Fantastik Perde's archives

82. Oscar ödülleri sahiplerini buldu!

Mart 8th, 2010 

Bu yıl 82.’si gerçekleşen Oscar Ödül Törenleri muhteşem bir geceyle sahiplerini buldu. Steve Martin ile Alec Baldwin‘in sunuculuğunu üstlendiği törenin gözde filmlerinden Avatar 3 Oscar heykelciğiyle yetinmek zorunda kaldı.

Özellikle bu yıl “Oscar tarihinde en iyi yönetmen ödülünü kazanan ilk kadın” olarak güne damgasını vuran Kathryn Bigelow’un filmi The Hurt Locker‘da en iyi film dalında Oscar’ı kaptı.

Bunun haricinde, fantastik ve bilim-kurgu türünde yapımlarda Oscar heykelciğinden nasibini aldı. “En iyi Film” dalı dahil üç dalda aday olan District 9, törenden eli boş dönerken Star Trek “En iyi Makyaj” dalındaki ödülü aldı. Up adlı Pixar yapımlı animasyon filmi ise hem “En iyi Animasyon” hem de “En iyi Film Müziği” dalındaki ödülleri alarak günün öne çıkan isimlerinden oldu.

İşte bu yılki Oscar Ödülleri Kazananları;

En iyi film: The Hurt Locker
En iyi yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En iyi kadın oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
En iyi erkek oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Mo’Nique (Precious)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
En iyi özgün senaryo: Mark Boal (The Hurt Locker)
En iyi uyarlama senaryo: Geoffrey Fletcher (Precious)
En iyi animasyon: Up
En iyi yabancı film: The Secret in Their Eyes (Arjantin)
En iyi belgesel: The Cove (Louise Psihoyos ve Fisher Stevens)
En iyi kurgu: The Hurt Locker (Bob Murawski ve Chris Innis)
En iyi sanat yönetmenliği: Rick Carter, Robert Stromberg ve Kim Sinclair (Set dekorasyonu) (Avatar)
En iyi görüntü yönetmenliği: Mauro Fiore (Avatar)
En iyi görsel efekt: Joe Letteri, Stephen Rosenbaum, Richard Baneham ve Andrew Jones (Avatar)
En iyi ses kurgusu: Paul Ottosson (The Hurt Locker)
En iyi ses miksajı: Paul Ottosson ve Ray Beckett (The Hurt Locker)
En iyi film müziği: Michael Giacchino (Up)
En iyi orijinal şarkı: The Weary Kind (Crazy Heart)
En iyi kostüm tasarımı: Sandy Powell (The Young victoria)
En iyi makyaj: Star Trek
En iyi kısa metrajlı film: The New Tenants
En iyi kısa animasyon: Logorama
En iyi kısa metrajlı Belgesel: Rabbit a la Berlin

“Vampir İmparatorluğu” Gösterimde!

Mart 5th, 2010 

Aksiyon ile gerilimi iç içe geçiren Vampir İmparatorluğu (Daybreakers), vampirlerin konunun merkezinde yer aldığı distopik bir gelecekte geçiyor.

2019 yılında yaşanan bir veba salgını dünyadaki insanların çok büyük bir bölümünü vampire dönüştürür. Artık kimse yaşlanmamaktadır. Fakat ortada büyük bir sorun vardır; sayıları iyice azalan insanlar artık vampir ırkına yeterli miktarda kan sağlayamamaktadır. İnsanlardan oluşan bir direniş gücü vampirleri tekrar insana dönüştürmek için bir tedavi arayışına girer. Direnişçiler bunu başarabilmek için üst düzey bir vampir olan hematolog Edward Dalton’ı (Ethan Hawke) kaçırırlar.

Vampir İmparatorluğu (Daybreakers), ünlü oyuncuları, konusu ve yarattığı distopik dünya ile dikkat çekiyor.

“Alis Harikalar Diyarında” Sinemalarda!

Mart 5th, 2010 

Daha önceden duyurusunu yaptığımız, Tim Burton yönetmenliğinde çekimlerine başlanan ve kadrosunda Johnny Depp, Helena Bonham Carter, Alan Rickman, Christopher Lee, Anne Hathaway gibi ünlü oyuncuları barındıran Alis Harikalar Diyarında (Alice in Wonderland) bugün itibariyle sinemalarda gösterime girdi!

