Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Kurgu Edebiyatı => Ütopya/Distopya => Konuyu başlatan: Fırtınakıran - 29 Ocak 2011, 18:28:03

Başlık: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Fırtınakıran - 29 Ocak 2011, 18:28:03
(http://i363.photobucket.com/albums/oo79/kayiprihtim/biz_2009.jpg) (http://www.kayiprihtim.org/portal/bilim-kurgu/biz/)

Versus Kitap'tan çıkan kapak resmi

“Şimdiye kadar yazılmış en iyi bilim-kurgu roman, klasik bir karşı ütopya”
-Ursula K. Le Guin-


TekDevlet'in egemenliği altında sonsuz mutluluğu yaşayan halktan birinin, sistemin adamı olan D-503'ün günlüğündeyiz. 200-Yıl Savaşları'nın ardından geriye kalan dünya nüfusunun 0,2lik kısmının oluşturduğu bu TekDevlet, dünya üzerindeki "tek" ülke olarak içinde barındırdığı insanları mükemmelliği ulaştırmak için uğraşmaktadır. Matematiğin kesin sonuçları içerisinde çizilmiş sınırları ile bu ülkenin yeni hedefi,şaşmaz doğruluklarını diğer gezegenlerdeki farklı yaşamalara da ulaştırmak ve onları da TekDevlet'in bir parçası yapmaktır. Bunun için ise ENTEGRAL adında bir uzay gemisine ihtiyaçları vardır.

Kitabı ise D-503 adlı ENTEGRAL'in baş yapıcısının ağzından okuyoruz. Bu kitap onun günlüğü ve bizde uzak diyarlarda, ulaşılmayı bekleyen ilkel yaşam formlarıyız. Her şeyin saydamlığı ve mükemmeliğini öven D-503, bir gün hayatına giren I-330 ile birlikte "hastalanacaktır". Doktorlar onu "ruh çıkarma" hastalığına yakalanmış olarak bulacaktır. Toplumun temel düşünce yapısı olan "biz"den çıkarak giderek bireye yönelmeye başlayan ve ruhu yüzünden "ben" olmayı başaran D-503'ün, kişilik çalkantıları ve bedenindeki ruh ile bireyselleşmesinin sürecini yakından takip edeceğiz.

Burada her şey saydamdır. Evler, caddeler, kaldırımlar... Hepsi camdan. Ancak sistemin birbirinin bir eşi olarak çıkardığı insanlardan bazıları, "biz"i redderek "ben" olmayı seçiyor ve tüm saydamlık bireyselleşmenin altında kararıyor.

Distopyanın atası olduğu söylenen bu kitap, özellike 1984 ile ciddi benzerlikler içeriyor. Ama BİZ'in 1920 yılında yazıldığını unutmamak gerek.

Türü severlere şiddetle tavsiye edeceğim bir kitaptır BİZ.

Portaldaki tanıtımına buradan (http://www.kayiprihtim.org/portal/biz/)ulaşabilirsiniz.
Başlık: Biz
Gönderen: ronin47 - 26 Ağustos 2011, 03:29:17
Biz, Yevgeny Zamyatin'nin 1920 yılında yazdığı disütopik bir romandır. Kitap türünün ilk örneği ve türün prototipi niteliğindedir. Aslına bakarsanız kitap sadece içeriği ile değil basım öyküsüyle de ilginçtir.

Çünkü Bolşevik Devrimi'nin hemen ardından yazılan eser, sistem karşıtı içeriği dolayısıyla Rusya'da yayımlanamazdı. Bunun üzerine bazı kopyaları yurt dışına çıkarılan kitap, 1924'de İngilizce olarak Amerika'da basıldı. Ardından kitap Çekce'ye, 1927'de ise bazı bölümleri, yazarın izni alınmaksızın, Rusça'ya çevrildi. Bunun üzerine büyük baskılar altında kalan Zamyatin, Stalin'e mektup yazarak ülkeden ayrılmak istediği belirtti. Bu isteği, Maxim Gorki'nin de araya girmesiyle kabul edildi ve ardından Paris'e gitti. 1937 yılında da burada vefat etti.

