En Son İzlediğiniz Film?

0 Üye ve 1 Yolcu konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Bay_Karamsar

  • ***
  • 796
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1410 : 25 Eylül 2017, 18:14:50 »
The Big Sick (2017)

Kendini bulma ve ne yapmak istediğine karar verme hikayesi ile romantizm arasındaki denge iyi tutturulmuş. Duygu sömürüsü ve ajitasyona kaptırmadan karakterler ve ilişkileri olabildiğince samimi ve kendi içlerinde tutarlıca verilmiş.

The Exploding Girl (2009)

Tamam, her şey kadın ana karaktere odaklı olması sorun değil. Mevzu zaten kişisel sıkıntısını anlatmak. Ama hikaye doğal gözüksün diye bu kadar sıradanlaştırılması uzun metraj bir filme uygun gelmedi. Kısa film olsaymış daya uygun olurmuş.

Attraction (2017)

İyi niyetli bir film. Bazı ayrıntıları da hoşuma gitti. Yinede ortalamanın üstüne çıkmaması için yapım ekibinin içerisinden sabotaja kurban gittiğinden kuşkulanıyorum. Mesela baş roldeki kadın karakterin acil durumlarda sorunlara getirdiği şip şak çözümleri güzeldi. O sahnelerin hafif komedimsi biçimde sunulmasıysa güzelliğini gölgeliyor.

Bir filmin potansiyeli olup da kullanılamadığında daha da sinir oluyorum.

The Pretty One (2013)

The Big Sick kendini bulma ve romantizmde ne kadar iyiyse, bu filmde o kadar sıradan ve tahmin etmesi kolay. Örneğin, kırılma anı olan cenaze sahnesinin etkileyici olması gerekirken çok zayıf geldi. Zoe Kazan ikizini taklit etmeye çalışan kardeş rolünde orta karar. Kesin iki karakter oynamak için -o da kısa süreliğine-rol cazip gelmiştir. En çok baba rolündeki aktörü beğendim.

Çevrimdışı Old Fat Gil-Galad

  • **
  • 65
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1411 : 26 Eylül 2017, 11:56:23 »
The Little Hours
 
Orta çağ Italyasında geçen film bir kaç dengesiz rahibe ve kendisini öldürmek isteyen efendisinden kaçan genç bir hizmetkarın hikayesini anlatıyor.

Sözde komedi olan film, tamamen fragmandan ibaret bir hayal kırıklığı.
Tanıtımları izledikten sonra eleştirel bir komedi filmi beklentisi oluştu kafamda  ama filmi izlerken daha ilk çeyrekte boş bir film olduğu ortaya çıktı. Bir de eleştirileri tanıtıma eklerken Katolik Camiası'nın " It Is Trash. Pure Trash" yorumunu en sona koymuşlar ki bu da o eleştiri beklentisini tavana çıkarıyor.

 İşte
fragman:inca

Oyunculuklar kötü değil ama hikaye BOŞ. "It Is Trash. Pure Trash."
Işık altında, Kurtuluşum ve yeniden doğuş umudum adına...

Çevrimdışı SMK47

  • *
  • 16
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1412 : 26 Eylül 2017, 12:13:54 »
The Witchfinder General (Korku/Tarih)
1968 yapımı bu filmde 17.yy'da yaşamış "Cadı bulucu" Matthew Hopkins ele alınmış. İngiltere'de Cumhuriyetçi-Kralcı iç savaşının yaşandığı sırada ortaya çıkan Hopkins (Vincent Price oynamış Hopkins abimizi) ve yardımcısı çoğunluğu kadın birkaç kişiye işkenceler yaparak, döverek, söverek cadı olduğunu itiraf ettirmeye çalışıyor.

Cumhuriyetçi safında çatışan bir asker daha sonra Hopkins tarafından öldürülecek kayınpederinden kızını istiyor. Evleniyorlar, askerimiz birliğine geri dönüyor. Bu sırada köy sakinleri ayrıca papaz olan kayınpederi cadı ilan ederek Hopkins'e haber uçuyorlar, geliyor, adama işkenceler, dayak vesaire derken kıza da tecavüz ediyorlar. Bundan sonra olaylar başlıyor, yeni evlendiği karısına tecavüz edenleri bulmak için askerimiz birliğinden kaçıp Hopkins'in peşine düşüyor.

