Kayıp Rıhtım Forum

Otomatik Portakal - Anthony Burgess

0 Üye ve 1 Yolcu konuyu incelemekte.

Çevrimdışı estarriol

  • **
  • 163
  • Rom: 10
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Otomatik Portakal - Anthony Burgess
« : 15 Kasım 2009, 11:19:29 »
     

 Selamlar.. Aslında bunu bir konu değil de film kısmına atılmış bir mesaj olarak düşünmüştüm ama filmi izlemiş kimselerin yanında fransız kalmak istemedim  :) Kusuruma bakmamaları dileğiyle...
        
        Kitap içeriğine gelecek olursak, hayata bi çocuğun acımasızlığıyla, bi erin soğukkanlılığıyla, ve neredeyse bir gerilim yazarının yaratıcılığıyla bakmak hayli ilginç bi deneyim oldu söyliyim. Çocukluğumuzdan beri yıkmanın anlamsızlığını ve yanlışlığını öğrenmiş olan bizlere bile gerçekte yapmak, inşa etmek zannettiğimiz kölevari çalışma tempomuzun doğruluğunu sorgulamatmasıysa şüphesiz en ağır tecavüz sahnesinden bile daha acımasızdı. Bir çocuk kurma bir oyuncak gibiydi ya hani, ne yaptığını bilmeyen bir canlı, bir adım ötesini düşünmeyen... Ya siz? Diyor kitapta Burgess. Ya siz kaç adım ötesini düşündünüz bugün? Yahut hayatınızda kaç gün en azından bir adım ötesini düşündünüz?
   Evlenmenin , yeni bir dünya kurmanın, sistemin araçlarından biri olmanın yahut onu yıkmaya çalışmanın, çay yerine kanser, süt yerine uyuşturucu içmenin anlamları nedir? Yahut altmış yaşında bir moruğun suratını kocaman postallarla dümdüz etmekten daha uygun, daha makul hareketler midir bunlar? Hele fırsatını ele geçirse moruk da size aynını yapacakken? Bazen düşünüyorum da, bizler çoğu zaman bu tür soruları boş ve sakıncalı buluyoruz. Kim bilir? Belki de cidden sormaya başladığımızda beynimizden umduğumuz cevabı almayacağımız içindir... ;)
        Kitabın arkasında Burgess a ölümcül bir hastalık tehşisi konduğunu, 1 aydan kısa bir süre içinde öleceği haberinin verildiğini söylüyor. O da bir öfkeyle oturup 5,5 kitabı 6 ayda yazmak gibi bir yararla kalkmış masanın başından. Merak ettim, bu kitap o yaklaşan ölümün pervasızlığıyla yazdığı eserlerinden mi acaba? Öyle olsa hiç şaşırmazdım doğrusu...
« Son Düzenleme: 13 Mayıs 2014, 20:20:07 Gönderen: Bülend »

Çevrimdışı Amras Ringeril

  • ******
  • 2486
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #1 : 15 Kasım 2009, 12:12:31 »
Başlığı yok muymuş bunun? Galiba tüm tartışma film başlığında dönmüş. Kitap beni nedense biraz hayal kırıklığına uğrattı. Fikirler bakımından bir ifade söz konusu değil. Daha çok aynen söylediğin gibi, "İşte geleceğiniz bu! Siz busunuz! Nefret ediyorum!" diyor yazar. Bir öfkeyle yazılmış. Dil oyunları ve çok güzel göndermelerle dolu. Ama yine de filmindeki o sanatsallıktan uzak kaçıyor. Filmin kitabından çok daha iyi olduğu nadir şeylerden. Kubrick Burgess'i alt etmiş. Burgess buna da nefret duymuş olmalı :)
try again fail again fail better

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5524
  • Rom: 96
  • Cinsiyet: Bay
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #2 : 15 Kasım 2009, 15:36:35 »
Konuya gelirsek, korkunç! Okumadım fakat detaylı bir anlatımını dinledim. Tüylerim diken diken oldu. Filmini izlemeyi düşünmüştüm vaz geçtim :D. Psikolojimi seviyorum  :cmn

Aynen yahu :D Sırf aynı sebeplerden dolayı itina ile uzak durduğum, gördüğüm yerde görmemiş, duyduğum yerde duymamış gibi yaptığım bir eserdir. :)
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı estarriol

  • **
  • 163
  • Rom: 10
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #3 : 15 Kasım 2009, 17:08:42 »
          Konunun benden açılmamış olması şimdi daha mantıklı geldi ne yalan söyliyim :D kitabı çok sevmiş birisi varsa adresini versin kartpostal yolliycam XD.

