Kayıt Ol

Ruh kapanı

Çevrimdışı kalemistik

  • *
  • 45
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ruh kapanı
« : 07 Ekim 2012, 14:13:59 »
                Ormanın yeşilliği, evin ahşap yapısına yeşil bir gölge konduruyor gibiydi; bütün huzuruyla kucaklamıştı sanki. Hasan Ali, tam da istediği gibi bir ev bulduğundan emindi. Gözlerindeki ışıltı emlakçı Kadir Bey’i de mesut etmişti. Tabi kafasındaki senaryoyu sakin bir dağ evinde yazmak isteyen Hasan Ali’nin memnuniyeti ile boy ölçüşemezdi.

                Hasan Ali, senaryolarını yazmak için şiirsel bir ortamı tercih ederdi. Bundan mütevellit, odayı mavi ve kokulu mumlarla donatmıştı. Evin eşyalı olması, ona sadece bir çantalık eşyasını alıp gelmesi ve zaman kaybetmemesi konusunda fayda sağlamıştı.

                Senaryosunun karakter yaratma kısmındaydı. Esas oğlan ve esas kız ile ilgili karara varabilmişti de birkaç yan karakter konusunda derin mütalaalar içindeydi. Ellerini birbirinin üstüne kapatıp masanın üstüne koydu ve çenesini ellerinin üstüne dayadı. Mumların ve dizüstü bilgisayarının ışığının loşluğunda yan karakterlerle ilgili detayları düşünmeye başladı. Loşluğun göz kapaklarını yormasının yanında mumun ısısı da tenine uyku hükmünü verdi.

                Tık… Tık… Tık…

                Sağ göz kapağı sol göz kapağından yukarıda açıverdi gözlerini. Ahşap sesi seyran ediyordu kulaklarında. Hafif gıcırtılı ve süreğendi. Saniye başına bir “Tık” sesi düşüyordu. Ufak bir hayvandan çok iri bir insan cüssesi çıkarabilirdi bu sesi. Hasan Ali, anbean tek başına bir dağ evinde kalma fikrini sorguladı. Yavaşça ayaklandı, parmak ucunda sesin geldiği koridora yöneldi. Kafasını koridor boşluğuna uzattı. Odanın loşluğu koridora kadar yansımıyordu. Hafif bir aydınlığın arkasından, kırmızı giysili bir insanın merdiven altındaki kilere girdiğini gördü. Eline ilk gelen şamdanı aldı ve balet misali parmak ucunda adımlayarak kilere yanaştı. Ne yapması gerektiğini hiç bilmiyor gibiydi; soluk alışı da değişmişti hani. Yavaşça eğilerek kapının deliğinden baktı. Kırmızı bir göz ona bakıyordu. Saniye geçmeden kapı sertçe açıldı ve Hasan Ali’nin kafasına çarptı.

                Gözlerini, az önce uyuya kaldığı sandalyesinde açtı. İçine bir huzur doldu. Gördüklerinin rüya olmasından mutluydu ki sağ kaşındaki acıyı ve kendisini sandalyeye bağlayan ipleri fark etti. Hayır, olanlar rüya değildi.

                Arkasından gelen horultulu sesle irkildi: “Demek uyandınız, Ruh Çerisi adayımız.”

                Kafasını gelen sese çevirdiğinde, kırmızı, şeffaf bir ruh güruhu beklemiyordu. Sanki kırmızı bir tulum giymişçesine pürüzsüz vücut tabakaları vardı. Sadece baş kısımları farklılık gösteriyordu. Havada, ayakları yere basmayarak, süzülerek ilerliyorlardı. Kalbinin hızlı atışını fark etti. Libidosu düşerken adrenalini artıyor olmalıydı. Gene de sakin kalmayı tercih etmek, en azından böyle görünmek istiyordu.

