Kayıt Ol

Sende Olmayan Hiçbir Yerde Yoktur

Çevrimdışı Mu

  • *
  • 26
  • Rom: 4
    • Profili Görüntüle
Sende Olmayan Hiçbir Yerde Yoktur
« : 31 Ağustos 2009, 14:59:00 »
Merhaba arkadaşlar.Bu benim ilk fantastik öykü denemem.Yorumlarınız benim için gerçekten çok önemli.Umarım beğenirsiniz ve birkaç dakikalığına da olsa sizi hayal alemine çekip götürebilir.




SENDE OLMAYAN HİÇBİR YERDE YOKTUR*



Bölüm 1-Yaşlı Adam

“Kutsal ışık bizimle olsun,” dedi Orphan unutulmuş bir büyüye hayat vermek için Morlif’in yanında kardeşleriyle birlikte yerini alarak.

Orphan ritüelin başlayıp, kutsal tesirlerin çağrılması için ilk büyülü emri verdi.Kardeşleri hep bir ağızdan tekrar ettiler.Karşısındaki zayıf ve acınası kalabalığın onu ilgiyle izleyen umut dolu bakışlarını görmezlikten gelerek; yaşlı adam büyüsünü yapmak için konsatre olmaya çalıştı.


***

Titreyen elleri dökülmüş saçları ve buruş buruş derisi ile klasik bir büyücüydü.Bu garip ülkede pek çok insanın ona gözü kapalı güvenebileceği bir büyücüydü -belki de bu karanlık günlerde tek umut kaynakları karşılarında duruyordu..

O bir gök büyücüsüydü.Orphan’a takılan isim buydu.Tanrısal töz ile iletişim kurmakla sorumluydu.Yıllarını verip uzmanlaştığı büyü dalı, göklerin gücünü kullanmasına imkan veriyordu.İlahi ışığı bu korkunç dünyada dengeyi sağlayabilmek için indirmekle görevlendirilmişti.Karşısındaki soğuktan birbirlerine sıkıca sarılmış, hapsoldukları bu iblis şehrinden kurtulmak için beklentiyle bakan yüzlerce gözü gördü.

Bu zavallı kasabanın başına bu felaket nasıl gelebilmişti?Eskiden yemyeşil olan topraklar artık kurumuştu.Tekinsiz otlar baş salmıştı.Çevre sanki her geçen gün değişiyor gibiydi.Hava daha da boğucu oluyor, orman sanki kasabadan uzaklaşıyordu.Havadaki bu uğursuzluk onu eziyordu.Buraya geldiğinden beri güneş ışığını görememişti.Karanlık bulutlar hiç eksik olmamıştı.Orphan bu felakete neden olan büyücüyü düşündü.Kendi kardeşleri, Gök Büyücüleri duruma müdahale etmekte başarısız olmuşlardı.Yakaladıkları; herşeye neden olan kara büyücünün ölmeden önceki sözleri aklına geldi.”Sadece O’na hizmet ederiz, O’nun için yaşarız!Hepiniz lanetlendiniz!” Demişti iblis siğilini açan kara büyücü.Adamın yalnızca bir uşak olduğu anlaşılmıştı.O diye bahsettiği ama asla kim olduğunu açıkça söylemediği varlığın hapsolmuş bir uşağıydı sadece.Gök Büyücüleri için onunla ilgilenmek fazla zor olmamıştı.


Dünyadaki dengeyi, herkesten iyi gören Orphan değişim rüzgarlarını hissetmişti ama bir anlam verememişti.Açıkçası bu kadar büyük bir saldırıyı beklemiyordu.İblislerin bu dünyaya geçme arzuları aşikardı ancak kasabada gördüğü manzara durumun ciddiyetini gözler önüne sermişti.Kara büyücünün dediği gibi kasaba lanetlenmişti.Orphan ve diğerleri kasabaya ulaştığında büyücü iblisin siğilini çoktan açmıştı.Karanlık ve dünya arasındaki bağlantı kurulmuştu.Şimdi de bu ilk bağlantının etkileri tüm kasabada görülüyordu.


