Kayıt Ol

Tatlı

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Tatlı
« : 04 Ağustos 2012, 03:48:31 »
Tatlı
[/b]
Böcek, adamın uzuvlarının kalan son kısımlarını da yiyordu. Adam böceğe baktı ve konuştu; Burası hala aynı geliyor.
“Nasıl yani.” Dedi böcek
“Hıh, çok eskiden annemle gittiğimiz bir yazlığımız vardı, duvarları orayı andırıyor. Sanki şehrin kalabalığında bir yaz evi. Aslında ev bile değil, bir boşluk. Sanki İstanbul’un kalabalığında unutulmuş ve yaşam alanımı oluşturduğum bir yer.”
“Böcek yuvası gibi…”
Gülümseme
“Sana başka bir hikaye anlatacağım böcek, dinler misin beni?”
“Dinlerim.”
“Dinle, öyleyse. Bu yeni bir hikaye.”

-
[/b]

İstanbul’da güneşli bir gündü. Küçük, tatlıcı dükkanının kapısı mırıldanarak açıldı. Üzerindeki zil yeni bir müşterinin ya da birkaçının geldiğini dile getiriyordu. Bıkkınca. Zilin kaderi buydu ve kader bilinmedik bir şeydi. Biri kısa diğeri uzun saçlı iki genç kadın kapıda durmuş ve dışardaki kalabalığı sanki birden kaybolmuş gibi hissettiren bu küçük dükkana tuhaf ama istekle bakıyorlardı. Tezgahın ardındaki adam onlara acele etmelerini istercesine bir el hareketi yaptı ve of çekti. Dükkanı inceleyen kadınlar bu el hareketini yakaladı ve arzuyla yaklaştılar.
“Bayım, biz burayı çok duyduk ama çok zor bulduk. Bu dolambaçlı sokaklar bizi önünüze getirdi. Ama burası tam da arzuladığımız…”
“Üst katta masalarımız var.” Diye kesti adam kadının sözünü.
Bunun üzerine iki kadın da gülümsedi ve rahatladı. Belli ki uzun bir zaman geçirmeye niyetleri vardı ve bu yeni müşteriler aslında çok eski bir manzaraydı.
“Yukarı çıkın, birazdan yanınızda olurum.” Dedi adam.
Üst katta sadece iki adet masa vardı ve sadece biri pencere kenarına konulabilmişti. Ufaktı ama kadınlara yetmiş gibi gözüküyordu. Dışarıda sürekli hareket eden şekilsiz bir kalabalık vardı. Kadınlar aptalca dışarı izliyordu. Ama kalabalığın içindeyken etrafını izlemezdi insan… Adam, kadınları tezgahın arkasındaki gizli bir ekrandan izliyordu. Az sonra yanlarına çıkacak ve kibar sayılmayacak bir serviste bulunacaktı.
Ayak sesleri üzerine kadınlar odanın kapısına doğru döndü ve tatlı ustasının gelişini seyretti.
“Menünüz yok mu? Ya pasta?”
“Burada pasta yapmıyoruz, sadece tatlılar, ” dedi adam. “Bunu bilmeden gelmediğiniz açık.” Adam dükkanını tek başına işletse de çoğul konuşmuştu ve soruya alınmışa benziyordu. Ellerinde ballı, çikolatalı ve peynirli tatlılardan oluşan üçer tabak getirmişti. Her birinin üzerine farklı soslar dökülmüştü. Tabakları masaya bıraktı ve alt kata indi.
“Ne tuhaf biri.” Dedi uzun saçlı kadın.
“Bence alışmak gerek.” Dedi diğeri. “Çok otantik, unutulmuş gibi bir yer. Böyle bir yere ihtiyacım vardı, tatlılar enfes gözüküyor.”
“Ya, öyle.”
Kısa saçlı kadın diğerine gülümsedi ve elini sıktı. “Keyfini çıkaralım.”
Bu genç kadınlar, o kadar hızlıydılar ki ikinci porsiyonlarını bile sipariş etmişlerdi. Yanında sadece su içiliyordu ve başka bir içecek satılıyormuş gibi gözükmüyordu. Kısa saçlı kadın, ötekine sarhoş olmuş gibi bakıyor ve zaman zaman fazlasıyla yaklaşıyordu. Ufak masa bunun için çok elverişliydi zaten.
“Seni çok seviyorum, benim için sadece bir arkadaş sayılmazsın.”
“Öyle.” Gülümseme.
Gülümseme, daha fazla gülümseme.
“Ama sana şunu söylemeliyim ki tatlım. Biz kadınlar bence birbirimizi çok daha iyi anlayabiliriz.”
Uzun saçlı kadın kafasını salladı ve geri çekildi. Dışarısını izlemeye koyuldu. Eline değen ele karşılık yeniden döndü.
“Bence seni bir erkekten daha iyi tanıyabilirim. Şunu söylemeliyim ki senden hoşlanıyorum.”
“Ben de senden hoşlanıyorum ama aşağıdaki adam gibi çok tuhaf  konuşmaya başladın.”
Karşılıklı gülümseme.
“Hayır tatlım. Seni seviyorum. Bir erkeğin sevebileceğinden daha fazla.”
Tatlı ustası olup biteni ekrandan izliyordu. Bir kadın diğerinin bileğini tutuyor ve bırakmak istemiyordu. Ne yazık ki sesler duyulmuyordu. Üst kattan gelen boğuk sesler arasında sadece biri konuşuyor diğeri hiç yanıtlamıyor gibiydi. Sonra görüntüde sadece tek bir kadın kaldı ve aşağı inen ayak sesleri duyulmaya başladı.
Uzun saçlı kadın hızla adamın önünden geçip kapıya doğru yöneldi.
“Hesabı arkadaşım ödeyecek, benim çıkmam lazım.”

-
[/b]

“Sinirlenecek ne vardı bu kadar yani?” diye sordu böcek.
“İnsanlar böyledir.” Dedi adam.
“Gerçekten garipsiniz, mahsuru yoksa devam et lütfen. Buralarda tatlı göremiyorum ama, olsa iyi olurdu…”

-
[/b]

Terkedilen kadın, haftada bir kez, her zaman aynı günde, olayın yaşandığı gün dükkana geliyordu. Fazla konuşmuyor ve hep aynı masada oturuyordu. Tatlıları aynı hızda yiyor ve kalkıyordu. Tatlı ustasındaki değişikliğe ve çevresine pek dikkat etmiyordu. Ancak tatlılar her geçen hafta daha da lezzetleniyordu sanki.
Yine, haftanın aynı günü aynı masada oturmak için mırıldanan kapıdan içeri girdi.
“Seni bekliyordum.” Dedi adam.
“Evet.” Dedi kadın. Sonra gözleri adamın sol koluna, eskiden olması gerektiği noktaya çevrildi.
“Ne oldu sana böyle?”
“Bir kaza geçirdim. Alışacağım, önemi yok.”
“Fark edemedim, üzgünüm.”
Adam kafasını salladı ve tatlıların birazdan hazır olacağına dair bir şeyler mırıldandı.
Haftalar geçtikçe, kısa saçlı sessiz kadın –ki artık saçlarının uzamasına pek aldırış etmiyor gibiydi- Tıpkı diğer kadına benzemeye başlamıştı. Adam bunu farketse bile, kadın tezgahın ardındaki başka değişikliklerin farkına varamadı. Adam da ona geçirdiği kazadan dolayı artık üst kata çıkmakta zorlandığını, münkünse müşterilerin tabaklarını yukarıya kendileri taşıması gerektiğini söylüyordu. Sonra genç kadını gizli ekranından seyrediyor ve bir sonraki gelişini bekliyordu.
Ertesi hafta, genç kadın hesabı öderken tatlıların enfes olduğunu ve her geçen zamanda daha da inanılmaz bir lezzete kavuştuğu belirtti. “Beni buraya bağlamasını iyi biliyorsun, görüşmek üzere.”

-
[/b]

“Kadın adamdan hoşlanıyor mu?”
“Sabırlı ol böcek efendi.”
Antenler oynaştı ve uzvun kalanından kibar bir ısırık alındı.

-
[/b]

“Bu lezzeti bana açıklamalısın artık.”
“Belki yakında kendin çözeceksin.” Dedi adam.
“Sen hep çok tuhaf konuşursun, buna fazlasıyla alıştım, artık başkaları bana garip geliyor.”
“Hepimiz biraz tuhafızdır.”
“Ha ha, harikasın.” Diye yanıtladı kadın ve bir sonraki görüşmeye kadar hoşça kal diledi.

-
[/b]

“Hikayeni bağlar mısın artık.”
“Tamam, bekle.”

-
[/b]

Genç kadın içeri girdiğinde duraksadı. Doğruca adama bakıyordu ve gözlerinde soru işaretleri vardı.
“Soru sorma.” Dedi adam. “Ben artık buradan ayrılamıyorum, tatlı da yapamıyorum. Merak ettiklerin tezgahın arkasında, yaklaş…”
Kadın tezgahın arkasına geçti ve “En güzel tatlılar için kendini mi feda ediyorsun?” diye sordu. “Feda etmek deyimini çok yanlış anlamışsın.”
“Hayır, bunu senin için yaptım.” Dedi artık bacakları ve kolları olmayan adam.
“Neden yaptın?”
“Buraya sadece tatlılarım için gelmediğini biliyorum, şuradaki ekrandan sizi izledim.”
“Delirmişsin?”
“Seni mutlu etmek istedim, onu unutmak ve özlemek için geliyordun buraya. Burayı sevdiğin için değil. Sana önündekini görmen ve onu başka bir lezzetle, hiç tatmadığın bir lezzetle unutturabilmek istedim. Ben tatlıcıyım, daha fazlasını yapamazdım. Başka bir kadın tarafından terkedilmek benim anlayamayacağım bir şeydi ama ben yalnız kalmayı iyi bilirim. Seni sev…”
“Beni sevmiyorsun. Bana acımışsın.”
“Seni seviyorum.” Dedim.
“Beni mutlu edebileceğini nereden çıkardın. Beni ne hakla seversin. Senin gibi tuhaf birinden hoşlanabileceğimi mi düşündün. Bana acıdığın için sen sapık birisin. Beni mutlu etmek sana mı kaldı. Geberebilirsin.”

-
[/b]

Adam hikayesini bitirdiğinde kalan gövdesinin üzerinde bir böcek ordusu geziniyordu ve ufak ısırıklar alıyordu. Suratının çevresine kadar kaplanmıştı.
“Hikayen hoşuma gitti ve dostlarımı çağırdım.” Dedi böcek.
“Burası hikayedeki  o yer mi yoksa?” dedi başka bir böcek.
“Bir zamanlar benzemişti, ama hayır orası değil.”
“Onu gerçekten sevmişsin. Seni anlamak istememiş. Ama sen çürük bir elmasın ve biz senin değerini biliyoruz.”
“Teşekkürler.”

SON?

04.08.2012 – emreinanc – arkakapak@hotmail.com
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı Buzmavisi

  • **
  • 137
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tatlı
« Yanıtla #1 : 04 Ağustos 2012, 11:56:38 »
Okuduğum en garip öyküydü diyebilirim. Sonu daha iyi olabilirdi, biraz fazla aceleye getirilmiş gibi, süpriz bir son beklerdim, tabii tek bölüm olacaksa. Göz yoracak kadar kötü yazım hataları yoktu. Yalnız bir eleştirim olacak: bu Bayım lafı. Bu insanlar Türk ise ki öykü İstanbul'da geçiyor, türk olduklarını varsayıyorum. Türk gibi konuşmalı. Kim bayım diyor bu ülkede. En azından Beyefendi bakar mısınız desin:)
Yepyeni bir fantastik serüvene hazır mısınız?
Anatolya Efsaneleri İlk iki bölüm pdf:http://www.mediafire.com/?uadhvz1vcgmqkct

Yeni Töre'nin ikinci yasası:
Umutlar, inançlar ve dilekler içlerinde bir parça mantık barındırmıyorlarsa hayatları kolayca mahveden boş yalanlara dönüşürler.

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Tatlı
« Yanıtla #2 : 04 Ağustos 2012, 12:38:52 »
Sağolasın :D gariplikleri seviyorum bayım :P
"Rebellions are built on hope"

Çevrimdışı HighLord

  • **
  • 245
  • Rom: 5
  • Dragonborn
    • Profili Görüntüle
    • Kotalılar Vakfı
Ynt: Tatlı
« Yanıtla #3 : 04 Ağustos 2012, 12:58:22 »
Garip bir o kadar da harika öykü. Kalemine sağık. :)

Çevrimdışı OZ

  • ***
  • 423
  • Rom: 5
  • Melanj
    • Profili Görüntüle
    • http://bortubocekgaleri.com/
Ynt: Tatlı
« Yanıtla #4 : 04 Ağustos 2012, 19:55:06 »
Teşekkürler, okumana sağlık.
"Rebellions are built on hope"

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Tatlı
« Yanıtla #4 : 04 Ağustos 2012, 19:55:06 »