Kayıp Rıhtım Forum

Beğendiğiniz Alıntılar

0 Üye ve 1 Yolcu konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Everfever

  • *
  • 53
  • Rom: 8
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #315 : 12 Haziran 2017, 09:04:46 »
"Mutlu bir adamın geçmişi yoktur, mutsuz bir adamın ise geçmişten başka hiçbir şeyi."
Kuzeyin Derinliklerine Giden Dar Yol - Richard Flanagan

(Kitabı çevirmeye karar vermemi sağlayan cümleydi bu. Kitabın kalanı da pişman etmedi.)
« Son Düzenleme: 12 Haziran 2017, 09:46:51 Gönderen: Everfever »

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #316 : 29 Haziran 2017, 21:26:31 »
"'Kötülükle mücadele! Peki nedir kötülük? Herkes bunu kendince anlayabilir. Biz bilimadamları için kötülük cehalettedir ama kilisede cehaletin mübarek olduğu, bütün kötülüğün ise bilgiden geldiği öğretiliyor. Bir köylü için kötülük vergiler ve kuraklıktır, bir ekmek tüccarı için ise kıtlık iyidir. Köleler için kötülük sarhoş ve zalim bir efendidir, bir zanaatkar için ise açgözlü tefecidir. Peki mücadele etmemiz gereken kötülük nedir, Don Rumata?' Kederli gözlerle dinleyicilerine baktı. 'Kötülük tükenmez. Hiç kimse, onu yeryüzünde azaltamaz. Kendi kaderini birazcık düzeltebilir ama daima başkalarının kaderlerini kötüleştirmek pahasına. Az ya da çok zalim krallar, az ya da çok vahşi baronlar, kendine zulmedenlere takdir, kurtarıcılarına ise nefret besleyen cahil halklar her zaman olacak. Olacak çünkü bir köle, zalimler zalimi de olsa, efendisini kurtarıcısından daha iyi tanır, zira her köle, kendisini efendisinin yerine koyar da, bencillikten uzak kurtarıcısının yerine koyabilen pek azdır. İnsanlar böyledir, Don Rumata, dünyamız böyle bir yer.'"

Tanrı Olmak Zor İş - Arkadi ve Boris Strugatski

Çevrimdışı Ayhüznü

  • *
  • 24
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
  • Hiçbir türlü bulamadım ben beni.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #317 : 29 Haziran 2017, 22:21:21 »
''... Dünyanın üçte birini yarattıktan sonra, bir gün bizim cinayetlerimize ağlayacak olan bir meleğin gözyaşlarına dayanamayarak Tanrı'nın dünyayı tamamlamaktan vazgeçtiğini; her şeyi hazırlayıp hayatın tohumlarını ektikten sonra, tam yaptığı işin büyüklüğüne bakacağı sırada Tanrı'nın güneşi söndürerek, dünyayı sonsuz bir karanlık içinde bıraktığını farz etsen, bütün bunları düşünsen bile, benim şu sırada hayatımı kaybetmekle neler kaybettiğim konusunda bir fikir sahibi olamazsın...''

- Monte Kristo Kontu / Alexandre Dumas

''(...)
Kapı ne kadar dar olsa da
Cezalarım ne kadar ağır olsa da
Kaderimin efendisi benim
Ruhumun kaptanı benim.''


-William Ernest Henley - Invictus

''(...)
bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.''


-Robert Frost / Gidilmeyen Yol şiirinden

http://jakobensovalyeninmektuplari.blogspot.com.tr/

Çevrimdışı Old Fat Gil-Galad

  • **
  • 65
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #318 : 29 Haziran 2017, 22:47:02 »
"Çok açık olmasa da, Tanrılar ölümlülerin acılarına kayıtsız değildir.Ölümlülerin acılarını zaman zaman komik,zaman zaman ilgi çekici bulurlar; bazense, nadiren de olsa, ölümlülerin çektikleri içlerinde bir yere dokunur."

Andre Alexis - Tanrılar Zar Attığında
Işık altında, Kurtuluşum ve yeniden doğuş umudum adına...