Önce yiyecekler kurumuştu.İnsanların eline aldığı tüm yiyecekler birden küfleniyor, kurtlarla doluveriyordu.Ardından nehir akmamaya başladı.Tüm nehir vadisi kurumuştu.Toprak sanki bu dünyaya ait değilmiş gibi insanın tüm neşesini çekiyordu.Orda burda kalmış tek tük kuru ağaç halktan intikam almak istermişçesine dallarını kasabaya doğru uzatmışlardı.


Ardından Gök Büyücüleri geldi.Halk kalbinde kalan son neşesiyle bir avuç büyücüye sarıldı.


Orphan kara büyücünün büyüsünü yaptığı mağaraya girdiğinde gördüğü manzara karşısında ürpermeden edemedi.Mağaranın girişi kasabanın yanındaki bir dağın tepesinde bulunan küçücük bir yarıktı.Giriş rutubet ve küf kokuyordu.Bir süre iki büklüm yola devam ettikten sonra Orphan, mağaranın içlerine doğru ilerledikçe havanın değiştiğini hissetti.Kayalar giderek vahşileşiyor sanki ona saldırmak istiyor gibi derisini kesiyordu.Duvarlara sürtünen kollarını ısırıyor onu tutmak için uğraşıyor gibi geçişine izin vermiyorlardı.Dar tünel bitince mağara Orphan’ın nefesini kesen bambaşka bir sunağa açıldı.Sunağın içi oldukça genişti.Karanlığın içinde tüm heybetiyle yükselen duvarlar tavanı gözlerden saklayacak kadar yukarılara çıkıyordu.Orphan ileri doğru daha fazla gidemedi.


O kaçık büyücü tüm mağara tabanına tekin olmayan kırmızı bir renkle parlayan devasa bir şekil çizmişti.Garip şekiller ve yaşlı Orphan için bile anlaması imkansız bir dille yazılmış garip yazılar tüm tabanı kaplıyordu.

“İblis siğili,” dedi kendi kendine.Geç kalmışlardı.”Bağlantı çoktan kurulmuş.”


Orphan daha fazla zaman kaybedemezdi.Karanlıktaki iblisler her an bu dünyaya geçiş yapabilirdi.Tüm hayatını dünyadaki dengeyi korumaya adamıştı.Böyle bir şeyin olmasına izin veremezdi.Sunağa son defa baktı.Devasa siğilin bazı köşelerinde ölü bedenler yatıyordu.Kurbanlar çoktan verilmişti.


“Baş melek Uskif adına umarım çok geç kalmamışızdır.” Adımlarını hızlandırıp yaşlı bedeninin ona izin verdiği ölçüde aceleyle kasabaya, kardeşlerinin yanına geri dönmek için tepeden aşağı indi.Kasaba sanki her gördüğünde biraz daha karanlığa gömülüyor biraz daha tekinsizleşiyor gibiydi.Havadaki kara bulutlar, gün ışığının yere vurmasını engelliyor, kasabayı uğursuz bir gölgenin altında bırakıyordu.

Karşı büyüyü kendi başına yapamazdı hayır.O siğilde hissettiği şey her ne ise çok büyük bir güçtü ve kendisi işe yaramaz küçük bir toz zerreciği gibi hissetmesine neden olmuştu.


Hızla yürürken Orphan’ın dikkatini birşey çekti.Ayaklarına bakınca uzun tek parça entarisinin eteklerinin çamur içinde olduğunu gördü.Etrafına baktı.Gözünün görebildiği her yerde çamur vardı.Toprak ıslaktı.O mağaradayken yağmur yağdığını sanmıyordu.
Ayaklarını kuşatan çamura bir daha baktı.Bunda ters birşeyler vardı.Çamur fazla yumuşak fazla suluydu.Parmağının ucunu küçücük bir parçaya dokundurup ağzına götürdü.Birden tüm gerçek şimşek çakar gibi belirdi aklında.

“Bu çamur değil.Bu... kan.” Her tarafta kan vardı.Topraktan kan geliyordu.Mağaradaki o uğursuz dev siğille çağrılan iblis her kimse etkileri artık kendini iyiden iyiye gösteriyordu.Eğitimine ve deneyimine hiç uymayan bir şekilde Orphan korktuğunu hissetti.


