Kayıt Ol

Taş Duvarlar

Çevrimdışı Acmert

  • **
  • 268
  • Rom: 24
    • Profili Görüntüle
Taş Duvarlar
« : 03 Mart 2013, 21:08:14 »
Huzurla inşa etmekte olduğu duvara baktı. Sadece birkaç saatlik bir çalışmanın ardından ilk kez yürümeye başladığı andan itibaren çalıştığı labirenti tamamlamış olacak ve kendini buraya hapsedecekti. Daha güzel ne olabilirdi?

Ahmet, el çantasını masasının üzerine bıraktı. Sol eliyle çantanın askısından tutup, diğer eliyle içinden ciltli, kalın ve birinin kafasına vurduğunda bayıltacak düzeydeki bir kitabı aldı. İnşacının El Kitabı yazıyordu devasa kitabın üzerinde.

Masanın arkasına geçti ve çekmecelerden birini açıp, içindeki bir el boyutundaki, kırmızı renkli tuğlayı çıkardı. Masanın üzerine koyduğunda tuğlanın birkaç küçük parçası kırıldı ve maun masanın üzerinin tozlanmasına neden oldu. Ahmet, elini tuğlanın üzerine hafifçe dokundurdu. Ardından hızla çekip, sanki kendisini durduracağından korkarmış gibi elini müthiş bir hızla tuğlaya vurdu.

Tuğladan birkaç parça daha ayrıldı ancak tuğla Ahmet’in eline göre şanslı sayılırdı. Elini çevirip içine baktığında tuğlanın çıkıntılarının elinde kanlı izler bıraktığını gördü. Ancak kanın etin içinde mi dışında mı olduğu anlaşılamıyordu.

Ahmet elini havada salladı ve acının kaybolmayacağını bildiği halde kaybolmasını arzu ederek biraz bekledi. Acı geçmedi. Sağlam eliyle bir tuğlayı aldığı çekmecenin altındaki gözden bir krem çıkardı ve kremi elinden geldiğince kanlı yerlere sürdü. Aslında beyaz olan krem kanla birleşip kızarınca kanın içeride değil, dışarıda olduğunu anlamış oldu.

Yine kremin olduğu gözden çıkardığı bir sargı bezini el yordamıyla eline sardı köşesinden bir düğüm atıp, rahatladı. Tuğlayı ve diğer malzemeleri çekmecelere koyup, cebinden çıkardığı küçük bir anahtarla kilitledi.

Masanın arkasındaki koltuğuna oturdu ve devasa kitabı sargılı olmayan eliyle kucağına aldı. Sargılanmış eliyle de sayfaları hızlı hızlı çevirerek son sayfasına geldi ve tekrar okumaya başladı.

“…küçüklüğümüzde bize aslında hayatın sonsuz ve sınırsız olduğunu aşılamaya çalışan dış güçlerden kurtulduğumuzda aslında tam da olmamız gereken yere, sınırlarımıza döndük. Taş Duvarlar ve diğerleri olmalıydı hayatımız. Kimse daha fazlasını istememeliydi, daha fazlasını istemek Taş Tanrı’ya ve Büyük İnşacı’ya korkunç bir saygısızlık olmaz mıydı?
Şüphesiz ben size elimden geldiğince bir rehber olmaya çalışıyorum. Taş Tanrı’nın zihin birliğine giriştiği Büyük İnşacı da okumayı öğrenebilmiş olsaydı, benim yaptığımdan çok daha fazlasını size aktarır ve kalbinizdeki sınırsızlıkla yaratılmış korkunç karanlığı nur ve Taş aydınlığını içimize, kalbimize ve ciğerlerimize doldurabilirdi. Yapamaması da bana bu kitabı yazmak gibi büyük bir sorumluluk yüklemiş oldu.

Ancak Büyük İnşacı’nın da yaptıklarını görmezden gelmek çok büyük bir küfürdür. Benim gibi sadece bildiklerini aktaran bir yazar ile Büyük İnşacı’yı kıyaslamak, Taş Tanrı ile Büyük İnşacı’yı kıyaslamak kadar çirkin bir davranış olurdu.

Birinci kısımda yani inşacılığın temel kurallarını öğrettiğimiz, gelenekleri, inşa şekillerini anlattığımız kısmın ardından şimdi de, neden inşa ettiğimizi, neden tüm hayatımızı duvarlar yapmak uğruna harcadığımızı anlatmış olduk. Unutmayın, Taş Tanrı sadece inşa edenleri sonsuzluktan korur ve ölüm geldiğinde yalnızca o sizi sonsuz yokluktan koruyacaktır.”


Ahmet kitabı kapattı ve yüzünde hafif bir gülümsemeyle yeniden aydınlandı. Bundan daha mükemmel bir dünya olabilir miydi? Ve sonra içini sonsuz bir huzur kapladı.

