Kayıt Ol

Bacaksız[11/24]

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Bacaksız[11/24]
« : 25 Temmuz 2012, 04:55:15 »
Spoiler: Göster
Ég Átti Erfiða Æsku adlı müziğe göre yazılmıştır.Bu Tarz bildiğiniz müzikler var ise lütfen bana özel ileti yoluyla ulaşabilirsiniz...



                                      



      Buraya geldikten sonra bütün hayallerinden vazgeçmişti çevresi tamamen dağılmış o eski arkadaşları artık yanında değildi uçsuz bucaksız bu evrende tek başına kala kalmıştı. Şimdi adını bile bilmediği bir kasabada bir otelde salonda denilebilirdi buna tuvalet temizliyordu. Eski günleri aklına gelince kendi kendine gülüyor,dalga geçiyor sonra tek bir noktaya uzun süre bakmaya başlıyordu. İçeriden bu dış dünya kolay gözükmüştü fakat kolay değildi, bütün sevdiklerinin geride bırakmanın acısını kalbine gömmüştü.



       Eskilere dalarken kafasını sağa sola hızlı bir şekilde çevirerek olanları bir kenara fırlatmış gibi düşürdüğü fırçayı eline alıp tekrar kaldığı işine geri dönmüştü. Hızlı bir şekilde temizliyordu aksi takdirde Baston bacak Betty kızacak ona bugünlük ekmeğini vermeyecekti. Bu otelde para için çalışmıyordu zaten Betty kimseye para vermezdi çalışanlara her gün çalıştığı kadar ekmek veriyordu. Betty’nin dediği yapılmazsa o gün ekmek vermiyor aç bırakıyordu.



        Çalışanların hepsi Betty dediklerini yapmak için elinden geleni yapsa da bazı isteklerini yapılmadı zaman çalışanları aç bırakıyordu. Bazı çalışanlar açlık yüzünden ölmüştü. Tuvalet temizliğini bitirmek üzereyken ‘’Bacaksız buraya gel hemen!’’ İsmi bacaksız değildi fakat Betty ona bu şekilde sesleniyordu. Hemen ayağa kalkıp elindeki fırçayı kovanın içine attı. Kapıyı açıp içi su dolu kova ile birlikte dışarıya çıktı. Kapıyı sessiz bir şekilde kapattı. Gündüzleri Salon boş oluyordu, birkaç kişi dışında kimse gelmezdi gelenlerin çoğu yabancı kişilerdi. Günde bir veya iki yabancı gelir oda kiralarlar birkaç gün kaldıktan sonra giderlerdi. Sürekli kalan müşterisi yoktu odaların çoğu boştu. Odalar daha çok geceleri zevk eğlenceleri için kullanılıyordu.



       Betty koltuğunda oturmuş ayaklarını tahta sehpanın üzerine atmıştı. Baston olan ayağı yerdeydi, Bacaksız karşısına dikilmişti. Betty oldukça şişman yanakları tombul dudağına sürdüğü ruj ağzından taşmış yanaklarına bulaşmıştı. Normalde komik bir görüntü oluşturmasına rağmen her zaman asık suratı ile yüzündeki o ruj karmaşasını insana komikliğini unutturabiliyordu. Bacaksız ellerini birbirine kavuşturmuş boynunu eğmişti. Betty neredeyse üç insan genişliğinde boyu da 2 metre civarıydı belki de daha fazlaydı. Bacaksız onun hakkında duyduğu tek şey eskiden Soylular için çalışmış olmasıydı. Bu kasaba da istediğini yaptırabilmenin gücünü Soyluların verdiğini düşünüyordu.



