Kayıt Ol

Korkuluklar

Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Korkuluklar
« : 04 Mart 2015, 22:14:38 »

"Geceleri her nesne siyah görünür", dedi yaşlı karga, uçsuz bucaksız tarlalara bakarken.

"Babam sadece göremediklerin siyahtır, derdi", diye karşılık verdi beyaz karga. Tatlı sesiyle ve görünüşüyle  bir kargaya hiç benzemiyordu.

   Anok ağacı'na uzaktan bakanlar yaşlı karga Ulu Aşa'ya katılırdı, dalların arasında bulunan yüzlerce karga ağacın yeşil yapraklarını kör ediyordu. O siyahlığın ortasında Şane Venüs gibi parlıyordu. Zaten üzerine dönen onlarca göz beyaz kargayı diğerlerinden ayırıyordu.

        Aryan dağından esen hafif rüzgar Anok ağacını yıkım sonrası gelen titremeler gibi sallıyordu. Dallardaki fısıltılar dağın eteklerinde bir çocuk ağlamasına benziyordu. Bazılarının artık konuşacak kadar bile takati kalmamıştı. Haftalardır açtılar, gittikleri her tarlada bir insan bekliyordu. Yaşlı karga Ulu Aşa yorgun sesi fısıltıları susturdu :

"Hiç kıpırdamadan bizi bekliyorlar, gündüzleri birkaç lokma yemek istediğimizde çocuklarını gönderiyorlar, geceleri ise hiç kıpırdamadan duruyorlar. Sürekli gözleri üzerimizde, böyle giderse teker teker ölmeye devam edeceğiz. Kralımız öldükten sonra bir araya gelip konuşamadık da hiç."

"Nasıl bu kadar saat hiç kıpırdamadan bekleyebiliyorlar Ulu Aşa", diye söze girdi Şane.

"İlk defa böylesini görüyorum, sanki hepsi örgütlenmiş gibi bizi bekliyorlar. Ne zaman saldırmak istesek birkaçımızı kaybediyoruz. Ya tüm gücümüzle saldıracağız ya da açlık hepimizi öldürecek. Batı kıyısından buraya kadar her tarlada birileri var."   

   Topluluğun en küçüğü Arag, uzun yaşayan bir hayvan olmanın ona hiçbir faydası olmayacağını, belki de sonraki yaşını görmeden öleceğini düşünmeye başlamıştı. Eğer bir şey yapmazlarsa kuralları gereği doğa birer birer yok edecekti hepsini. Anok ağacı korkuyu hissetmiş gibi sallanmaya başladı. Arag en küçükleri olduğu için onu dinlemeyeceklerini, hatta saygısızlık yaptığı için cezalandırılacağını düşünüyordu. Konuşmaya cesareti yoktu. Sonra Şep artık dayanamadı ve şüphelerini bir bir anlatmaya başladı.

"Hiçbir şey yapamayacağız, burada öleceğiz, açlıktan birbirimizin ölüşünü seyredeceğiz, sesimiz çıkmayacak, açız... Peki ya insanlar hiç gitmezse, ya daha fazlası gelirse, ya buraya kadar gelirlerse, ya..."

"Yeteeer", diye bağırdı Ulu Aşa. "Bildiğim her şeyi yaptık, elimizden geleni yaptık, bir sonraki bölgeye gidelim artık."

"Bir sonraki bölge mi, bu kaçıncı tarla, her yerdeler. Farkında değil misiniz daha ötesi yok. Bundan sonra tek yapmamız gereken ölümümüzü beklemek." Şep ümidini yitirmişti, gözlerinden akan yaşlar siyah tüylerini ay ışığında parlamasını sağlamıştı.
   
"Bir planım var!"

   Ses içlerinden geliyordu ama yabancıydı. Daha önce hiç duymadıkları birine ait olmalıydı. Telaş artmıştı. Şüpheler uğultuya dönüşmüş. Kıpırdanmalar artmıştı. Sonunda aynı ses uğultuyu böldü :

"Gaaaaaaaaakkkkk..."

