Kayıt Ol

Lanet, Sezon 1, Bölüm 1

Çevrimdışı brisingr

  • ***
  • 655
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« : 29 Mayıs 2010, 17:14:14 »
                               SEZON 1: KEREM'İN HİKAYESİ

                                        Bir çocuk,
 
                                       Bir seri katil,
                  
                               Polislerin yanı bile güvenli değil.
 
                                  Apartmandan kaçış yok.

                                  Katil yukarı doğru çıkıyor.

                                      Zaman daralıyor.

                              LANET 15 HAZİRAN'DA BAŞLIYOR!


__________________________________________________________________________________


     Yeni bölümler 15 Haziran'dan sonra 2 günde bir eklenecektir.
                                      

Çevrimdışı Vega

  • ****
  • 1025
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #1 : 01 Haziran 2010, 18:03:44 »
Fragman çok iyi ama biraz bilgi verseydin?

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2010, 18:05:11 »
Bu "yukarı " da neresi acaba... bi apartman mı, bir mertebe mi ? Polislerden bile üstün olan şey ne ? Ordu mu, psişik güçler mi ? Bu soruları cevaplamalısın ilk bölümde... Şimdiden bekliyorum heyecan ile... xD
May the force, be with you.

Çevrimdışı brisingr

  • ***
  • 655
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #3 : 01 Haziran 2010, 19:48:30 »
  Açıklayacağım ama ilk bölümde değil, kilit nokta o zaten güçlü olan şeyin veya kişinin, ne veya kim olduğu ;)

  Söz verdiğim gibi 2 günde bir bölüm yayınlayacağım ve bölümler uzun olacağı için sezonlar 5-6 bölüm olacak. Merak etmenizi sağlayabildiysem ne mutlu bana :P

  Edit: Sanırım ilk bölümde biraz kopya verdim.

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #4 : 01 Haziran 2010, 20:01:20 »
  Açıklayacağım ama ilk bölümde değil, kilit nokta o zaten güçlü olan şeyin veya kişinin, ne veya kim olduğu ;)

  Söz verdiğim gibi 2 günde bir bölüm yayınlayacağım ve bölümler uzun olacağı için sezonlar 5-6 bölüm olacak. Merak etmenizi sağlayabildiysem ne mutlu bana :P

Çok pis sağladın söyliym ;) Heyçanla bekliyoruz abicim ne diyelim ! =)
May the force, be with you.

Çevrimdışı Elijah

  • ***
  • 630
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #5 : 01 Haziran 2010, 20:50:15 »
Tanıtımı gördüm, bi an aklıma Jimmy Coates geldi, merak uyandırıcı ve güzel bir fragmanla başlamışsın.
Planemo Syndrome

Çevrimdışı nobody

  • *
  • 9
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1 ( Tanıtım )
« Yanıtla #6 : 03 Haziran 2010, 17:00:34 »
çok merak ettim şimdi ya =) heyecanla bekliyorum =)

Çevrimdışı brisingr

  • ***
  • 655
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #7 : 15 Haziran 2010, 11:49:59 »
                                               Bölüm 1: Normal Günlerin Sonu

   Kerem annesinin “Uyan uykucu!” diye bağırmasıyla uyandı. O günün çok normal bir gün olacağını düşünüyordu. Gözlerini yarısına kadar açarak ayağa kalktı. Bir süre için lavaboda yüzünü yıkadı. Daha doğrusu gözlerini sildi. Yavaş adımlarla mutfağa gitti ve yemek masasına oturdu. Kahvaltıda haşlanmış yumurta vardı. Haşlanmış yumurta Kerem’in en sevmediği yemekti. İstemeyerek de olsa yumurtayı ağzına doğru götürdü. Küçük bir ısırık aldı ama daha o küçük parçayı yutamadan midesinden bir uyarı geldi. Ekmeğinden ufak bir parça alıp onu yuttuktan sonra kapıya doğru hızla yürüdü. Kapının önündeki çantasını tek koluna atarak annesine “Ben doydum.”  deyip dışarı çıktı.

