Kayıp Rıhtım Arşiv Forum
Kayıt Ol

Hayri Beni Öldürdü

Çevrimdışı ada sahilleri

  • **
  • 53
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Hayri Beni Öldürdü
« : 25 Mart 2013, 17:56:49 »
Bodrum katında oturuyorum.

       Yazıma “ben hasta bir adamım” ya da “bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” gibi bir cümleyle başlamak isterdim ama o kadar alengirli yazabileceğimi sanmıyorum. Öğrenciyken biraz parasızlıktan biraz da umursamazlıktan burada oturmaya başlamıştım. Devletin verdiği krediyle geçinip gidiyordum, en azından kiramı ödemeye yetiyordu. Fazla harcamam olmazdı zaten, arkadaş çevrem dardı. Daha doğrusu her gün “günaydın” dediğim Ali’yi saymazsak hiç arkadaşım yoktu. İçkim, sigaram da yoktu, arkadaşlarımın az olmasının en büyük yararı buydu sanırım, çevremde kötü alışkanlıklar edinmek için özenebileceğim kimse yoktu. Okuldan eve gelir, yine okula gidene kadar çıkmazdım. Deniz manzaram yoktu, ayakkabıları izlerdim; pöfür pöfür esen balkonum yoktu, ciğerlerime şehir kokan tozları çekerdim. Bir gün çalışmaya başlayınca çok daha iyi yerlerde oturacağımı düşünüp avuturdum kendimi. Mezun oldum, çalışmaya başladım, aldığım kredilerin geri ödeneceğini fark ettim. “Daha iyi yerlerde oturma” planımı dört beş sene erteleyebilirdim, ertelemek zorunda kaldım.  Sağlık olsun.

   Sabah sekizde evden çıkıyorum, altıda işim bitiyor. Akşamları The Godfather izleyerek çay içerim. Serinin ikinci ve üçüncü filmlerini sevmem, sadece ilk filmi izlerim.  “Küf” denilen şey olmasaydı çok daha mutlu olabilirdim ama şimdi de halimden şikayetçi değilim. Eskiden çok kitap okurdum. Kitaplığım olsaydı bütün duvarları doldururdu, olmadığı için yerde üst üste duruyordu kitaplarım. Birbirimizi anlıyorduk, ben onları seviyordum, onlar beni odamdan alıp zamanın ötesine götürüyorlardı. Üstad diyor ya: “Ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasaydı”. Öldüler. Baal’ın gazabına uğramış olmalıyım ki bir gün penceremden sular girmeye başladı. Daha öncekilerden hızlıydı, ne olduğunu anlamadan bütün kitaplarımı öldürdüler. Bari okuduğum yarım kalmasaydı, sonunu da merak ediyordum ya.. Sağlık olsun.

   Böceklerim vardı bir de. Onlara karışmazdım, onlar da bana bulaşmazdı. Ortak çalışıyorduk diyebilirim aslında, ben çeşitli kimyasallar kullanmayıp onların huzur içimde yaşamaklarını sağlıyordum; onlar sivrisinekleri öldürüp benim huzur içinde yaşamamı sağlıyordu. Çayımın içine girmeseler çok daha iyi olabilirdik ama onlar da seviyor sanırım. Takdir edersiniz ki demlemek üzereyken siyah çayın içinden cins cins böceklerin çıkması pek hoş olmuyor. Neyse ki diplomatik bir sorun çıkmadan –hoşgörüm sayesinde- bu tatsız olayı da atlattık. O kara günden, katliamdan sonra böceklerde bir değişiklik sezmiştim. Kitaplarımın gittiği yerlerde toplanıp birbirlerini yiyorlardı. İlk günlerde iç savaş olduğunu düşündüm ve iç işlerine karışmaya hakkım olmadığı için uzaktan izlemekle yetindim. Aradan günler geçti, Godfather’ı izlerken birden görüntü kayboldu. Televizyonun arkasındaki böcek kabloları kemiriyordu, sinirlendim ve televizyonu kaldırdığım gibi üzerine fırlattım. Elli santimetreye yakın boyu olmasaydı terliğimle ezebilirdim ama o kadar uğraşmak istemedim. O günden itibaren televizyonum da yok. Sağlık olsun.

   O günden sonra her şey ters gitmeye başladı. Bazen odamın kapısının ağlarla kaplandığını görüyordum, bazen halımın bir kısmının yok olduğunu.. Sıcak bir yaz günü uyandığımda odamda karşılaştığım manzarayı hala unutamam. İki akrep, bir örümceği midelerine indirmek suretiyle kahvaltı yapıyordu. Son zamanlarda boyutlarının git gide artmasından şüphelenmiştim ama bu kadar büyüyeceklerini de tahmin etmemiştim açıkçası. Daha sonra sağdaki akrep bana doğru gelip ağzını hareket ettirmeye başladı. Ne olduğunu anlamamıştım ama içimde kötü bir his vardı, kıskacını ısırıp kaçmaya başladım. İntihar saldırısıydı bu, normal şartlarda ben kıskacını ısırmadan onun beni yemesi gerekirdi, nedense beceremedi. Ama bunları düşünmeye vaktimin olmadığını biliyordum, binanın dışına çıkar çıkmaz düşünmeden koşmaya devam ettim. Akrepler arkamdaydı, önüme baktığımda az önce top oynayan çocukların üzerime doğru koştuğunu gördüm. Elleri, ayakları, kafaları birden değişti ve salyalar saçan böceklere dönüştüler.Sağa döndüm, her gün ekmek aldığım Hayri’nin yerinde koca bir hamam böceği duruyordu, beni görür görmez koşmaya başladı. Odamı savaşmadan kaçıp gittiğim için kendimi bir korkak gibi hissediyor, onurlu bir savaşçı gibi savaşarak ölmek yerine korkak bir çocuk edasıyla kaçtığım için utanıyordum. Düşman bu kadar kalabalık olmasaydı belki savaşabilirdim ama gerçekten korkmuştum. Hayri sanırım beni yakaladı, evet evet koluma yapışan iğrenç böcek ekmekçiden başka biri olamaz. Akrep, akrep de çullandı üzerime kanayan kıskacı ağzıma geliyor, keşke ısırmasaydım. Sağlık olsun.


Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için,
"zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur" dendi.

Çevrimdışı sinan.ozgenc

  • *
  • 29
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hayri Beni Öldürdü
« Yanıtla #1 : 07 Aralık 2017, 13:12:19 »
hoş bir üslup. sağlık olsun :)