       Betty sinirli bir tavırla ‘’Git dışarıda salon’umun önünde ölen adamı kasabanın dışına göm’’ Bacaksız hiçbir şey söylemeden Betty’nin yanından uzaklaşmıştı. Boynunu kaldırıp yürümeye başladı salon’un çift taraflı açılan kapısının iki eli ile açtıktan sonra kapının tam önünde merdivenlerinin önünde ölen adama baktı. Yanında iki cüsseli adam önlerine bakıyordu. Bunlar Betty köpek olarak tabir ettiği adamlardı Betty tuvalete gitmelerine izin vermese oldukları yere sıçacak kadar Betty bağlıydılar. Bacaksız onlara hiçbir şey sormadı zaten sorsa bile dönüp yüzüne bile bakmazlardı.



       Onlar sadece Betty’ye ve ara sıra gelen önemli kişilerle konuşurlardı. O da Betty istediği için. Bacaksız adamın kafasının olduğu yere gelerek eğildi. Elleri ile adamın başını yokluyordu. Adamın kafasını kendisine doğru biraz çevirdi. Ağzını açtı kafasını biraz aşağıya indirdi. Burnu ile koklamaya başladı. Adamın açlıktan öldüğünü anlamıştı. Bu sefer bir çalışan değil sıradan bir yabancıydı. Ayağa kalktı adamın ayaklarını tuttu. Merdivenlerden aşağıya attı. Adam çapraz bir şekilde uzanıyordu salon’a karşı. Bacaksız ölü adamın ayaklarını yeniden tuttu. Ona arkasını dönerek sürüklemeye başladı.



        Kasabanın giriş yönüne doğru götürmeye karar verdi zaten bütün ölen adamları oraya götürüyordu. Bu işi pek çok kez yapmıştı. Ölü insanları kasabanın girişindeki ufak tepeye götürüyor oraya gömüyordu. Başına da bir tahta parçası dikiyordu. Şimdiden o ufak tepe mezarlık gibi olmuştu. Gömdüğü her adam veya kadın’ın başına tahta dikiyordu. Rüzgâr kasabanın giriş tarafından neredeyse hiç esmediği için Tahtalar yerinden fırlayıp uçsuz bucaksız çöle karışmıyordu, yinede birkaç ayda bir eksinini ve bütün mezar tahtalarını götürdüğüne şahit olmuştu. Bacaksız adamını kasabanın dışına sürüklerken her zaman söylediği ‘’Boş ver dünya’’ şarkısını söylüyordu.Verilen görevi en hızlı şekilde gerçekleştirmek için oldukça hızlı bir şekilde hareket ediyordu.Tepeye vardığında ise adamın önemli eşyası olup olmadığına bakacaktı.





Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı duhan

  • **
  • 287
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #1 : 25 Temmuz 2012, 11:21:07 »
inanılmaz yorucu bir yazı olmuş. blok halinde bir bölüm, aralarda hiç virgül göremedim. paragraflara bölersen korkutucu ve yorucu bir yazı olmaktan kurtulacak.

Çevrimdışı Jean Valjean

  • **
  • 282
  • Rom: 17
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #2 : 25 Temmuz 2012, 11:36:32 »
Yukarıda yazılanlara katılmakla birlikte düzenlemelerle çok güzel bir yazı çıkabileceği kanısındayım. Ancak hop diye başlamak benim için ani oldu biraz, adeta bir romanın içinden alınmış bir paragraf gibi geliyor bana şu anda. Devamı olursa her şey değişebilir tabi.
He Who Dwells Beneath The Waves

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #3 : 25 Temmuz 2012, 21:48:00 »
Vaktim olduğu zaman gerekli düzenlemeleri yapmaya çalışacağım.
Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #4 : 25 Temmuz 2012, 23:38:32 »
Spoiler: Göster
Aynı şarkıya devam yapabilirsem ilk 4 bölümü aynı şarkı eşliğinde yazmayı düşünüyorum.


2 Bölüm

     Kısa sürede kasabanın dışına çıkmıştı. Gündüz vakti insanlar dışarıda dolaşmıyordu. Hava öldürücü derecede bir sıcaklığa sahipti. Kulağının içinden bile ter damlası damlıyordu yere. Aylardan beri bu toprağa tem damlalarından başka hiçbir şey düşmemişti. İnsanlar bahçelerinde eski kuyularda ki suları içiyorlardı.

