Kayıt Ol

Oğluma Mektup

Oğluma Mektup
« : 23 Ağustos 2014, 02:32:02 »
Selamlar herkese. Uzun zamandır ortalıkta olmadığım, hikayelerinizi okuyup sizinle hikayelerimi paylaşamadığım için çok özür dilerim. Kendimi biraz geliştirmekle, okulumla, işimle, kişisel hayatımla uğraşmakla meşguldüm. Gerçi hala meşgulüm ama sizi çok özledim. Umarım beğenirsiniz, yorumlarınız bildiğiniz gibi benim için çok önemlidir. Güzel kalın dostlarım. Daha fazla uzatmıyorum ve hikayeme geçiyorum;



Canım oğlum, öncelikle merhaba!

Bu mektubu büyüdüğünde okuman için yazıyorum. Şu an annenin karnına yeni girmiş sayılırsın, daha bir gün olmadı! Bu satırları okuyor olacağın zaman artık kocaman adam olmuş olacaksın. Ah, o günleri görebilirim umarım! (Hafızamla ilgili ufak bir problemim var da. Umarım kalıtsal değildir.)

Senin oğlumuz olacağını ona söylediğimde annen nasıl çığlık attı, nasıl ağladı bir görsen! Rahminden kan boşalıverdi, biliyor musun? (Başta korktum tabii, ancak bunun -özellikle çok yoğun duygular yaşandığında- ara sıra olabileceğini bir yerde okumuştum diye hatırlıyorum sanki, yani olumsuz bir şey olacağını hiç sanmıyorum.) İnanır mısın, heyecandan bayıldı bile! Ayılması için saatlerce uğraştım, zavallım bir türlü uyanmak bilmedi. (Annen her zaman duygularını şiddetli yaşayan, narin bir kadındı.) En sonunda gözlerini açabildiğinde yüzünü güzelce yıkadım. Başında durdum bir süre, sonra uykuya daldı zaten.

Hala uyuyor şu an, ve bu iyi bir şey galiba. Gazetelerden ve televizyondan hamilelerin bol bol dinlenmesi gerektiğini önceden öğrenmiştim diye hatırlar gibiyim. (Televizyon izlemeye bayılıyorum. Hele şu belgeseller yok mu! Geçenlerde bir tanesinde bir kuşun yumurtalarını alıp başka bir kuşun yuvasına koymuşlardı ve hiçbir sorun olmadan yavru yumurtasından çıkıvermişti. Bir gün birlikte de izleriz, istersen eğer.)

Annenin karnında ilk tekmeni hayatımın sonuna kadar hatırlayacağıma eminim ama. İkimiz de gözyaşlarımızı tutamamıştık oğlum. Hatta annen gözyaşlarının, çığlıklarının arasından: “Böbreğime tekme attı, böbreğim acıyor!” diye bağırıvermişti. Ama ben biliyorum, futbolcu olacaksın büyüyünce.

Sürekli annenin ağlıyor ve acı çekiyor olmasından bahsettiğimin farkındayım -birkaç saat önce o kadar acı çekiyordu ki bir noktada artık onu yatağa bağlamak zorunda kalmıştım-; ve yalan söyleyemeyeceğim, hamilelik ne yazık ki ona pek yaramadı. Ancak eminim ki seni eline alıp başını okşadığında her şeye değecektir, bu konuda bana katılacaktır. Hiçbir ebeveyn çocuk sahibi olmaktan daha büyük bir mutluluğa erişemez çünkü kanımca, sence de öyle değil mi?

Sahi, çocuk sahibi olmaktan bahsettim de, bugün polisler çaldı kapımızı. Annen yerinden kalkamadığından ben açtım kapıyı. Şehir merkezindeki hastanede yeni doğmuş bebeklerin arasından bir oğlan çocuğu kaçırılmış, kaçıranı arıyorlarmış! Fotoğrafını gösterdiler bir de, görürsem diye. Süper kahramanların süslediği, mavi ve kırmızı bir battaniyeye sarılmış; minicik, küçücük bir oğlan çocuğu…

Dünya gerçekten de mutsuzluk, sefalet, hayal kırıklığıyla dolu bir yer olabiliyor güzel oğlum. Sen sen ol, dikkat et kendine. Eşinin hamileliğinde bir dediğini iki etme, ona iyi bak, onu ve bebeğinizi tehlikelerden koru! Mesela ben seni annenin karnına yerleştirdiğimden beri bir saniyeliğine olsa dahi odasından çıkmasına izin vermedim. Ne kutsal bir şey bir cana can katmak; bir canın içinde ikinci bir can daha var etmek! Ve kutsal şeyleri daima korumalıyız oğlum, bunu aklından çıkarma.