O anda her şey durdu. Sonsuzluk, içine işlediği anda, tüm beynini müthiş bir küfre ve yanılgıya düşmüş gibi hissetti. Neden taş duvarlar inşa ediyorlardı? Ne amaçla? Kime hizmet ediyordu bu duvarlar? İnşa ettikleri bir avuç duvar içinde yaşamak haksızlık değil miydi? Koskocaman bir dünya varken, saçma sapan bir duvar topluluğu arasında yaşayıp kendini her şeye, her türlü düşünceye kapamak doğru muydu? Düşündü. Sorguladı.

Hayır, düşünmemeliydi. Düşünemezdi. Düşünce sonsuz bir boşluktu ve sonsuzluğun içine işlemesine izin verdikçe küfre sürüklenecek ve hem yaşarken dışlanacak hem de öldükten sonra sonsuz bir azap geçirecekti. Buna izin veremezdi. O anda yerdeki kapı açıldı ve içeri merdivenlerin son basamağını tırmanan bir adam geldi. Adam gülümsüyordu.

Ahmet’in eline baktı. “Bugün çalışmaya erken başlamışsın.”

Ahmet ona şüpheyle baktı. Sonsuzluğun içine işlemesinden haberdar mıydı? Bu yüzden mi buraya gelmişti? “Neler oluyor?” diye sordu.

Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu. Bundan sonra Ahmet adamın elindeki devasa çekici fark etti.
Korktu. Sonsuzluk ve bunun düşüncesi büyük bir küfürdü elbet, yok edilmesi gerekirdi. Ama ölmek istemiyordu. Ölemezdi. Yine de kaderine mahkum olmak zorundaydı. İnşacılıktan başka ne yapabilirdi ki? Adam ona çekiçle yaklaştı ve dizlerinin üzerine düşmüş Ahmet’in yanına geldi.

“Suçunu biliyor musun?” dedi ona.

“Düşünmek, sorgulamak ve sonsuz özgürlüğe kavuşmak...”

“Haklısın,” dedi adam gülümseyerek. “Yok edileceksin. Ben de yok olacağım. İnşa ettiğin duvarlarında. Taş Tanrı hiç olmadı. Büyük İnşacı seni ve diğer insanları hapsetmek isteyen bir yalancıydı. Belki bunları da düşünmüşsündür, belki düşünmemişsindir. Ölmeden önce bilmelisin.”

Ahmet gülümsedi. Azap olmayacaktı. Tek yapması gereken kendini adama bırakmaktı. Bıraktı.

Yok oldu.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Taş Duvarlar
« Yanıtla #1 : 04 Mart 2013, 13:36:55 »
Hikaye şu kitaptan alıntı kısımlarına kadar baya bir yalpalıyor. Anlatım bozuklukları ve kelime tekrarları (Örneğin: tuğla kelimesi) göze çarpıyor fakat o noktadan sonra kendinize güveniniz gelmiş ve asıl anlatmak istediğinizi yazmaya başlamışsınız ve bu da cümle yapılarını daha bir düzene sokmuş.

Hikayeniz dediğim gibi kitap alıntısı kısımlarından sonra ilgi çekici olmaya başladı ve sonuna kadar büyük bir ilgiyle okudum. Bu konuda sizi tebrik ederim fakat çok çok az şeyi açıklamışsınız. Mesela sonunu 3-4 kere okumama rağmen hala baş rol karakterimizin Taş Tanrı aslında olmadığından mı yoksa sonsuz düşüncesinden dolayı mı öldürüldüğü net değil.

Bu ufak tefek aksaklıklar hariç anlatımınız oldukça güzel. Uzun olmasından korkmadan yazarsanız hikayelerinizde çok daha başarılı olacağınızı düşünüyorum.

Elinize sağlık.

Çevrimdışı Acmert

  • **
  • 268
  • Rom: 24
    • Profili Görüntüle
Ynt: Taş Duvarlar
« Yanıtla #2 : 05 Mart 2013, 17:07:01 »
Eleştirilerin için teşekkür ederim Buğra abi, elimden geldiğince kendimi düzeltmeye çalışacağım.

Öykünün sonunda karakter, sonsuz düşünceye kavuşmasından dolayı öldürülüyor. Yani Ahmet'in yaşadığı dünya Büyük İnşacı isimli kişinin, Taş Tanrı adı altına sığınarak insanları kandırdığı bir dünya. Onları tüm hayatlarını Taş Duvarlar yapma yolunda harcamaları gerektiği konusunda kandırmış. Ve bu dünyaya inanmayan insanlar belirlenip, yok ediliyor. Bu konuda biraz Bin Dokuz Seksen Dört'ten esinlendim diyebilirim.

Aslında hikayelerimde uzun olmasından korkmuyorum. Uzun yazdıkça hikaye benden, ben de hikayeden bıkıyorum o yüzden kısa tutmayı tercih ediyorum.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Taş Duvarlar
« Yanıtla #2 : 05 Mart 2013, 17:07:01 »