Korku filmi olmasına rağmen bana pek korkunç gelmedi. İşkence ve boğarak, yakarak öldürme sahneleri var fakat etki etmiyor insana. Korku olarak değil de tarih olarak izlenebilir.


« Son Düzenleme: 26 Eylül 2017, 12:16:10 Gönderen: SMK47 »

Çevrimdışı sadettintantan

  • *
  • 1
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1413 : 30 Eylül 2017, 21:17:49 »
şahane bir osman cavcı filmi: zampara seyfettin, türk sinemasının yüz akı.
herkese selamlar bu arada, forumun yeni kullanıcısıyım.
« Son Düzenleme: 30 Eylül 2017, 21:21:05 Gönderen: sadettintantan »

Çevrimdışı SrNimble

  • *
  • 44
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
  • Ore wa shinanaize... aibou!
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1414 : 02 Ekim 2017, 00:53:51 »
   Bu gece ''Her'' isimli filmi izledim. Filmin ikinci yarısını daha başarılı buldum diyebilirim. Başrol oyuncusu tam bu film için seçilmiş sanki, bütün duyguları hissettirdi.

   Belki teknolojiye olan bağımlılığımızı, belki de maddesel olarak göremeyeceğimiz bir şeye karşı bile sevgi duyabileceğimizi anlatıyordu; ne anlatmak istiyorsa izlerken gerçekten hissettiriyor. Sonunun daha güzel olabileceğinden bahsedenleri gördüm fakat var olan sonu filmin ağırlığını kaldırmış ve yumuşak bir son sunmuş, gerisini bize bırakmış bence. Imdb puanını da hak ettiğini düşünüyorum.
One good thing about music, when it hits you feel no pain.

Çevrimdışı Bay_Karamsar

  • ***
  • 796
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1415 : 11 Kasım 2017, 00:41:40 »
Ayla (2017)

Seyirciyi ağlatacağım amacıyla hareket edilmiş. Şikayetim yok. Savaşmak için gelmiş gurbetteki asker, savaş yetimini sahiplenir hikayesinin böyle bir potansiyeli var. Gerçek hikayeye dayandığından "gerçek" etkisinin hüzünlendirme derecesini arttırması da ister istemez olur. Yapımcılarda buna güvenmiş olacak ki dramatikleştirmeyi hep yarıda kesip bir sonraki duygusal ana atlamışlar.

En azından "Amacı gereği başarılı..." demek isterdim, lakin ne yazık ki bana pekte öyle gelmedi. Ortaya anlar atılıp seyirciden duygusallaşması beklenmiş. "Ağlaya ağlaya helak olacağım." hissiyatıyla gidilirse olunur. İşin senaryo ve kurgu kısmındaysa bunu sağlamak için yeterli çabanın verildiğini düşünmüyorum. Bir iki sahnede ancak. O da gerekli altyapı ve zaman bahşedildiğinden :-\

Filmin duygusal anlar sunmak haricinde pek bir derdi yok gibi. Savaş filmi desem, askerler ve savaş tecrübelerine dair pek bir şey sunulmuyor. Askerimiz övülüyor desem, topluca değil, bireysel başarılardan, özverilerden ve bir iki güzel sözden yola çıkılarak yapılan bir şeyler var. Savaş temalı macera desem, sadece izlemesi keyifli iki sahneye sahip.

Genel olarak, iyi bütçeyle çevrilmiş televizyon filmi havası hakim. Potansiyelinin yanlış veya aceleci tercihlerle harcandığı kanaatindeyim.

Olumsuz yönlerini bu kadar öne çıkarmamın sebebi, filmi beğenmemem değil. Şaşırmayın. Evet, kötü değil. Sinema değil de tv filmi olarak değerlendirirseniz güzel. Oscar Aday Adayı olarak sunulduğundan daha iyisini beklemiştim. Ağlatan filmlerde piyasa var diyerek Babam ve Oğlum olmaya çalışılmış. İç piyasada kar elde edebilmesi için doğru bir hamle. Ama hedefte ona göre küçültülmüş. Üstüne üstlük o küçültülen hedeflerde ulaşmak içinde yarım ve aceleci davranılmış.