         
Alıntı
Konuya gelirsek, korkunç! Okumadım fakat detaylı bir anlatımını dinledim. Tüylerim diken diken oldu. Filmini izlemeyi düşünmüştüm vaz geçtim  :D. Psikolojimi seviyorum   :cmn

o kadar da korkunç değil ama :P gerçi bu tür fikir ve hayalleri garip bulmadığımı alenen söylemek çok da mantıklı bir seçim olmayabilir. ;D belki de gözümle görmediğim için garip gelmedi :P (kaçhayım..:D)

Alıntı
Fikirler bakımından bir ifade söz konusu değil.

neden böyle düşündüğünü merak ettim ? Gerçi açıkça lansedilmiş bir fikir yok ama kitap büyük şeyler ifade ediyor gibi gelmişti bana?

Çevrimdışı Amras Ringeril

  • ******
  • 2486
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #4 : 15 Kasım 2009, 17:23:24 »
Fikirlerini açıkça ifade etmemiş gibi bir anlam çıkarmak gerekiyor o sözlerimden. Ben de tam ifade edememişim :D Yani ister istemez filmle karşılaştırıyorum. Filmin içeriği daha hitap eder şekilde ve anlaşılırken kitap daha içe kapanık ve zayıf geldi gözüme. Alex'in gözünden olayların canlandırılması da ilginç. Alex belirli bir sistemi eleştiren bir tutum içindeyken, kendisi de başka bir eleştirilen sistemin ögesi halinde. Burda Burgess'in asıl eleştirdiği hangisi anlamak biraz zor. Tabi bu öfkeden doğan bir rahatlık eleştirisi olabilir. Ama diğer yandan böyle bir vahşiliğe de anarşi deyip övgüler düzmeyeceğini tahmin ediyoruz ama işte kitabın sonu biraz kafamı bulandırıyor.

Aslında bu Türkçe kitaba alınmayan bir 21. bölüm esprisi var. Filmde de yokmuş. Alex'in taburcu olduktan sonrasını kısaca anlatıyormuş sanırım.
try again fail again fail better

Çevrimdışı estarriol

  • **
  • 163
  • Rom: 10
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #5 : 22 Kasım 2009, 20:23:19 »
        Kitabın kapalı bir anlatımı olduğuna katılmamak olmaz. Eleştiri konusuna gelirsek, bence Burgess ın yapmaya çalıştığı biraz da suçlu'nun yaptığı iğrenç işler üzerinden sistemi eleştirmek. Sonuçta bu sistemin topluma kazandırdığı bir değer! olarak Alex gibilerin hali ortada. Hani ortadoğu yu anlatan yazarların bi kısmında, terörizmi batı emperyalizminin doğal bir sonucu olarak görmek gibi bir yaklaşım vardır, onun gibi geldi bana. Birilerinin kısa süreli kazançları dışında pek birşeye yönelmeyen eylemler Alex gibi sonuçlar doğurmuş gibi..
         Bu 21. bölüm muhabbeti nedir bilimiyorum işin aslı ama benim İş Bankası yayını kitapta 7 bölüm vardı ve bunlardan sonuncusu Alex in Taburcu olduktan sonra yaşadıklarıyla ilgiliydi. O kısım da  Alex in sistem hakkındaki çıkarımlarına ve aldığı kararlara yer veren bi bölümdü. Son kısım benim için de beklenmedik oldu diyebilirim. Dedğim gibi filmin sonu için izleyebileceğim tarihe kadar bekleyeceğim galiba.
         
Spoiler: Göster
Laf aramızda hayatını serserilikle geçiren kahramanımızın, çark edip sistemin makul gördüğü bir insan olmak üzere evlenmeye, hatta hayırlı bi kısmet aramaya karar vermesi gibi ayrıntılar içeriyor bölüm hatta :)

Çevrimdışı Amras Ringeril

  • ******
  • 2486
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #6 : 22 Kasım 2009, 20:42:08 »
Benim kastettiğim de oydu. İki tarafa ve iki görüşe de ağır eleştiriler getirmiş gibi duruyor.