   Asansörün gelmesini beklerken ayakkabılarını giydi. Asansör gelene kadar volta attı. Ailesiyle en üst katta oturuyorlardı. Bir üst katlarında çatı katı olarak karanlık, tozlu bir yer vardı. Asansörü beklerken bu yerin kapısı yavaş yavaş açılmaktaydı. Asansörün durma sesini duyup irkilen Kerem kendisini asansöre attı. Asansörün inmesini beklerken aynada kendisine baktı. Bu onun asansör korkusunu yenmek için yaptığı bir şeydi. Aynada kendisine bakınca hafif sarıya bakan kahverengi saçlarını elleriyle düzeltmeye çalıştı. Annesinin sık sık ikaz ettiği karışık kaşlarını da iki parmağıyla düzeltti. Buğulanmış ve uykulu uykulu bakan ela gözlerini ovuşturdu. Tüm bunları yaptıktan sonra içinden bir şarkı mırıldanmaya başladı. Şarkısını bitiremeden asansör durdu ve o da şarkı söylemeyi kesti. Asansörden çıktığında bodrum katında karanlık vardı. Havada kötü bir koku vardı. Kerem kusma hissini bastırarak ağır demir kapıyı açıp kendisini dışarı attı.

   Dışarısı soğuktu. Üzerindeki okul ceketine sıkıca sarıldı. Ne yazık ki ceket de onu soğuktan korumuyordu. Soğuktan dişleri takırdamaya başladı. Sıkıntıdan dişleri ile ritim tutmaya başladı. Ne zaman bir yolculuğa çıksa bir sakız alıp sakızı dinlediği şarkının ritmine uygun olarak çiğnerdi. Derslerini önemsediğinden değil ama öğretmenlerden korktuğundan çantasını aşağıya indirip kitaplarını son kez kontrol etti. Tam çantanın fermuarını kapatacakken servisi geldi. Fermuarı çekti ancak fermuar bozuk olduğundan tam olarak kapanmadı. Böylece çantası açık bir şekilde servisine bindi.

   En arkadaki yerine oturup çantasının fermuarını düzeltti. Okula en yakın evlerden biri olduğu onun evi olduğu için servise sonlarda binerdi. En yakın arkadaşı Barkın yanındaydı. Barkın’a nasıl olduğunu sordu ama hiçbir cevap alamadı. Çünkü arkadaşı sabahları genellikle uyurdu. Servisin içinde kendisi için özel olan birini aradı, Duygu’yu. Ama orda değildi. Servisteki görevli bayana bugün duygunun gelip gelmediğini sordu. Aldığı cevap ise “Duygu uyuyakalmış.” oldu. Kerem gibi uykucuydu o da anlaşılan. En sonunda o da arkadaşı gibi kafasını koltuğa koydu ve gözlerini kapadı.

   Okula geldiklerinde iki arkadaş sallana sallana okul binasına doğru gittiler. Bazı çocuklar sabahın bu saatinde basketbol oynuyorlardı. Sınıfın belalısı Tayfun basketbol topunu Kerem’in kafasına doğru attı. Kerem bir refleks sonucu yere çömeldi ve top başının üstünden geçip kızın birine çarptı. Tayfun ise hiçbir şey olmamış gibi bön bön kıza baktı.

   Okul binasına girerken her zaman yaptığı gibi okulun ismini okudu “Hümeyra Hasan Kuşuçuran İlköğretim Okulu”. Sekizinci sınıfa gidiyordu ve bir an önce bu okuldan kurtulmak istiyordu. Tabii sadece Barkın ve Duygu’dan kurtulmak istemiyordu. İkisi oflaya puflaya sekizinci sınıfların olduğu üçüncü kata kadar çıktılar. “8-D” sınıfına girip en önden üçüncü sıraya oturdular.

   İlk dersleri matematikti. Öğretmen derse girdi ve girdiği gibi konuyu anlatmaya başladı. O günkü konu kareköklerdi. Kolay bir konu olmasına rağmen öğretmenin sorduğu soruyu bilmeden cevaplamaya çalıştığından yanlış cevap vererek utanarak yerine oturdu. Ders boyunca öğretmen konu anlattı, sorular sordu, öğrenciler cevapladı. Dersin sonunda öğretmen masasına oturdu ve konuşmaya başladı.