Walt Disney Pictures ve yenilikçi yönetmen Tim Burton’dan epik bir 3D (3 Boyutlu) formatında fantastik macera Alis Hariklar Diyarında geliyor, tüm zamanların en çok sevilen masallarından birinin büyülü ve düşsel değişimi. Johnny Depp Çılgın Şapkacı ve Mia Wasikowska küçük bir kız olarak ilk kez karşılaştığı garip dünyaya geri dönen, çocukluk arkadaşları Beyaz Tavşan, Tweedledee ve Tweedledum, Fare, Tırtıl, Cheshire Kedisi ve elbette Çılgın Şapkacı’yla yeniden bir araya gelen 19 yaşındaki Alis rolünde. Alis gerçek kaderini bulmak için fantastik bir yolculuğa çıkar ve Kupa Kraliçesi’nin korku krallığına son verir.

“The Wolfman” yeniden Beyazperde’de!

Şubat 20th, 2010 

1941 yapımı olan The Wolfman(Kurt Adam)‘ın yeniden uyarlanışı izleyicileriyle buluştu!

Gerek oyuncu kadarosu gerekse kamera arkası çalışanlarıyla, sinema gündeminde oldukça büyük yer edinen The Wolfman dün itibariyle ülkemizde gösterime girdi. Yönetmenliğini Joe Johnston’un üstlendiği filmin, yeni uyarlanmasını sağlayan asıl kişi ise, filmde Lawrence Talbot karakterini canlandıran Benicio Del Toro.

Del Toro’nun aklında olan, eski kült filmleri yeni uyarlamaları ile tekrar izleyicilerle buluşturması The Wolfman’e nasip oldu. Del Toro, çocukluğundan bu yana büyük keyifle izlediği filmlerin anısını canlandırmakla çok ilgileniyordu. İşte Wolfman projesi de bu sayede ortaya çıktı.

Ayrıca Del Toro’nun amacı, filmi yeniden çekmenin dışında, yeni nesil izleyicilerin yorumlayabileceği ve günümüze daha iyi bir şekilde uyarlanmış fakat buna rağmen orijinal senaryosunun dışına çıkmayan film yapmaktı. Gelen yorumlara baklılırsa bunu başarmış gibi görünüyor.

Kamera karşısına geçen oyuncularda hayli tanıdık. Usta oyuncu Anthony Hopkins, Matrix, Yüzüklerin Efendisi, V for Vendetta gibi filmlerden tanıdığımız Hugo Weaving, çekici aktris Emily Blunt ve pek tabii fikri ortaya atan Benicio Del Toro.

Uluma seslerinden makyaja, mekan seçiminden görsel efektlere kadar her şeyin en iyisini yapmaya çalışan film kadrosunun, bu aralar bayağı revaçta olan vampir furyasına karşı ne derece ilgi alacağı merak konusu. (Uluma sesine dikkat etmenizi öneririz. Ulumayı yapması için Los Angeles’ta ki bir bas bariton operacıyı seçmiler.)

Bakalım sizler bu filmi nasıl bulacaksınız…

“Percy Jackson & Olimposlular: Şimşek Hırsızı” Sinemalarda!

Şubat 19th, 2010 

Ve nihayet beklenen gerçekleşti!

Okuyucularının heyecanla beklediği  Percy Jackson & Olimposlular: Şimşek Hırsızı sinemalarda bugün itibariyle gösterime girdi.

Film konusu, babasının Mitolojik Yunan Tanrısı Poseidon ve annesinin ise sıradan bir insan olduğu Percy adındaki gencin zorlu hikayesini anlatıyor. Serinin bu ilk kitabında/filminde Percy kendini ispatlamak için Zeus’un çalınan şimşeğini bulup hırsız olmadığını herkese göstermek zorunda kalıyor. Yıllardır görmediği babasıyla yüzleşmesi ve tanrılardan bile çok daha güçlü bir hazineyi ortaya çıkarması ise apayrı bir hikaye…

Yönetmenliğini, Harry Potter serisinin ilk iki filminden tanıdığımız Chris Columbus yapıyor. Başrollerde ise Uma Thurman, Sean Bean, Rosario Dawson, Logan Lerman gibi ünlüler bulunuyor.

Filmin gişelerde büyük etki yaratacağı şimdiden beklenmekte…

“Cennetimden Bakarken” Çıktı!

Ocak 28th, 2010 

Alice Sebold tarafından kaleme alınan, Baysan Bayar’ın çevirisiyle Efil Yayınevi tarafından yayınlanan Cennetimden Bakarken (The Lovely Bones) çıktı!