    Kasabanın nüfusu çok azalmıştı çoğu insan buradan kaçmaya çalışırken kalanlar ise susuzluk ve açlıktan ölmüşlerdi.Kasabanın çıkışında kuzey de kalan çöl tepelerinin orada birkaç kaktüs bitkisi kalmıştı su ihtiyacı karşılayabilecek, işte onlarda bittiğinde bu kasaba tamamen yok olacaktı. Bacaksızın ayakları kumlara batsa da ufak tepeyi tırmanmıştı. Yutkunsa bile boğasından midesine su gitmeyecek kadar susuz kalmıştı. Tepenin diğer tarafına geçtiğinde ise adamın üzerini aramak için yere eğildi. İlk aradığı pantolonun cebiydi. İki cebine de ellerini aynı anda sokup çıkardı karıştırmamıştı bile.

     Tek bulduğu bir silah mermisiydi. Adamın üzerinde bir mermi çıktığına göre bir silahı da olmalı diye düşünmüştü. Yaka ceplerini iyice aradı belki bir bütün halde olmadığı düşünerekten böyle bir şey yapmıştı. Bütün çabaları sonuçsuzdu. Adamın üzerinden bir mermi ve bir dinardan başka hiçbir şey yoktu. Bacaksız dinarı cebine koydu en son adamın pantolonunu çıkarmayı düşündü belki iç çamaşırının arasına bir şeyler saklamış olabileceğini düşünüyordu. Bir ümitte olsa bir şeyler çıkmasını bekliyordu özellikle para edebilecek bir şeyler. Ter yüzünden bedenine yapışmış kot pantolonu biraz zorlukla çıkarmıştı. 

      Pantolonu çıkardığı anda apış arası kokusu duyulmaya başlamıştı. Adam yolculuktayken kaç kez pişik olduğunu tahmin bile edemiyordu. Yinede pis kokudan dolayı elini burnuna götürmemişti. Bazen kendi sininde böyle koktuğunu düşününce o kadar da kötü bir koku sayılmazdı, en önemlisi alışmaktı bu kokuya o bunu çoktan yapmıştı. Adamın iç çamaşırında da hızlı bir şekilde indirmişti fakat umduğunu bulamamıştı. Adam hadım edilmiş kasığının üzerinde H harfi çizilmişti.

      Bu harfin anlamı Hegon Bölgesinde yaşadığını gösteren bir kanıttı. Bu adam Hegon bölgesinden kaçarak birçok insan’ın yapamadığı yapmış ama hayatta kalmayı başaramamıştı. İç çamaşırı tekrar kapatmıştı kasıklarını. Elini kasıklarının üstünden adamın karın boşluğuna soktu biraz daha derinlere inince eline sert bir şey gelmişti. Hemen yakalayabildiğini yavaş bir şekilde çekti elinden kaymaması gerekiyordu. Adamın üzerine tamamen soysaydı, işi çok kolay olacaktı. Adamın bu sıcakta neredeyse kışlık kıyafet giymesi dikkatini çekmişti. Biraz daha elini aşağıya doğru kaydırdı, bulduğu şeyin ucunu tamamen kavrayarak hızlıca kendisine doğru çekti sonunda elindeydi. Gözlerinin önünde sallıyordu.

       Bir hazine bulsa bu kadar sevinmezdi. Bulduğu şey bir hazineden daha değerliydi. Bir mermi ve bir silah en az bir lokma ekmek ve bir bardak su kadar değerliydi hatta daha değerliydi silahlar bunları zorla alabilirdin. Bacaksız hak ettiği ekmeği almak istiyordu. Bu gece tok uyumalıydı gökyüzünde yıldızlara karnı tok bir şekilde bakarak uyumak hayaliydi. Bu hayalini gerçekleştirmek yine kendisinin elindeydi. En son gömdüğü kadının başına geldi yerdeki küreği aldı. Bugüne kadar 60dan fazla insan gömmüştü fakat sadece görünürlerde 8-9 tane mezarlık vardı. Diğerlerinin yerini çöl rüzgârları kaybettirmişti.