Çabucak kendini toparlayıp yola devam etti.Kasabaya geri döndüğünde kardeşlerinin halkı bir araya topladıklarını gördü.
“Yaşlı gözlerin bize neler getirdi Orphan?” Morlif umutlu ve neşeli görünmeye çalışıyordu.Orphan’ı gören diğer kardeşler de ona doğru seğirttiler
“Mağaranın içinde dev bir iblis siğili var,” dedi nefes nefese.Yaşlı bedeni artık onu çok zorluyordu.
“Peki aktif mi? Nasıl bir siğil?” diye sordu kardeşlerden biri.
“O kara büyücüyü hafife almışız.Çağırdığı şey her ise çok güçlü ve her an bu dünyaya gelebilir.Siğil aktif.Görünüşe bakılırsa bir süredir aktifmiş.Geç kalmışız,” dedi üzgün bir şekilde.Gözleri ne konuştuklarını merak edip onları ilgiyle süzen halkın üzerinde dolaştı.
”İblis giderek güçleniyor.Nasıl oldu da fark edemedik? Bunca zamandır orada bu dünyaya geçiş için yeterince güç toplamış ve biz kılımızı bile kıpırdatmadık.”
Dostça bir el omzuna dokundu.”Biz yapabileceğimizi yaptık Orphan.Dengedeki huzursuzluğu hepimiz biliyorduk ama bir kapı olduğunu bulmak uzun zaman aldı biliyorsun.O gelen her ne ise uşağına işini iyi yaptırmış,” dedi Morlif.Başını tepeye doğru çevirdi.”Bir an önce siğili kapatmak için işe koyulmazsak herşey için çok geç olabilir.”
“Acele etmeliyiz,” dedi Orphan.Herkes değişimin karanlık pençelerini görmüştü.İblis yaklaşıyordu.”Hepimize ihtiyaç var.”

***

Düşüncelerini bir kenara attı.Konsatre olması lazımdı.Kardeşleri büyüye eşlik etmek için uygun zamanı belkiyordu.Karşısındaki acınası halka son defa baktı.Bunu onlar için yapacaktı.Gözlerini tekrar açtığında iblisin kovulmuş olması ümidiyle, büyüye başladı.

Zihninin derinliklerinde bir zamanlar ustasının ona öğretmiş olduğu kelimeleri arıyordu.Ununtulmuş büyü aklının derinliklerinden yüzeye doğru çıktıkça kelimeler zihninde yankılanmaya başladı.Yüksek sesle kelimeleri eski lisanda haykırdı.Kardeşleri hep bir ağızdan tekrar etti.
“Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir. Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .”

“Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.**”


Büyüsünü yaptıkça vücudunu bir çoşku seli kaplıyordu.Kardeşlerinden gelen enerjiyi hissedebiliyordu.Büyü onları sanki gençleştiriyor, tek vücut yapıyordu.Gök Büyücüleri ahenk içinde büyülerini devam ettirdiler.Hepsinin dünya ile bağlantıları kopmuş, büyünün gizemli derinliklerinde tek bir amaç için birleşmiş zihinleri, mucizeyi gerçekleştirmek kutsal ışığın dokunuşunu arıyordu.Orphan bir an için başarabileceklerini, mağaraya çizilmiş dev siğili -her kimi çağırıyorsa mühürleyebileceklerini düşündü.
Umudu sonbaharda kuruyan yapraklar gibi bir anda uçup gitti.
Dünya dalgalandı.O buradaydı...


Bölüm 2- Hayat Alevi



Büyüsü bir anda paramparça olmuştu.Tüm benliğini adadığı büyüsünün milyonlarca parçaya bölünüp solduğunu hissetti.Gözlerini açmaya korkuyordu.Gök Büyücüleri başarısız olmuştu.Karanlıklardan gelen bir iblis dünyaya geçmişti.Umutsuzluk Orphan’ın içini kapladı.İblis’in varlığını tüm benliğiyle hissedebiliyordu.Üzerinde durduğu toprak, soluduğu hava herşey iblisin lanetiyle çığlıklar atıyordu.Korkuyla gözlerini araladı.


