Kayıt Ol

Kara Mitos

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Kara Mitos
« : 24 Eylül 2017, 01:19:37 »
Evrimleşen Dehşet (Kara Mitos)


Birinci Gün

Kayanın buzdan daha soğuk olan yüreği çatladı, bu santimlerle ölçülebilen incecik bir çizgiden ibaretti sadece. Çatlaktan acı bir duman tutamı dışarı doğru salındı ve karanlığın içinde hiç var olmamışçasına yitip gitti sessizce. Kayanın yüreğinde vuku bulan küçücük çatlağın merkezinde bir pirinç tanesi kadar olan larva yatıyordu. Hiç bir elin açamayacağı duvarı delinen larva dış havayla temas edince renkli renkli parlamaya başladı zifiri karanlığın içinde, kırmızı, mor ve siyah bir pırıltıyla. Yine de bir pirinç tanesi gibi akılsız ve bilinçten uzaktı larva. Ölüydü, ne koca depremleri ne de en hafif titreşimleri hissedebiliyordu henüz.

İkinci Gün

Aptal ve kıpırtısızdı hala.

Üçüncü Gün

Bir vızıldama gibi titreşiyordu pirinç tanesi. İncecik çizginin içinde hapsolmuş zekadan yoksun, özelliksiz. Yine de titreşiyordu işte, karanlık uykusunda hayatta olduğunu bile bilmiyordu. Genişliyordu lakin, taştan yatağı ona dar geliyordu şimdiden.

Dördüncü Gün

Genişledi, öyle ki sonunda taştan yatağı onu sıkıştırıp larvanın dış çeperini ezip parçaladı. Zayıf bilinç o anda geldi, parçalanmış kabuğunun içindeki yaratık hayata kıt aklıyla tutunmaya çalışan her canlı gibi kendini kabuğundan çekip kurtardı ve açlığını bastırmak için ona bir rahim görevi gören larvanın artıklarını yedi, yedi, yedi durmadan.

Beşinci Gün

Obur ve aç yaratık çatlağın şeklini alan siyah, ıslak, yapışkan bir solucandı. Hala küçüktü, gözlerden ırak. Yuvası olan çatlağı kendi bedeniyle ve dışkısıyla doldurmuştu. Boğulmak üzereydi, büyüyordu, eziliyordu. Tek bildiği şeyi yaptı, yedi. Kayayı tırtıkladı kendine alan açmak için.  Hiç durmadan yedi ve kurtuldu, bir karış aşağı soğuk zemine düştü ıslak bir gürültüyle çarptı, acı duymadı ama delirmiş gibi birbirinden ayırt edilemeyen iki ucunu, başını ve kuyruğunu taşlara ve kayalara vurup durdu. Kaşınıyordu, kaşınıyordu, sessizce haykırıyordu çünkü sesi gelişmemişti, ne de gözü vardı. Kördü. Hayattaydı. Açtı.

Altıncı Gün

Kayaları yiyen solucan artık bir yılan kadardı, ıslak ve yapışkan bedeninin çevresinde ince bir zırh gelişmeye başlamıştı. Yakında kayalardan daha sert olacaktı. O henüz farkında değildi ama zekası şimdiden yetişkin bir insandan daha ileriydi, hala yarı uykudaki zihni gerçekleşecek olan büyük şeylerin bir parçası olduğundan habersizdi.

Yedinci Gün

Kayaları yedi, artık kendi tünellerini açıyordu. Derinlere, en derinlere kazıyordu. Yukarı yönü bilmiyordu ama kendi tünellerini kazıyordu. Derinden gelen gümleme ve titreşimler vardı. Onları takip etti, onları yemek istedi. Açtı, geliyordu, kışkırtılmıştı. Zırhı kayaları ve dünyanın katmanlarını ezip geçiyordu. Geliyordu.

Sekizinci Gün

O vahşi değildi, o zekiydi, içgüdüleri ona seslendi, onu çağırdı, ona anlattı. İçgüdülerini dinledi. Kayalara saldırmadı, onlara uyum sağladı, içlerine sindi ve yumurtladı. Kuluçkaya yattı. Tek bir yumurtası vardı. Uyudu.

Dokuzuncu Gün

Kuluçkadayken boyu çok büyümüştü, devasaydı. Açlığı çok fazlaydı, dayanamadı, küçücük yumurtasını bir başına bırakarak kayaları yedi. Tüneller onun ağırlığına dayanamıyor ve arkasından kapanıyordu, karanlığın içinde sarsıntılara, depremlere yol açtı. Katmanları birbirine kattı. Yumurtasını düşünmedi, herkes kendi çaresine bakardı.