   “Çocuklar bildiğiniz gibi bugün ayın yedisi, sizin ikinci yazılınız ise sekizindeydi. Unutmayın diye tekrar hatırlatmak istedim.” dedikten sonra yoklamayı almaya başladı. Sınıf listesinden sırayla çocukların isimlerini okudu. “Kerem, Tayfun, Barkın, Ayşe, Sercan, Emre, Gizem, Duygu, Eralp, Hilal ve Seda.” öğrencilerin hepsi sınıftaydı. Duygu da ilk derse yetişmeyi başarmıştı. Sınıf mevcudu on bir olmasına rağmen sınıfta yirmi kişilik ses vardı. Sınıfta en çok ses üreten Tayfun ve onun arkadaşlarıydı. Zaten Tayfun’un çetesinden olmayan erkeklerden bir tek Kerem ile Barkın vardı.

   Zil çalıp sınıf boşaldığında sınıfta kimsecikler kalmamıştı. Sınıf bomboş ve sessiz iken ikisi sınıfa gelip sıralarına oturdu. Onlar otururken ansızın yanlarından bir şeyin geçtiği hissine kapıldılar. Sonrasında açık olan pencereler birer birer büyük bir gürültü ile çarpıp kapandılar. Bu onların korkmasını sağladı. Ancak bunun rüzgardan olduğunu düşündüklerinden önemsemediler. Ancak bu olacakların başlangıcıydı.

   Aynı anda Duygu ve arkadaşı Gizem toprak olan arka bahçede yürüyorlardı. Duygu bir anda çamura basıp kaydığını düşündü. Ayağına baktı ve yerde ayağını bir elin tuttuğunu gördü. Duygu o anda bir çığlık bastı. Gizem, Duygu’nun çığlıkları sırasında “Ne oldu?” diye sordu. Aldığı cevapsa bomboş bakan gözlerdi.

   Bu olaylar yaşanırken Tayfun ise rahat bir şekilde basketbol oynuyordu. Eline ilk geçen topu basket attı. Sercan maç sırasında sahada bomboş geziniyordu. Tayfun, Sercan’a “Buraya gelsene salak!” diye bağırdı. Sercan yüzünü Tayfun’a döndü. Çocuk da korkudan bir adım geri attı. Tayfun, Sercan’ın gözlerinin kıpkırmızı olduğunu gördü. Ancak gözlerini uzun bir süre kapadıktan sonra karşısında yine eski Sercan’ı buldu.

   Öğrenciler üzerlerindeki şoku atlattıktan sonra sınıflara dağıldılar. O gün başka önemli bir şey olmadı onun hayatında. Derse girdi, dersten çıktı. Okul günü bittikten sonra Barkın ile klasik ergen muhabbeti yapıp servislerine doğru yürüdüler.

   Servise ilk gelenler ikisiydi. Kerem koltuğa bakmadan oturdu ve kendisini çamura düşmüş gibi hissetti. Hemen ayağa kalkıp koltuğa baktı. Koltuğun üzerinde iğrenç bir şey vardı. Bir göz ve kan. O anda servisin küçük çocukları kahkahayı patlattı. Oyuncak bir göz koymuşlardı koltuğa. Servisin bayan görevlisi olayı görünce bu işi yaptıklarını tahmin ettiği servisin en hınzır iki çocuğunu kulaklarından çekip kafa kafaya tokuşturdu. İki çocuk ağlayarak yerine oturdu. Diğerleri de sus pus olup kaldılar.

   Temiz bir yere geçtikten sonra düşüncelere daldı. Artık Duygu’ya açılmalıydı. Servis hareketlendiği için yürümek zordu. Şoför “Otur evladım!” diye uyardı. Ama dinlemedi. Tam Duygu’nın yanına gelmişti ki şoför acı bir fren sıktı. O anda kendisini uçar gibi hissetti ve şoför ile arka tarafı ayıran yere çarptı. Düştüğü anda küçük çocukların kahkahalarını duydu.

