Kayıt Ol

Toy Olan

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Toy Olan
« : 21 Haziran 2013, 12:33:45 »
Soğuk… Geriye sadece o kaldı. O ve ateşin sıcaklığı. Biraz daha yaklaşıyor ateşe, pelerininin alev alabileceği umurunda değil. Bir parçası, ahmak bir yanı bunu istemekte, aptalca olmasını hiç de umursamadan. Isındığı güzel günleri düşünmek istiyor. Yapamıyor, soğuk asla bitmeyecek gibi. Ayaklarının ısındığı bir zamanı tam olarak hatırlayamıyor bile. Sadece soğuk var. Biraz daha yaklaşıyor ateşe. Bir cesur adım daha atıyor meleğine. Aklı çığlık çığlığa, durmasını emrediyor. Algılayabilecek durumda değil. Geriye sadece soğuk kaldı. Isıran, yakan bir soğuk. Ne rüzgar, ne kar, ne de yağmur. Sadece soğuk. Meleğinin hayatını uzatabilecek parçalar için bakıyor sol yanına. Stoku neredeyse bitmek üzere.

İlk yola çıktığı günü hatırlıyor. Nasıl da neşeli, nasıl da umut dolu. Nasıl da kibirli. Kafasında o günden başarı planları kurmaya başlamış. İlk gün yola çıkacak; Neşeli bir gün, hafif sıcak. Kuşlar ise en az gün kadar neşeli ve sıcak. Her yerde kuşlar şakıyor, kırmızılı sarılı çiçekler açıyor. Attığı adımlar yorgunluk değil dinçlik getiriyor, arada serin bir rüzgar esiyor. Akşama doğru bir hana denk geliyor, kapıyı çalmasına kalmadan, şişman bir hancı göbeği kadar kocaman bir gülümsemeyle karşılıyor onu. Yarıya kadar eğilerek davet ediyor içeriye. Sıcak bir kalabalık var handa. Neşeli, seviyeli kahkahalar atılıyor. Küçük, şirin bir masa gösteriyor ona hancı. Oturuyor, yemek söylüyor. Yemek anında servis ediliyor. Yemeğe başlar başlamaz bir grup yanına gelip kibarca yandaşlık teklif ediyor. Hep beraber yemeye başlıyorlar. Kim olduğunu soruyorlar ona. O da başlıyor anlatmaya. Macera arayışına çıktığını, ne kadar özgür ruhlu olduğunu, o köye sığmayacak kadar büyük bir potansiyeli olduğunu anlatıyor. Ne kadar cesur bir hareket olduğunu hissettiriyor yer yer. Kadınlar hayranlıkla, erkekler gıptayla bakıyor ona. O ise anlatıyor, hayat felsefesinin ne kadar geniş olduğunu, algısının köyündeki arkadaşlarından ne kadar yüksek olduğunu, o köydekilerin onunla alay ederek ne kadar ahmak olduğunu anlatıyor. Kadınlar katılıyor ona iştiyakla, erkekler kızıyor ona bu yapılanlara. Bir zaman sonra yatması gerektiğini düşünüyor. Kalabalık dağılmak istemese de “yarın yolum var” diyor. Hak veriyor ona diğerleri. Masadan kalkıyor, odasına doğru yollanıyor. Arkasından hayran hayran konuşmaları duyuyor. Hancıyı takip ediyor.

Odası geniş ve temiz. Köydeki evinden kat be kat güzel. Bir tarafta banyo için bir küvet. “İsterseniz doldurayım”  diye teklif ediyor hancı. “Sabah” diyerek geçiştiriyor onu. Soyunup yatağa giriyor. Gece bir tıkırtı kapısında, uyanıyor hemen. Yavaşça açılıyor kapı. Bir kadın silüeti giriyor içeriye. Ondan yardım istemeye gelmiş. Meğer bir Ejder, ailesini esir etmiş. Cesur ve mütevazi bir şekilde kabul ediyor. Yola çıkıyorlar, Ejderi bulup hayatına son veriyor. Babası çıkıyor kızın. Sarılıyor ona. “Al” diyor “Kızım senindir bundan sonra.” Sevinçle sarılıyor birbirlerine genç aşıklar. Babası zengin. Geniş bir sarayda yaşıyorlar. Bir sürü atları ve hizmetçileri var. Mutlu bir hayata başlıyor orada. Ta ki bir gün macera hevesi tırtıklayana kadar boğazını.

