Kayıt Ol

Profesör

Çevrimdışı M.K.Immortal

  • **
  • 292
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Profesör
« : 24 Ocak 2013, 16:19:05 »
Korkunç kahkahaları boş sokakta yankılanıyordu. Bu kahkahaya yıllar boyu çalışmıştı. Güzel günlerdi o kahkahalarını duyurduğu zamanlar. İnsanlar ondan pek korkmazlardı ama yine de güzel günlerdi.

Kötü bilim adamı, Doktor Profesör Uzman'ın ismi herkesi güldürürdü. Annesi ismini Profesör koyarak onun geleceğini çok önceden tahmin etmişti. Ama o sadece doktor olabilmişti. Soyadı ise kör talihini iyice gün yüzüne çıkarmıştı. Hayatında her şeyin ters gideceği, doğduğu gün belliydi.

Büyük kafası yüzünden sezaryen ile doğum yapılmıştı. Annesinin karnındaki açıklığı tekrar dikemeyen doktorlar, yerine tepsi monte etmişlerdi. O günden sonra annesi asla yere eğilememişti.

Ailesi onun kız doğacağı konusunda fazlasıyla emindiler. Fakat Profesör’ün gelişiyle tüm hayalleri suya düşmüştü. “Doktor bey tekrar bakın, belki o ikinci bir göbek bağıdır” diye defalarca tekrarlamıştı annesi. Altı ay sonra kabullenebilmişti ancak onun erkek olduğunu.

Ve ismini de böyle koymuştu. “Bundan dört sene önce basketbol maçındaydım oğlum. Babanla orada tanışmıştık. Maçı kaybetmiştik ama birbirimizi bulmuştuk. Evlendik. Mutluyduk. Beslediğimiz köpek öldükten sonra seni yapmaya karar verdik. Bu yüzden senin adın Profesör olsun.”

Altı yaşına kadar konuşmadığı için geri zekalı olduğunu düşünmüştü ailesi. Liseyi bile sekiz yılda bitirmişti. İnsanların dalga geçme konusu vardı onun üzerinde her zaman. Öğretmenleri bile onu bir eğlence aracı olarak kullanırdı.

"Söyle bakalım Profesör, elmas atomunu temel alarak e=mc2 denkleminin sonucu kaçtır?"

“Bilmiyorum hocam.”

“Otur, sıfır. Sen söyle Ayşe, iki kere iki kaçtır?”

“Beş hocam.”

“Hmm. Farklı bir bakış açın var, beğendim, aferin 100.”

Profesör o zamanlar ant içmişti. Gün gelecek tüm insanlığı yok edeceğim diye yemin etmişti odasındaki Christopher Lloyd posterine bakarak. Pembe yatak örtüleri bile onunla dalga geçiyordu sanki. Kız çocuğu olsaydı adını Neriman koyacaklardı. Bazen düşünürdü bunu Profesör. Neriman olsaydı acaba daha mı iyi olurdu hayatı?

Liseye başladığında büyük bir hastalığa yakalanmıştı. Daha sonra öğrenmişti hastalığının adını. Ona aşk diyorlardı. Meryem’e aşık olmuştu ilk görüşte. Ona açılabilmek için uzun zaman beklemişti. Sonra bir gün ansızın karşısına çıkıp içindekileri dökmüştür teker teker.

“Eeee… Şey… Sen var ya sen. Ben de varım hani. Biz olsak ama böyle pastalı börekli bir yerde olsak. Sen, ben, pasta olsa. Sonra çay gelse. Sinemaya gitsek peşine. Ama pasta ile çay gelmese tabi.”

Aldığı cevabın anlamını dört sene sonra çözebilmişti.

“Haa? Haaa! Hahahahaa… Gri zıkalııığğ.”

Yirmi yaşına geldiğinde, sadece kendi çabalarıyla ilk lazerini yapmıştı. Liseler arası bilim yarışmasına bu icadı ile katıldığında ise en büyük düş kırıklıklarından birini yaşamıştı. Çünkü yine kazanan yanardağı projesiyle matematik hocasının kızı Kezban olmuştu. Üstünden köpük fışkırtan bir yanardağı neden bilim yarışmasını kazanır ki? Bunu her banyoya girdiğinde elleriyle, hatta kıçıyla bile rahatlıkla yapabiliyordu hâlbuki.

Üniversitede okurken de pek farklı olmamıştı hayatı. Her soruya el kaldırsa da, hocalar bir öğrenciye “Profesör” diye hitap etmek istemediklerinden onu dışlamışlardı. Sınavlarda dahi kötü notlar vererek kendi egolarına üflüyorlardı. Hatta birkaç kere tüm sınıfın aksine ona kırk sayfalık sınav sorusu verenler olmuştu. Hepsini yetiştirdiğinde ise;

“Bu sınavda senin iradeni test ettik. Sınavı vermeme seçeneğini kullanmadığın için sıfır aldın” diyerek yine onu sınıfta bırakmışlardı.