Benim okuduğum da İş Bankası yayınlarıydı, ama işte benim kitabımda ilk iki kısım yedişer bölüm, üçüncü kısım altı bölümdü. Sonraki baskılara koymuşlar demek ki. Film de aynı benim kitaptaki gibi bitiyor. Sonrası yok.

Spoiler: Göster
İyiki yokmuş o zaman :P
try again fail again fail better

Çevrimdışı estarriol

  • **
  • 163
  • Rom: 10
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #7 : 22 Kasım 2009, 20:53:33 »
Yine de şimdiye kadar gördüğüm şiddet yanlısı sersiler için çok sıradışı bi son değil gibi gelmişti.:/

Ama şu da bi gerçek ki bu kitabın heyecanla okunmuş onca bölümün ardından hiç istemiyo insan böyle bitmesini..

Çevrimdışı Kharas

  • **
  • 53
  • Rom: 3
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #8 : 08 Mart 2011, 22:41:55 »
Kitabı bitirdiğimde Anthony Burgess'in insanlıktan ciddi anlamda nefret ettiğini düşünmüştüm.

Otomatik Portakal'ın gerçek kahramanları, yani gençler, sanırım her okuyucuyu dehşete düşüren en büyük etmen. Hani 'delikanlı' denir ya, kanı telaşlı akan, çabuk davranan, fazla düşünmeyen heyecanlı gençleri kast ederiz; işte buradakiler kesinlikle öyle değil. Hepsi birer yıkımın habercisi. Her ne kadar genç yaşlarının 'delinaklılığını' son derece net bir biçimde yansıtsalarda gençliğin verdiği bazı masumiyetten de aynı derece uzaklar.  Acımasız ve pervasız hepsi. Çevreye zarar vermek yaşamlarının sıradan bir parçası.

Bu kitap, bence aynı zamanda bir distopyadır. Keşke distopyalar konusunda yer alsa :). Açıkçası Burgess içindeki tüm nefreti bu kitapta kussa da söyledikleri pek de gerçekdışı değil.

Çevrimdışı Fırtınakıran

  • *
  • 8341
  • Rom: 1
  • Cinsiyet: Bayan
  • Unique Ravenclaw
    • Profili Görüntüle
"Otomatik Portakal" Müzikal Oluyor!
« Yanıtla #9 : 02 Ağustos 2011, 00:59:06 »

"Uqueer as as clockwork orange" Olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi: Otomatik Portakal

Arka kapak yazısında özgür iradenin irdelenişi olarak tanımlanan Otomatik Portakal, bilindiği üzere bilimkurgunun temel taşlarından biridir. Kara mizah anlayışıyla, geleceğin sert bir portresini çizen bu eser; aslında distopik neslin var olma mücadelesidir. Bu mücadeleyi günümüzden ayıran en önemli ve tek unsur ise, var olma amacını taşıyan mücadelenin; yok etmeye dayalı olması. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada hüküm süren "zamane gençleri"nden biri olan Alex'i konu alan roman, adım adım ilerlediğimiz geleceği tüm çıplaklığı ile gözlerimizin önüne seriyor. Kitabın yazarı Anthony Burgess'ın, kaleminde hiç taviz vermediği satırları kiminizi dehşete düşürebilir ancak; "dilsel bir deney" olan eser birçok okuru mest etti. Nitekim şiddet ve argoyla beslenen bu kitap, Pavlov kanunlarını sizlere öğretiyor. Ve en sonunda ise "medeni" insanın ne denli vahşileşebileceğini gösteriyor.

Şimdi de, 1962 yılında yayımlanan, Anthony Burgess'ın çok okunan distopik eseri Otomatik Portakal aramıza müzikal olarak dönüyor. Yayımlanışı uluslararası çapta ses getiren ve defalarca yasaklanmaya çalışılan bu roman, halen daha bilimkurgu/distopya eserlerinin arasında kültlüğünü koruyor.

Usta yönetmen Stanley Kubrick aracılığıyla 1971'de beyazperdeye aktarılan; bunun ardından 1980'lerde yine kitabın yazarı Anthony Burgess tarafından müzikal olarak olarak düzenlenen eser, 50. yıl döneminde (2012) ilk kez İngiltere de gösterime girecek. Manchester'da seyirciyle buluşacak olan müzikalin şarkı sözlerini de Anthony Burgess yazmıştı.

