Kayıt Ol

Poseidon'un Görevi | Kızıl Çöl

Çevrimdışı Logatti

  • *
  • 29
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Poseidon'un Görevi | Kızıl Çöl
« : 22 Haziran 2013, 20:53:23 »
Merhabalar!

İlk öyküm uzun soluklu öyküm Poseidon'un Görevi ile karşınızdayım. Bu öyküden daha önce yazdığım ama nice sebeplerden dolayı yarım kalan birçok öyküm var. Bunun özel yanı ise daha önce hiçbir yerde yayınlamamış olmam, ve Okyanus Gözlü Poseidon'a olan sevgim. O adama aşığım  :lve Aslında bu öykünün aşkla pek alakası yok ama olsun. Sonuçta Poseidon benim parmaklarımın ucunda :D Neyse daha fazla saçmalamadan sizi öykümle başbaşa bırakayım ^^



Sessizliğin hakimiyet sürdüğü topraklardaydım. O'nu aramak tam bir çaresizlikti. Sarı güneş tam tepede, alnımdan düşen ter damlalarını aydınlatmakla meşguldü. Değil tek bir ağacın, tek bir insan ya da Tanrı vergisi yapının bulunmadığı çöl ortamında, dizlerime kadar kızgın kuma batmış şekilde ilerlemeye çalışıyordum. Gökyüzü kızgın kumların ona bahşettiği özel kahverengi, turuncu bir renkteydi. Gökyüzü öyle berraktı ki tek bir bulut dahi yoktu. İlerledikçe gücümün tükendiğine şahitlik ediyordum ama lanet olası inançlarım ve kısa süre önce verdiğim geri dönülmez yeminim yüzünden devam etmeye zorlanıyordum. Şayet olur da bulamazsam nasıl O'nun karşısına dikileceğimi düşünemiyordum bile. Anlaşılan beni zorlayan şey, inançlarım ve yeminim dışında asıl etken korkularımdı.  O ki, yıkıntıların ve sonsuz suların tek Tanrısı ve bana deniz kabuğundan can veren Tanrı; O ki tek başına koca bir medeniyeti yok etmiş bir ilah! Nasıl olur da karşısına dikilip benim zayıf anımı bağışlamasını isteyebilirim ki... Ama yolun sonuna geldiğimi hissediyordum. Burada öleceğimi ve naif bedenimin kızgın kumların altında çürüyeceğini, ruhumun ise hakkettiği yere; Cehenneme gideceğini görür gibiydim. Güneş derimin her santimetre karesini acıyla isyana teşvik ederken, duyduğum korku da içimi eritiyordu.

Daha ileriye gidemezdim... durdum. Ve içimden geçen o ilahi kelimeyi söyledim, ''Poseidon...''    gözlerimi kapattım ve dipsiz bir kuyuya düşerken ki kendimi izledim. Karşımda ki ben bitmesi için bana yalvarıyordu. Bitir diyordu bitir... Ama bitiremezdim. Çünkü kuyu dipsiz değildi. Sonunda alevden bir dağ vardı. Vezüv gibi yok etmeye planlanmıştı. Bu seferki ise bendim, bir imparatorluk değildi. Bitemez dedim. Ama anlatamıyordum. İçimi boşluk duygusu kapladı ve karnımdan başlayarak tüm vücudum içe çekilmeye başladı.

''Uyan, uyan kızım'' ... Ama olamazdı. Burada yalnızdım. Bu ses kendi içimdeydi galiba. Ama tanımadığım bir sesti. Kadife gibiydi, yumuşaktı ve şefkatle söylenmişti. Yaşlı bir erkeğin sesini  andırıyordu. Kuyu bulanıklaşıyor ve sesler daha da berraklaşıyordu. Bu sefer ki sesler karışıktı. Ve bilmediğim bir dildi. Tekrar aynı ses kulağıma geldi, '' Rüyaydı, sadece rüya hadi uyan. ''. Dediğini yapmaktan başka çarem yoktu, gözlerimi açtım. Evimdeydim. Turuncu duvarlar en sevdiğim insanların resimleriyle doluydu. Karşımda duranlar ise tanımadığım dilde konuşan insanlar değildi. Ailemdi; abim, kardeşlerim, annem ve dedem. Konuşan kişinin dedem olduğunu anlayınca içimi bir ferahlık kapladı. Hiçbiri gerçek değildi. Bir rüyaydı ve anlaşılan son okuduğum kitabında etkisinde ki bir rüyaydı. Keşke gerçek olsaydı diye geçirdim içinden, ama sonra Poseidon'u düşündüm... Onun öfkesini ve benden istediği şeyi... Kaybolmuş ruhunu istiyordu ve onsuz gelmememi istiyordu. Beni bilmediğim bir çöle göndermişti. Sonsuz bir çöldü. Ve tam ortasında O'nun ruhu vardı...