Kitabın bir diğer ilginç yanı ise zamanında Huxley ve Orwell arasında çıkan tartışmadır. Orwell, Huxley'in Cesur Yeni Dünya'yı yazarken Biz'den esinlendiği söylemektedir. Ancak Huxley bu durumu reddetmekte ve kendi kitabını yazarken Biz'i hiç duymadığını söylemektedir. Bu ne kadar doğrudur bilinmez ama Orwell'ın 1984'ü yazarken Biz'den etkilenmiş olduğu kesindir. Zira, Orwell'ın 1945'de, Biz'le ilgili bir makalesi Tribune'de yayımlanmıştır. Zaten 1984'de, 1949 yılında yayımlanmıştır.

Her neyse biz kitabımıza dönelim. Dediğim gibi, disütopik bir roman olan Biz, geleceğin dünyasındaki totaliter bir rejimi anlatır. 200 yıl süren savaşlar sonucunda insanoğlu tek bir şehre sıkışmış ve geri kalan her yeri kendi haline bırakmıştır. İşte bu şehirde TekDevlet ve Velinimet her şeyi kontrol etmektedir. Bireysel bilinç ise tamamen yok edilmiş ve toplum yaşayan bir organizmaya, hatta makineye dönüştürülmüştür. Bu bağlamda da, bireyin kendisini tanımladığı ilk unsurdan hemencecik kurtulunmuş ve insanlara isim olarak, A-234 gibi kodlar verilmeye başlanmıştır.

D-503, ise hikayemizin ana karakteri olarak, Entegral adı verilen büyük bir projenin başındadır. Bu proje sayesinde diğer gezegenlerle bağlantı kurulacak ve Entegral'in taşıdığı propaganda materyalleri sayesinde tüm evren TekDevlet otoritesi altında birleşecektir. İşte bizde hikayeyi D-503'ün Entegral'e koymak amacıyla kaleme aldığı günlüğünden okuyoruz...

1984'den sonra, benim en sevdiğim disütopik roman olan Biz, nedense ülkemizde pek bilinmiyor. 1984'ü, Cesur Yeni Dünya'yı, Fahrenheit 451'i vs. okumuş ve çok beğenmiş insanlar, artık araştırma ihtiyacı duymadıklarından mıdır; yoksa bu kitaplar kendilerini yeterince tatmin ettiğinden midir; bilmem ama, Biz'den bihaber olabiliyorlar. Tabi bunda bir süredir baskısının bulunmayışının da payı olabilir. Ama Versus Kitap 2010'da ikinci baskıya gitti. Umarım bu harikulade roman ülkemizde de hakkettiği ilgiyi görür...



Başlık: Ynt: BİZ- Yevgeni Zamyatin
Gönderen: KoyuBeyaz - 03 Şubat 2012, 19:58:24
Her şeyin tüm çıplaklığıyla göz önünde olduğu bir dünyada 'birey' anlayışı olmadan yaşayan insanları konu alan BİZ, hiç şüphesiz ki diğer distopyalardan bir özelliğiyle sıyrılıyor: Onların atası olmasıyla. Öyle ki eğer Cesur Yeni Dünya ve 1984 gibi ünlü distopik eserleri okuduysanız bu kitabın diğer yazarları nasıl etkilediğini rahatlıkla görebilirsiniz. Emsali olmadığı bir dönemde yazılmış olması bu anti-ütopyayı diğerlerinin içinde sivrilten en temel özelliği...

Tam da bu sebepten kitaptan beklentim diğerlerine oranla daha düşüktü okurken. Kendi türünün öncüsü olması, daha sonra yazılmış olan benzerlerinin yazılırken ellerinde bir örnek varken bu kitabın tamamıyla yeni bir şey başlattığı anlamına geliyor. Yani BİZ'de yazılan her şey sıfırdan oluşturulmuşken (elbette ki yazarın etkilendiği eserler vardır, kendi türü içinde konuşuyorum) daha sonra gelenler buradaki düşünce temelini örnek alma şansına sahipti. Buna rağmen BİZ'in, oluşturduğu türün kendisinden sonraki temsilcilerine taş çıkaracak kadar oturaklı olduğunu gördüm. Olay örgüsü, anlatımı ve elbetteki temel özelliği olan düşünce üzerine kurulu yapısı ile distopyanın babası olmayı rahatça kaldırabilecek kadar sağlam bir eser.