Kimse, hiç kimse yoktu ne korku içindeki halk ne de büyü sırasında yanında duran kardeşleri.İblisin varlığından başka kimseyi hissemiyordu.Başını çevirip etrafına bakmak için cesaretini topladı.Gördüğü manzara kanını dondurdu.Evler sanki zamanın tüm çürümüşlüğü üzerlerine çökmüş gibi deforme olmuştu.Duvarların kimi yerlerinden kan sızıyordu.Tüm kasaba yamulmuş, pencereler lanetlenmiş gibi eğrilmişti.Orphan evlerin kemiklerden yapıldığı gördü.Kulağına onu deli edercesine binlerce ses geliyordu.Topraktan çıkan bebek suratları ona gülümsüyor, havadaki kan kokusu midesini bulandırıyordu.Esen rüzgar yüzünü kesti.Soğuktan titrediğini farketti.Aynı anda tepesinde güneş belirdi.Gözleri yukarı dönerken, güneş bir anda değişti.Simsiyah bir renk aldı.Artık ışıkları aydınlatmıyor tam tersine değdiği her şeyi karanlıklara sürüklüyordu.Dünya dalgalandı.Orphan ruhunun ezildiğini hissetti.Gözlerinin önünde çılgınca imgeler çaktı, korkunç sahneler, ölümler gördü.


Elinde olmadan bir çığlık attı.Benliğinin maruz kaldığı ıstırap onu deli etmek üzereydi.Yaşlı kalbi daha fazla dayanamayacaktı.Zor nefes alıyordu.İblis’in varlığı iyice keskinleşti.İsmi kulağına binlerce acı çeken ruh tarafından aynı anda haykırıldı.Yaşlı adam dişlerinin zangır zangır birbirine vurduğunu hissetti.
“Azmıç.***”
Orphan’a isim kendi ağzından çıkmış gibi geldi.Umursamıyordu, hiçbirşey önemli değildi.Sadece bu ıstıraptan kurtulmak istiyordu.

Sonra aniden herşey kesildi.Güneş normale döndü.Dondurucu rüzgar yavaşladı.Çığlık atıp ona gülümseyen binlerce bebek toprağa geri döndü.Orphan öylece bekledi.Kalbi yavaş yavaş düzeliyordu.Derin nefesler alarak iradesinin geri gelmesini bekledi.Yıllarca, dünyalar arasındaki dengeyi sağlamakla görevlendirilmişti.Dünyaya izinsiz gelen pek çok iblisi kovmuş aynı şekilde iletişim kuran ve dengeyi olumsuz yönde etkilenyen pek çok meleğide geri göndermişti.Ama bu gelen... Azmıç.Karanlıkların baş kötüsü, kader nasıl olur da onu tek başına yenmesini isteyebilirdi? Azmıç’ın varlığı bile ruhunun sonsuz ızdırap ile yanmasına yeterken nasıl olurdu da onunla yüzleşebilirdi?
“Orphan!” Gelen sesle iblisi görmüş gibi irkildi.
“Orphan!”
Ama bu... Usta’sının sesiydi.
Havadaki kan kokusu ciğerlerini isyan ettirdi.Gözlerinin önünde tekrar ölüm dolu binlerce imge çaktı.Görüntülerin arasından bir ses tekrar benliğini huzura kavuşturdu.
“Orphan anlaman gerekli.Hatırla se...,” ustasının sesi tekrar uzaklaştı.Dondurucu rüzgar yeniden canlandı.Rüzgar derisini kesti, sanki camdan yapılmış gibi kırdı attı.Tanıdık ses yeniden netlik kazandı.
“Sende olmayan hiçbir yerde yoktur.”
Orphan anlamaya başladı.Denge işte buydu.Kara büyücü dengeyi iblislerin lehine bozmuştu.Evrensel kural bir kez daha işlemiş, dengenin yeniden kurulması için Orphan’a yardım gelmişti.Şimdi dengeyi yeniden sağlamak O’nun elindeydi.

