Kayıt Ol

Tapınağın Haini

Çevrimdışı Acmert

  • **
  • 268
  • Rom: 24
    • Profili Görüntüle
Tapınağın Haini
« : 26 Ocak 2013, 21:07:50 »
Biraz önceki rahatsız edici görüntüden nasibini almış olan Rolf, kaçmak için aceleyle bir at arıyordu. Bir tanesi bir ağacın yanındaydı. Yaralı olabilirdi ya da bağlanmış. Ancak bunu düşünmek için zamanı yoktu.
Kardeşlerinin peşinden gitmeli ve Hanedan’a rapor vermeliydi. Zaten kalırsa öldürülecekti. Atın yanına vardığında onun karnının yakınına bir hançer saplandığını gördü. Ancak bu hançer daha yeni saplanmıştı. Arkasını döndü ve hançeri fırlatanı gördü. Çevresi mor halkalarla dolmuş, kırmızı gözler.

Kılıcını çekti. Ölümüne bir dövüş olacak bu diye düşündü. Ancak benim ölümüme…

Adam ona yaklaştı. Sol eliyle yüzüne düşmüş uzun ve sarı saçlarını geriye attı. Koyu kırmızı bir zırh giymişti. Sol omzunda bir omuzluk vardı fakat çatlaktı. 

“Seni neden öldüreceğim?” dedi. Sesi korkunçtu. Çatallıydı ve sert bir aksanı vardı. Ortak dilde konuşsa da eski zamanlardaki warg lisanı denen lisanı konuşuyor gibiydi. Sağ ve sol tarafından beline asılmış iki pala çıkardı.

“İstersen öldürmeyebilirsin,” dedi Rolf. Ölmemek için her şeyi yapardı. Yalvarmak da dâhil. “Bana katıl. Hanedan üyeleri senin gibi birine hayatında sahip olamayacağın kadar para verir.”

“Sen ne kadar alıyorsun?” diyerek sordu. Ama pek ilgili değildi.

“Günde 125 Lucir. Öldürdüğüm her Kızıl içinse bir Pudar.”

“Yani Hanedan’a ulaşabilirsen, bir Pudar kazanacaksın. Bir Pudar’la ne alabilirsin Rolf?”
Rolf titredi. “Sensiz ulaşamam biliyorsun.” Ardından ekledi. “Bir köşk alabilirim.”

“Ulaşamayacaksın…” kırmızı gözlerini doğrudan Rolf’a dikti. “Hanedanda dört köşkün mü var, Rolf? Öldürdüğün her bir kardeşim için bir köşk. Kardeşlerime değdi mi? Kardeşlerine?”

Rolf tekrar titredi ve dizlerinin üstüne çöküp hıçkırmaya başladı. “Ben- hiç-ç isteme- istemedim kardeşim.”

“İstedin Rolf,” Diz çöken adamın önüne geldi ve kılıçları Rolf’un boynuna çaprazlamasına yerleştirdi. “Ve şimdi öleceksin. Dört kez!”

Rolf palalardan kurtularak ayağa fırladı ve kılıcını kınından çekerek geriledi. “Bu sefer beni öldürmene izin veremem, kardeşim. Seni öldüreceğim.”

Adamın dudakları gülümsemeye benzer bir şekilde kıvrıldı. Ancak bu onun nefret işaretiydi. Bir Kızıl asla gülümsemezdi. 

Kızıl adam sırtındaki kalın, deri kaplı kalkanı yerinden çıkarttı ve Rolf’un önüne doğru attı. “Buna ihtiyacın olacak,” dedi. Rolf bunun bir aşağılama olduğunu anladı fakat o haklıydı. Ona ihtiyacı olacaktı. Kalkanı almak için eğildi. Bu sırada Kızıl Adam sırtına bağlanmış, küçük hançerlerden birini adama fırlattı. Bu hareketi yapacağını son anda anlayan Rolf kalkanını kaldırdı ve hançer kalkana saplandı.

