Benim ilk yaptığım şeyi en son yapması nedense bu adamın işinin ehli olduğuna emin olmama neden oldu. Gözlüklerini gözüne yaklaştırdı ve numarayı inceledi. Eline bir kağıt aldı ve bana bir adres yazdı. Adama hayranlıkla karışık bir minnet hissi duymuştum. Cebimde tek kuruşum yoktu ve borçlanmıştım. İçgüdülerimle hareket edip ihtiyarın kafasının iki yanına ellerimi koydum ve yüzümü alnına yaklaştırıp hafifçe üfledim.

Bunu da her ne halt etmeye yaptıysam!

İlginç bir şekilde adam yaptığım garip hareketle ilgilenmedi. Dikiş makinesinin başına geçti. Hali hazırda yapmakta olduğu ve bana göre mükemmel olan işi bir çırpıda eliyle makineden çekti ve yeni bir kumaş koyup gözlerinde yeni oluşan parıltı ile işe koyuldu. İçimde bu yaşlı çekik gözlü adama olan borcumu yaptığım delice hareketle ödemişim gibi tanıdık bir his vardı.

Bir dakika durun bakalım! Az önceki ihtiyarla Çince mi konuştum ben? Evet, resmen akıcı bir şekilde Çince biliyordum. Yine aklımdaki ses bağırarak ilk aklıma gelen soruyu dillendirdi.

Kimim ben?

Çevrimdışı KoyuBeyaz

  • ********
  • 2754
  • Rom: 59
  • Rasyonalist dominant.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2010, 16:27:52 »
Çok havalı bir giriş olmuş yahu bu. Yani konusuyla veya olaylarla değil, insanın ilgisini bir anda çekmesiyle ve gerçekten ustaca sıkıştırılmış ayrıntılarıyla. Hani Denge adlı hikayede her bölümün daha da iyi olduğundan bahsetmiştim; bu yeni hikayeyele zaten çok beğendiğim anlatımın bir seviye daha atlamış sanki. Tüm samimiyetimle kuruyorum bu cümleyi; daha önce kitaplar çıkarmış usta bir yazarın elinden çıkmış bir giriş bölümü olmuş.

Gerçekten merak etmemek mümkün değil yalnız; kim bu adam!?
Uzay elbisemle kavgaya hazırım.

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2010, 16:28:35 »
Abi n'aptın sen ya? Yarım bırakma şu öyküleri, kimmiş harbi merak ettim bak. Akıcı çincesi olan takım giyinen, sokak arasında dayak yiyen biri... Çin elçiliğinde filan mı çalışıyor acaba :P

Çok klişe bi soru ama...Devam edecek di mi? Etmezse ayıp yani.
.
May the force, be with you.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2010, 17:06:35 »
@ Koyubeyaz : Yazmaya verdiğim kendimce uzun aradan sonra ilk denemem olduğu için bu hikayeyi yayınlarken çok şüphelerim vardı. Anlatımın yavan kalması, ilgi çekmemesi gibi sorunların çıkacağından neredeyse emindim. Bu yüzden yaptığın yoruma oldukça sevindim. Yaklaşık 1 haftadır kafamda bu hikayeyi yazmak var ve ilk günü ile şu an yazdığım gün arasında oldukça evrim geçirdi hikaye. Diğer yoruma gelince hala amatörüm olabildiğine. Kat edilecek çoook uzun bir yol var daha. Değerli yorumun için teşekkür ederim.

@Antiseptik: Kafamda öykünün temelleri,projesi ve kaba inşaatı bitmiş vaziyette. Sorun bunu yazacak zamanı bulmakta. Ama devam edecek tabi ki böyle bir giriş yapıp burada kessem kötü hissederdim kendimi :) Karakterimizin kim olduğunu da karakterin kendisi ile birlikte çözeceksiniz sanırım sonunu söyleyip tadını kaçırmak istemem :)

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #4 : 06 Aralık 2010, 17:30:58 »
Eksiksiz bir giriş bölümü olmuş bu; tasvirler yerinde ve okuyucu salyalarını akıtarak gelecek olan bölümü bekliyor.