Kitaptaki sistem en çok ilgimi çeken kısım oldu. Tamamıyla saydam bir dünya, bireyin olmadığı, insanların bir makinenin parçaları konumunda yaşadığı bir sistem, dışarıya kapatılmış şehirler ve tekil anlayıştan yoksun insanlar. Hiçbir şeyin saklanmaya gerek duymadığı -gerek duyulsa bile saklanamadığı- bu dünyada insanların kendilerine ait isimleri dahi yok; sadece sayılar var. Kişiler birbirlerine birey olarak değil sayı olarak bakıyor ve hitap ediyorlar çünkü hiçbiri büyük bir topluluğun, BİZ'in bir parçası olmaktan öte bir öneme sahip değil. Ve biraz okuduktan sonra o evrende doğru olanın da bu olması gerektiğini baş karakterimiz olan D-503 ile birlikte biz de hissediyoruz. Ne var ki bir başka sayı[*]yani birey[/*] gelip D-503'ün aklına hiçbir sayının aklında olmaması gereken şeyleri soktuğunda işler çığırından çıkmaya başlıyor. Biz de böylece bir mekanizmanın parçaları görevlerini yapmayı keserse neler olacağını hep birlikte görüyoruz.

Kitaptaki toplumun sistematikliği gerçekten etkileyici. Her şeyin belli bir düzen içinde oluşu, insanların bu düzeni koşulsuz bir biçimde kabul ederek sahiplenişi ve aksatmayı düşünmeyerek hallerinden memnun oluşu, seçimlerin açık bir biçimde, sadece formalite icabı yapılışı gibi unsurlar ister istemez aklınızı başka yerlere kaydırıyor: Kendi dünyamıza. Tüm distopyalarda olduğu gibi düşündürüyor, sorgulatıyor, eleştiriyor ve okurunu çevresine bakması için dürtüklüyor.

Kitabın bir başka sevdiğim özelliği ise altı çizilesi cümlelerin bolluğuydu. Kitabın yazarı Yevgeni Zamyatin var olmayan bir dünyayı öyle güzel betimleme ve benzetmelerle anlatıyor ki bir anda her şeyi tüm çıplaklığıyla görebiliyorsunuz. Karakterin kendi güncesi olarak yazılmış olan kitap da o sistem içindeki bir bireyin düşünceleri aynı şekilde başarıyla yansıtıyor. Bununla ilgili örnek olarak kısa bir alıntı da koymak istiyorum;

Alıntı
Gözünüzün önüne bir kare getirin. Canlı, güzel, eşkenar bir dörtgen. Ve bu karenin size kendisinden söz ettiğini varsayın. Onun size söylemeyi akıl edeceği en son şey dört açısının eşit olduğudur. Bu onun için öyle doğal, öyle sıradan bir şeydir ki artık farkında bile değildir.

Yukarıda da belirttiğim gibi diğer büyük distopyaların kitaptan ne kadar çok etkilendiğini okurken net bir şekilde görebiliyoruz. Özgürlük/mutluluk çatışması en belirgin örneği bunun. Zaten 1984'e baktığımızda BİZ'den sadece esinlenmekle kalmayıp karakterlerini dahi benimsediğini görebiliyoruz. Aynı şey (bana kalırsa) Cesur Yeni Dünya için de bir miktar geçerli. En azından arkalarındaki felsefe ve düşüncelerin benzerliğini görmek için büyük bir birikime sahip olmak gerekmiyor.

