Kayıt Ol

Yaşlı Ağaç

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Yaşlı Ağaç
« : 21 Eylül 2010, 18:55:49 »
Dikkat !
 
Spoiler: Göster
İmla hatası kokar.


 Sonbahar mevsiminin etkilerinin gözükmesiyle yavaşça sararmaya başlamış olan  yapraklarıyla birlikte yaşlı ağaç gayet bilge görünüyordu. Rüzgarın savurmasıyla birlikte sürekli yapraklarının uçuşması, dallarının hafifçe sallanması ona farklı bir hava katıyordu. Yaşlı ağaç, diğerlerinden farklıydı!

   Sulak bir bölge olduğundan, evler dağınık bir şekilde yerleşmişti  dağın zirvelerine. Her gün, güneş henüz doğduğunda civardaki tüm çocuklarla birlikte oduncunun kızı da giderdi o yaşlı ağacın etrafındaki düz alana.

  Çocuklar, öğlen oluncaya kadar hiç durmadan, zamanın nasıl geçtiğini bile bilmeden oyun oynar, güneş yavaş yavaş tepeye çıkıp yer yüzünü ısıtmaya başladığı zamanlarda ise yaşlı ağacın gölgesine sığınırlarmış.

 Civardaki sık ağaçların arasındaki ahşap bir evde yaşayan bir ormancının kızı da küçüklüğünden beri gidermiş Yaşlı Ağaç’ın yanına. Yaşıtları büyüyüp, herkes kendi işiyle meşgul olmaya başlayıp Ağaç’ı unutsalar bile, kendisi her gün gidermiş onun yanına. Her öğleden sonra ağacın yanına gider, onunla konuşur, dertleşir. Adeta candan bir dostmuşçasına her şeyini paylaşırmış onunla.

 Yaşlı ağaç yıllarca dinlemiş kızı. Acılarını, mutluluklarını her şeyini dinlemiş. Ağaçlar öyledir işte, dinlemeyi en iyi bilen varlıklardır. Öylece dinlediklerini, hiç bir duyguları olmadıklarını sanırsınız. Yanılırsınız. Ağaçlar, gerçekten dinler, düşünür ve her şeyi kendi içlerinde yorumlarlar. Sizlerle telepatik bağlar kurar, sizin o an ne hissettiğinizi bilirler.

 Yaşlı Ağaç da öyleymiş işte, bilirmiş duyguları. Genç kızın tüm söylediklerini dinler, onlara üzülür, belki ağlar, hatta sevinçli zamanlarında neşelenip gülümsermiş bile. Hatta öyle bağlanmış ki Ağaç, Genç kıza, genç kız her yanına geldiğinde kendi kalbiyle onun kalbi arasında bağlantı kurmaya çalışmaya başlamış. Fakat kız bir insanmış ve o insanla konuşması imkansızmış.

  Ha, ağaç yaşlı dediysek, ağaçlar yaşlandıkça güzelleşir, ve akıllanırlar. İnsanlar gibi saçları ağardığı anda dünyayla bağlantılarını koparmaz, dünyaya daha fazla bağlanırlar.

  Diğer ağaçlar ile Yaşlı Ağaç arasında yaklaşık yüz adım varmış. O ağaçlar, zaman zaman Yaşlı Ağaç ile konuşmaya çalışsalar da, Yaşlı Ağaç, sadece Genç Kız ile konuşup, onunla dertleşeceğini söylermiş.

  “Bir insana mı aşık oldun? Hem de bir genç kıza ha? Şaşılacak şey, hem imkansız bu!” demiş biri. “Saçmalık!” diye ona katılmış yanındaki. “Ağaçlar fiziksel olarak tutukludurlar!” demiş öteki. “İnsanlar, hem beden hem zihin serbestliğine sahiptir fakat ağaçlar öyle değildir, bedenleri kilitli, ruhları ise tamamen özgürdür!” diye bilgiçlik taslamış koca ağaçlardan biri. Fakat Yaşlı Ağaç sadece seviyormuş, elde etmek gibi bir arzuya sahip olmadan. Kız, yanından gelip geçiyor, üzerine tırmanıyor, onunla konuşuyor fakat onu sevmiyormuş. Farkındaymış ağaç. Söylediğim gibi, ağaçlar bilir.