     Adamın son gömdüğü kadının arka tarafına gömmeye karar vermişti. Toprak ölülerden doları biraz zenginleşmiş sertleşmiş kum haline gelmişti, yinede kazmaya ihtiyaç duyulmadan eşilebiliyordu. İlk kazmayı sertleşmiş toprağa vurdu kazmayı derinlere daldırıp ağzına kadar kumla birlikte yan tarafa attı. Kazmayı ikinci kez daldırdı bu sefer daha fazla toprak alarak attı. Toprak eşildikçe sertleşmesi gerekirken yumuşuyordu. Bu işi kısa sürede bitirebileceğinden emindi. Bir yandan şarkı mırıldanıyor, bir yandan da kazmaya devam ediyordu. Midesinin gurultusu artık duyulmuyordu. İki günde bir lokma kusulmuş ekmek parçası yiyebilmişti. O sırada uzaklardan gelen bir ses duydu. Kafasını gökyüzüne doğru kaldırmıştı.

      Gökyüzünde hareket eden siyah bir noktacık gözüküyordu. Sürekli olarak kendisine yaklaşmakta olduğunu fark etmişti. Ölmüş adamın kokusunu kilometrelerce öteden almış bir kuştan başka bir şey olamazdı bu. Bacaksız oldukça kararsız kalmıştı. Adamı acele ile gömmeye kalksa bu sefer kendisi bu kuş ile boğuşmak zorunda kalacaktı. Bacaksız bütün ihtimalle düşünmeye başlamıştı. Bir akbaba olsa oldukça şanslı sayılırdı onu yakalayıp yiyebilirdi bile. Bir atmaca olsa diye düşündü sonra kendi kendine başını sallayarak güldü. Uzaklardan bir nokta şeklindeki kuş küçük bir atmaca olamazdı. Akbaba olma ihtimali de vermiyor bu susuz topraklarda akbabalar grup halinde dolaşıyordu. Geriye diğer yırtıcı kuşlar kalıyordu. Aklına ilk geçen yırtıcı kuş ise kartaldı.


Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #5 : 25 Temmuz 2012, 23:41:16 »
''Evet biraz yorucu bir yazı ama beğendim . Yazım hataları düzeltilir bence benim baktığım hayal gücüdür ve güzel olmuş :)  The Warrior Way filmindeki karaktere çok benziyor karakterin :) Devamını bekliyorum :)'' derken

 Devamı geldi çok şanslıyım :) okuyorum :)
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #6 : 25 Temmuz 2012, 23:50:34 »
Flood olabilir ama iki mesajı bir olarak yazmayı uygun göremedim Şimdiden Özür dilerim :)

Birinci bölümün sonunda kahramanın adamı arayacağını söylemiştin ondan sonra ikinci bölümde
'' Kısa sürede kasabanın dışına çıkmıştı. Gündüz vakti insanlar dışarıda dolaşmıyordu. Hava öldürücü derecede bir sıcaklığa sahipti. Kulağının içinden bile ter damlası damlıyordu yere. Aylardan beri bu toprağa tem damlalarından başka hiçbir şey düşmemişti. İnsanlar bahçelerinde eski kuyularda ki suları içiyorlardı.
Kasabanın nüfusu çok azalmıştı çoğu insan buradan kaçmaya çalışırken kalanlar ise susuzluk ve açlıktan ölmüşlerdi.Kasabanın çıkışında kuzey de kalan çöl tepelerinin orada birkaç kaktüs bitkisi kalmıştı su ihtiyacı karşılayabilecek, işte onlarda bittiğinde bu kasaba tamamen yok olacaktı. Bacaksızın ayakları kumlara batsa da ufak tepeyi tırmanmıştı. Yutkunsa bile boğasından midesine su gitmeyecek kadar susuz kalmıştı. Tepenin diğer tarafına geçtiğinde ise adamın üzerini aramak için yere eğildi.''