Onuncu Gün

Ağırlığına dayanamayan tünelin zemini yarıldı ve o içine düştü, uzun sayılan bir düşüşün ardından altındaki boşluktaki mağaraya çakıldı. Zırhı onu korudu ama altındaki karıncalanmalar, yeni kaşıntılar onu deli ediyordu. Yeni uzuvları oluşmaya başlamıştı. Pençeler, butlar, kanatlar. Gelişmemiş yumuşak uzuvlar öylece zırhın içinden sarkıyor, iyi bağlanmamış deriden heybeler gibi sallanıp gülünç, kaotik bir görüntü sergiliyordu. Kendini oradan oraya vuramadı çünkü bu garip uzantıları ezerdi, onlara ihtiyacı olacaktı, biliyordu. Zamanı gelecekti. Mağarada sürünerek ilerledi, artık sürünmek ona ilkel bir hareket gibi geliyordu. Uzaklardan gümlemeler geliyordu. Mağarada yankılanıyordu. Güm, güm, güm...

*

Karanlığın soğuk bağrında fantastik annesinin geride bıraktığı saf altından bir yumurta saf ışıkla parlıyordu. Yumurta dayanıklıydı, üzerine dökülen kayalardan, keskin taşlardan, derinlere gömülmekten etkilenmemişti ancak parlamaya başladığında üzerindeki kirden ayrılıp ortaya çıkmıştı. Karanlığın içindeki altın nabız esnedi, bu bükülemeyecek bir elementin oluşturduğu düş gibi bir görüntüydü. Garip dalgalanmalarla esnedi ve sonunda yırtıldı. Kara ejderhanın kafası kendi kabından sıyrıldı. Kafa mümkün gözükmese bile altın yumurtadan daha büyüktü. Bembeyaz sivri dişlerini yumurtaya geçirdi, aç değildi. Gövdesi olmayan korkunç bir kafadan ibaretti. Ejderhanın başı. Gözleri zekayla parlıyordu, annesinin ilk ilkel benliğinden öteydi ancak annesinin şu an ulaştığı akıl seviyesiyle boy ölçüşemezdi, hiç bir zaman ölçüşemeyecekti. Ejderhanın başı çenesinin üstünde sürünerek bir çember çizdi, kendine bir alan açtı, yeniden döndü ve yumurtaya atıldı, ısırarak kopardı, altını yedi, o kaya yiyemezdi. Sonra asidini kustu, kendine bir koza ördü, asitle kendine beden oluşturacaktı. Zaman alacaktı ama zaman ejderhalar için hükümsüzdü. Uyumadan önce sivri dişlerle dolu ağzını araladı ve “Grush!” diye çığlık attı, sesi annesinin açtığı tünellerde yankılandı, aynı zamanda yeraltında boğulup yitti. Kendi ismini zikretmişti. Grush, annesini hissedebiliyordu. O terk edilmemişti.

*

Sreanirch yankılanıp gelen çığlığı işittiğinde duraksadı. Gümleme seslerini umursamadı. Evrimini tamamlamış devasa bir kara ejderhaydı şimdi. Pullu zırhı, kocaman kanatları ve dikenli uzun kuyruğu kaslı kol ve bacak pençelerinin üzerinde dikiliyordu. Onları hiç görmemiş olanlar için dahi kafalarında oluşturdukları korkunç ejderha imgesinin ete kemiğe bürünmüş şekliydi. Öyleydi. Tünelde kendini bükerek geri döndü. Artık bir solucan olmadığından o kadar rahat hareket edemiyordu, çok iriydi. Yürüyüşü bir gün sürdü. İleride karanlığın ortasında hiç kırpılmayan kıpkırmızı gözlerle yabancı bir ejderhanın başı ona bakıyordu. Oğlu. Sabırla bekliyordu, kızıl gözleri kendi karanlık suretini aydınlatıyordu. Bir katilin bakışlarıyla annesinin gelişini seyrediyordu. Sreanirch bu yaratıkla ilgili güçlü bir bağ hissetmiyordu. Solucanın yumurtasından çıkmıştı o. Fakat kadim içgüdüleriyle hareket etti, o tehlikeli baş ona saldırmayacaktı. Cüret edemezdi. Kozasına sığınan başın üzerine yattı. Yarım bıraktığı kuluçkaya! Yavrusu asidin ve altının yaratığıydı. O ise ateşin. Yeraltının soğukluğunda ateşlere hükmeden bedeninin ısısıyla onu örttü. Bu aynı bebeği ikinci kez doğurmak gibiydi. Ejderhanın başı annesine şarkı söylemeye başladı, şevkle mırıldanıyordu. Sreanirch ona kendi ninnisini ekledi.