Bir kaç tahminim var aslında ama bakalım. Benim aklımda "kim"den çok "neden" sorusu var.

Büdüt: Sürükleyici olduğundan olsa gerek, biraz kısa mı ne?
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı magicalbronze

  • *
  • 4075
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #5 : 06 Aralık 2010, 17:53:23 »
Meraklandırıcı başlangıçlardan ve bir anda pat diye başlayıp bir-iki cümle sonra kendimizi olayların akışına kaptırabildiğimiz öykülere bayılırım ve şu an öyle bir tane daha okudum! Ellerine sağlık Malkavian, anlatımın ve sürükleyici tarzın ile o adamın kim olduğunu ben de merak etmekteyim. Ama asıl önemlisi neden?! Hadi bakalım...
"Her neyse sahip olunan, doğar ve ölür.
Bu nefsi müziğin içinde sıkışmış herkes
İhmal eder ölümsüz aklın harikalarını."
- William Butler Yeats, "Sailing to Byzantium "

Çevrimdışı Alorka Greenleaf

  • ***
  • 609
  • Rom: 6
  • End of the Ergenism
    • Profili Görüntüle
    • f
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #6 : 06 Aralık 2010, 18:47:50 »
Çok güzel. İlgi çekici bir kurgusu var. Hikayenin arasında "küçük sürprizler" in olması  daha da ilgi uyandırıcı. Devam etmesi çok hoş olur. Madcap' in de dediği gibi "kim" den çok "neden" sorusu var benim kafamda da. Sabırsızlıkla bekleyeceğim devamını.
-Bu arada o görseli nasıl, nerede bulduğunu, arama motoruna ne yazdığı merak etmemek elde değil. :) -

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben?
« Yanıtla #7 : 08 Aralık 2010, 13:51:24 »
@ Laughing Madcap, magicalbronze, lotr.frodo: Dönüp bakınca aslında sürükleyicilik adına bir giriş yazmaya çalışmadığım halde hikayeyi ilgi çekici bulmanız beni gerçekten sevindirdi. Yazarken aklımda sadece hafızasını kaybetmiş bir adamın eksiksiz bir öyküsünü yazmak vardı. Okuyup yorumlarınızı kattığınız için teşekkür ederim.

Not: lotr.frodo google'a 'dark alley' yazıp arattırdım sanırım.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben? Bölüm II
« Yanıtla #8 : 08 Aralık 2010, 19:30:48 »
Kimim Ben?
Bölüm II


Elimde gazeteden yırtılmış, kısmen temiz bir kağıt parçasının üzerine özenle yazılmış bir adres vardı. Hemen gözlerimi etrafta gezindirdim. Tahmin ettiğim gibi sokak levhalarındaki isimler Latince harflerle yazılmıştı. Ohh… Çin’de olmadığıma ne kadar sevindim anlatamam. Sokak isimleri bana hiçbir şey ifade etmiyordu ve bir taksiye atlayıp ‘Beni hemen bu adrese götür!’ de diyemezdim. Artık bir amacım ve ulaşmam gereken bir yer vardı, fakat oraya nasıl gideceğim hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. En büyük sorun da beş kuruşumun olmamasıydı. Bu sorunu hemen halletmem gerekiyordu.

Düşüncelere dalmış bir şekilde adımlarımı atarken, etrafın sessizleştiğini ve ana caddeden uzaklaştığımı unutmuş olmalıyım. Yine bir ara sokağa getirmişti ayaklarım beni.

‘Hey! Zengin pislik bütün paralarını sökül bakalım!’ Kalın ve tehditkar bir sesti. Sesin sahibi siyahi, bonus kafalı, iri yarı adam bu cümleyi bana düşük bel giydiği kot pantolonunun arka cebinden ufak bir bıçak çıkartırken söylemişti.

‘Geç kaldın. Başka kapıya Jimmy!’ dedim sakince. Bu da neydi böyle? Evet adam bariz bir şekilde geç kalmıştı. Meteliğim yoktu fakat bu durumu bu kadar sakince karşılamam ve üzerine bir de adamla dalga geçmem kabul edilir şey değildi doğrusu. Eh en azından müzik zevkim fena değildi.