Kitabı okumamış olanlar için de ufak bir eleştiri ve uyarıda bulunmak istiyorum. Kitabın ön sözünü en son okuyun çünkü ön sözün içinde kitabın sonunda ne olduğunun söylenmesi gibi abez bir durum söz konusu. Böyle saçma bir hata nasıl yapılmış bilmiyorum ama kitap kurgu ağırlıklı olmasa dahi alınan zevki baltaladığı kesin. Ayrıca tesadüf eseri keşfettiğimiz ve son derece saçma olan bir durum daha var ki bu kitabın sonunu baştan bilmekten daha da acı. Kitabın orjinalinde I-330 olan karakter elimdeki baskıda E-330 olarak değiştirilmiş durumda. Ve bu karakter öyle arada görünüp kaybolan bir yan karakter de değil üstelik. Aynı şekilde ENTEGRAL adlı araç elimdeki baskıda İNTEGRAL olarak değişmişti. Bu farklılıklar kitabın kalan içeriğiyle ilgili de ister istemez şüphelenmesine sebep oluyor insanın. (elimdeki kitap Ayrıntı Yayınları - 3. Basım)

Son olarak yazarın eksiltili cümle kullanmadaki takıntısının da bazı yerlerde can sıktığını söyleyerek eleştirmek istiyorum. Böyle bir kitabı yazım olarak eleştirmek ne kadar doğru tartışılır ama benim çok gözüme battı, söylemek istedim.

Kısaca temel distopyalar arasındaki yerini sonuna kadar hak eden başarılı bir eser BİZ. Öncülüğü ve kendisinden sonra gelen distopyalara (özellikle de 1984) sağladıklarıyla ne olursa olsun 'atalığını' sonuna kadar hak ediyor.
Başlık: Ynt: BİZ- Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Fırtınakıran - 03 Şubat 2012, 20:35:40
Alıntı
Kitabı okumamış olanlar için de ufak bir eleştiri ve uyarıda bulunmak istiyorum. Kitabın ön sözünü en son okuyun çünkü ön sözün içinde kitabın sonunda ne olduğunun söylenmesi gibi abez bir durum söz konusu. Böyle saçma bir hata nasıl yapılmış bilmiyorum ama kitap kurgu ağırlıklı olmasa dahi alınan zevki baltaladığı kesin. Ayrıca tesadüf eseri keşfettiğimiz ve son derece saçma olan bir durum daha var ki bu kitabın sonunu baştan bilmekten daha da acı. Kitabın orjinalinde I-330 olan karakter elimdeki baskıda E-330 olarak değiştirilmiş durumda. Ve bu karakter öyle arada görünüp kaybolan bir yan karakter de değil üstelik. Aynı şekilde ENTEGRAL adlı araç elimdeki baskıda İNTEGRAL olarak değişmişti. Bu farklılıklar kitabın kalan içeriğiyle ilgili de ister istemez şüphelenmesine sebep oluyor insanın. (elimdeki kitap Ayrıntı Yayınları - 3. Basım)

Ben Versus Yayınları'ndan çıkanını okumuştum ve hiç böyle sorunlarla karşılaşmadım. ENTEGRAL ve I-330 isimleri olması gerektiği gibiydi. Ayrıca, önsöz hiçbir şekilde kitabın sonuna dair bir şey demiyordu.

Bunu özellikle belirtme nedenim, söz konusu BİZ olunca çok övülen Ayrıntı Yayınları'nın, o eleştirdikleri ve beğenmedikleri Versus'un yanında böyle saçma hatalar yapmış olmasıdır. Ayrıntı Yayınları'na saygım büyük, ancak fuarda Versus baskısını kötülerlerken burada bahsi geçen hatalarının hiç farkında değillerdi herhalde. Kitaba karşı çok büyük ayıp etmişler.

Madem durum bu, kitabı okumak isteyen arkadaşlara ben Versus Yayınları'nın bastığı halini öneriyorum.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: estarriol - 11 Mart 2012, 00:24:42
Çok şey söylemek istemiştim başlığa tıklamadan evvel. Söylenmiş çoğu yine :D Teşekkürler bayanlar baylar sağolun. :) Şimdi filtreleyerek yazayım;

Baskıcı bir yönetim, bir ütopya oluşturma ülküsü ve işlerin fena halde ciddileşmesi gibi öğeler... Bunlar Distopya türünde yazılmış kitapların asgari müşterekleridir diye tahmin ediyorum.