"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı okurgezer

  • **
  • 51
  • Rom: 0
  • yola düşmeli...
    • Profili Görüntüle
    • Mavi Defter
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #1 : 26 Eylül 2017, 12:38:47 »
Çok iyi olmuş yahu. Ellerinize sağlık.
"It's a dangerous business, Frodo, going out of your door," he used to say. "You step into the Road, and if you don't keep your feet, there is no knowing where you might be swept off to..."

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #2 : 26 Eylül 2017, 19:15:47 »
Teşekkürler, yazdığım romanın bir parçası ancak kısa bir öykü gibi olduğundan paylaştım.
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı SMK47

  • *
  • 17
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #3 : 27 Eylül 2017, 21:03:28 »
Gerçekten çok iyi olmuş. Ben mi bulamıyorum buna benzer ejderhalı şeyleri yoksa yazanlar mı yok bilmem ama zevkle okudum.

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #4 : 27 Eylül 2017, 22:23:31 »
Ben yazıyorum  :hiha: teşekkürler.
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı milenya

  • **
  • 261
  • Rom: 6
  • Belki de Tanrı bize inanmıyor!
    • Profili Görüntüle
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #5 : 28 Eylül 2017, 21:37:48 »
Ejderhaları seviyorum, gerçekten harika yaratıklar sizin tasvirleriniz de çok güzel olmuş. Özellikle cümle ve kelime bazında takıntılarım başlayalı bazı şeyler daha da çok hoşuma gider ya da gözüme batar oldu. Islak gürültü tasviri parça boyunca aklımda kaldı. Sürekli kafamda ıslak bir şeyler taş zemine çarptı. Ben de aylarca ejderhalarla iligil şeyler yazmayı denedim, wrym-Abra tasvirler kanatlı ejderhalar vs. Sizin yazdığınız bir hikaye ve maziye dönük bir ilham niteliğinde oldu benim için ellerinize sağlık.

Biraz kısa bir yazı olduğundan detaycı bir olumsuz eleştiri yapacağım, bu fırsatı bana vermeyecektin  >:D

Alıntı
...yedi, yedi, yedi durmadan.
Bu gibi süregeldiğini belli eden tekrarlar çok hoş fakat "yedi, yedi, yedi + zarf" buradaki zarfın "durmadan" olması beni rahatsız etti. Ben zaten o tekrarlanan eylemi okurken onun durmadan gerçekleştiği hissine kapılıyorum.

Obur: doyumsuz demek bir anlamda..ç
Alıntı
Obur ve aç yaratık...
  Okurken ee oburmuş zaten aç olması gerek, deyip böylesine küçük bir şeye dikkatim dağıldı.

Alıntı
Kaşınıyordu, kaşınıyordu, sessizce haykırıyordu çünkü sesi gelişmemişti, ne de gözü vardı.

"Kaşınıyordu, kaşınıyordu, sessizce haykırıyordu çünkü ne sesi gelişmişti, ne de gözü vardı." Sadece eksiği göstermenin bir yolu olarak örnek gösterdim, cümlenin böyle olması da tatmin edici değil. Ne... ne... onu göstermek istedim.

Editörlüğü ve benim de yazmama engel teşkil eden detayları bırakıp, gelelim konu ile ilgili girdiğim çıkmaza: Benim anladığım bu ejderha hermafrodit, hikayede başka bir ejderhayla münasebetini görmedim. Düşündüğüm gibiyse:

 Hermafrodit omurgalı yaratık bir Godzilla hatırlıyorum, benim bu konularda çok bilgim yok ama Hermafrodit bir canlı anne yada baba diye adlandırılmalı mı, erkek ya da dişi olduğunu neye göre tayin etmeli ya da etmeli mi?

Hikayenin başlığının da şık olduğunu söylemeden bitirmeyeyim.

Gerçekten çok iyi olmuş. Ben mi bulamıyorum buna benzer ejderhalı şeyleri yoksa yazanlar mı yok bilmem ama zevkle okudum.

Temeraire öneririm.
Spoiler: Göster

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #6 : 28 Eylül 2017, 21:54:04 »
Teşekkürler eleştirilerin için :) Aslında internet ortamına (sözüm meclisten dışarı) bir yazımı aktardığımda üzerinde daha az uğraştığım biçimini koyuyorum. Gözüne gelen hatalar biraz da ondan kaynaklanıyor diyebilirim. Yazdığım metnin son biçimi, en azından benim için daha kabul edilebilir şekli bende saklanıyor. Ejderhanın cinsiyle ilgili soruna gelince kitabımdaki kurguda daha detaylı bir bilgi aktarımı var ve olacaktır. Ama bir yayıncı bana sevimli yüzünü göstermedikçe gerçek cevapları şimdilik sadece ben bilebileceğim sanırım.  :blink
"Rebellions are built on hope"

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Kara Mitos
« Yanıtla #6 : 28 Eylül 2017, 21:54:04 »