   Arag'dı bu, konuşmayı yeni öğreniyor gibiydi. Dallarda bütün gözler ona dikilmişti, birkaçı hariç. Şane'nin seyrine kapılmayanlar Arag'a kızgın ifadelerle bakıyorlardı. Arag kendini daha da küçük hissetmeye başladı. Üzerine çöken bakışlardan Şep'in parlayan tüylerinin arasında gözlerini görmüştü. Şüpheyle bakan göz bebekleri kocaman görünüyordu. Ne yaptım ben, diye düşündü. Sözler ağzından dökülmüştü ama devam etmeye hiç cesareti kalmamıştı. Şimdi ne yapacaktı?

"Herkesin konuşmaya hakkı var, şimdi kurallarımızı unutun ve Arag'ı dinleyelim", dedi Ulu Aşa.

"Evet seni dinliyoruz." Beyaz karganın sesini duyanlar susmuşlardı. İçlerinden çoğu ondan hoşlanıyordu ama hiçbiri onunla konuşmaya cesaret edemiyordu. Şane devam etti :

"Maden anlatmayacaksın o zaman neden saygısızlık yaparak konuşmaya çalıştığını açıklamak zorundasın, yani her halükarda konuşacaksın. En iyisi sen aklından geçen fikirleri söyle, biz de saygısızlık yapmak için nedeninde haklı mısın, değil misin görelim."

"İçimizden birileri kendini feda etmeli", Arag söylediğinin nasıl bir tepki doğuracağını merak ediyordu. Herkesin yüzlerindeki kızgın ifadeler daha da artmışa benziyordu. "İyi bir plan yaparak insanları alt edebiliriz. Her tarlada sadece bir kişi var, biz ise yüzlerceyiz."

"Ne demek istiyorsun", diye sordu Ulu Aşa.

"İçimizden birkaçı insana saldırırken, diğerleri yeterli erzağı alarak oradan uzaklaşabilir."

   Şep, hiç kimsenin bunu başaramayacağını ve sadece insanlara saldıranlar değil, oraya gidenlerin de hayatını kaybedeceğini düşünüyordu. Ulu Aşa, bunun iyi bir plan olduğunu ama kimsenin bunu yapmak istemeyeceğini biliyordu. Şane ise kimleri feda edebileceğini, kimlerin işe yaramadığını hesaplıyordu. Kafalarındaki gürültü gittikçe artmaya başlıyordu. Ulu Aşa'nın sesi böldü düşünceleri :

"Arag nereye gidiyorsun?"

   Aryan dağına doğru gidiyordu, kimsenin onu takip etmeye cesareti yoktu. Bu ufaklığın aklından neler geçirdiğini artık kimse anlamıyordu. Aryan dağı yanına yaklaşanları kavuracak kadar sıcak olduğuna inanılan bir yerdi. Oraya yaklaşanlar eteklerindeki ağaçların küle döndüğünü hatta yanan taşların varlığından bahsediyorlardı. Anok ağacı Aryan dağına kilometrelerce uzak olsa da sıcaklığı hissediliyordu. Küçük karga gözden kaybolmuştu.

   Ağaç ufak sarsıntılarla hafiflemeye başladı. Beyaz karga Şane de Arag'ın peşine takılmıştı. Bu beyaz dişiye aşık olan onlarca karga onu takip etmekten kendini alamıyordu. Kahraman olup onu kendine aşık edeceklerine inanıyorlardı. Şane ise bunu bildiği için böyle davranıyordu. İşler sarpa sardığında ortadan çekilebilecekti.

   Bir müddet uçtuktan sonra Arag görünmüştü, geri dönüyordu. Ağzında yanan bir ağaç dalı vardı. Şane ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. O da kanatlarını daha hızlı çarparak Arag'ın geldiği yere doğru ilerledi. İlk bulduğu yanan odun parçasını kaparak geri döndü. Diğerleri de aynısını yaptı. Beyaz karga ağzında yanan odun parçasıyla karanlıkta muhteşem görünüyordu. Arag'a yetişmişlerdi. Anok ağacındakiler uzaktan gelen alev toplarını görünce korkudan uçmaya başlamışlardı. Ne olduğunu anladıklarında artık hepsi havadaydı. Arag'ın liderliğinde gördükleri en büyük tarlaya yönelmişlerdi.