Tekrar odaya döndüm. Hepsinin yüzünde aynı endişe vardı, dedem hariç. Hala bana şefkatle bakıyordu. ''Hadi biraz rahat bırakın onu. Dışarı, dışarı!'' dedi içeridekilere. Hepsini dışarıya çıkarıp kapıyı kapattık sonra bana baktı, yüzündeki şefkat ifadesi gitmiş, yerini korku ve en-   dişe dolu bir ifade almıştı. '' Neredeydin.'', '' Ne?'' gerçekten anlamamıştım. Az önce rüya olduğunu söylememiş miydi? '' Poseidon. Seni nereye gönderdi. Neyi araman için söyle çabuk.'' dedi. Sesi çatladı çatlayacak gibiydi. Yüzündeki her kırışıklıktan korku gölleri taşıyordu. Neye uğradığımı şaşırmış bir sesle '' Rüya değil miydi? Gerçek miydi!'' dedim. Cevap vermedi sadece yüzünü daha önce hiç onu görmediğim şekilde kastı...
Hayallerinin peşinde koşan yalnız bir kuzgunum ben.
Sadece göklerde yaşayan.
Bazen kanat çırparım sonsuzluğa.
Ama şimdi şarap zamanı.
Tek bir amaca açılır kanatlarım.
Ölüme.

Selam olsun sana Kayıp Rıhtım

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Podeison'un Görevi | Kızıl Çöl
« Yanıtla #1 : 22 Haziran 2013, 22:16:53 »
Değil tek bir ağacın, tek bir insan ya da Tanrı vergisi yapının bulunmadığı çöl ortamında, dizlerime kadar kızgın kuma batmış şekilde ilerlemeye çalışıyordum.

Değil kalıbı kullanıldığında karşısında sadece bir şeyin gelmesi gerektiğine dair bir inancım var. Ne kadar doğru bilmiyorum lakin iki kere okumama sebeb oldu.

Bunun dışında bir kaç kere gözden geçirerek ayıklanmayacak hatanız yok. Bazı akıcılığı yavaşlatan parçalar mesela buna bir örnek(İlk paragrafta çok fazla -dı eki kullanımı)

Ancak Kurgu güzele benziyor. Özellikle Poseidon'un çölde aranmasına bayıldım. Bir rüya için mükemmel bir seçim.

Devamını bekliyorum.

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Podeison'un Görevi | Kızıl Çöl
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2013, 22:48:19 »
Değil tek bir ağacın, tek bir insan ya da Tanrı vergisi yapının bulunmadığı çöl ortamında, dizlerime kadar kızgın kuma batmış şekilde ilerlemeye çalışıyordum.

Değil kalıbı kullanıldığında karşısında sadece bir şeyin gelmesi gerektiğine dair bir inancım var. Ne kadar doğru bilmiyorum lakin iki kere okumama sebeb oldu.

Bunun dışında bir kaç kere gözden geçirerek ayıklanmayacak hatanız yok. Bazı akıcılığı yavaşlatan parçalar mesela buna bir örnek(İlk paragrafta çok fazla -dı eki kullanımı)

Ancak Kurgu güzele benziyor. Özellikle Poseidon'un çölde aranmasına bayıldım. Bir rüya için mükemmel bir seçim.

Devamını bekliyorum.

grikunduz ilk bölüm için söylenebilecek çoğu şeyi söylemiş. Bize de onun değinmediği konulara yönelmek kalıyor. :)

İlk öykün olmasına rağmen güzel ve zevkle okunabilir bir öyküye benziyor bence. Kurgularda en çok sevdiğim şeyi yapmışsınız temayla konuyu zıt tutup okuyucunun "Bununla bunun ne alakası var ki.." demesine izin vermemişsin ki bence bu çok güzel bir özelliktir.

