Kayıp Rıhtım Arşiv Forum
Kayıt Ol

AC/DC

Çevrimdışı Belgarion

  • **
  • 286
  • Rom: 1
  • Life is only joke maybe we make it!
    • Profili Görüntüle
AC/DC
« : 13 Ocak 2008, 20:43:10 »
Angus Young ve Malcolm Young tarafından Sidney, Avustralya'da kurulmuş Glam Rock grubudur. Grup dünya çapında 150 milyondan, ABD'de 68 milyondan fazla albüm satmış, en başarılı hard rock gruplarından biri kabul edilmiştir. 1980'deki albümleri Back in Black, yalnız ABD'de 21 milyon, dünya çapında 42 milyon kopya satmış, tüm zamanların en çok satan 2. albümü, bir grup tarafından yapılan en çok satan albüm olmuştur.

Grup albüm kayıt ettikleri dönem boyunca iki farklı solist ile çalışmıştır. Hayranları grubun tarihini Bon Scott dönemi (1974 - 80) ve Brian Johnson dönemi (1980 - günümüz) olarak ikiye ayırırlar.

AC/DC görkemli müziğiyle olduğu kadar konserleriyle de büyük bir gruptur. Daha başlangıçta konserleri gerçek birer şov halini almıştı. Özellikle Angus’un sahnedeki çılgın hareketleri, bir zaman sonra grubun vazgeçilmez eğlencelerinin başında yer almaya başlamıştı. Onun sahnedeki çılgın hareketlerine daima yenileri eklenerek grup bugünlere geldi. AC/DC gitarist Malcolm Young’un grubu (Amerika’dakiyle hiç bir ilgisi olmayan) The Velvet Underground dağıldıktan sonra, 1973’te Avustralya’da kuruldu. Küçük kardeşi Angus’u da eğitip yanına lead gitarist olarak aldıktan sonra grup Sidney çevresinde küçük tur ve konserler vermeye başladı. Ablası Angus’a sahnede okul kıyafetlerini giymesini önerdiğinde o sadece 15 yaşındaydı; ki bu görüntü zamanla grubun "olmazsa olmazlarından" oldu. Henüz Sidney’deyken "Can I Sit NextTo You" isimli singleları, Easybeats’in eski üyesi ağabeyleri George Young ve bir kaç arkadaşının yardımıyla çıktı.

Ertesi sene grup, davulcu Phil Rudd ve basçı Mark Evans’ın da gruba katılmasıyla Melbourne’a yerleşti. Vokalist Dave Evans sahneye çıkmayı reddettiğinde, az rastlanan bir olayla, grubun şoförü Bon Scott vokalist oldu.

Scott daha önceleri Avusturyalı pop gruplarından Fraternity ve Valentines’te de davulcuydu. Ama onun grubun başarısındaki asıl payı, halka grubu vahşiler gibi tanıtması oldu. Başı polisle sık sık derde giren Scott sayesinde grup Avustralya’da büyük tepkiler almaya başladı. Müzik yaşamları boyunca, haylaz bir eğlence duygusuyla karışık, vahşi akımları desteklediler. Grup Avustralya’da, ’74 ve ’75 yıllarında iki albüm piyasaya çıkardı: High Voltage ve TNT. Bu iki albümdeki şarkılarla High Voltage albümünün ’76’da çıkan Amerika ve İngiltere sürümlerini oluşturuldu, grup ayrıca bu iki ülkede turnelere çıktı. "Dirty Deeds Done Dirt Cheap" yıl sonunda çıktı. 1977’nin başında Evans grubu terkederken yerini Cliff Williams aldı. Aynı yılın sonbaharında, AC/DC, onları ilk defa Amerikan listelerine girmelerini sağlayan "Let There Be Rock" albümünü çıkardı.

1978 ilkbaharında çıkan "Powerage", grubun hayranlarının iyice artmasının sağladı- bunun oluşmasında izleyicileri tek kelimeyle coşturan konser gösterilerinin de en az albüm kadar katkısı oldu. Aynı yıl, bu konser görüntüleri "If You Wany Blood, You’ve Got It" adıyla satışa sunuldu. Ama grubu asıl üne kavuşturan, ertesi sene gelen ve satışı ilk kez milyonu aşarak Amerika’da 17.liğe, İngiltere’de ise sekizinciliğe yükselen "Highway to Hell" oldu. AC/DC’nin bu hızlı çıkışı 20 Şubat 1980’de Bon Scott’un, resmi raporlara göre ölümüne alkol alarak hayata veda etmesiyle darbe aldı. Mart ayında Scott’un yerine Brian Johnson geldi. Bir ay sonra grup, dağılmadıklarını müjdeleyen, sadece Amerika’da 21 milyondan fazla satan en büyük çalışmaları, Back in Black albümünü doldurdu. AC/DC, sonraki yıllarda, Amerikan listelerinde ilk sıralara yerleşen "For Those About to Rock We Salute You" ile dünyanın en geniş rock toplulukları arasında yer aldı. 1982’de Rudd da gruptan ayrıldı, onun yerini bir başka İngiliz Simon Wright aldı.