Film boyunca, Kore Savaşı'na katılan askerlerimizin yorumları aklıma gelip durdu. Verdikleri kısa bilgiler beni Ayla'dakinden daha çok etkilemişti. "Savaş dediğin, yaşamak için insanın insanı öldürmesidir.", "Amerikalılar, Korelilere insan gözüyle bakmazdı.", "Kore'nin kışı serttir.", "Bizimkisi şehit olduğunda sahiplendiği çocukta kaçtı gitti."... Bu filmdeyse bunların hiçbiri yok :-\

Pekala, bu filminde konusu gerçek bir öyküye dayanıyor, biliyorum. Haber yapıldığı zamanı da hatırlıyorum. Etkilenmesem de ilginç ve hoş gelmişti. O hikayenden çıkartılan filmse bunu çarçur etmiş :-\

Teknik imkan ve çabalar ortadayken potansiyeli yüksek konular küçük hesaplara kurban edilmesin be :(
« Son Düzenleme: 11 Kasım 2017, 00:44:28 Gönderen: Bay_Karamsar »

Çevrimdışı Rosemary

  • **
  • 276
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
  • With tired eyes, tired minds, tired souls we slept
    • Profili Görüntüle
    • last.fm
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1416 : 16 Kasım 2017, 17:20:23 »
Son zamanlarda, Cüneyt Arkın'ın yarım yamalak izlediğim filmlerini şöyle baştan güzelce izleyeyim dedim. Aşağıdakileri izledim.

Oğul (1974)
Kuşçu (1973)
Vatandaş Rıza (1979)
Öğretmen Kemal (1981)
İnsan Avcısı (1975)
Kin (1974)

Cüneyt Arkın gerçekten çok büyük adam. Henüz hayattayken değerini bilmeli ve filmlerini izlemeliyiz. Ben zaten filmlerinin yarısını küçükken televizyondan izlemiştim. Büyüyünce de geri kalan filmlerini bir bir bitirdim. Gelelim yukarıda filmlere.

Oğul ve Kuşçu çok zayıf filmler, senaryo anlamında da bayağı fakirler. Bilginiz olsun Oğul'da Kahraman Kıral da var.

Bu listedeki en sağlam filmler Vatandaş Rıza ve Öğretmen Kemal. Vatandaş Rıza, klasik şekilde yumruğuyla adalet getiren Cüneyt baba filmlerinden ayrı bir noktada ve hatta bu filmde tek bir yumruk atmadan adaleti sağlamıştır Rıza. Öğretmen Kemal ise 1930'ların Türkiye'sinde geçiyor. Kemal öğretmenin, cehaletin hâkim olduğu bir bölgede talebe yetiştirme mücadelesini konu alıyor. Filmin en vurucu noktası ise Kemal öğretmenin Atatürk'ün ölüm haberini aldığı kısımdı. Cüneyt Arkın'ın muhteşem oyunculuğu o sahneyi zirveye taşımış, izlerken gözlerim dolmuştu.

İnsan Avcısı ve Kin ise klasik surata bak süngüye davran filmleri. Cüneyt babanın kötüyü gördü mü affetmediği, döner tekme manyağı yaptığı filmler. Ben bu iki filmi de sevdim, bu tarz kötülerle mücadele filmlerine asla hayır diyemiyorum. Hani Yıkılmayan Adam'da bardaki züppe gençler yaşlı dayıyla dalga geçmişti de Cüneyt baba gençleri terbiye etmişti. Sonrasında yaşlı dayı Cüneyt'in yanına gelerek, aradığım sensin evlat, demişti. Cüneyt de, aradığın kim ki gazi babam, diye cevaplamış yaşlı dayı ise şöyle demişti, ezilenin yanında ezenin karşısında olan. Belki şimdinin modern zamanında bu tarz şeylerin yeri pek yok ama olaya tarihsel bakarsak insan etkilenmeden duramıyor.