   Daha sonra yavaş yavaş eski yerine oturdu. Bütün çabaları boşuna gitmişti. Bugün de Duygu’ya açılamayacaktı. Barkın, Kerem’le konuşmaya çalışsa da Kerem cevap vermedi. Evine geldiğinde de servisten atlayıp apartmana doğru koştu.

   Apartmanın bodrumunda hala o iğrenç koku vardı. Bu yüzden direk asansöre atladı ama bu sefer aynada kendisine bakmadı. Gözleri buğulandı ama hemen gözlerini kuruladı. Asansörden çıkıp evin zilini çaldı. Annesi “Tamam, tamam geldim.” diyerek kapıyı açtı.

   “Ben bugün arkadaşıma misafirliğe gideceğim. Tamam mı?” dedi. O evin tek çocuğuydu ve evde kalmaya alışıktı. “Tamam.” diye kısa bir cevap verdi. Annesi hemen dışarı çıkıp gitti.

   Çantasını yere atıp dinlenmek amacıyla kanepenin birine uzandı. İçi açılana kadar ağladı. Ağlama işi yaklaşık yarım saat sürdükten sonra ayağa kalkıp üstünü değiştirmek amacıyla odasına doğru yollandı. O sırada bir çığlık duydu.

                                                Devam edecek...

Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #8 : 15 Haziran 2010, 18:20:37 »
Yazdığınız metinde bir yanlışlık gördüm.İlk başta Kerem'in Damla'ya açılmak istediğini yazmışsınız fakat sonra Duygu demişsiniz açılmak istediği kişi olarak.Tekrar bakıp düzeltirseniz daha iyi olur.

Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #9 : 15 Haziran 2010, 18:22:59 »
Konunun gidişatına göre güzel bir metin olacak gibi gözüküyor.Yazının devamında başarılar...

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #10 : 15 Haziran 2010, 18:24:37 »
Hocam, güzel gidiyor doğrudur. Bir şeye açıkçası kıl oldum :D Her yerde Kerem diyorsun, bir yerden sonra beyin yıkamaya dönüşüyor bu... Yemin ediyorum mutfağa gittim kardeşime Kerem dedim...(Kardeşim kız) :D O hariç çok güzel olmuş brisingr, esas yorumumu devamında yapıcam ;) Ellerine sağlık... =)
May the force, be with you.

Çevrimdışı LegalMc

  • ****
  • 1217
  • Rom: 33
  • Unimpressed was his default state.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #11 : 15 Haziran 2010, 18:37:07 »
Yazdığınız metinde bir yanlışlık gördüm.İlk başta Kerem'in Damla'ya açılmak istediğini yazmışsınız fakat sonra Duygu demişsiniz açılmak istediği kişi olarak.Tekrar bakıp düzeltirseniz daha iyi olur.

Aslında tam tersi önce Duygu demiş, sonra Damla demiş. Neyse onu düzeltirsen iyi olur ve 'bu gün' değil 'bugün' olacak o.


Birkaç küçük yazım yanlışını göz ardı edersek güzel bir başlangıç bölümü olmuş. Tekrarları biraz daha azaltırsan ortaya güzel bir şeyler çıkabilir. 2. bölümü bekliyorum :)
Yaşasın!
Ne kadar da ideolojik yaklaşıyoruz birbirimize.

Çevrimdışı brisingr

  • ***
  • 655
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #12 : 16 Haziran 2010, 10:49:01 »
Yorumlarınız için teşekkürler. "Bugün" hatalarını düzelttim. İsim koyma konusunda Duygu ile Damla arasında kaldığımdan ötürü bir paragrafta şaşırıp Damla yazmışım. Kerem'i tekrar etme konusunda ise tekrar akıcılığı etkilediği için ve Antiseptik kardeşini "Kerem" diye çağırmasın diye bir sonraki bölümde yapmamaya çalışacağım. ;D

Edit: "Kerem" lerin fazlalığını biraz azalttım sonradan okumak isteyenlere, artık sadece on iki tane "Kerem" var. ;D

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Lanet, Sezon 1, Bölüm 1
« Yanıtla #12 : 16 Haziran 2010, 10:49:01 »