Annen hakkında o kadar konuştum ki, kağıdımda başka şeylere hiç yer kalmamış oğlum. Biraz da annenle -ve seninle- ilgileneyim. Söylemiştim ya, başlarda muazzam acılar çekiyordu, neyse ki saatlerdir çıtı çıkmıyor. Ama sana bir şey diyeyim mi? Kadıncağızın buna çok ihtiyacı vardı güzel oğlum, sana çok ihtiyacı vardı. Geçen haftalarda doktorumdan muayenemin sonuçları geldi. Testislerimde doğuştan beri var olan bir hastalık sonucu kısır olduğum, asla bir evlat sahibi olamayacağım yazıyordu.

E haliyle, böylesi bir mucize aklının ucundan bile geçmemiştir eminim. Sabah eve girdiğimde elimde mavili kırmızılı, arasından ağlama seslerinin geldiği battaniye yumağını gördüğünde heyecandan ne yapacağını bilemedi, başladı ağlamaya.

Bir yerlerde hamilelikte çok uyunduğunu okumuştum galiba, ve inanır mısın oğlum; yaklaşık on beş saattir hareketsiz yatıyor kadıncağız. Ateşi var sanmıştım ama teni buz gibi, sorun yok yani. Hem acısı geçtiğine göre bağlarını da çözebilirim artık. Ayrıca yerleri daha yeni silmeme rağmen yine kapısının altından ufak ufak kanlar sızmış, bir bezle sileyim hemencik.

Umarım zamanla ağrıları hafifler. Bu kocaman göbeklerle tam dokuz ay nasıl yaşıyor kadınlar, onu hiç anlamış değilim zaten. Baksana annene, ne acılar çekti, ne çok ağladı! Bunca saattir ölü gibi yatmasından bahsetmiyorum bile, ve daha hamileliğinin ilk günü bile bitmemişken! Karnının ilk günden bu kadar şişebileceğini hiç bilmiyordum!

Bak dalıp gidiyorum yazmaya iyice, bugünlük yeterli. Daha birçok mektup yazacağım sana, hiç şüphen olmasın canım oğlum benim.

Seni çok seviyorum oğlum, güzel oğlum.

Baban

Not: Bir yerlerden polis sirenleri duyuyorum, gittikçe yükseliyor sesleri. Umarım yakınlarda kötü bir şey olmamıştır! Belki görmüşümdür de hatırlamıyorumdur. Ah şu hafızam neden bu kadar kötü? Masamda süper kahramanların süslediği, mavi kırmızı renkli, kan lekeleriyle dolu bir battaniye buldum ve nereden geldiğine dair en ufak bir fikrim yok! Çok ilginç değil mi?
"The woods are lovely, dark and deep,  
  But I have promises to keep,  
   And miles to go before I sleep,  
    And miles to go before I sleep."

Sentetik Distopya tüm kitap sitelerinde mevcuttur a dostlar. (Ayrıca, daginikoda.com'a bir bakın derim)

Çevrimdışı umutlu_kurgucu

  • *
  • 18
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #1 : 25 Ağustos 2014, 01:37:17 »
Karakterin düşünce akışları kusursuz değil. (Tanrım, ne psikopatça ve de ukalaca konuştum.  ;D Yani eleştiriye bu kadar açık olmanızdan, özellikle de olumsuz eleştiriye bu kadar açık olmanızdan yola çıkarak kusursuz ve eksiksiz bir iş ortaya çıkarmaya çalıştığınızı farz ediyorum ve o yüzden biraz ağır eleştiriyorum.  :) )

Tabi kusurdan yıkılıyor da değil. Bir- iki yerde hafif sallanmalar olduğunu düşünüyorum sadece...
Merak öğesi Açlık hikayesinden çok çok daha iyi kullanılmış. Açıkcası başta iblis bebek bekledim.  ;D

Anlatılmak isteneni güzel bir şekilde anlatıyor. Ancak sırf dikkat çekmek için kalın harflerle yazmak biraz hileye giriyor gibi...  :) Bırakın dikkatli okuyucu onları kendisi fark etsin. Ediyorsa doğru yolda olduğunuzu, etmiyorsa da eksik yerleriniz olduğunu görmüş olursunuz.