Bir de arkadaşlarımla Cüneyt Arkın filmlerini konuştuğumuzda kimi arkadaşlarım filmlerde çokça mantık hatası bulunduğunu söylüyor ve haklılar da. Ama bence bu filmlerde mantık aramak yerine verilen mesaja ve içerdiği samimiyete bakmalıyız. Varsın hiç kurşunu bitmesin Cüneyt babanın, varsın çatılardan atlasın, varsın yayanken bile peşindeki atlı kendisine yetişemesin. Belki yabancı filmlerden çok zevk aldık izlerken ama mertliği, sevgiyi, dostluğu, aşkı bu filmlerden öğrendim ben evvela. Hâlâ gözlerim dolarak izlerim çoğu Türk filmini. Vay be bu filmlere bulaştım mı hep duygusal konuşuyorum. Size bir sır da vereyim; bir gün Alın Yazısı filmindeki Ökkeş oğlu Haydar'ın, vagonda yaralı bir şekildeyken, güzel anılarını düşünmeden önceki görüntüsünü alarak çerçeveletip eve asacağım. Bir tarafta Haydar, ötekinde Euronymous, diğerinde Liv Ullmann, berikinde ise Lemmy, çok ilginç olacak gibi.

Ek: O görüntü için buraya bakabilirsiniz.
« Son Düzenleme: 16 Kasım 2017, 17:31:36 Gönderen: Rosemary »

Çevrimdışı sheril

  • **
  • 62
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1417 : 19 Kasım 2017, 13:31:53 »
Justice League (2017)

Beklentimin çok üstünde gayet güzeldi, tüm karakterler ayarında işlenmiş sadece wonder woman a yapılan yakın çekimlerde tamam anladık güzel kadın artik yetheeer dedirtti. Yönetmen değişikliği bariz belli oluyor, çokta iyi olmuş. Superman in hakkı sonunda verilmiş  olduğu sahneler muhteşemdi. Uzun lafın kısası sinemada çok keyif alarak izlenilecek bir film mutlaka tavsiye ederim

Çevrimdışı yavanna

  • **
  • 96
  • Rom: 1
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1418 : 20 Kasım 2017, 08:50:22 »
Justice League (2017)

Beklentimin çok üstünde gayet güzeldi, tüm karakterler ayarında işlenmiş sadece wonder woman a yapılan yakın çekimlerde tamam anladık güzel kadın artik yetheeer dedirtti. Yönetmen değişikliği bariz belli oluyor, çokta iyi olmuş. Superman in hakkı sonunda verilmiş  olduğu sahneler muhteşemdi. Uzun lafın kısası sinemada çok keyif alarak izlenilecek bir film mutlaka tavsiye ederim

Ve bence kadın güzel bile değil, yüzünde sevemediğim bir şeyler var ama bulamıyorum. Jessica Jones daha güzel misal.

Çevrimdışı yavanna

  • **
  • 96
  • Rom: 1
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1419 : 20 Kasım 2017, 09:30:27 »
Son zamanlarda, Cüneyt Arkın'ın yarım yamalak izlediğim filmlerini şöyle baştan güzelce izleyeyim dedim. Aşağıdakileri izledim.

Oğul (1974)
Kuşçu (1973)
Vatandaş Rıza (1979)
Öğretmen Kemal (1981)
İnsan Avcısı (1975)
Kin (1974)

Cüneyt Arkın gerçekten çok büyük adam. Henüz hayattayken değerini bilmeli ve filmlerini izlemeliyiz. Ben zaten filmlerinin yarısını küçükken televizyondan izlemiştim. Büyüyünce de geri kalan filmlerini bir bir bitirdim. Gelelim yukarıda filmlere.

Oğul ve Kuşçu çok zayıf filmler, senaryo anlamında da bayağı fakirler. Bilginiz olsun Oğul'da Kahraman Kıral da var.

Bu listedeki en sağlam filmler Vatandaş Rıza ve Öğretmen Kemal. Vatandaş Rıza, klasik şekilde yumruğuyla adalet getiren Cüneyt baba filmlerinden ayrı bir noktada ve hatta bu filmde tek bir yumruk atmadan adaleti sağlamıştır Rıza. Öğretmen Kemal ise 1930'ların Türkiye'sinde geçiyor. Kemal öğretmenin, cehaletin hâkim olduğu bir bölgede talebe yetiştirme mücadelesini konu alıyor. Filmin en vurucu noktası ise Kemal öğretmenin Atatürk'ün ölüm haberini aldığı kısımdı. Cüneyt Arkın'ın muhteşem oyunculuğu o sahneyi zirveye taşımış, izlerken gözlerim dolmuştu.