Demişsin bu şey gibi olmuş dizi reklama girer reklam bittiğinde önceki sahnelerden başlar ya izleyici onu görmek istemez şahsen bende bunu görmek istemezdim düzeltmelisin :)
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #7 : 26 Temmuz 2012, 00:21:17 »
Sen öyle diyince 1 ile 2 arasına baktım aslında bölümü ben kesmisim yani 1 bölüm her ikisini de kapsıyor ikiye bölmüşüm.İki bölüm arasında bağlantıyı silmiş olmalıyım.İkisinin arasına veya ikincisinin girişine ne koyarsam koyayım şuan ki gibi durmayacağının kanısındayım.Önerini dikkate alacağım 3 bölümü yazarken belki 2 bölümün başını düzenleyebilirim.

Spoiler: Göster
The Warrior Way hangi karaktere benziyor bana ileti yolu ile ulaşırsan sevinirim.Dediğin karakteri incelemek istiyorum da
Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #8 : 26 Temmuz 2012, 00:32:42 »
Peki  . Şimdi atıyorum :)
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #9 : 26 Temmuz 2012, 02:22:02 »
Filmi boş vaktimde izlemeye çalışacağım özellikle karakteri karşılaştıracağım eğer sağlam bir şeyler bulabilirsem değişiklik yapabilirim.
Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #10 : 26 Temmuz 2012, 02:33:31 »
Peki kolay gelsin devamını bekliyorum yazının.
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #11 : 27 Temmuz 2012, 01:07:40 »
3 bölüm


      Kuş ona yaklaştıkça ana hatları ile belli oluyordu. Bacaksız kuşu tanımıştı geçen ay gömeceği adamı elinden alan kartaldı. Kartal kuşkusuz üzerine doğru geliyordu niyeti bu ölmüş adamı yemekti. Bacaksız ona karşı direnemezdi. Betty eğer adamı kartala verdiğini duyarsa geçen seferkinde olduğu gibi aç bırakırdı onu. Adamı kartala vermekten başka da bir çaresi yoktu. Küreği yere attı. Bir an aklına silah ve mermi gelmişti. Üzerine baktı yoktu. Nereye koyduğunu hatırlamıyordu aniden başlayan hayal âlemi aklını başından almıştı. Kartalı düşünecek vakti yoktu silah ve ona hayat veren mermiyi bulmak zorundaydı.
     
       Adamın yanına geldi hemen tekrar üzerini aranı fakat hiçbir şey bulamadı. Adamı ters çevirdi. Silah adamın altında kalmıştı. Onu oraya sakladığını düşünmüştü ya mermi neredeydi? Bu soruyu kendi kendine sorarken kartal iyice yaklaşmıştı aralarında çok fazla mesafe yoktu. Mermi’yi aramadan hızlı bir şekilde kendini tepenin arkasına attı. Biraz yuvarlandı fakat ayaklarının üzerinde durarak en aşağıya inmesine engel olmuştu. Kartal kısılmış sesi ile bağırmıştı.

        Sanırım istediği yemeğe ulaşmanın zevk veren sesiydi bu, tıpkı insanların kahkahalar atarken mutlu ve her şeyi unutmuş olması gibi. Bacaksız yerde sürünerek kumlara bata çıka tepenini üstüne çıkmış kafasını hafifçe kaldırmıştı. Kartal’ın avını nasıl parçaladığını izlemek istiyordu geçen sefer böyle bir fırsatı olmamıştı. Böyle güçlü yırtıcı hayvana sahip olmalı diye içinden geçirmiyor da değildi, ama nasıl yakalayıp eğitecek onu bilmiyordu. Halatla yakalanabilir diye düşündü.