Peki ne olmuştu planlarına. Çıktığı günü özenle seçmişti. Serin ve bir o kadar da güzel bir gün aramıştı. İçten içe, gün güzel olursa hayallerinin geriye kalanının da gerçek olacağına inanıyordu. Annesinin, babasının uyarılarına aldırış etmemişti. Serin bir gün bekleyerek yazı bitirdiğini algılayamayıp yola çıkmıştı. Hayal ettiği gibi oldu ilk başta. Gün güzeldi, yolculuk zevkliydi. Hayallerini daha da detaylandırarak devam etti yoluna. Akşam olduğunda ise o pembe rüyaları bozan ilk şey yağmur oldu. Umursamamaya, macerasına devam etmeye çalıştı. Kapattı bir an gözlerini, koca gülümsemesiyle hancıyı canlandırdı gözünde. Han hayaline sıcak bir şömine de ekledi. Devam etti. Gece yarısına doğru ıslanmadık yeri kalmadığında bir hana vardı. Tabi bu binaya han diyebilecek birisini bulabilirseniz. Parça parça taşların üst üste yığılmasıyla yapılmıştı. Çatı olarak ise birkaç odun, biraz da saman. Kapıyı çaldı, en azından içerisinin sıcak olacağını ümit ediyordu. Dakikalarca kimse cevap vermedi. Oracığa çökmeyi düşünmeye başlamıştı ki, somurtkan bir hancı açtı kapıyı. O "güleç adam" hayali de yıkılmıştı. Girdi içeriye. Tavan damlıyordu yer yer. Kuru bir yer bulmaya çalışarak oturdu. Sıcak bir yemek, temiz bir oda istedi kibarca. Homurdandı Hancı cevap olarak. Bir yemek koydu önüne, soğuk. Ardından bir de oda gösterdi, örümcek ağlarıyla kaplı. Kimse gelmedi gece. Buz gibi yatakta ısınmaya çalışarak döndü durdu. Sabah olduğunda her yeri ağrıdığı halde yola çıktı. Sessiz, ölü bir köydü bu. Kimse selamlamadı onu. Devam etti yoluna, umutlarına en az pelerini kadar sıkıca sarılarak. Bir sonraki gece han bulamayacağını fark edince kamp kurmaya karar verdi. Toplayabildiği kadar odun topladı, yığdı bir tarafa. Ateş yakmaya girişti. Hiçbir zaman iyi olmamıştı ateş işinde. Ateşi yakacağım, güçlendireceğim derken odunların neredeyse hepsini harcamıştı. Ve oturuyordu olduğu yerde umutsuzca.

Tekrar hayal kurmaya zorladı kendini. Unutmaya çalıştı soğuk geceyi, korkutucu sesleri. Birazdan bir kafile gelirdi. Zengin bir kafile. Görünce onu, duracaklardı hemen oracıkta. Ateşi güçlendirip battaniyelere sarıp ısıtırlardı onu. Sonra da arabaya, hanımlarının yanına koyar, bir sonraki macerasına yol açarlardı. Ateş zayıflamaya başlamıştı, kalan son bir odun parçasıyla besledi onu.

Ya da bir atlı gelebilirdi. Yaşlı ve tecrübeli bir savaşçı.  Bir iksir içirirdi ona. Toparlardı vücudu anında. Yedekteki atını ona verip beraber yola çıkarlardı. Ona bildiği her şeyi anlatır, ölmeden önce de "sen benden bile iyi olacaksın" diyerek ona olan umutlarından bahsederdi.