 



*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***


   Sonbahar tamamen hakim olmuşken toprağa, havaya, suya ve doğal yaşama. Kız, yine gelmiş Yaşlı Ağaç’ın yanına. Kırmızı dudakları esmer yüzüne yayılıyor, gülümsüyordu. Ağaç, kızın mutlu olduğunu anlamıştı. Gülümsüyor, siyah saçlarının rüzgarda uçuşmasını engellemek için sürekli elleriyle saçlarını düzeltiyor. Düşüncelere dalıp giderken kesinlikle dünyanın en değerli varlığı haline geliyordu. Duruşu, gülümseyişi, saçları bambaşkaydı tabii ama Yaşlı Ağaç sadece kalbe önem verirdi. Genç Kız, tertemiz bir kalbe sahipti.

 Sonra kız anlatmaya başladı, “Civar köylerden birinden beni istemeye geldiler eski dostum! Bir marangoz benimle evlenmek istiyor. Görsen… Öyle iyi biri ki, sanırım onu seviyorum.”derken, yaşlı ağaç yine her zamanki gibi dinliyor gözüküyordu kıza, oysa artık yapraklarının bulunmadığı dalları, tüm görkemiyle gök yüzüne uzanan gövdesinin etrafında sallanırken rüzgarda, ağaç sadece melankoli yaşıyordu. Kendi kendine, “Bilmeliydin!” dedi. “Bilmeliydin bir gün bir insanla evleneceğini. Nasıl seni seveceğine inandın ha nasıl? Sen, sadece, bir kütük parçasısın o kadar! Kim bilir, belki bir gün babası parçalayıp götürür de evine, seni yakar acımasızca. Çünkü o da bir insanoğlu!” dedi ağaç.

  Kız hala anlatıyor, ağacın hislerinden habersiz onun kalbini defalarca kez paramparça ediyordu. Ağaç, gözleri olsa ağlayacak, elleri olsa sinirle yumruklar savuracak, ayakları olsa ilk uçurumdan atlayacaktı belki. Ama yapamadı. Ağaçlar, suları, havaları ve güneşleri olduğu, bir hastalıkları olmadığı sürece yaşamak zorundadır. Yaşlı Ağaç da intihar bile edemedi işte… Sadece, hiç duymamış olmayı diledi sevdiğinin bir başkasını sevdiğini. Hiç duymasa, eskisi gibi sadece ümitle sevebileceğini, fakat şimdi ümidinin asla olmayacağını düşündü.

  Kız, ufak bir “Hoşça kal…” dedikten sonra sevinçli bir şekilde uzaklaştı ağacın yanından. Ağaç, hiç olmadığı kadar yalnız hissetti yalnız hissetti kendini. İlk defa Sonbahar rüzgarlarıyla üşüyor, titriyor, dalları sallanırken hiç tatmadığı bir acı duyuyordu.

  Haftalar geçti, kız gelmedikçe, ağaç daha da çok nefret etti kendinden ve sürekli bir kütük yığını olduğu fikrini kabullendirdi kendine. O, değersiz, boş bir kütük yığınıydı kendince.

  Haftalar sonra, yine geldi kız. Kış mevsimi yavaş yavaş geliyordu ve hava buz gibiydi. Ağaç yalvardı rabbine “Ne olur gitmeyeceğini, evlenmediğini söylesin. Yalvarıyorum!” Ama çok geçti. Kızın mutluluğunu hissedebiliyordu. Kız iyice yaklaşınca konuştu. “Gidiyorum eski dostum! Evlendim.” Ağaç, köklerinin parçalanmasını, dallarının çatırdayarak yere çarpıp ruhunu teslim etmesini diledi, fakat olmadı. Kız konuşmaya devam etti. “Marangoz da, ben de kendi köylerimizi terk edip uzaklara, deniz kenarında bir kasabaya yerleşmeye gidiyoruz. Hoşça kal eski dostum.”dedi. Gülümsedi, ve arkasında bıraktığı aşktan hiç bir zaman haberi olmadı.