Rolf tekrar ayağa kalktı. “Bir Kızıl’ın asla hile yapmayacağını sanardım.”

“Sen de bir Kızıl olabilirdin, Rolf,” dedi adam. Gözlerini kıstı ve ona acıyarak baktı. “Şu anda gözümde bir soylusun. Lord Hain.”

Kızıl adam ona doğru koşturdu. Bu sırada Rolf kalkanını eğik bir şekilde kaldırdı. Kızıl Adam ona karşı öldürücü bir hamle yapamayacağını anladı ve kalkanın üstüne basıp adamın üstünden atlamakla yetindi. Rolf adamın ağırlığına üstün geldi ve düşmemeyi başardı. Sağ elindeki kılıcı arkası dönük Kızıl’a doğru savurdu ve sırtında uzun ama derin olmayan bir kesik açtı.

Kızıl acıyla inledi fakat hemen toparlandı. Çektiği acı onu daha da güçlendirmiş gibiydi. “Gaz goran ruvargas,” diyerek küfretti. “Artık dilimizi de anlayamıyorsundur.”

Rolf adamın bacaklarına doğru savurdu bu sefer kılıcını. Kılıçlar çarpıştı ve Rolf kılıcını tekrar kaldıramadan Kızıl Adam dönerek adamın kafasına doğru iki palayı da savurdu. Kalkan bu güçlü darbeye dayanamayarak çatladı ve yere düşerek parçalandı. Rolf bir adım geri zıpladı.

Kızıl adam iki palayı da kullanarak önce bacaklarına, sonra doğrudan karnına savurdu. Her birini refleksle savuşturdu. Kızıl adam bir palayı bacağa bir diğerini ise kafasına savurunca Rolf bir seçim yaparak kafasını kurtardı.
Sol diz kapağına gelen kılıç adamı yere düşürdü. Acıdan gözlerinden yaş geldi Rolf’un. “Aah!” diye inledi ve merhamet diledi Kızıl Adam’dan.

Kızıl adam en başındaki gibi yaptı ve bu sefer kanla ıslanmış palaları adamın boğazına götürdü.

“Yalvarırım,” dedi Rolf. “Seninle tapınağa gelirim. Kan orucu tutarım. Gözlerim kızıllaşana kadar kan içerim. Olur mu? Ha? Dua ederim. Öldürdüğüm her bir kardeş için bir kez ölürüm. Ancak onunda yaşamama izin verin. Yalvarırım.”
Kızıl Adam onu dinlemiyordu. “Öleceksin,  Lord Hain. Mavi olmayı hak etmedin. Asla kırmızı olamayacaksın. Ve senin canlı halini asla tapınağa sokmam.”
 
Rolf son bir kez gözyaşı döktü. Kızıl Adam havaya baktı, dua etti ve ardından adamı dört kez öldürdü.

Çevrimdışı Quad

  • *
  • 28
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
    • Other World
Ynt: Tapınağın Haini
« Yanıtla #1 : 27 Ocak 2013, 03:14:34 »
Betimlemeleri az bulmakla beraber, beğendiğimi söyleyebilirim. Diyaloglar konusunda eleştirimi mazur görün lütfen. Daha sarsıcı ve etkileyici diyaloglar kullanmanızı öneririm. Genel olarak başarılıydı. Kaleminize sağlık.

Çevrimdışı Acmert

  • **
  • 268
  • Rom: 24
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tapınağın Haini
« Yanıtla #2 : 27 Ocak 2013, 10:44:29 »
Betimlemeleri az bulmakla beraber, beğendiğimi söyleyebilirim. Diyaloglar konusunda eleştirimi mazur görün lütfen. Daha sarsıcı ve etkileyici diyaloglar kullanmanızı öneririm. Genel olarak başarılıydı. Kaleminize sağlık.

Çok özenerek yazılmış bir yazı değildi zaten, eğer devamını getirmek istersem eleştirdiğiniz noktaları dikkate alacağım. Teşekkürler.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Tapınağın Haini
« Yanıtla #2 : 27 Ocak 2013, 10:44:29 »