Çevrimdışı Everfever

  • *
  • 53
  • Rom: 8
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #319 : 30 Haziran 2017, 12:14:14 »
"Kendi kaderini birazcık düzeltebilir ama daima başkalarının kaderlerini kötüleştirmek pahasına. Az ya da çok zalim krallar, az ya da çok vahşi baronlar, kendine zulmedenlere takdir, kurtarıcılarına ise nefret besleyen cahil halklar her zaman olacak. Olacak çünkü bir köle, zalimler zalimi de olsa, efendisini kurtarıcısından daha iyi tanır, zira her köle, kendisini efendisinin yerine koyar da, bencillikten uzak kurtarıcısının yerine koyabilen pek azdır. İnsanlar böyledir, Don Rumata, dünyamız böyle bir yer.'"

Tanrı Olmak Zor İş - Arkadi ve Boris Strugatski

Şu cümleler üzerine biraz düşünmek istedim. Her ne kadar kitabı henüz okumadıysam da bu cümlelere pek katılmıyorum. Özellikle ilk cümle, insanlar arasındaki tüm etkileşimin (alışveriş, ticaret, vs.) sıfır toplamlı bir denklem olduğu, hiçbir zaman "kazan-kazan" durumu olamayacağı ön kabulüyle hareket ediyor. Birisine para karşılığı ekmek verirsem kötülük mü yapmış olurum? Ben para kazanırken karşımdaki karnını doyuruyorsa hangimiz kaderini kötüleştiriyor? Birisiyle konuştuğum, fikir alışverişinde bulunduğumda mutlaka birinin kaderinin kötüleşmesi mi gerekir? Birisini para karşılığı çalıştırdığım, emeğinin karşılığında ona bir ücret verdiğim zaman her ikimiz de kazanamaz mıyız?

Son cümle de, "Ah bu insanlar yok mu, kadir kıymet bilmiyor," havasında ama bu olgunun bir nedeni olabilir mi? Evet, kapitalizm işçi sınıfına bir nevi köle olarak bakar ve zulüm eder ama aynı kölenin kendisini efendisinin yerine koyabilmesine de imkan tanır. Sınıflar arası geçiş zor olsa da mümkündür. Köle/işçi bir gün efendi olabilir.
Ancak aynı köle/işçinin kendisini "bencillikten uzak kurtarıcısı"nın yerine koyabilme şansı çok çok çok daha ufak bir ihtimaldir. "Bencillikten uzak kurtarıcısı", "tüm iktidarı tek başına elinde tutarken" köle/işçinin kendini onun yerine koyabilmesi, onun yerinde olduğunu hayal etmesi veya onun yerine geçmesi ne kadar mümkündür? İnsanların kendilerini "bencillikten uzak kurtarıcısı"nın yerine değil de "zalim efendileri"nin yerine koyabilmelerinin sebebi, birinin mümkün diğerinin görece imkansız olması olabilir mi? Yoksa genetik olarak homo sapiens sapiens kadir kıymet bilmiyor mu?

Keşke tüm devlet iktidarını tek başıma elimde tutsam da "bencillikten uzak kurtarıcı" ben olsam.

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #320 : 30 Haziran 2017, 18:17:08 »
@Everfever,

Alıntının sahibi olan karakter orta çağ kültüründen biri. Sözleri sosyo-ekonomik gerekçeler yenine siyasal ilişkilere dayanarak sarf edilmiş. Romanda da genel olarak siyasi teoriler üzerinden gidiliyor ve ekonomik yönlere fazla değinilmiyor. Ekonomik refaha değil, yönetici zümrenin kararlarına bağlı davranışlar öne çıkıyor. Romanın siyasetten bahsederken ekonomik etkilere fazla değinmemesinin sebebi olarak, hikayenin geçtiği zaman aralığına bağlıyorum. Lakin yaşadıkları sistemin fazla dayanmayacağı üzerinde durulurken ekonominin etkisinden bahsedilmemesi yine de eksikliğini hissettiriyor. Sonuçta, "yağmur yağmazsa çiftçi üzülür, tüccarsa sevinir" mantığının sürdürülebilir ekonomik düzen için pek de iyi örnek olduğu söylenemez -hem de orta çağ gibi bir yerde. Genel olarak alışkanlıklar ve ideoloji etkileri merkez alınarak fikirlerini belirtmiş.