   Yaşlı karga Ulu Aşa artık geceleri herşeyin siyah göründüğünü düşünmüyordu. Tarla bütün güzelliğyle ortadaydı, buğday taneleri ağzının suyunu akıtıyordu.

   Arag hiç durmadan gördükleri insanın üzerine ağzındakini bırakmıştı. Onunla beraber diğer kargalar da ağızlarındakini boşluğa bıraktılar.

   Şane haricinde hiçbiri korkuluk cayır cayır yanarken onun insan olmadığını anlamamıştı.  Son anlarda olay yerinden uzaklaştığı için yanan odun hala ağzındaydı. Korkuluğu anladığında bir sonraki tarlaya doğru uçuyordu. Herkes hayran hayran onu seyrediyordu. İkinci tarlayı da ele geçirdiklerinde Şane yeni liderliğe aday olmayı kafasına kesin koymuştu.

   Yanan korkulukların üstünde Arag'ın sesi yankılandı : Tarlalar kargasiz kalmaz...

Çevrimdışı seabiscuitxx

  • **
  • 60
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #1 : 04 Mart 2015, 22:54:49 »
Bu hikayeyle düelloya katılmalıydın bence. Gayet güzel. Devamı geleceği anlaşılıyor son paragrafa bakarak.

Beyaz karga ilginç olmuş. Açıkçası karga topluluğunu kafamda canlandırmak zor olmadı. Çünkü evimin etrafında geziyorlar. Hepsinin bıçak gibi gagaları, tavuk büyüklüğüne yakın gövdeleri var.

Eline sağlık. Yazmak zor iş...
Ölüm sadece başlangıçtır.

Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #2 : 04 Mart 2015, 23:45:40 »
Az önce tekrar okudum da eskiden yaptığım zaman hatalarını yine sıklıkla yapmışım. Müsait bir zamanda onları tekrar düzenleyeceğim.

Yorumunuz için teşekkür ederim, biraz daha kendimi geliştirirsem düellolara katılmayı düşünebilirim. Şimdilik amatör olarak kalayım ben bi müddet. İzmit'te yürüyüş yolunda birkaç dakika gezen herkes kargalar hakkında çok bilgililerdir, İzmit'te mi yaşıyorsunuz :)

Çevrimdışı zaujas

  • **
  • 204
  • Rom: 3
  • "Gölgesiz Bulut"
    • Profili Görüntüle
    • Kenan Demir Blog
Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #3 : 05 Mart 2015, 10:35:37 »
Keyifli bir hikaye olmuş eline sağlık. Kendini okutan bir hikaye ve iyi karakterler çıkmış ortaya, albino karga fikrini beğendim.

Eleştiri olarak gözüme batan şey, başlangıçta Aryan dağıyla ilgili hiç bir bilgi vermeden hikayenin sonlarında çok önemli bir rol üstlenmesi oldu. Sanki sonunda kargalar korkulukları yaksın fikrini bulup sonra çözüm olarak böyle bir şeyi iliştirmişsin gibi duruyor bu şekilde. İlk başta çok az değinebilirdin diye düşünüyorum.

Bunun dışında hepimizin yaptığı anlatım hataları felan var ama bunları önemsemiyorum neticede profesyonel insanlar değiliz,  Tekrar eline sağlık ;)   
Söz sessizlikte, ışık karanlıkta...

Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #4 : 05 Mart 2015, 11:04:05 »
Teşekkür ederim zaujas, güzel bir noktaya değinmişsin, farklı bir bakış açısı yakalamamı sağladın, aslında Aryan dağının hikayenin devamında daha önemli bir rolü olduğu için dikkat etmemiştim burada.

Çevremde de okuyanlar beyaz kargayı çok sevdi, güzel bir resim hayal etmelerini sağlamışım ama hikayenin devamındaki rolünü hiç sevmeyeceksiniz gibi görünüyor :)

Çevrimdışı zaujas

  • **
  • 204
  • Rom: 3
  • "Gölgesiz Bulut"
    • Profili Görüntüle
    • Kenan Demir Blog
Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #5 : 05 Mart 2015, 12:48:31 »
Devam edeceğini düşünmemiştim, bak buna sevindim :)
Söz sessizlikte, ışık karanlıkta...

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Korkuluklar
« Yanıtla #5 : 05 Mart 2015, 12:48:31 »