‘Hep aynı terane. Söyle bakalım gece uyurken de paralarına sarılıp mı uyuyorsun?’ Suratında oluşan pis gülümseme, siyah tenine tezat oluşturan bembeyaz dişlerini ortaya çıkarmıştı.

Omuz silktim ve iri yarı adam bana yaklaşırken, ben de bir iki hızlı adımla adama doğru yaklaştım. Belli ki şaşırmıştı. Genelde karşılaştığı insanlar o yaklaşırken umutsuzca arkalarındaki duvara doğru adım atıyor olmalıydı. Sahi ben niye öyle yapmıyorum ki?

Adam derin bir nefes aldı ve bıçağını geniş bir hareketle salladı. Ya da sallamaya çalıştı demeliyim. Koluna ve dirseğine arka arkaya iki darbe indirdim ve eğilerek etrafımda tam bir tur attım. O da nesi! Yaklaşık yüz kiloluk kas yığını, ayakları tepede, başı aşağıda, yüzünde garip bir ifade ile yere kapaklanıyordu. Derin nefes alışın hamle yapacağına dair işaret olduğunu ve kolunun tam olarak neresine vurursam rakibimi acıdan kıvrandırırım biliyordum. Dövüş dersleri almış olmalıydım. Bu cüssede bir adamı tepetaklak edebiliyorsam, fizikten de az buçuk anlıyordum. Bütün paramı kaliteli giysilere harcamamam ya da onlara sarılıp uyumamam iyi olmuş.

Tam olayın heyecanını üzerimden atıp suç mahallinden uzaklaşmaktaydım ki - Hadi oradan kimi kandırıyorum. Bir damla bile heyecanlanmamıştım- Bu Jimmy kılıklı adamın anlık problemlerimin hepsine çözüm getirdiğini fark ettim.  Hızla ellerimi baygınlığın verdiği bilinçsizlikle sayıklayan adamın ceplerinde dolandırdım. Hatırı sayılır bir tomar para ve güzel kokular yayan, torbalanmış, birinci kalite, iki yıl bol su ile yetiştirilmiş ot buldum.

Bir otun kokusundan bu kadar çok bilgi edinmemden çok, bir gram bile canımın istememesine şaşırmıştım. Demek ki bağımlı değildim ve aslına bakarsanız nefret bile ediyordum. Az önce yaptığım Bruce Lee hareketleri de cabası. Acaba odamda asılı bir posteri var mıdır?

Jimmy’nin ceplerinde bulduğum birinci kalite otu ve bir tomar parayı cebime indirdim ve düşüncelere dalmış bir şekilde ıslık çaldım. Ani bir fren ile önümde duran taksiye atladım ve ‘Beni hemen bu adrese götür!’ dedim ve adam aptal aptal suratıma bakmaya başladı.

Filmlerde bu replik gerçekten çok karizmatik duruyordu. Eh tabi bahsi geçen filmlerde üzerinde Çince yazılar olan gazete parçasını taksiciye uzatmıyorlardı. Atmosferi tamamen kaybetmiş şekilde adamın elinden adresi alıp çevirisini bir güzel yaptıktan sonra arkama yaslanıp, elimdeki veriler ışığında bir sonuç çıkarmaya çalıştım.

Öncelikle hafızamda tık yoktu. Çince biliyordum ve anlaşılan züppenin tekiydim. Ayrıca ilginç şeyler hakkında gereğinden fazla bilgi dağarcığına sahiptim ve kung-fu biliyordum. Garip bir karışım ve işin aslı artık iyi adamlardan olmadığım gerçeği giderek güçleniyordu. Bundan sonra karşılaşacağım kişilerle konuşmalarıma ekstra dikkat etmem gerekecekti. Eğer bir çeşit mafyaysam ve düşmanlarım hafıza kaybımı öğrenirse hoş olmayan şeyler meydana gelebilirdi.