Bu ideoloji merkezli sorun ve çözümü arayışında, değişimin tepeden inme biçimde, ani ve tabanca anlaşılamadan/özümsenmeden yapılırsa, kurtarılanlar tarafınca eski düzenin yaşatılmaya devam edeceği fikri var. Özümsenmeyen devrimlerin felaketle sonuçlanacağı ve yıktığı düzene dönüşeceği endişesi mevcut. Bencillikten uzak bir kurtarıcının tam bir başarı gösteremeyeceği fikrinde.

Elbette bu yargılara kitabın genelini okuyarak vardığım için verdiğim alıntı ve şu an yapmaya çalıştığım açıklama alakasız gelecektir  :-\ Alıntıyı yaparken kitap hakkında bilgi verip, alıntıyı beğenme sebebim üzerine de açıklamada bulunmam gerekirdi :-\

Çevrimdışı Everfever

  • *
  • 53
  • Rom: 8
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #321 : 04 Temmuz 2017, 09:29:57 »
@Bay_Karamsar

Yok estağfurullah, bir açıklamada bulunma mecburiyetiniz yoktu. Benimki biraz boşboğazlık, biraz önyargı (Sovyetler döneminde yazılmış bir kitap, demek ki sosyalist ekonomik paradigmalardan bahsediyor olmalı), biraz da "ilginçmiş, düşüneyim biraz," tepkisi.

Ancak merak ettim ve kitabı listeme ekledim.

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #322 : 05 Temmuz 2017, 15:36:54 »
@Everfever,

Estağfurullahlık bir durum yok. Düşüncelerinizde haklısınız. Bu alıntıyı romandan bağımsız olarak düşününce, belirttiğiniz şüpheler benim de aklıma gelirdi. Hani sayfalar dolusu fikir beyan edilir de, içerisinden bir cümlecik cımbızla çekip çıkartılınca, ait olduğu metinden bağımsız olarak bambaşka anlam kazanır ya? Aynı durum burada da söz konusu oldu.

Hem size teşekkür etmeliyim, alıntıdan hoşlanmamın sebebi üstüne biraz daha durmuş oldum :)

Çevrimdışı Sayhh

  • **
  • 189
  • Rom: 15
  • Cinsiyet: Bayan
  • Her şey başladığı yere döner.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #323 : 16 Eylül 2017, 12:20:18 »
"Hayatında her şey o kadar çabuk değişiyordu ki, aradan bir müddet geçtikten sonra gene aynı halde kaldığını gördüğü eşya onu şaşırtıyor ve üzüyordu."

"Herhangi bir işe kendini vererek uğraşmak, bir meseleyi, tatlı veya acı bir neticeye bağlamak genç adamı ürkütüyor ve o, birçok şeylerin farkına varmadan yaşamayı ve nihayet hadiseler, kendilerinden kaçılamayacak kadar sıkıştırınca, ani ve şiddetli kararlar, o anda aklına gelen hareketlerle işin içinden sıyrılmayı ve her şeyi koparıp atmayı tercih ediyordu."

"Kendilerinde bir şeyler bulunduğunu vehmeden bütün acizlerin hiç şaşmadan bu basit çareye: Karanlık ve karışık olmak suretiyle derin ve manalı görünmek hilesine başvurduklarını unutuyoruz."

İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #324 : 09 Ekim 2017, 20:20:03 »
"Burada, Okzat-Okzat'ta kesinkes bildiği, öğrendiğine emin olduğu tek şey. vardı: Anlatılan bir şeyin nasıl dinlenmesi gerektiği. Dinlemek, duymak, çoktan duyduğu bir şeyi dinlemeye devam etmek. Sözcükleri havada kapıp uzaklara taşımak ve onları orada dinlemeyi sürdürmek. Eğer anlatış mazların sahip olduğu beceriyse, dinlemek de yozun uzmanlaştığı beceriydi. Hemen hepsinin yana yakıla vurguladığı üzere, bunlardan ne biri ne de öteki diğeri olmaksızın bir işe yarayabilirdi."

"Teran ölmek üzereydi. Şöyle dedi: 'Kardeşim, eşim, sevdiğim adam, benliğimin diğer yarısı, sen ve ben düşmanı yeneceğimize ve yurdumuzu barışa kavuşturacağımıza inandık. Ama inanç bilgi tarafından iyileştirilebilen bir yaradır..."