                Karşısına geçen, az önce konuşan ruh olmalıydı. “Sen de kimsin? Neler olduğunu anlatacak mısın?” dedi kıvırcık saçları kaşlarına kadar düşmüş, büyük burunlu ruha. “Ben çeri başıyım. Eğer Ruh Çerisi olmayı kabul edersen birlikte dünya âleminin yeni sahipleri olacağız.” diyerek karşısında geziniyordu Çeri Başı. Hasan Ali, iliklerinin boşaldığını hissederek, “Bak! Ben kimseye bir şey yapmadım. Bırakın beni gideyim. Ev sizin olsun. Hem sahiplik falan…” derken, Çeri Başı, “Kes!” diye araya girdi. Diğer ruhlara, “Getirin!” dedi. Ruhlardan biri 4 parça pamuk, 2 tane de çift taraflı jilet getirdi. İki ruh, Hasan Ali’nin göz kapaklarını ayırdı. Çeri Başı, iki pamuğun arasına bir jileti koydu ve Hasan Ali’nin göz kapakları arasına yerleştirdi. Daha sonra aynısını diğer gözü içinde yaptı. Şöyle devam etti: “Aklın varsa gözlerini kapatma. Tabi göz kapaklarını kaybetmek istemiyorsan! Pamuğun ince bir dokusu olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Eğer uykuya ya da dalgınlığa düşersen, göz kapaksız ne kadar dayanırsın bilemem.” Hasan Ali, ağlamaya dahi korkar bir haldeydi. Ayrılmış göz kapaklarında jiletin acısını şimdiden hissediyordu. Göz kapaklarını kapattığı takdirde çekeceği acıyı düşünmek dahi istemiyordu. “Ya uykum gelirse?” diye düşünmekten alamıyordu kendini. “Benden ne istiyorsan söyle artık,” diye seslendi ruha. Çeri Başı: “Bak genç adam! Önünde iki yol var. Birincisi: Ruh Çerisi olmayı kabul etmek... Ruh Çerisi olursan, ordumuza katılırsın ve insanlarla yapacağımız savaşta askerimiz olursun. Biz cehennemi kabul etmeyenleriz. Bu dünyayı istiyoruz. Bu dünyayı topraktan yaratılmışlardan alıp Ruhya ilan edeceğim. Sonsuz olacağız. Anladın mı? Sonsuz…” dedi. Hasan Ali, Baş Çeri’nin çıldırdığını düşünüyordu: Ancak sormadan edemedi “Ya ikinci... İkinci yol nedir?” Baş Çeri gülümsedi ve “Birinci yol sonsuzluksa ikincisi ölümdür genç adam. Ölüm… İnan bana bu jiletten katbekat acımasız yöntemlerim var. İkinci yol seni ölüme götürür. Seç: sonsuzluk ya da yaşam, kırmızılık ya da grilik, zafer ya da hezimet…”

                Hasan Ali, işkenceyle çığlıklar içerisinde ölmeyi göze alamadı. Kendisine söylenen Çeri Yemini’ni etti. Kırmızı İksir’i aldı ve yeminin ardından içti. Artık bir Ruh Çeri idi…
 

Çevrimdışı Galaxie

  • **
  • 375
  • Rom: 17
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ruh kapanı
« Yanıtla #1 : 10 Ekim 2012, 20:31:10 »
Hikayenizi çok çok beğendim. Anlatışınız, diliniz çok güzel. Sadece fazla hızlı akıyor gibi geldi bana. Anladığım kadarıyla devam edecek ama çok kısa olan ilk bölüm biraz daha giriş gibi, biraz daha belki olaysız ya da daha az olaylı olsa daha mı iyi olurdu acaba? Ama bilemiyorum, bu benim kişisel fikrim. Tepkiler de hızlı gibiydi, mesela "Benden ne istiyorsan söyle artık" diyor Hasan Ali. Ama birincisi ne istediğini söylemişti Çeri Başı, ikincisi de "artık" diyecek kadar uzun süre tutmadılar, o kadar zorlamadılar ki henüz Hasan Ali'yi. Ama dediğim gibi kişisel biraz bu sanırım, daha yavaş olsa ben daha çok beğenirdim.

Bir de diyaloglar sürekli birbirlerini takip etmek yerine bir satır atlayarak olsa göze daha güzel gelebilirlerdi. Bu da tamamen şekille alakalı, öyküye gölge düşürmüyor bence.

Dediğim gibi çok beğendim, ellerinize emeğinize sağlık. (Devamını da okuyacağım muhakkak.)

Çevrimdışı ülfet

  • **
  • 185
  • Rom: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: Ruh kapanı
« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2012, 10:45:34 »
Galaxsi zaten her şeyi söyledi. Ama hikayen çok güzel. Tebrik ederim.
Azrail yorulma kanka intihar edicem...

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Ruh kapanı
« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2012, 10:45:34 »