İnsan Avcısı ve Kin ise klasik surata bak süngüye davran filmleri. Cüneyt babanın kötüyü gördü mü affetmediği, döner tekme manyağı yaptığı filmler. Ben bu iki filmi de sevdim, bu tarz kötülerle mücadele filmlerine asla hayır diyemiyorum. Hani Yıkılmayan Adam'da bardaki züppe gençler yaşlı dayıyla dalga geçmişti de Cüneyt baba gençleri terbiye etmişti. Sonrasında yaşlı dayı Cüneyt'in yanına gelerek, aradığım sensin evlat, demişti. Cüneyt de, aradığın kim ki gazi babam, diye cevaplamış yaşlı dayı ise şöyle demişti, ezilenin yanında ezenin karşısında olan. Belki şimdinin modern zamanında bu tarz şeylerin yeri pek yok ama olaya tarihsel bakarsak insan etkilenmeden duramıyor.

Bir de arkadaşlarımla Cüneyt Arkın filmlerini konuştuğumuzda kimi arkadaşlarım filmlerde çokça mantık hatası bulunduğunu söylüyor ve haklılar da. Ama bence bu filmlerde mantık aramak yerine verilen mesaja ve içerdiği samimiyete bakmalıyız. Varsın hiç kurşunu bitmesin Cüneyt babanın, varsın çatılardan atlasın, varsın yayanken bile peşindeki atlı kendisine yetişemesin. Belki yabancı filmlerden çok zevk aldık izlerken ama mertliği, sevgiyi, dostluğu, aşkı bu filmlerden öğrendim ben evvela. Hâlâ gözlerim dolarak izlerim çoğu Türk filmini. Vay be bu filmlere bulaştım mı hep duygusal konuşuyorum. Size bir sır da vereyim; bir gün Alın Yazısı filmindeki Ökkeş oğlu Haydar'ın, vagonda yaralı bir şekildeyken, güzel anılarını düşünmeden önceki görüntüsünü alarak çerçeveletip eve asacağım. Bir tarafta Haydar, ötekinde Euronymous, diğerinde Liv Ullmann, berikinde ise Lemmy, çok ilginç olacak gibi.

Ek: O görüntü için buraya bakabilirsiniz.

Çok severim kendisini. Ağabeyim hayranıdır hatta TV açar Cüneyt Arkın filmi varsa izler yoksa kapatırdı. Tarık Akan ve Kemal Sunal da öyle. Aramızdan ayrılmış olmalarına hala inanamıyorum. Ne güzel göndermeli filmlerdi onlar öyle. Şimdi izlediğimiz koca koca telefonlar filmlerde de dizilerde de. Mantık hatası aramak yersiz. Dönem şartlarında çok da güzel verilmiş mesaj. Şu an yapılan bir sürü yerli/yabancı yapımda da var bu hatalar, kaldı ki ne oyunculuklara göz yumuyoruz.

Ve bir de şöyle bir resim görmüştüm böbiler'de paylaşmadan edemicem;




Çevrimdışı Bay_Karamsar

  • ***
  • 796
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1420 : 20 Kasım 2017, 13:00:10 »
Jim & Andy: The Great Beyond (2017)

Jim Carrey'nin rol yapma deneyimlerini anlatmaya başlayıp varoluşa bağladığı belgesel. Filmdeki rolüm neydi? Rolünü oynadığım kimdi? Rol yaparken ben kimim? Rol yaparken etrafımdakiler üstündeki etkim ne? Yaptığım doğru mu yoksa yanlış mı? Falan da filan da gidiyor.

Rolünü yaptığı insana dönüşmesi set ekibini esir almış. Jim yerine Andy'le muhatap olduklarının farkındalar. Andy'nin babasını oynayan oyuncu Carrey'le Andy'miş gibi tartışıyor. Ardından makyajcı kadın kendi babasıyla olan ilişkisini hatırlayıp ağlıyor. Yönetmen Milos Forman, Carrey'nin rolü yaşamasının önemini fark etmiş. Fazla ses çıkarmıyor. Sadece taşkınlıklarını kontrol etmeye çabalıyor.