"Uluslararası Anthony Burgess Vakfı" yöneticisi Dr. Andrew Biswell, uzun zaman aradan sonra Burgess'ın romanının yeniden uyarlanmasının nedeninin, bu eserin Burgess'a ait olduğunun vurgulanmak istenmesi olduğunu belirtti. Orijinal eserde de belirtildiği gibi; müziğin duyguların aktarılmasında önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Biswell; bu müzikalin, bir bakıma eserin ilk halinin yeniden gözden geçirilmişi olacağını anlattı.

Ayrıca 50. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde; kostümlerin, silinmiş sahnelerin fotoğraflarının, set fotoğrafları ve kullanılmamış sanat çalışmalarının yer alacağı filmle ilgili bir sergi, Manchester'daki John Rylands Kütüphanesinde sanatseverlerle buluşacak.

Çevrimdışı Fırtınakıran

  • *
  • 8341
  • Rom: 1
  • Cinsiyet: Bayan
  • Unique Ravenclaw
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #10 : 13 Ocak 2012, 16:41:37 »
"Ama yaptıklarımı sevdiğim için yapıyorum." - Alex

Başkahramanı "kötü" olan neredeyse hiç kitap okumadım. Genelde ana karakter ya iyidir ya da anti-kahramandır. Ancak Otomatik Portakal size bambaşka bir karakter sunuyor: Alex. Kitap başlarda 15 yaşında bir gencin gençliğinden aldığı güçle topluma saçtığı dehşeti gösteriyor bize. İşte Anthony Burgess'in nefreti de Alex'in yaptığı sayısız rahatsız edici davranışta ortaya çıkıyor. Hırsızlık, darp, aciz ve yaşlılara ölçüsüz şiddet, defalarca tecavüz edilen kadınlar... Bunların hepsini Alex'in gözünden, yazarın birinci tekil anlatımından görüyorsunuz. Ve bunlar onlar için çok normal. Çünkü onlar "kötü" olduklarının yeterince farkındalar ve yukarıda kendi ağzıyla dediği gibi, bunları sevdikleri için yapıyorlar.

Otomatik Portakal diğer distopyalarda da gördüğümüz bir konuyu önplana çıkarıyor ve yetişkinlerin sadece çalıştığı bir dünyada gençlerin ipini koparmasını konu alıyor. Yaşlıların ve yetişkinlerin, kendi çocuklarının ellerinde merhametlerine kaldığı, geceleri sokakların gençlere ait olduğu bir dünyayı anlatıyor bizlere. Gençlerden oluşan çetelerin yaptıkları da az buz değil. Yukarıda saydığım tüm bu suçları onlar her gece yapıyor. Polisler onları durdurmakta yetersiz, insanlar kendi evlerinde bile savunmasız. Tüm bunların ortasındaysa Alex bir çete lideri olarak karşımıza çıkıyor. Klasik müzik hayranı bir çete lideri olarak.

Şunu söylemeliyim, yazar bu çarpık düzeni dili ve anlatımıyla gayet güzel aktarmış. Zaten İngiliz argosuyla yazılmış kitap ve Alex'in ağzından anlatılan olaylar sizi iyice işin içine sokuyor. Böylece siz de Alex gibi bir gencin gözünden görüyorsunuz olayları. Duyması bile rahatsızlık veren olayları o yaşarken nasıl görüyor ve hissediyorsa o şekilde okuyorsunuz. Bir yerden sonra bu düzene alıştığınızı da söylemem gerekir; çünkü size eşlik edenler bu düzenin saf bir parçası. Yazar sizi dünyaya çekmekte gayet başarılı ve o dünyayı da yaşatmakta problem çekmiyor.

Kitabın İngiliz argosuyla yazıldığından bahsetmiştim. Buna örnek olarak şunları vermek size fikir verebilir: izlemek yerine "dikizleme", kadın yerine "çıtır", çok güzel veya harika yerine "dehşet", arkadaş yerine "kanka". Liste böyle uzayıp gidiyor.