  Kız gidince, kış geldi. Karlar, ağacın dallarının üstünü doldurdu, rüzgar acımasızca salladı dallarını. Ağaç, mutsuz ama aşıktı hala.

   Yıllar sonra, kimse hatırlamasa da o yaşlı ağacı, o hep hatırladı sevdiği kızı. Hep ve hep sevdi onu. Sevdiği başkasıyla da gitse, onu sevmese ve aşkından haberdar olmasa bile sevdi onu. Ona kütük gibi davranmasına rağmen sevdi. Çünkü o, gerçekten aşıktı sevdiğine.

  Gerçek aşklar böyledir işte, bir ağaç, bir bitki gibi. Yıllar eskitemez aşklarını, sevdiklerinin başkalarıyla gitmesini bile izleseler severler sevdikleri kişiyi.
  Yaşlı Bir ağaç gibidir gerçek aşklar. Gerçekten ama gerçekten bir kötülük yaşamazsa gerçek bir aşk, sonsuza dek solmaz. Solmaz ve daha da artarak her geçen gün sever sevdiğini, gerçek aşk böyledir işte. Masalın sonu mutsuz da bitse, solmak istese de solmaz, solamaz… 

                                                                                               
                                                                Mutsuz biten, gerçek masallara…
 
 
   
Gerçek hayatla uzaktan yakından ilgisi vardır.

                                                                                                   M.A İMAMOĞULLARI
 
May the force, be with you.

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Yaşlı Ağaç
« Yanıtla #1 : 21 Eylül 2010, 20:09:44 »
Kardeş çok güzel olmuş. Ama sanki ilk paragraftaki görülen geçmiş zaman sonraki paragraflarda bir anda duyulan geçmiş zamana dönmüş. Belki gerçekten yapmak istediğin bu idi. Ama bir an dikkatimi çekti. Belirtmek istedim. Onun dışında çok güzel olmuş(sanki yemek hakkında yorum yaptım gibi olmuş bu ''güzel olmuş'' lafı :) )

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Yaşlı Ağaç
« Yanıtla #2 : 21 Eylül 2010, 21:26:00 »
Şöyle söyleyeyim, hani o *** diye geçen yer var ya, oraya kadar miş mış kullandım, olayın nasıl geliştiğini anlatan kısım masal tadında olsun istedim. Ondan sonrasında ise dediğin gibi -de -da vardı. Yani yanlışlıkla değil, bilerek yaptığım bişey. =)

Teşekkürler yorum için...
May the force, be with you.

Çevrimdışı KingKiller

  • ***
  • 519
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yaşlı Ağaç
« Yanıtla #3 : 27 Ekim 2012, 21:23:42 »
Ağaçlar öyledir işte, dinlemeyi en iyi bilen varlıklardır. Bu sözü çok sevdim. Ayriyetten öyküyüde çok beğendim. Ellerine sağlık.
“Ona reddedemeyeceği bir teklif sunacağım” ( Don Vito Carleone)

Çevrimdışı Raine Rachel Tallentyre

  • *
  • 29
  • Rom: 0
  • Delirmek bazen gerçekliğe verilebilecek en uygun t
    • Profili Görüntüle
Ynt: Yaşlı Ağaç
« Yanıtla #4 : 23 Temmuz 2014, 09:19:57 »
tadı damağımda kalan bir okuma oldu hayal gücüne eline sağlık :)
Delirmek bazen gerçekliğe verilebilecek en uygun tepkidir…

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Yaşlı Ağaç
« Yanıtla #4 : 23 Temmuz 2014, 09:19:57 »