İlginç bir belgesel olmuş.

Çevrimdışı valarrr

  • **
  • 58
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1421 : 20 Kasım 2017, 13:31:23 »
Ayla

Çok abartıldığı gibi bulmadım açıkçası. Oscar adayı diyorlar ama bence Oscar'ın yanından bile geçemez. Sahneler çok hızlı geçiyor. Hikâyeye odaklanılamıyor başlarda. Birkaç küçük çarpışma sahnesi yaşanıyor onlar da çok kaliteli ve gerçekçi değil açıkçası. Sonlara doğru  göz yaşartabilir ama o kadar da olsun. Ağlaya ağlaya öldük diyenler nasıl yaşadılarsa filmi artık bilemeyeceğim ki yanımda sulu göz bir arkadaşım da vardı (kendisi Nolan'ın Batman üçlemesinin sonuncu filminde ağlamış bir insan düşünün!) o da çok etkilenmedi. Ya da büyük beklentiyle gittiğimiz için böyle oldu bilemeyeceğim.
Mantık sizi A’dan B’ye götürür. Hayal gücü ise her yere…

Çevrimdışı Celebhol

  • **
  • 204
  • Rom: 8
    • Profili Görüntüle
    • Komedya Dünya
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1422 : 21 Kasım 2017, 16:31:45 »
Wonder Woman (2017)

Çizgiromanların bir hayranı olarak berbat buldum. Bundan bağımsız bir film olarak da vasatın altındaydı. Adaptasyonların birebir yapılmasını bekleyen bir insan değilim, kaliteli olduğu ve orijine saygı duyduğu sürece severim. Ghost in the Shell'in filmini bile doğru yönde bir adım olarak görmüştüm, pek çok eksiği olsa da. Ancak bu film, hem bir adaptasyon olarak hem de bir film olarak oldukça kötü.

Senaryoda olacak her şey ama her şey tahmin edilebiliyor, bunu öngörmek için çizgiromanlara gerek yok. Tahmin edilebilir hikayelerin keyifli olduğu örnekler var ama onları öyle kılan ne varsa, WW'de eksik. Dövüş sahnelerinde, özellikle başlarda, çok fazla ve kötü şekilde yavaş çekim kullanılmış ve bu alınan keyfi azaltıyor. Son savaşın pek de keyif alınabilir bir yanı da yok; bekleneni karşılamıyor.

Diğer bir sorun, filmde her şeyin klasik bir Hollywood aptallaştırmasına uğraması. Almanlar, Birinci Dünya Savaşı (BDS) olmasına rağmen, yine akıl almaz derecede kötü. Amerikalılar, iyiliğin önde gidenleri, ahlakın koruyucuları. Çizgiromanda Amazonların bile çok büyük günahlar işlediği zamanlar var, özellikle erkek katli konusunda ama burada iyi adamlar akıl almaz derecede saf. Diana'nın bir aptal gibi duruma yaklaşması da var. Adaya gelen birisinden iki laf duyuyor, bir çatışma görüyor ve kimin iyi, kimin kötü olduğunu anında anlıyor. Hayır, Diana bu kadar aptal birisi olmadı hiç bir zaman. Bir savaşçı kültüründen geliyor ve savaşın neler getirebileceğinin gayet iyi farkında. Karakterin genel olarak bir aptallaştırılması var zaten. Diana saftır ve dondurmayı ilk keşfetmesi gibi anlar ana materyalde de vardır. Ancak bu saflığı Thor gibi olması, yani farklı bir kültürden gelmesi ve iyi yürekli olmasından kaynaklanır. Burada ise optimist bir ergen gibi savaşın kötülüğünü ve boyutunu bir türlü kavrayamıyor. Karakterine tamamen aykırı bir davranış. Savaşçı ve cesur ruhunu sığlıkla yozlaştırıp, bu hale getirmişler. Steve resmen bir çocuğu güden ebeveyne dönüştürülmüş, Diana da o çocuk.