Kurguya baktığımız zamansa durumu kavramak biraz zor oluyor. Benden önce yapılan yorumlarda değinilen şeye katılıyorum: yazarın neyi eleştirdiği tam olarak anlaşılmıyor. Şöyle ki, kitap 3 ana bölümden oluşuyor ve her ana bölüm de kendi içinde 7 kısımdan oluşuyor. İlk kısım Alex ve arkadaşlarının yaptıklarını görüyoruz. Burada, devlet tarafından çalışmaktan başka bir işle uğraşamayan ebeveynlerin acizliğini net şekilde görürken gençlerin sokaklarda korku salmasına şahit oluyoruz. Kitapta en sevdiğim kısmı da bu bölümde okudum açıkçası. Yoruma başlarken alıntıladığım sözün geçtiği yer, Alex'in gazetelerde çıkan "Gençlik nereye gidiyor? Bu serserileri nasıl durdururuz?" gibi yazılara göz attığı kısımdı. Devlet ve yetişkinler bu sorunun cevabını araya dursun onun cevabı oldukça basit. Kötü olduklarının ve yaptıklarının yanlış olduğunun yeterince farkındalar ve bundan hiç rahatsız değiller. Yetişkinler bir cevap ararken o cevabı en yalın haliyle okuyucuya veriyor. Dahası, yaptıklarını "ölçüsüz şiddet" diye tanımlaması ve gerçekten de yaptığının bu olması tuhaf bir ironi. Sanki Alex yaptıklarının farkındalığını, yetişkinlerin eleştirirken kullandığı kelimeyle ifade ederek onları alaya alıyor.

İkinci bölüme geçtiğimizde
Spoiler: Göster
Alex'in hapishane hayatı başlıyor
ve böylece bambaşka bir yere yöneliyoruz. Genç nesillerin bozulan yapısından ve nedenlerinden sıyrılıp bu defa daha çok devletin suçluya bakış açısını görüyoruz. Burada bir kısım vardı ki yazara büyük saygı duymama yol açtı. Alex'in gözünden bir İncil yorumu yer alıyordu ve bunu yazmak becen kesinlikle cesaret ister. Onun gibi kendini kötü şeyler yapmakla tatmin eden birinin İncil'de okuduklarına dair yorumlarını gerçekçi bir şekilde yansıtmak herkesin harcı değil. Çünkü bu durum yazarın yanlış anlaşılmasına yol açacak türden.

Üçüncü bölüme geldiğimizdeyse hiç tahmine dilemeyen bir evreye giriyoruz: olgunlaşma. Bazı  basımlarda meşhur son bölüm (21. bölüm) yer almıyormuş. Benim kitabımda bu bölüm vardı. Filmiyle  kitabı birbirinden ayıran bu bölüm herhalde hiçbir okuyucunun tahmin edemeyeceği şeyleri barındırıyor. İşte kitapta en büyük kafa karışıklığını ve yazarın tam olarak neyi eleştirdiğini anlamayı zorlaştıran bölüm de bu bence. Böyle bir bölüm olmalı mıydı, yoksa 20. bölümle bitseydi daha mi efsane olurdu tartışılır. Ancak yazarın bu bölümü yazmasını ben şöyle yorumladım:
Spoiler: Göster
her karanlığın ardından güneş doğar.


Sitede daha önce yayınladığımız gibi Otomatik Portakal pek çok kez yasak yemiş, filmi de bu yasakalrdan nasibini almıştır. Buna hiç şaşırmıyorum, çünkü herkesin okuyabileceği türden bir kitap değil. Sert ve doğrudan anlatımı, bozuk sistemde gerçekleşen rahatsız edici olaylar ve karakterin gözünden yapılan o dini yorumlar herhangi biri için gerçekten ağır olabilecek şeyler. Hatta şunu düşünüyorum, yeterince gelişmemiş ve karakteri her tarafa çekilebilecek bir insan bu kitabı okuyup Alex'i örnek bile alabilir. Böyle insanlar dünyada az değil. Bu ndenle gençleri suça yönelttiği düşünülüyorsa buna şaşırmıyorum. Çünkü arkada yatan nefreti ve eleştiriyi görebilmek her okurun altından kalkabileceği türden değil.

Bir yanda devletin sadece iş gücü olarak kullandığı yetişkinler, diğer yanda özgürlükle aileleriyle sokaklar üzerinde kontrol sahibi olmuş gençler. Ancak aynı devlet başlarda onla karşı aciz. Bu gibi eleştirilerin yanı sıra derinlerde size bir iyi-kötü sorgulaması yaptırıyor ki, kitabın en sağlam yanlarından biri olarak öne çıkıyor bu kısım.