Ayrıca romandan beyaz perdeye uyarlanan, yönetmenliğini Oscar ödüllü Peter Jackson’ın üstlendiği ve Şubat ayında ülkemizde vizyona girecek olan Cennetimden Bakarken (The Lovely Bones) Oscar ödüllerinde adaylar arasında gösteriliyor.

“Bu kitap son sayfayı bitirdikten çok sonra bile sizinle kalıyor.”
-Daily Mail-

Stephen King’in Yüzyılın Fırtınası, Sydney Sheldon’un İntikam Planı, Jane Alison’un Aşk Sanatçısı, Mary Stanley’in Masumiyet Asla Geri Gelmez, Maeve Binchy’in Geri Döneceksin, George D.Shuman’un Son 18 Saniye, Gioia Diliberta’ın Koleksiyon, Jeffrey Archer’ın Uzun Sözün Kısası gibi pek çok bestseller’ı Türkçe’ye kazandıran Baysan Bayar’ın çevirisini yaptığı Cennetimden Bakarken (The Lovely Bones), aydınlık, şaşırtıcı ve kederin içindeki umudu ortaya çıkaran bir roman. Parlak, yeni bir yazarın ellerinden, bir ailenin karşılaşabileceği en korkunç olaylardan birinin öyküsü. Gizemli ve hatta komik bir aşkın, unutuşun ve hatıranın, hüznün ve mutluluğun, cennet ve toprağın, suç ve cezanın ama her şeyden çok sevginin romanı.

Kitap ile ilgili detaylı tanıtım ve künye bilgisine buradan ulaşabilirsiniz.

“Avatar” Sinemalarda!!

Aralık 18th, 2009 

Ünlü yönetmen James Cameron‘un yıllardır beklenen filmi nihayet bugün gösterime girdi. Avatar gün itibariyle izleyicilerinin karşısına çıktı.

Titanik, Alien, Terminatör gibi başyapıtları bizlerle buluşturan James Cameron’ın yönettiği Avatar filmi uzun süredir merakla bekleniyordu. Özellikle yeni gelen 3D teknolojisinin yanı sıra bu filmde özel olarak göreceğimiz ‘Reality Camera System’ sistemi ile etkisinden uzun süre kurtulamayacakmışız gibi gözüküyor.

Filmin konusunu kısaca özetlemek gerekirse farklı dünya arayışına giren insanların Pandora adlı bir gezegeni keşfetmesi ve oradaki kaynakları kullanmak istemesiyle başlar.

Pandora, on ayak uzunluğunda, mavi insansı görünümlü, kabile kültürünü benimsemiş, saldırıya uğramadıkları sürece barışçıl olan Na’vi halkına ev sahipliği yapmaktadır.

Fakat insanlar bu gezegenin havasını soluyamadıkları için, kendilerine ait Avatarlar yaparlar. Avatarların akıl yolu ile kontrol edilebilir olmasının yanı sıra Pandora yerlileri olan Na’vi halkı ile insan karışımı olarak üretirler.

Bilim adamları bir yandan Na’vi halkının yaşam biçimlerini öğrenmeye ve onlarla birlikte uyum içerisinde yaşamayı öğrenmeye çalışırlar. Fakat Dünya ordusu her zamanki gibi bu yeni kaynakları sömürmek peşindedir. Fakat kendi topraklarının sömürülmesine barışçıl Na’vi halkı tepkisiz kalmayacaktır.

Bu arada Avatar olmaya gönüllü olan Deniz Piyadesi Jake Sully Pandora gezegeninde bir Na’vi prensesine aşık olur. Bu sayede Na’vi halkının arasına karşışan Jake Sully onları daha fazla tanıma fırsatı bulur. Fakat daha sonra kendisini Pandora’yı gün geçtikçe tüketen insan ordusu ile Na’vi halkının arasındaki çatışmanın ortasında bulur.

Filmin müthiş görsel efektlerinin yanı sıra kurgusu ve izleyiciler üzerinde bırakacağı etkide uzun süre konuşulacağa benziyor.

 Sayfa 1 - 4  1  2  3  4 »

Yazılar

Kayıp Rıhtım'da çıkan tüm haberler aynı anda mailinde!

E-mail adresinizi girin:


Kayıp Rıhtım FRP



Haber Kategorileri

Sitede Kimler Var

Dost Siteler