Senaryodaki boşluklar da garip. Amazonlar yüzlerce dili çok iyi şekilde biliyor ama evlilik vb. kavramlardan haberleri yok nedense çünkü biliyoruz ki bu tarz kavramlar yüzlerce kültürün hiç birinde önemli değildir. Zaten Amazonların kökeni de çok saçma olmuş. İnsanların, daha doğrusu "men" yani hem erkek hem de insan anlamında kullanılan bir kelime, günahlarını düzeltmek için yaratıldıkları söyleniyor. Çok... garip bir seçim. Kadınlar çok üstün varlıklar veya tam tersi, erkeklerin arkasını toplamak için var gibi bir algı oluşturuyor istemeden, ki çizgiromanlarda durum böyle değildir.

Senaryonun bir iki yerde potansiyel gösterdiği oldu ama bunlar ya çok küçük anlar ya da çok kötü işlenmişler.

Spoiler: Göster
Ekipteki askerin PTSD yaşaması, Kızılderili'nin Amerikalılar hakkında laf ettiği yer, ve Ares'in insanlık hakkındaki sözleri. Ancak bu sözleri de aslında oldukça basit ve filmin başından itibaren bariz olan şeyler. "İnsanlık vahşi" mi?
 Vay be, kimse tahmin edemiyordu! İzleyen herkes Ares olduğu için BDS'nin çıktığını düşünüyordu zaten. Büyük plot twist bu mu gerçekten? Plot twist demişken, Diana'nın Tanrı Öldürücü olduğu filmin başından belliydi (burası çizgi romanlarda yok, cidden ilk 15 dk.de anlaşılıyor bir şey bilmeden). Ancak ikinci büyük plot twist de bu güya. Vay canına,
 yerimde duramıyorum şaşkınlıktan, ne kadar yaratıcı bir senaryo. Zaten gücünü elde edince Ares'i tekledi neredeyse,
 ki ne bileyim, ergen animelerine ilk başlayan 12-13 yaşındaki çocuklara zevk verir bu. O da, yeni gördükleri için böyle bir şeyi. Karakter feci şekilde dayak yer, "gerçek gücünü" açar ve kimliğini öğrenir, ve kötü adamı daha feci şekilde döver.


Rotten Tomatoes'da eleştirmenlerin %92'si tavsiye etmiş, izleyicilerin %89'u da beğenmiş. Tipik ABD'li, sığ ve kitle üretim aksiyon sevenlere hitap eden aşırı basit ve "vatan, millet, Missouri" modunda bir film olması bunda etkili. Eleştirmenlerin bu kadar çok tavsiye etmesiyse büyük ihtimal bir kadın kahraman filmi olması, Catwoman gibi garabetlerden dolayı üstünde çok baskı olması vb. sebeplerden dolayı. Buna rağmen, her yerde bir çok kişi filme bayıldı. İnsanların sığ şeylere tapınması yeni bir olay değil ama yine de üzüyor. Her şeyin içi boşaltılıyor ve insanlar buna bayılıyor. Bu salak sistemde özgün değeri, bir anlamı olan her şey boğulup gidiyor.

İyi bir WW filmi istiyorsanız, Justice League animasyonlarını izleyin veya WW'nin kendi animasyon filmine bakın (o da mükemmel değil ama çok daha iyi). Bu film ise, Wonder Woman'a bir hakarettir.

Not: Filmde Almanların veya Türklerin kötü adam olarak gösterilmesiyle bir sorunum yok. Savaşta her ülke kötüdür ve iğrenç şeyler yapmıştır, biz de dahil. Katliam hiç bir topluma yeni değil ve ender görülen bir şey de değil; savaş tarihimizle alakalı saçma sapan sanrılara kapılan birisi değilim. Sorunum, sadece bu ikilinin kötü adam olması ve arada bu kadar büyük bir uçurum olması.
« Son Düzenleme: 21 Kasım 2017, 16:52:16 Gönderen: Celebhol »

İşte gülüyorlar: beni anlamıyorlar; ben bu kulaklara göre ağız değilim.