Yapılan iş olarak (bir mektup) güzel. Hatta bir mektubu başarılı bir şekilde hikayeleştirmek diyebilirim.  :)

Yalnız bir şey daha dikkatimi çekti. Yine küçük kaymalar, belirgin değiller ama karakterin konuşma sesi oturmamış. Bazen dalgalanıveriyor, ikinci bir kişi sözü devralıyor. Bunu yazarken bu karakterin hali hazırda dengesiz olduğunun da farkında olduğumu söylemek istiyorum. Karakterin dengesizliğinin dışında bir konuşma tarzı dengesizliği var. Ama dediğim gibi, bir-iki yerde ve hafif...
 

Çevrimdışı karayosun

  • *
  • 6
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #2 : 01 Eylül 2014, 20:44:26 »
"Annen hakkında o kadar konuştum ki, kağıdımda başka şeylere hiç yer kalmamış oğlum. Biraz da annenle -ve seninle- ilgileneyim. Söylemiştim ya, başlarda muazzam acılar çekiyordu, neyse ki saatlerdir çıtı çıkmıyor. Ama sana bir şey diyeyim mi? Kadıncağızın buna çok ihtiyacı vardı güzel oğlum, sana çok ihtiyacı vardı. Geçen haftalarda doktorumdan muayenemin sonuçları geldi. Yumurtalıklarımda doğuştan beri var olan bir hastalık sonucu kısır olduğum, asla bir evlat sahibi olamayacağım yazıyordu."

Öncelikle alıntıyı düzgün yapamadığım için üzgünüm, nasıl yapılacağını bilmiyordum.. Yukarıda kendimce alıntı yaptığım kısımda kişiler karışmış galiba. En baştan beri babanın gözünden yazılırken aniden baba kendi yumurtalıklarından bahsetmiş sanki :D. Ya da senin yapmak istediğini ben anlayamadım :/.

Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #3 : 11 Eylül 2014, 15:46:35 »
Karakterin düşünce akışları kusursuz değil. (Tanrım, ne psikopatça ve de ukalaca konuştum.  ;D Yani eleştiriye bu kadar açık olmanızdan, özellikle de olumsuz eleştiriye bu kadar açık olmanızdan yola çıkarak kusursuz ve eksiksiz bir iş ortaya çıkarmaya çalıştığınızı farz ediyorum ve o yüzden biraz ağır eleştiriyorum.  :) )

Tabi kusurdan yıkılıyor da değil. Bir- iki yerde hafif sallanmalar olduğunu düşünüyorum sadece...
Merak öğesi Açlık hikayesinden çok çok daha iyi kullanılmış. Açıkcası başta iblis bebek bekledim.  ;D

Anlatılmak isteneni güzel bir şekilde anlatıyor. Ancak sırf dikkat çekmek için kalın harflerle yazmak biraz hileye giriyor gibi...  :) Bırakın dikkatli okuyucu onları kendisi fark etsin. Ediyorsa doğru yolda olduğunuzu, etmiyorsa da eksik yerleriniz olduğunu görmüş olursunuz.

Yapılan iş olarak (bir mektup) güzel. Hatta bir mektubu başarılı bir şekilde hikayeleştirmek diyebilirim.  :)

Yalnız bir şey daha dikkatimi çekti. Yine küçük kaymalar, belirgin değiller ama karakterin konuşma sesi oturmamış. Bazen dalgalanıveriyor, ikinci bir kişi sözü devralıyor. Bunu yazarken bu karakterin hali hazırda dengesiz olduğunun da farkında olduğumu söylemek istiyorum. Karakterin dengesizliğinin dışında bir konuşma tarzı dengesizliği var. Ama dediğim gibi, bir-iki yerde ve hafif...
 

Tekrar merhaba umutlu kurgucu.