Orphan kutsal ışığa ve bildiği tüm Tanrılara şükranlarını sundu..İki taraf da hamlesini yapmıştı.Şimdi sonucu belirleyecek olan kendisiydi.Aniden her şey yeniden karanlığa gömüldü.


Önünde patlayan alev Orphan’ın gözlerini dağladı onu kör etti.Topraktan çıkan bebek kafaları ayakları ısırdı, etlerini kopardı.
Bu güne dek hiç duymadığı kadar soğuk bir kahkaha benliğini doldurdu.Konuşması binlerce ruhun yardım çığlığı ile doluydu.
“Aptal insan.” Azmıç, lanetli ruhlardan yaptığı gözleriyle Orphan’ı deldi geçti.
Yaşlı büyücü korkuyla bir çığlık attı.Görmeyen gözlerle iblisi savmak istercesine ellerini savurdu.Kafasındaki binlerce sesi susturabilmek için çırpındı.
Topraktaki bebek kafaları taze etin heyecanıyla kahkaha atmaya başladılar.

Sonra bir şey farketti.Küçücük bir şey ama oradaydı işte.İçinde yanan küçücük alevi gördü.Aynı alev Azmıç’ta da vardı, yerdeki bebeklerde, herşeyde aynı alevin olduğunu gördü.Aslında iblislerin, insanların, tüm canlıların birbirlerinden hiç de farklı olmadıklarını gördü.


Bu ona komik geldi.Elinde olmadan kıkırdadı.İçindeki alev titreşti, ruhunu gıdıkladı.Orphan gülmeye başladı.Güldükçe içindeki alev büyüdü, büyüdü.Azmıç ve diğer iblisler öfkeyle haykırdı.Orphan’ı parçalara ayırmak için atıldılar.Alev artık boğazına kadar geliyordu.Alevin dumanı iblisleri acıyla inletti, çarpılmış ellerini yaktı.Dumanlar, Azmıç’ın olmayan gözlerini kemirdi, öfkeyle haykırmasına neden oldu.Orphan artık kahkaha atıyordu.Vücudu alevlerin arasından görünmez olmuştu.Yakıcı alev Azmıç’ın lanetli ruhuna işledi, dumanlar ruhlardan yaptığı ciğerlerine doldu.
İblis son defa acıyla haykırdı.

Denge yeniden işledi.İblis’in bu dünyadaki varlığının silinmesine karşılık Orphan kendi ruhunu verdi.Uzaklarda mağaranın içindeki siğil son defa çirkince parlayıp söndü.
Morlif ve diğer Gök Büyücüleri yavaşça kendilerine gelirken, güneşin ilk ışıkları kasabaya vuruyordu.



*Agarta adındaki anonim bir yazıdan

**Zümrüt Tabletten

***Azmıçın adı, 'az' köküyle bağlantılı olup, Yol Azdıran şeklinde anlamlanır. Karaçay - Balkarların inançlarına göre Şeytani bir ruh. Belli bir görüntüsü yoktur. İnsanlara düşmandır, kurbanları tek başına yola çıkan insanlardır. Azmıç bu insanları onu tanıyan birisinin sesiyle çağırır. İnsan dönüp cevap verirse Azmıç'ın buyruğu altına girer. Azmıç da bu insanı kayalıklardan aşağı atar.

Çevrimdışı Amras Ringeril

  • ******
  • 2486
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sende Olmayan Hiçbir Yerde Yoktur
« Yanıtla #1 : 03 Eylül 2009, 02:35:05 »
Devamı var mı bunun? Yazı stilinde insanlara tanımlama yaparken klasik bir büyücüydü demişsin orası dışında fena değil, ilk yazın olduğu için böyle diyelim :)
try again fail again fail better

Çevrimdışı Mu

  • *
  • 26
  • Rom: 4
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sende Olmayan Hiçbir Yerde Yoktur
« Yanıtla #2 : 03 Eylül 2009, 04:03:55 »
Yorumunuz için teşekkür ederim.
Hayır devamı yok.Öz eleştiri yapmam gerekirse aşırı karanlık bir dünya yazdığımı kabul etmeliyim.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Sende Olmayan Hiçbir Yerde Yoktur
« Yanıtla #2 : 03 Eylül 2009, 04:03:55 »