Çevrimdışı Rosemary

  • **
  • 276
  • Rom: 11
  • Cinsiyet: Bay
  • With tired eyes, tired minds, tired souls we slept
    • Profili Görüntüle
    • last.fm
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1423 : 22 Kasım 2017, 01:20:55 »
yavanna, vay be sevindim bak bunu duyduğuma, ağabey de adam gibi adammış desene. Benim de küçükken en sevdiğim şey soba, çay ve çekirdek üçlüsü eşliğinde Türk filmi izlemekti. Çay sobanın üstünde fokur fokur kaynarken ben de ne heyecanlanırdım Battal ile Ustam Hammer güreş tutarken.

Bir de o zamanlar aile çevresinde bir tek bizde vcd-player vardı ve dayım yanlışlıkla erotik yüklü bir film kiralayıp sevinçle bize gelip "hele bi' çay koyun da şu filmi ağız tadıyla izleyelim" demişti ve sonrasında ne gülmüştük hey gidi hey. Haftada en az birkaç gün sinema günü olurdu bizde. Dayı, teyze, kuzen, aile dostları kim varsa toplanırdı. Ama dayım ve dayımın kankası (tam olarak annemin halasının oğlu olur) sayesinde gerçekten çok nefis filmler izlemiştik. De Niro, Tom Hanks, Robin Williams gibi adamları onlardan öğrenmiştim. Dayım her Tom Hanks filminde istisnasız "bu namussuz yaman artist" derdi. Sene 2002 ya da 2003'tü galiba ve Yüzüklerin Efendisi'nden ilk defa haberdar olmuştuk. Yüzük'ü izlediğimizde ev o kadar kalabalık olmuştu ki hem sobaya bir şey atmamıza gerek kalmamış hem de filmi ayakta izlemiştim, aslında bunu uygun bir yerde uzun uzun anlatayım çünkü bayağı ilginç şeyler barındırıyor.

Foto da yakıyor cidden. Cüneyt Arkın özellikle 70 öncesi filmlerde gerçekten çok yakışıklı ve genelde tatlış filmlerde oynamış. Sonrasında zaten karizmaya dönüşüyor.

Çevrimdışı yavanna

  • **
  • 96
  • Rom: 1
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: En Son İzlediğiniz Film?
« Yanıtla #1424 : 22 Kasım 2017, 09:38:32 »
yavanna, vay be sevindim bak bunu duyduğuma, ağabey de adam gibi adammış desene. Benim de küçükken en sevdiğim şey soba, çay ve çekirdek üçlüsü eşliğinde Türk filmi izlemekti. Çay sobanın üstünde fokur fokur kaynarken ben de ne heyecanlanırdım Battal ile Ustam Hammer güreş tutarken.

Bir de o zamanlar aile çevresinde bir tek bizde vcd-player vardı ve dayım yanlışlıkla erotik yüklü bir film kiralayıp sevinçle bize gelip "hele bi' çay koyun da şu filmi ağız tadıyla izleyelim" demişti ve sonrasında ne gülmüştük hey gidi hey. Haftada en az birkaç gün sinema günü olurdu bizde. Dayı, teyze, kuzen, aile dostları kim varsa toplanırdı. Ama dayım ve dayımın kankası (tam olarak annemin halasının oğlu olur) sayesinde gerçekten çok nefis filmler izlemiştik. De Niro, Tom Hanks, Robin Williams gibi adamları onlardan öğrenmiştim. Dayım her Tom Hanks filminde istisnasız "bu namussuz yaman artist" derdi. Sene 2002 ya da 2003'tü galiba ve Yüzüklerin Efendisi'nden ilk defa haberdar olmuştuk. Yüzük'ü izlediğimizde ev o kadar kalabalık olmuştu ki hem sobaya bir şey atmamıza gerek kalmamış hem de filmi ayakta izlemiştim, aslında bunu uygun bir yerde uzun uzun anlatayım çünkü bayağı ilginç şeyler barındırıyor.

Foto da yakıyor cidden. Cüneyt Arkın özellikle 70 öncesi filmlerde gerçekten çok yakışıklı ve genelde tatlış filmlerde oynamış. Sonrasında zaten karizmaya dönüşüyor.

Yüzük mü? Anı mı? Büyük bir zevkle dinlemeye hazırım ((: