Kayıt Ol

The Bard and The Queen

Çevrimdışı mbdincaslan

  • **
  • 277
  • Rom: 9
    • Profili Görüntüle
    • Baatırdın Sözü
The Bard and The Queen
« : 06 Ekim 2012, 20:33:05 »
Başlamadan önce: Bu kurguyu, esasında çok daha geniş planlamıştım. "Doğu"dan gelen, bozkırlı bir ozanın, batıda, bereketli ve munis topraklarda yaşayan bir kraliçeyi, efsunlu nefesiyle kendine aşık edip, diyara karmaşa ve acıyı getirmesini anlatan, "yeni" bir ozanın anlatısı olacaktı. Bütün metin İngilizce olacak, sadece ozanın söylediği türkü Türkçe olacaktı. Ancak pek beceremedim, sadece bu iki manzum parça kaldı geriye. Ki, o dönem İngilizcem de pek iyi değildi, o yüzden eleştirilerinizde biraz merhametli olmanızı rica ediyorum (:

The Bard and the Queen

I. The Bard's Tale

"A virgen mui Groriosa
Reina espirital..."

Cantiga 42

My ladies and lords, now attend!
I'll tell a tale which has no end
Long years ago there was a queen
Her wisdom deep and sight was keen
She ruled her folk beneath her wings
Her bright realm was envy of kings
Men and women under her rule
Whenever they breathe, were thankful
As they each time sat by the table
Praised her name for she was so noble
She was her folk's "breathing legend"
Stood among them as a second
Goddess to whom simple folk would pray
Her great renown grew day by day
Until a man came from the east
Entered her castle during a feast
Suddenly appeared at the door
Bearing a lute and knelt before
Her gleaming crown and shining throne
Sang a lied in tongue of his own
Sorrow he chant'd became a mist
As if a strong and vengeful fist
Crushed the joy she’d given so far
On her fair face appeared a scar
The mist poisoned air of the realm
Which under her had remained calm
Chill he released upon the folk
Struck the orchards she used to walk
During the nights under their shade
Now a fog lurks in every glade
As it seemed like a fairy tale
Looks like a ghost now, cold and pale
Done so great an evil he has
Nothing will be the same, alas
The man who came from wilderness
Turned the tame land into a mess
-Since then- men's world is cold and wild
Endless beauty has been defiled
His greed and envy and his gloom
And her kind heart - that brought her doom
Some say after she died of grief
He visits her tomb with all mischief
He has, and on her stone he carves

"Yet each man kills the thing he loves"

II. Ozan'ın Söylediği
The Bard's Lament in his native tongue

Aldanma ki kayar yıldız, kararır ay, batar gün
Bir yalanın sefasıdır bugün senin sürdüğün
Kaç karanlık saklı senin gündüzünde, ey ece?

Sanma ki gam bu diyardan cehennem kadar uzak
Su içtiğin pınarlara eğil de aksine bak
Hangi dirlik baki kalmış yeryüzünde, ey ece?

Benim ülkem keder kokar, sen gül koksan, koklasan
Gördüğün o tatlı düşler bize hep karabasan
Acısı çıkar ülkemin öksüzünde, ey ece!

Bir düşün, ağlayan varsa mutlu olsan ne yazar?
Burda bahçe belleyen el orada mezar kazar
Aç gözünü! Gel, sen de yit bu hüzünde, ey ece!

Yaprak sararır, sonbahar vurunca solar çiçek
Sanma bu yalancı bahar ilelebet sürecek;
Nasıl ki ben yitirmişim yar gözünde, ey ece!

Ben, yeşili yitirmişim yar gözünde, ey ece...

M. Bahadırhan Dinçaslan

[spoiler] http://tonyukuk666.blogspot.com/2011/07/bard-and-queen.html [spoiler]
"Onen i-estel edain, ú-chebin estel anim"

Çevrimdışı mbdincaslan

  • **
  • 277
  • Rom: 9
    • Profili Görüntüle
    • Baatırdın Sözü
Ynt: The Bard and The Queen
« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2013, 00:14:28 »
Bölük pörçük de olsa, aşağıdaki parçalarla devam eden hikaye. Parçalar bittiğinde birleşecekler sanırım...

Barbar

I.

Yüreğim doğduğum bozkırdan yanık
Ciğerim geçtiğim çöllerden susuz
Roma'nın yolları uzun, dolaşık
Üstünde ben ıssız, ben aç, uykusuz

-Yükseliyor önümde kubbe kubbe
Sütunlarda zerafetin titriyor
Yaşın yaşın bir ihtiyar rahibe
Tapınağa haberim getiriyor-

Bu gece bu şehre saldığım korku
Sarının yeşilden intikamıdır
Gözlerime haram ettiğim uyku-
Al ipek döşekler serencamıdır

Sana bozkırımdan bir avuç ateş
Göklerimden bir ay, yıldız getirdim
Senin'çin bir adak diledi güneş
En munis köylerin kanına girdim

Süzdüm döktüğüm kan pınarlarından
Ahengini en içli şiirlerin
Gül deşirdim sana mezarlarından
Haritadan sildiğim şehirlerin...

Sana çelenk örülmeyen bağların
Zehir olup karıştım sularına
Sana yolumu bağlayan ağların
Direndim amansız pusularına

Ey kafir Tanrıça! Ey kutlu erek!
Roma senin gözlerinden akıyor...
Suçum yok, ne yapsam, etsem; giderek
Benim tüm yollarım sana çıkıyor...

M. Bahadırhan Dinçaslan



II.

Bir anneydi seni doğuran kadın
Beni bir kartaldı gökten getiren
Sen doğunca içli içli ağladın
Babamdan ulumak öğrenirken ben

Senin beşiğine çiçek taktılar
Ben kemik dişledim bir boğuk inde
Gece etrafında tütsü yaktılar
Kan kokluyordum ben doğu yelinde

Oynarken oyuncak bebeklerinle
Ben yavru boğmayı öğreniyordum
Sen nasıl ahuysan o gözlerinle
Günahkâr pençemle ben de bir kurdum.

...

Şimdi bu beyazlar içinde tenin
Mehtaba sarılmış sabah güneşi
Bir put gibi kıpırtısız bedenin-
Gözlerinde bir ilkbahar tepreşi

Yazgım kızıl ve siyaha boyanmış
Sarıya ve boza tutsak gözlerim
Karşımda bir peri kızı uyanmış
Albız alsın beni... Gene izlerim!

Bu ebemkuşağı bezeli tutku
Tamu kılsın varsın, son durağımı
Girerse bir daha gözüme uyku
And olsun, tadayım öz bıçağımı!

Boz ufkuma açan bu kır çiçeği
Kıpkızıl kanımla sulansa değer!
Acunu yakayım benden dileği
Şanına bir nice kurbansa eğer!

Bozkır çocuğuyum mayam çelikten
Bir kavi, teprenmez, yılmaz palayım
Sallansın o kırk beş görklü belikten
Çıkayım göklerden yıldız çalayım

Ey baharın kızı! Ey kutlu ece!
Can vermek sendendir, can almak benden!
Saltanatın keyfin sen sür gönlünce
Kapında fedain olacağım ben!

Görkemine gölge eden gözleri
Oklarımla bir bir avlayacağım
Gece uluyacak ve gündüzleri
Kapında gelene havlayacağım

Atım ki bastığı yerde ot bitmez
Olmadığın yere dert taşıyacak
Akın akın bir yıldırım gibi tez
Otağına ganimet taşıyacak

Yedi iklimin değerli taşları
Tek, görküne remz olsun kucağında
Ağlattığım anaların yaşları
Gülüş olup çağlasın dudağında...

M. Bahadırhan Dinçaslan

"Onen i-estel edain, ú-chebin estel anim"

Çevrimdışı mimoza

  • **
  • 56
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: The Bard and The Queen
« Yanıtla #2 : 08 Temmuz 2013, 04:20:39 »

Aldanma ki kayar yıldız, kararır ay, batar gün
Bir yalanın sefasıdır bugün senin sürdüğün
Kaç karanlık saklı senin gündüzünde, ey ece?

Sanma ki gam bu diyardan cehennem kadar uzak
Su içtiğin pınarlara eğil de aksine bak
Hangi dirlik baki kalmış yeryüzünde, ey ece?

Benim ülkem keder kokar, sen gül koksan, koklasan
Gördüğün o tatlı düşler bize hep karabasan
Acısı çıkar ülkemin öksüzünde, ey ece!

Bir düşün, ağlayan varsa mutlu olsan ne yazar?
Burda bahçe belleyen el orada mezar kazar
Aç gözünü! Gel, sen de yit bu hüzünde, ey ece!

Yaprak sararır, sonbahar vurunca solar çiçek
Sanma bu yalancı bahar ilelebet sürecek;
Nasıl ki ben yitirmişim yar gözünde, ey ece!

Ben, yeşili yitirmişim yar gözünde, ey ece...

M. Bahadırhan Dinçaslan

[spoiler] http://tonyukuk666.blogspot.com/2011/07/bard-and-queen.html [spoiler]

Bu kısıma bayıldım gerçekten müthiş büyük bir alkışı hak ediyor..

Yenilerinin gelmesi dileğiyle.. :)
Magicians!!! Göklerde bir yerde!!!

http://www.kayiprihtim.org/forum/joel-robert-magiciansin-kurtulusu-bolum-123456-t6728.0.html

Yorumlarınızı bekliyorum...

Çevrimdışı mbdincaslan

  • **
  • 277
  • Rom: 9
    • Profili Görüntüle
    • Baatırdın Sözü
Ynt: The Bard and The Queen
« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2013, 09:42:53 »
Teşekkür ederim mimoza :)
"Onen i-estel edain, ú-chebin estel anim"

Çevrimdışı Quid Rides

  • **
  • 399
  • Rom: 17
  • #800000
    • Profili Görüntüle
Ynt: The Bard and The Queen
« Yanıtla #4 : 08 Ağustos 2013, 15:52:32 »

Aldanma ki kayar yıldız, kararır ay, batar gün
Bir yalanın sefasıdır bugün senin sürdüğün
Kaç karanlık saklı senin gündüzünde, ey ece?

Sanma ki gam bu diyardan cehennem kadar uzak
Su içtiğin pınarlara eğil de aksine bak
Hangi dirlik baki kalmış yeryüzünde, ey ece?

Benim ülkem keder kokar, sen gül koksan, koklasan
Gördüğün o tatlı düşler bize hep karabasan
Acısı çıkar ülkemin öksüzünde, ey ece!

Bir düşün, ağlayan varsa mutlu olsan ne yazar?
Burda bahçe belleyen el orada mezar kazar
Aç gözünü! Gel, sen de yit bu hüzünde, ey ece!

Yaprak sararır, sonbahar vurunca solar çiçek
Sanma bu yalancı bahar ilelebet sürecek;
Nasıl ki ben yitirmişim yar gözünde, ey ece!

Ben, yeşili yitirmişim yar gözünde, ey ece...

M. Bahadırhan Dinçaslan

[spoiler] http://tonyukuk666.blogspot.com/2011/07/bard-and-queen.html [spoiler]

Gerçekten çok güzel. Bende ecenin anlamının ne olduğuna TDK'dan baktıktan sonra bir iki birşey geldi aklıma yazıverdim umarım hem senin yazı sitiline yakın olmuştur hem de beğenirsiniz.

Senin ilin hep yaz olsa benimki hep güz
Batmasa güneş, olmasa gece, bitmese gün
Senin göğün kararmasa benimki kararır, ey ece!

Sanma ki sona ermez hayat, gelmez ölüm
Sonu yine var olan bir düştür gördüğün
Şimdi gör bak nasıl cansız yatıyorsun, ey ece?
http://turanmemre.wordpress.com/
Bana dönek demiş itin birisi
Açığım ne imiş sor hele hele

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: The Bard and The Queen
« Yanıtla #4 : 08 Ağustos 2013, 15:52:32 »