Saatler sonra, sabah güneşi kemiklerini ısıttı gencin. Bir sinek geldi, kondu dudaklarına. Kovmadı onu. Sıcaktan keyif almaya çalışır bir havası vardı sanki. Bir vakit sonra bir atlı geldi, eğilip kesesini aldı belinden ve uzaklaştı. Farketmemişti onu sabitlenmiş gözleri. Artık hiçbir şeyi fark edemeyecekti.

SON

Bu hikayeyi Blogumdan da okuyabilirsiniz.

Çevrimdışı

  • ***
  • 581
  • Rom: 47
  • Hayvan Yemeyelim!
    • Profili Görüntüle
    • http://bulentozgun.blogspot.com/
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #1 : 12 Ağustos 2013, 00:27:11 »
Çok güzel bir öyküydü. Akıcı, sıcacık bir dille yazılmış. Çok keyif aldım. Sözcükler doğru seçilmiş, cümleler kısa ama basit değil. Fantastik kurgularda gördüğümüz bir dünyanın öğeleri kullanılsa da anlatılanlar, zaman ve mekanın kısıtlayamadığı insani durumlar, hisler ve hayallere dair. Soğuktan bahseden sıcak bir öykü bu, lakin ateşin de söndüğü bir an vardır. İçimizdeki yaşamak ateşini hayallerimiz ve umutlarımız diri tutar.

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #2 : 17 Ağustos 2013, 14:24:16 »
Yorumunuz için teşekkürler.

Bazen dışımızı ısıtan ateş söndüğünde, kalbimizdeki ateş kendi samimiyetiyle ısıtmaya çalışır bizleri. Lakin bazı şeyler istemeyle gerçekleştirmeyecek kadar sert ve acıdır. Tıpkı soğuğun uzun ve keskin parmakları gibi.

Çevrimdışı M.K.Immortal

  • **
  • 292
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2014, 16:49:11 »
İskelede dolaşırken gözüme çarptı öykünüz. Ve bu öykünüzü de okuduktan sonra -belki erken bir yargı olacak ama- anladığım kadarıyla felsefi veya içsel anlatımları yazmayı daha çok seviyorsunuz. Şimdiki öykünüzün anlatımı da yine böyle hissettirdi ki gayet güzeldi. Elinize sağlık.

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #4 : 06 Ocak 2014, 17:53:47 »
O kadar aradan sonra bu yazıya artık yorum beklemiyordum açıkçası. Baya şaşırdım "Okumadığım Konular"da görünce. :D

Felsefi diyebilirmiyim bilmiyorum ama içsel konusunda kesinlikle haklısınız. Aksiyon yazmayı başaramıyorum maalesef, o yüzden daha çok sakin içsel anlatımları tercih ediyorum. Biraz içeride yaşayan bir insan olmamdan kaynaklanıyor olabilir. :D


Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #5 : 06 Ocak 2014, 22:08:16 »
Güzel bir öykü olmuş gerçekten, ben de çok beğendim. Bana daha çok klişeleri yıkan, gerçekleri insanın yüzüne vuran bir havası varmış gibi geldi. Çünkü gerçek hayat en az senin hikayendeki kadar acıdır ve ekseriyetle hayallerimizi benzer şekillerde başımıza çalar. Ayrıca bir hikayenin güzel olması için ille de aksiyona gerek yok, inanmıyorsan kendi öyküne bir göz at :) Kalemine sağlık...
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #6 : 06 Ocak 2014, 22:11:55 »
Yorumunuz için teşekkürler. Hikayelere kaptırıp dışarıya maceraya çıkmak istemeye başladığım zamanlarda kendime ders olsun diye yazmıştım bu hikayeyi. :D

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Toy Olan
« Yanıtla #6 : 06 Ocak 2014, 22:11:55 »