Öykünün ve öykülerinin devamı gelmesi ümidiyle. :)
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Logatti

  • *
  • 29
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Poseidon'un Görevi | Kızıl Çöl
« Yanıtla #3 : 23 Haziran 2013, 19:12:58 »
Değil tek bir ağacın, tek bir insan ya da Tanrı vergisi yapının bulunmadığı çöl ortamında, dizlerime kadar kızgın kuma batmış şekilde ilerlemeye çalışıyordum.

Değil kalıbı kullanıldığında karşısında sadece bir şeyin gelmesi gerektiğine dair bir inancım var. Ne kadar doğru bilmiyorum lakin iki kere okumama sebeb oldu.

Bunun dışında bir kaç kere gözden geçirerek ayıklanmayacak hatanız yok. Bazı akıcılığı yavaşlatan parçalar mesela buna bir örnek(İlk paragrafta çok fazla -dı eki kullanımı)

Ancak Kurgu güzele benziyor. Özellikle Poseidon'un çölde aranmasına bayıldım. Bir rüya için mükemmel bir seçim.

Devamını bekliyorum.

Baştan okuyunca dı ile ilgili söylediklerine dikkat ettim, çok can sıkı görünüyor. Yorum için teşekkür ederim, diğer bölümlerde daha çok dikkat ederim :)
Değil tek bir ağacın, tek bir insan ya da Tanrı vergisi yapının bulunmadığı çöl ortamında, dizlerime kadar kızgın kuma batmış şekilde ilerlemeye çalışıyordum.

Değil kalıbı kullanıldığında karşısında sadece bir şeyin gelmesi gerektiğine dair bir inancım var. Ne kadar doğru bilmiyorum lakin iki kere okumama sebeb oldu.

Bunun dışında bir kaç kere gözden geçirerek ayıklanmayacak hatanız yok. Bazı akıcılığı yavaşlatan parçalar mesela buna bir örnek(İlk paragrafta çok fazla -dı eki kullanımı)

Ancak Kurgu güzele benziyor. Özellikle Poseidon'un çölde aranmasına bayıldım. Bir rüya için mükemmel bir seçim.

Devamını bekliyorum.

grikunduz ilk bölüm için söylenebilecek çoğu şeyi söylemiş. Bize de onun değinmediği konulara yönelmek kalıyor. :)

İlk öykün olmasına rağmen güzel ve zevkle okunabilir bir öyküye benziyor bence. Kurgularda en çok sevdiğim şeyi yapmışsınız temayla konuyu zıt tutup okuyucunun "Bununla bunun ne alakası var ki.." demesine izin vermemişsin ki bence bu çok güzel bir özelliktir.

Öykünün ve öykülerinin devamı gelmesi ümidiyle. :)

Çok teşekkür ederim ^^
Hayallerinin peşinde koşan yalnız bir kuzgunum ben.
Sadece göklerde yaşayan.
Bazen kanat çırparım sonsuzluğa.
Ama şimdi şarap zamanı.
Tek bir amaca açılır kanatlarım.
Ölüme.

Selam olsun sana Kayıp Rıhtım

Çevrimdışı mimoza

  • **
  • 56
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Poseidon'un Görevi | Kızıl Çöl
« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2013, 04:14:55 »
Logatti,

Öncelikle şunu söylemeliyim ki Poseidon'un çölde aranmasına bayıldım diyen grikunduza katılıyorum tam bir ters köşe olmuş hayal gücünün bir ürünü bu..

İkinci Olarak betimlemelerin dahada geliştirilebilir fakat oldukça iyi

Üçüncü olarak ise değil tek bir ağacın kısmı normal hiç sıkıntı yok o bölümde.

Sana tavsiyem betimlemelerin oldukça iyi fakat onları  kelime oyunları ile süsle ve bir şeye vurgu yaptığın zaman ise onu açabildiğin kadar aç

Geniş açıdan baktığımızda pek göze batan bir şey yok iyi bir kurgu fakat bölümleri biraz daha uzatabilirsin

Ben devamını bekliyorum takipteyim..

İyi şanslar :)
Magicians!!! Göklerde bir yerde!!!

http://www.kayiprihtim.org/forum/joel-robert-magiciansin-kurtulusu-bolum-123456-t6728.0.html

Yorumlarınızı bekliyorum...

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Poseidon'un Görevi | Kızıl Çöl
« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2013, 04:14:55 »