İtiraf edeyim, aslında bunu yazarken bazı cümleleri ortadan kesilmiş bir şekilde bırakıverecektim. O derece dengesiz ve konuşması zayıf bir kişiden bahsediyoruz hikayemizin kahramanı olarak. Bu konuya son paragrafımda tekrar döneyim, sırayla cevaplamış olayım.

İblis bebek gibi şeyler bana pek korkutucu gelmiyor doğrusu. Basarım kafasına ölür, nedir yani. Ancak bunun gibi; hayatta belki de olabilecek bir şey...

O kalın harflerle ilgili neler çekmiyorum neler! (Şurada bi içimi boşaltayım :D )
Hikayelerimi yazınca önce bir beş veya altı defa sesli okurum, tonlamalarıyla, hatta biraz oyunculuk katarım. Anlaşılır ve akıcı geliyorsa tamamımdır. Bir de perdeleme işini nasıl yapmışım ona bakarım, zeki ve genel olarak okuma konusunda birikimli arkadaşlarıma okuturum yazılarımı ve genelde de "Haaa demek öyleymiş." tarzı cevaplar alınca yeterli buluyorum. Bunu yazdığımda aslında battaniye detayı yoktu. Polis detayı bile yoktu. Bunları eklediğimde bile kimse anlamadı. Ben de gözüm yaşlı bir Hz. İbrahim gibi cümlelerimi kalınlaştırdım. Yoksa bana kalsa dümdüz yazı olsun. Ama o kadar emek verip de "Ee ne bu şimdi?" şeklinde bir soru ve boş bakışlar görünce kafa atasım gelebiliyor bazen. Kalın cümleler bu yüzden yani.

Oh be. Resmiyetsizliğimi affedin ne olur :)

Son olarak son dediğinize dayanarak tekrar sesli okudum hikayemi, ve -lütfen bunu ukalalık olarak algılamayın- pek bir yanlış göremedim aslında, belirtmiş olduğunuz yönlerden. Direkt olarak nerelerde hata olduğunu belirtebilirseniz sevinirim.

Teşekkür ederim, güzel kalın.

"Annen hakkında o kadar konuştum ki, kağıdımda başka şeylere hiç yer kalmamış oğlum. Biraz da annenle -ve seninle- ilgileneyim. Söylemiştim ya, başlarda muazzam acılar çekiyordu, neyse ki saatlerdir çıtı çıkmıyor. Ama sana bir şey diyeyim mi? Kadıncağızın buna çok ihtiyacı vardı güzel oğlum, sana çok ihtiyacı vardı. Geçen haftalarda doktorumdan muayenemin sonuçları geldi. Yumurtalıklarımda doğuştan beri var olan bir hastalık sonucu kısır olduğum, asla bir evlat sahibi olamayacağım yazıyordu."

Öncelikle alıntıyı düzgün yapamadığım için üzgünüm, nasıl yapılacağını bilmiyordum.. Yukarıda kendimce alıntı yaptığım kısımda kişiler karışmış galiba. En baştan beri babanın gözünden yazılırken aniden baba kendi yumurtalıklarından bahsetmiş sanki :D. Ya da senin yapmak istediğini ben anlayamadım :/.

Merhaba karayosun.

Hikayede yalnızca bir kişi olduğu düşünülürse bence kişilerin karışması biraz zor olmaz mı sizce de :P Şaka yapıyorum, kızmayın lütfen.

"En baştan beri babanın gözünden yazılırken aniden baba kendi yumurtalıklarından bahsetmiş sanki " demişsiniz. Evet, baba kendi gözünden anlatıyor, sonra kendi gözünden yumurtalıklarından bahsediyor. Kişilerin karıştığını söyleyip ardından bunu söylemeniz biraz kafamı karıştırdı doğrusu. Ancak isterseniz şöyle netleştireyim; babaya hastaneden mektup geliyor, mektupta kısır olduğu yazıyor. Kısacası orada bahsedilen şey bu. Belki bir iki ufak değişiklik yapabilirim bunun için, ancak buna gerek olmadığı düşüncesindeydim aslında :)

Teşekkür ederim, güzel kalın efendim.
"The woods are lovely, dark and deep,  
  But I have promises to keep,  
   And miles to go before I sleep,  
    And miles to go before I sleep."