        Kartal karnını iyice doğurduktan sonra bir süre uçmuyordu. Kartalı yakalayıp evcilleştirecek bir yeri de yoktu. Ona ancak bir takım yemekler vererek kendisine yakın tutabilirdi. Kartal pençeleri ile adamı biraz parçalamıştı. Gagası ile elbiselerini kenarlara atıyordu. Bacaksız dikkatlice onu izlerken kartal onu fark etmişti bir an göz göze geldiler birbirlerine baktılar. Kartal onun yanına yaklaşamayacağını bildiği için oralı bile olmamıştı. Aç olduğu her halinden belli idi pençeleri öyle bir savuruyordu ki sanki bütün hıncını o adamdan çıkarmak istercesine. Bacaksız kartalı daha fazla rahatsız etmek istemedi. Her ne kadar kartal onunla ilgilenmese de. Bacaksız bir süre sonra ayrılmaya karar verdi, kartal’ın bıraktığı artıkları gömmek için tekrar gelecekti. İstediğini bulmuştu bir silah fakat mermisini kaybetmişti.

         Bu akşam birkaç misafir gelecekti. Onlardan bu mermileri temin edebilirdi. Çok çabuk bir şekilde salon’un önüne ilerliyordu. Açlık, susuzluk, halsizlik hepsini unutmuştu. Bir hedefi vardı bir mermi, kaybettiklerini geri getiremese de canını kurtarabilirdi. İçeriye girerken kapının önünde bekleyen korumalar adama ne yaptığını sormuştu. Konuşurken yüzüne bakmamıştı o da her zaman ki gibi gömdüğünü söylemişti. Bu sefer o da yüzlerine bakmıyordu. Kapıları iki eliyle hızlı bir şekilde açtı, hızlı bir şekilde içeriye girdikten sonra kapılar hızla bir içeriye bir dışarıya doğru gidip geliyordu.

        Betty uyuduğu uykusundan uyandırmıştı gözlerinin birini açıp kapıya doğru baktı. Bacaksız ile birbirlerine bakıştılar. Betty ‘’Beni uyandırdığın için bugün de ekmek vermiyorum sana’’ Bacaksız gözlerini mutfağa dikti. Betty’yi umursamamıştı bile ağır adımlarla mutfağa doğru ilerliyordu ‘’Aklından bile geçirme Bacaksız yoksa ölürsün’’ Bacaksız mutfağın kapısını açtı, kafasının çevirerek Betty bakıyor gözleri kırmızıya dönüşüyordu.

       Betty o bakışları gördükten sonra bir şey demedi biliyordu Bacaksız’ın kendisinden izinsiz bir şey yemeyeceğini içerdeki adamı da çok iyi güveniyordu. Onun bugün bir tuhaf olduğunu biliyordu uzun zamandır tanıyordu onu, belki de iki gündür açtı o yüzden sinirleri gerilmişti. Bugün de yemek yemeyecekti yarın sabaha çıkabileceğini bile ümit etmiyordu. Şimdiden yerine başkasını araştırmalı diye homurdandı.
Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Çevrimdışı Scyther

  • **
  • 160
  • Rom: 4
  • "Zira yürümeye değer bir yolum var!"
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #12 : 27 Temmuz 2012, 15:15:18 »
Zevkle okudum .:) Kusura bakma böyle araları dolduruyorum ama ?

Kurgu diğer bölümler gibi çok güzel biraz daha aksiyon katabilirsin bence , ekmek için kumar oynayan adamlar falan mesela . Noktalama işaretlerini az kullanıyorsun gibi geldi dikkat edersen her bakımdan güzel olacak bence.
Hayalince oku. Hayalinle yaz.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #13 : 27 Temmuz 2012, 16:30:39 »
Öncelikli yorumun yazınızın içeriğine değil, şekline yönelik olacak. Örneğin yazınızın ilk paragrafını ele alırsak arka arkaya kısa cümleler kurduğunuzu görüyoruz fakat bunlar ne virgül ne de nokta ile birbirinden ayrılmış. Virgülün kullanım yerleri zor geliyorsa en azından cümle bitimlerinde nokta kullanabilirdiniz. İkinci olarak da kafanıza göre paragraflara ayırmışsınız yazınısı. Konu bütünlüğünün kalmadığı, yeni şeyler anlatılan yerlerde paragraf ayırmanız gerekir genelde. Ayrıca konuşmaları da, paragraf ortaları yerine birer boşluk bırakarak yazarsanız yazı bütünlüğünü sağlamış olursunuz.