Kötüyü baskıyla iyiye mi yöneltmeliyiz, yoksa kötü olanı bu haliyle kabul edip özgür mü bırakmalıyız? iyi veya kötü nedir?

Yorum sizin.

« Son Düzenleme: 14 Ocak 2012, 02:24:30 Gönderen: Fırtınakıran »

Çevrimdışı Amras Ringeril

  • ******
  • 2486
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #11 : 15 Ocak 2012, 02:25:24 »
Kitapta gördüğünüz ilginç kelimeler İngiliz argosu değil aslında. Nadsat ismi verilen farklı bir dil. Kelimelerin bozulmalara uğratarak kullanılmasıyla oluşuyor. Anthony Burgess bir dil uzmanı olduğu için bolca kullanmış. Bir alt kültür yaratmış Alex ve çevresinde.

Daha önce yaptığım yorumlara da bakınca, kitaba epey ayıp etmişim. Zaten her şey için net ayrımlar yapma zorunluluğumuzla dalga geçen, ona küfreden bir kitaba, net bir söz söylemiyor diye eleştiride bulunmak haksızlık oluyor. İyi ne kötü ne sonuçta. Niye eleştirmek zorunda olsun bir tarafı. Bozulmuşluğa, içimizdeki evrim kalıntısına ayna tutsun yeter.
try again fail again fail better

Çevrimdışı DarLy OpuS

  • ********
  • 2764
  • Rom: 35
  • Cinsiyet: Bay
  • Dansımız Marşandiz
    • Profili Görüntüle
    • Uykusuzluk Kulesi
Ynt: Otomatik Portakal-Anthony Burgess
« Yanıtla #12 : 09 Mart 2013, 20:21:15 »
Dost Körpe çevirisi ile okudum ben kitabı. Nadsat dilini orijinalinden görmeyi çok isterdim. Argoyla arası iyi bir insan olarak pek hoşuma gitmedi dilin bu hali. Güçlü atmosferi ve eleştirilerine diyecek sözüm yok. Gerçekten bir başyapıt olabilirdi benim gözümde.

Ta ki yazar,

Spoiler: Göster
tüm olayı gençlik ateşine bağlayarak adamın asabını bozmasaydı.


Daha akıllıca ve derin bitmesini isterdim tüm bu hikâyenin.

Çevrimdışı Old Fat Gil-Galad

  • **
  • 65
  • Rom: 0
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Otomatik Portakal - Anthony Burgess
« Yanıtla #13 : 10 Eylül 2017, 04:59:18 »
21.bölüm, her ne kadar hikaye açısından heyecan verici olmasa da kitabın yüzümüze çarparmak istediği o karanlık gerçeği açıklayan bölüm olarak kitapta olmalı.

Spoiler: Göster
"Oğlum olunca, yeterince büyüyünce ona bunları açıklayacaktım. Ama sonra anlamayacağını veya  hiç anlamak istemeyeceğini ve yapmış olduğum şeyleri yapacağını, evet hatta belki miyavlayan tekirlerle ve sarmanlarla çevrili zavallı bir moruk sazanı öldüreceğini ve ona engel olamayacağımı anladım. O da kendi oğluna engel olamayacaktı kardeşlerim. Dünyanın sonuna kadar da böyle gidecekti, durmadan durmadan durmadan, kocaman dev bir herif filan gibi, belki dev ellerinde leş kokulu pis bir portakalı döndürüp döndürüp duran bizim Tanrı'nın kendisi gibi(Korova Sütbarı sağ olsun)."
Burada, fikirlerini  gayet açık ifade etmiş gibi gelmişti bana. Tarih boyunca insanoğlunun yoldaşı olmuş olan şiddetin hiçbir zaman onun peşini bırakmayacağını düşündüğünü gayet net ifade ediyor. Kitap, genel olarak bakıldığında insanoğlunun şiddet içgüsünü eleştiriyor. Karşılaştığımız her taraf bir şekilde şiddete başvuruyordu. İyiler ve kötüler, gençler ve yaşlılar, totaliter rejim ve özgürlükçüler, sanıklar ve mağdurlar, polisler ve suçlular, Gardiyanlar, hasta bakıcılar, herkes. 
Işık altında, Kurtuluşum ve yeniden doğuş umudum adına...