Sentetik Distopya tüm kitap sitelerinde mevcuttur a dostlar. (Ayrıca, daginikoda.com'a bir bakın derim)

Çevrimdışı karayosun

  • *
  • 6
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #4 : 13 Eylül 2014, 22:51:31 »

"Merhaba karayosun.

Hikayede yalnızca bir kişi olduğu düşünülürse bence kişilerin karışması biraz zor olmaz mı sizce de :P Şaka yapıyorum, kızmayın lütfen.

"En baştan beri babanın gözünden yazılırken aniden baba kendi yumurtalıklarından bahsetmiş sanki " demişsiniz. Evet, baba kendi gözünden anlatıyor, sonra kendi gözünden yumurtalıklarından bahsediyor. Kişilerin karıştığını söyleyip ardından bunu söylemeniz biraz kafamı karıştırdı doğrusu. Ancak isterseniz şöyle netleştireyim; babaya hastaneden mektup geliyor, mektupta kısır olduğu yazıyor. Kısacası orada bahsedilen şey bu. Belki bir iki ufak değişiklik yapabilirim bunun için, ancak buna gerek olmadığı düşüncesindeydim aslında :)

Teşekkür ederim, güzel kalın efendim."

Babanin yani bir erkeğin yumurtalıkları olması sizce de garip değil mi? Benim bildiğim üzere erkekler de üreme sisteminde ki üreme hücrelerini testis üretiyor. Yani bu konuda kafam karıştı yoksa başka herhangi bir şey değil saygıdeğer yazar. Ve sizden alıntıyı bir kez daha yapamayarak sergilediğim bu cahillikle karışık beceriksizlikten dolayı tekrar özür diliyorum.

Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #5 : 15 Eylül 2014, 05:22:42 »
Babanin yani bir erkeğin yumurtalıkları olması sizce de garip değil mi? Benim bildiğim üzere erkekler de üreme sisteminde ki üreme hücrelerini testis üretiyor. Yani bu konuda kafam karıştı yoksa başka herhangi bir şey değil saygıdeğer yazar. Ve sizden alıntıyı bir kez daha yapamayarak sergilediğim bu cahillikle karışık beceriksizlikten dolayı tekrar özür diliyorum.

Bu açıklamanızı okuyunca, "Haaaaaaaaaaaaaaaaaaa" şeklinde bir tepki verdim. Şimdi anladım, ve sanırım bu tespiti ancak bir kadın yapabilirdi :) Sahiden, erkeklerin testislerine yumurtalık diyip durmaları sonucu beynim resmen alışıvermiş. Düzeltiyorum an itibariyle. Anca anlayabildim, afedersiniz. :D Pek güldüm de doğrusu, nasıl düşünememişim bunu diye.
"The woods are lovely, dark and deep,  
  But I have promises to keep,  
   And miles to go before I sleep,  
    And miles to go before I sleep."

Sentetik Distopya tüm kitap sitelerinde mevcuttur a dostlar. (Ayrıca, daginikoda.com'a bir bakın derim)

Çevrimdışı karayosun

  • *
  • 6
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #6 : 16 Eylül 2014, 15:15:51 »
Bu açıklamanızı okuyunca, "Haaaaaaaaaaaaaaaaaaa" şeklinde bir tepki verdim. Şimdi anladım, ve sanırım bu tespiti ancak bir kadın yapabilirdi :) Sahiden, erkeklerin testislerine yumurtalık diyip durmaları sonucu beynim resmen alışıvermiş. Düzeltiyorum an itibariyle. Anca anlayabildim, afedersiniz. :D Pek güldüm de doğrusu, nasıl düşünememişim bunu diye.

Affedilecek bir şey yok. Lütfen böyle bir kullanımı kabul etmiyorum, bizim işimiz bu okuyup size hatalarınızı münasip bir dille anlatmak. "Sahiden, erkeklerin testislerine yumurtalık diyip durmaları sonucu beynim resmen alışıvermiş."  demişsiniz ben bir erkeğin hiç testisine yumurtalık dediğini duymadım, aslında bir erkeğin hiç testislerinden bahsettiğini duymadım :-[ , bu ayrı konu... Ve sonunda doğru yapabildiğim bir alıntıyla karşınızdayım efendim :).

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Oğluma Mektup
« Yanıtla #6 : 16 Eylül 2014, 15:15:51 »