Örneğin:


     Buraya geldikten sonra bütün hayallerinden vazgeçmişti(.) çevresi tamamen dağılmış(,)  o eski arkadaşları artık yanında değildi(.)  uçsuz bucaksız bu evrende tek başına kala kalmıştı. Şimdi adını bile bilmediği bir kasabada(,)  bir otelde salon da denilebilirdi buna tuvalet temizliyordu.



Yazmaya yeni mi başladınız bilmiyorum ama genelde yazmaya yeni başlayan kişilerde görülen bir eksiklik gözüme çarpıyor o da bağlaç kullanmama durumu. Cümleleri birbirine bağlamadığınız için de kısa kısa cümlelerden oluşan bir telgraf durumu olacakmış ki, noktalamaları unuttuğunuz için o da olamamış. Bir de eskiden benim de çok yaptığım bir hataya daha parmak basmak isterim o da kelime tekrarı. Örneğin bir paragrafta tamı tamına 6 kere Beth kelimesini kullanmışsınız. 'Kadın' 'O' gibi çeşitlendirmeler yapmanızı öneririm. Alışması zordur ama yazdıklarınızı bir kez daha okursanız aynı kelimelerin fazlaca tekrarının can sıkıcı olduğunu siz de göreceksiniz.

Örneğin:
Bacaksız kuşu tanımıştı geçen ay gömeceği adamı elinden alan kartaldı. Kartal kuşkusuz üzerine doğru geliyordu niyeti bu ölmüş adamı yemekti. Bacaksız ona karşı direnemezdi. Betty eğer adamı kartala verdiğini duyarsa geçen seferkinde olduğu gibi aç bırakırdı onu. Adamı kartala vermekten başka da bir çaresi yoktu.

Kartal karnını iyice doğurduktan sonra bir süre uçmuyordu. Kartalı yakalayıp evcilleştirecek bir yeri de yoktu. Ona ancak bir takım yemekler vererek kendisine yakın tutabilirdi. Kartal pençeleri ile adamı biraz parçalamıştı. Gagası ile elbiselerini kenarlara atıyordu. Bacaksız dikkatlice onu izlerken kartal onu fark etmişti bir an göz göze geldiler birbirlerine baktılar. Kartal onun yanına yaklaşamayacağını bildiği için oralı bile olmamıştı.

Çok olumsuz konuşmuşum gibi görünebilir fakat yapıcı eleştiri yapmaya çabalıyorum ve yapıcı eleştiriler maalesef nazik olmuyor.

Gelelim hikayenin içeriğine: Hikaye içerik açısından karanlık ve gerçekçi bir havada ilerliyor. Gerçekçi çünkü her yan güzelliklerle değil çirkinlik ve daha birçok şeylerle dolu. Bu yüzden atmosferini az da olsa korsan hikayelerinin atmosferine benzettim. Daha içerik hakkında konuşabilecek birşey yok ortada gerçi. 3 bölüm hemen hemen karakterleri tanıtmaya harcanmış. Devam bölümlerini bekliyorum.

Çevrimdışı Rüzgar Adam

  • **
  • 54
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #14 : 27 Temmuz 2012, 21:52:49 »
@Scyther
Bölüm araları dolsun tabiki eleştiriler olumlu ve olumsuz yanıtlar önemli.  ;)

@Malkavian
Paragraf yazmadan yazmıştım bütün hikayeyi sanırım baştan düzenlemem gerek öylesine bir şeyler kararlarsınız da bu hikaye de o türdendi.Baktım hoşuma gidiyor devam ettim.En doğrusunun bütün hikayeyi silmek olduğuna karar kıldım.
Ölürken bile beni göremeyeceksin Rüzgar Adam Görülemeyen Adam

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Rüzgar Adam
« Yanıtla #14 : 27 Temmuz 2012, 21:52:49 »