1983’teki "Flick of the Switch"in ardından, topluluğun maddi dayanakları bozulmaya başladı ancak bu kötü gidişatı 1990’larda, müzik dünyasında çok büyük ses getiren "Thunderstruck" parçasının da içinde bulunduğu "The Razor’s Edge" ile tersine çevirmeyi başardılar. Bu yıllarda ’70 ve ’80’lerdeki kadar başarılı olamamalarına rağmen, bir kuşağın kılavuz grubu olduklarını göstermişlerdir. 1995 sonbaharında onaltıncı albümleri "Ballbreaker" çıktı. Rick Rubin tarafından çıkarılan bu albüm AC/DC’nin müzik hayatındaki belki de en olumlu eleştirileri aldı. Bu albüm Amerikan listelerine 4. sıradan girdi ve ilk altı ay içinde bir milyonu aşkın sattı.

Grup ilk günkü yaklaşımlarını koruyarak kökü rock’n’roll, hard rock ve yer yer blues’a dayanan müziğini yapmayı sürdürüyor; ısrarla. Başlangıçta iki İskoçyalı ve üç Avustralyalı dan oluşan grupta bugün Avustralyalılar yerine üç İngiliz var. AC/DC’nin bugünlere gelmesinde kuşkusuz Angus ve Malcolm Young kardeşlerin ve beklenmedik bir şekilde gruba katılan Bon Scott’un büyük payları var.

Efsanevi grup Bon Jovi'nin gitaristi Richie Sambora bir roportajinda ona birini ayartmak icin hangi sarkiyi dinletirsiniz diye sorduklarinda onun cevabi aynen su olmustur:" AC/DC'nin Back in Black'ini. Eger sevismek istiyosan, bunu calmalisin. Tum zamanlarin en romantik albumu degil ama birisini otel odasina atmak icin bicilmis kaftan. Ama eger birisiyle biraz daha romantik bir zaman gecirmek istiyosan Rod Stewart'tan herhangi bir sey dinletirim. Onun cogu calismasi hos bir romantizm iceriyor." diyerek AC/DC'nin nasil bir grup oldugunu bize biraz da olsun hissettirmektedir. --

Çevrimdışı Herr Mannelig

  • ****
  • 925
  • Rom: 17
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hardrock Efsanesi Bir Grup Ac/Dc
« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2008, 17:21:55 »
Six Feet Under adlı nacizane death metal grubunun Back in Black albümünü full coverladığı metal'in kelimenin anlamıyla babaları. Hatta dedeleri :D Hard rock akımının öncülerinden olduğu gibi Born to be wild şarkısıyla Heavy Metal akımını da başlatmıştır. TNT şarkısı tarafımızdan çalınmıştır, okul kopmuştur :D
Contraataques muy rabiosos, deberemos resistir; Ay Carmela!



Çevrimdışı Apocalyptique

  • **
  • 193
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Hardrock Efsanesi Bir Grup Ac/Dc
« Yanıtla #2 : 16 Ocak 2008, 17:24:38 »
Hells Bells cok ıyı ya gercekten bı efsane =)

Çevrimdışı Larien

  • **
  • 133
  • Rom: 0
  • Söyle dost..
    • Profili Görüntüle
Ynt: AC/DC
« Yanıtla #3 : 01 Kasım 2010, 12:11:11 »
Brian Johnson'ın o muhteşem sesi diyorum başka birşey demiyorum :D
Why, the Past should ever be forgot?

Çevrimdışı BerkeB

  • ***
  • 495
  • Rom: 7
  • Onu bulan herşey'i bulur
    • Profili Görüntüle
Ynt: AC/DC
« Yanıtla #4 : 03 Temmuz 2013, 08:40:25 »
Supernatural sayesinde tanıştım. Söylenecek söz yok. Kelimeler kifayetsiz. Bakmanız lazım ama şunu söyleyebilirim en azından;

OYŞH <3
Bakmayın şiir yazdığıma romantik değilim :).

Çevrimdışı CloudT

  • *
  • 13
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
    • Flavors
Ynt: AC/DC
« Yanıtla #5 : 03 Temmuz 2013, 13:16:22 »
Eskisi kadar çok sık dinlemiyorum ama evet, sevdiğim gruplardan bir tanesi. Back in black ve TNT en sevdiğim şarkılarıdan bir iki tanesi.

Çevrimdışı Thomasward

  • **
  • 352
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: AC/DC
« Yanıtla #6 : 25 Temmuz 2013, 23:28:30 »
Çok sevdiğim eski grup ayrıca  minibüs şoförünün olduğu hikayeyi okuduğumu hatırlıyorum ama yine de çok sağol

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: AC/DC
« Yanıtla #7 : 19 Kasım 2017, 17:45:58 »
Malcolm Young öldü. Grubun kurucusu ve grupta kardeşi gibi gitarist olan Angus'un sahne performansının gölgesinde kalan ritim gitaristiydi, sevimli bir adamdı.
"Rebellions are built on hope"