İş bulması da çok kolay değildi. Bir keresinde bir animasyon filminde kendisini oynamıştı. Üzerinde hiç oynama yapmamışlardı üstelik yapımcılar. Bir keresinde de dövüş müsabakalarına girmişti. Aslında orada hiç fena değildi. Tüm rakiplerini tek kafa darbesiyle nakavt edebiliyordu. Edemediklerini ise matematik problemleri sorarak delirtiyordu.

Üniversiteyi bitirip doktor olduktan sonra gerçek unvanına kavuşmak için bekleyemedi daha fazla. Tüm insanlığı öldürmek için icat ettiği kıyamet silahını bir an önce çalıştırmıştı. Cihaz, atmosferdeki azot atomlarının yapısını değiştirerek gülme gazına dönüştürüyordu. İnsanlığın nesli güzel bitti denebilirdi aslında. Herkes mutlu ölmüştü. Hatta Profesör televizyona çıkıp "sizleri güldürerek öldüreceğim" dediğinde, onun komik burnu yüzünden daha gaz etkisini göstermeden üç milyon kişi gülme krizine girmişti bile.

Sadece Profesör icat ettiği ilaç sayesinde gülerek ölmemişti. İnsanların kahkahayla can vermelerini izlerken o da kendi kötü adam kahkahasını atıyordu.

"Nii, Niiiii, Niihahahahahahahaaaa"

Ama hesaba katmadığı şeyi yıllar sonra fark etmişti. Hiç insan kalmamıştı dünyada. Kahkahaları bile anlamsızdı artık. Bir de çürüyen insanların yaydığı kokudan çok, sırıtmış kurukafalar canını sıkıyordu. Ona acı çektiren tüm insanlar hala onla dalga geçiyormuş gibi görünüyorlardı sanki. Hatta burnuna her dokunduğunda o iskeletlerin daha çok sırıttığına yemin edebilirdi.

Geç olsa da anlamıştı artık. Tüm dünyanın kontrolünü elinde tutmak mutluluk değildi. Gerçek mutluluk, mutluluğu yaşayan insanların mutlu olması için mutlulukla mutlu görünebilmeyi kabul edebilmekti.

Çevrimdışı BerkeB

  • ***
  • 495
  • Rom: 7
  • Onu bulan herşey'i bulur
    • Profili Görüntüle
Ynt: Profesör
« Yanıtla #1 : 24 Ocak 2013, 18:16:05 »
Alıntı
“Doktor bey tekrar bakın, belki o ikinci bir göbek bağıdır” diye defalarca tekrarlamıştı annesi. Altı ay sonra kabullenebilmişti ancak onun erkek olduğunu.
Ciddi güldüm  ;D
Alıntı
Beslediğimiz köpek öldükten sonra seni yapmaya karar verdik. Bu yüzden senin adın Profesör olsun.”
İlginç doğrusu. Hadi çocuğu köpekle bir tutmalarını geçtim. Profesör ne alaka. Köpeğin adımı Profesör ?
Alıntı
Bunu her banyoya girdiğinde elleriyle, hatta kıçıyla bile rahatlıkla yapabiliyordu hâlbuki.
Hikayeyi anlatış dilinden gittikçe hoşlanmaya başladım  ;)

Alıntı
Bu sınavda senin iradeni test ettik. Sınavı vermeme seçeneğini kullanmadığın için sıfır aldın” diyerek yine onu sınıfta bırakmışlardı.
Aslında buraya kadar herşey güzeldi. Ancak burdan sonra işleri çok hızlı anlatmışsın. Profesörün intikam sahnelerini daha detaylı görmek isterdim.

Genel olarak baktığımızda mizah içerikli çılgın bir hikaye olmuş. Bana çizgi film senaryolarını hatırlattı. Bence çılgındı  :blink
Bakmayın şiir yazdığıma romantik değilim :).

Çevrimdışı M.K.Immortal

  • **
  • 292
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Profesör
« Yanıtla #2 : 24 Ocak 2013, 19:02:04 »
Zaman ayırıp okuduğunuz ve yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim öncelikle :)

İkinci alıntıda "Profesör ne alaka" diye sormuşsunuz. Amaç zaten alakasızca bir yerden girmekti ama tam olarak yansıtamadım orayı sanırım :)

Hikaye genel olarak hızlı yazıldığı için işler de baya hızlı ilerledi. Sanırım biraz da okuyanları sıkmak istemedim. Düşününce bazı çalıştığı işleri bir kaç paragraf ile anlatabilirdim. Hatta bir kız isteme durumu da ekleyebilirdim :D

Okuyup yorumladığınız için tekrar teşekkür ederim.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Profesör
« Yanıtla #2 : 24 Ocak 2013, 19:02:04 »