Hafıza kaybı yeterince kötü değilmiş gibi, bir de şimdi mafya olmakla uğraşmak zorundayım iyi mi!

En azından kötü adam olmama seviniyordum. Onlar silah kullanırlar ve düşmanlarını dövmek yerine, onların muhtelif yerlerinde delikler açmayı amaçlarlar. Temiz iş. Kafamdaki gibi lanet olasıca şişliklerle uğraştırmıyorlar insanı.

Aklımda şimdi yeni bir soru belirmişti. Madem dövüş sanatlarında bu kadar ustayım, neden bu lanet olasıca Çin mahallesinin ara sokaklarında sağlam dayak yemiş şekilde kendime geldim?






Çevrimdışı Fırtınakıran

  • *
  • 8351
  • Rom: 1
  • Unique Ravenclaw
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #9 : 08 Aralık 2010, 19:46:03 »
Anlatımının ne kadar akıcı olduğunu belirtmekle başlamak istiyorum. Sözler dil ve zihinde su gibi akıp gidiyor. En ufk bir takılma, en ufak bir pürüz yok.

Hikayeyi okurken kendimi polisiye bir film izliyormuş gibi hissettim. Hikayelerine seçtiğin resimler, kesinlikle olayların gözümde daha net canlanmasına yol açtı. Görsel öğeleri çok doğru seçiyorsun :). Bu da bir yetenek diye düşünüyorum.

Karaktere gelecek olursak, tartışma platforumda yazılara nasıl başladığınıla ilgili bir yazını okudum dün. Orada hep karakterlerini uyandırarak başladığını söylemiştin. Bu karakterin de uyanarak başlaması yüzümde bir tebessüm oluşturdu. Bu uyanma durumu, bir baygınlıktan çıkma olduğu için çok daha ilgi çekici geldi bana.

Konuya bakacak olursak, ben adamın bir mafya yerine narkotik polisi olabileceğini de düşünüyorum. Ancak bir düşünce var ki hepsine baskın çıkıyor. Sanki bu kişi, aslında kendi değil. Yani içinde bulunduğu beden ona ait değilmiş de, kendisi o bedene yollanmış bir görevli gibi.
Ama hikayenin en güzel kısmı, her bölümde karakter hakkında bir şeyler öğrenekere çıkış kapısına bir adım daha atmak: kim bu adam? Bir sorunun peşinde giden ve gelişen bir hikaye,doğrusu oldukça ilgimi çekti. Hele de anlatan sen olunca okuması daha bir keyifli oluyor :).

Çok güzel bir hikaye, kahramanımızın devam maceralarını merakla bekliyorum.

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #10 : 08 Aralık 2010, 20:09:29 »
Valla o sorular bizim de kafamızda canlandı.

Kung-fu bilen, sağlam dayak yiyen, ottan anlayan, ilginç adam.

Bölüm yine kısaydı. Tadı damağımızda kaldı, uzun yaz abi şunu.

Geçiş bölümleri de bitsin artık :P Sabredemiyorum sanırım :D
May the force, be with you.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #11 : 08 Aralık 2010, 21:30:01 »
@Fırtınakıran : Akıcılığın yapılan kelime hatalarını sıfıra indirmekle artacağını keşfettim ve dönüp 2-3 kere kontrol ediyorum artık hikayelerimi yayınlamadan önce. Eh bu konuda artık görevine başlamış olan eşimin de katkıları büyük. Sonunda editörlük görevine tekrar başladı :) Ve evet gelenek haline gelmiş uyanarak başlama olayı burada da devam ediyor. Böyle yapınca tam hissediyorum hikayeyi. Kattığın güzel yorumlar için teşekkürler bu arada. Malum okul başladı yoğun olmalısın bu aralar.