"'Ben bu mesajı iletebilirim,' diye noktaladı konuşmayı Sutty. 'Ama şunu da unutmamalıyım ki yobazların kulağı zor işitir.'"

Anlatış - Ursula K. Le Guin
« Son Düzenleme: 10 Ekim 2017, 10:10:22 Gönderen: Bay_Karamsar »

Çevrimdışı yavanna

  • **
  • 68
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #325 : 10 Ekim 2017, 15:43:32 »
"Acı, hayatımızı bir şey tehdit ettiğinde bizi uyararak koruyan milyonlarca yıllık evrimin içimize inşa ettiği temel mekanizmadır."

"Geleneksel "fayda teorisi ile Marksist teoriyi kıyaslayarak "değer" hakkında vızıldayıp durmuştu; Bay, Dubois, "Elbette Marksist "değer" tanımı saçmalıktır." Diye başlayıp (sayfa 114), sayfa 115'in sonuna kadar olan kısım, tekrar tekrar okumuştum.

Yıldız Gemisi Askerleri, Robert Heinlein

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #326 : 10 Ekim 2017, 15:58:24 »
@yavanna, "Bir çocuk dağda kaybolursa..." gibi bir başlangıcı olan kısımda ilginçti. Hoş, kitapta bir sürü güzel alıntı var. İnsan hangi birini seçsin karar veremiyor.

Çevrimdışı yavanna

  • **
  • 68
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #327 : 11 Ekim 2017, 09:28:23 »
@yavanna, "Bir çocuk dağda kaybolursa..." gibi bir başlangıcı olan kısımda ilginçti. Hoş, kitapta bir sürü güzel alıntı var. İnsan hangi birini seçsin karar veremiyor.

Gerçekten öyle. İthaki Bilimkurgu Serisi'ni bir türlü yakalayamıyorum, araya Geliş, Şikeste, Büyücü gibi kitapları sıkıştırdım, seriyi yakaladıktan sonra tekrar okumak istiyorum. Ki zaten çok hızlı tükettim, boş zamanıma denk geldi, tadını çıkarmalıyım.

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #328 : 11 Ekim 2017, 10:08:13 »
Okumak hem zaman hem çaba isteyen bir meşgale zaten :-\ Fırsat bulup bir defacık bile okuyabilmeniz büyük niğmet.

Çevrimiçi Bay_Karamsar

  • ***
  • 745
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Beğendiğiniz Alıntılar
« Yanıtla #329 : 14 Ekim 2017, 14:01:04 »
"Bir süre sonra anladık ki, Friedrich deli falan değildi; savaşmayı tabiatı kaldırmayan, iyi kalpli ve uysal bir adamdı, o kadar. Bir gün istasyona giden yolda ilerlerken, sadece Schleiden'deki kasap dükkânına geri dönmeyi arzuladığını; onu anlayan, hatta dinlemeye tenezzül eden tek kişi kendisi olduğu için kendi kendine konuştuğunu itiraf etti bize. Kendi kendine gülüyordu, çünkü gülmediği takdirde ağlayacaktı."

"Savaş devam ettikçe, askerler de gençleşiyor gibi geliyordu bana; Rudi de buna güzel bir örnekti doğrusu. Miğfer takmaktan terlemiş kısa saçlarının altında, Albert'ın onu son gördüğümdeki halinden daha yaşlı değildi. Çoğu asker gibi, o da miğferini çıkardığında asker kıyafetleri giymiş bir çocuğu andırıyordu."

("Askerler gençleşiyor," denirken anlatıcının farkında olmadığı şey oldukça ürkütücü.)

"Artık eskisi kadar sağlıklı değil ve çiftlik işlerini de eskisi gibi yürütemiyor. Bilmem farkında mısın ama, ellisini geçti artık. Çocuklar babalarını yaşlı ya da genç olarak görmezler, o gözle bakmazlar ya, o yüzden diyorum."

(Doğru. Anne ve babamı hiçbir zaman ne yaşlı ne de genç olarak düşünebilmişimdir. Sanki zamandan muaflarmış gibi.)

Savaş Atı - Michael Morpurgo
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2017, 14:08:54 Gönderen: Bay_Karamsar »