@Antiseptik: Aslında bölümler normal uzunlukta daha fazlası sıkardı okuyanları diye düşünüyorum. Sonuçta bu bir kısa hikaye :) Ayrıca geçiş bölümü demişsin ama adamımız hafıza kaybından muzdarip 'hah şimdi hatırladım' demeyecek bir bölümde. Kendini keşfedecek ve bu da onun keşif macerası. Sana da yorum için teşekkür ederim sıkı bir takipçisin :)

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #12 : 08 Aralık 2010, 21:39:53 »
@Fırtınakıran : Akıcılığın yapılan kelime hatalarını sıfıra indirmekle artacağını keşfettim ve dönüp 2-3 kere kontrol ediyorum artık hikayelerimi yayınlamadan önce. Eh bu konuda artık görevine başlamış olan eşimin de katkıları büyük. Sonunda editörlük görevine tekrar başladı :) Ve evet gelenek haline gelmiş uyanarak başlama olayı burada da devam ediyor. Böyle yapınca tam hissediyorum hikayeyi. Kattığın güzel yorumlar için teşekkürler bu arada. Malum okul başladı yoğun olmalısın bu aralar.

@Antiseptik: Aslında bölümler normal uzunlukta daha fazlası sıkardı okuyanları diye düşünüyorum. Sonuçta bu bir kısa hikaye :) Ayrıca geçiş bölümü demişsin ama adamımız hafıza kaybından muzdarip 'hah şimdi hatırladım' demeyecek bir bölümde. Kendini keşfedecek ve bu da onun keşif macerası. Sana da yorum için teşekkür ederim sıkı bir takipçisin :)

Ne demek, sıkı yazara sıkı takipçi. :P

Abi, bu bölümde ne oldu ki şimdi? Geçiş işte :P Ben bu bölümün geçiş olmasından şikayetçi değilim yanlış anlama, yazarı etkilemek istemem de, bi sonraki bölümde de geçişle karşılaşmayalım diye söyledim onu. =) Çünkü merak sıkıyor asıl, uzun metinler değil. =)
May the force, be with you.

Çevrimdışı Madam Vio

  • **
  • 377
  • Rom: 16
  • "Each thing I show you is a piece of my death."
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #13 : 09 Aralık 2010, 19:39:30 »
Yazındaki dil; komplike cümleler kuracağım diye soyut betimlemelerin dibine vuran ve okuyucu yazıda geçen kurgudan bütünüyle habersiz kılan, yorucu hikayelerdekinin aksine, öyle akıcı ve öyle hoş ki, yazı biçimine hayran kalmamak gerçekten mümkün değil. Hele de hikayenin içerisinde yer alan 'ana karakterin kendi kendine kinayeli söyleyişte bulunması' olayı ve kendi düşüncelerini alaya alması hikayene duyduğum beğeniyi bir kat daha arttırdı; ki bu benim de hikayelerimde bolca yer verdiğim bir biçimidir.

"Kimim Ben?" sorusunun yavaş yavaş yanıt buluşunu ve kurgunun getireceklerini merakla bekliyor olacağım. Kaleminize sağlık...

Çevrimdışı LegalMc

  • ****
  • 1217
  • Rom: 33
  • Unimpressed was his default state.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #14 : 09 Aralık 2010, 20:16:05 »
Bölümleri okudum, öncelikle şunları söyleyeyim ki çok akıcı ve samimi bir üslubun var. Okurken insanı sıkmıyor ve hiç yapay değil. Adamın duygularını o kadar güzel aktarmışsın ki bizlere, kendimi adam gibi hissederek okudum.

Şu seçtiğin ve bulduğun resimlere olan hayranlığımı da belirteyim, 'cuk' oturuyor yazdığın yazıya.

Kahramanımız hakkında oldukça fikir belirdi kafamda, ama en yatkını Fırtınakıran'ın da söylediği gibi "Sanki bu kişi, aslında kendi değil. Yani içinde bulunduğu beden ona ait değilmiş de, kendisi o bedene yollanmış bir görevli gibi."

Şu 2. bölümdeki ilk diyaloglar biraz klasik olmuş ama o da ayrı bir tat vermiş.:) Artık bir takipçin daha var, merakla bekliyor olacağım diğer bölümlerini de :)
Yaşasın!
Ne kadar da ideolojik yaklaşıyoruz birbirimize.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Kimim Ben? Bölüm I-II
« Yanıtla #14 : 09 Aralık 2010, 20:16:05 »