"Biz" kitabında da var haliyle bunların tamamı ve daha fazlası. Peki diğerlerinden ayıran nedir onu? Nelerdir? Bunu bir arkadaş bana kitaptan bahsettiğinden beri merak ediyordum. 1984 ün, bu kitaptan hayli fazla etkilenmiş olduğu iddiası, kitabı okumak için yeterli bir sebepti ve buna inanmıştım, ama daha iyi olduğunu söyleyince hanımefendi, harbi merak etmeye başladım.

Bu açıdan bakınca ilk dikkatimi çeken Devletin farkındalığı yenme şekliydi. Çünkü her baskıcı devlet halkını uyanıklığından arındırmalıdır malum. Bunun için türlü çareler bulunmuş hem gerçekte, hem kurguda -hoş konu distopya olunca bu ikisi birbirine çok uzak değil.-. Ya Huxley 'nin "Soma"sı, Orwell'ın Zafer Cini[*]Victory-brand Gin[/*]' i, başka bir evrenin Prozium[*]Equilibrium[/*]' u gibi bir uyuşturucu lazım, ya da okumayı engellemek lazım Bradbury' nin dediği gibi. Ama Biz' e ters bunlar. Kitap okumak, yazmak bile nisbeten serbest aslında.

"Nasıl oluyor da koruyor peki devlet, tebanın düşünme ve görme potansiyeline karşı üstünlüğünü?" diye sorunca karşılaştığım cevabı ilginç buldum : Farkındalığı bir başka farkındalıkla yeniyordu TekDevlet.  TekDevlet, geçmişi inkar etmek yerine bir başka yorum getiriyordu ona. Kapitalizmi kötülemek yerine, parayı kötülemek gibi. Düşmanlarını, yani tarihi anlatırken yalan söylemiyorlar Big Brother gibi. Tarihi yalanlamaktansa onun putlaştırdığı kavramları sistematik bir biçimde aşağılamak yolunu tercih ediyorlardı. Ve geleceği düşlemek yerine "an"ı işliyorlar, bizzat oluşturuyorlardı "Sayı"lar. Bu da düşlemeye, düşünceye vurulmuş bir zincirdi. Umut yok, hayal yok, imrenmek yok. Sadece çalışmak. Benzerini Hitler' de ve Stalin' de de görürüz. Ben bu fikri Rus kafasına daha uygun buluyorum ne yalan söyleyeyim.

Çünkü Rus düşünce tarzına baktığımızda, bilhassa özel mülkiyete karşı çıkan tarafında, insani arzuların ve seçim hakkının ağır biçimde küçümsendiğini görüyoruz. Özel olmanın, deviasyonun, diğerlerinden başka sayılabilmenin pek bir anlam taşımadığını... Dünya' yı değiştirme gücünü eline aldığında Neo' nun ne yaptığına bir bakın, bir de Stalker[*]Andriy Tarkovski 'nin Aleks' i.[/*]' ın seçimine... Belki de bu yüzden Sosyalizm hiçbir ülkede Rusya' daki gibi bir ihtişamla beden bulamamıştır. O yörenin ruhuna daha bir uygun sanki. Ayrıca Rusları içkiyle sarhoş etmek hayli maliyetli olurdu devlet açısından. :P Burayı uzatmayayım,

İkincisi de anlatılan devletin başkalığının yanında bir de anlatan zihnin başkalığıydı. Bir sayının dimağını soran bir akıla dönüştüren, maruz kaldığı etkilerin yoğunluğuydu şüphesiz. Ki burada KoyuBeyaz' ın bahsettiği o edebi yanın işlevi gözardı edilemez sanıyorum. Bir kere D-503 ün aşkının boyutlarının bu kadar başarılı yansıtılabilmiş olması hakikaten kitabı benzersiz yapmış. Düşünün ki bir distopya nın ortasına uyanıyorsunuz ve yazar size bir "Sayı" nın bir sisteme, bir düşünce ağına,  ve bir kadına olan aşkını duyumsatırken Ezilenleri yahut Beyaz Geceleri okur gibi oluyorsunuz. Bunu sağlamak her babayiğidin harcı değil, malum.

Roman boyunca meydana gelen her olayı aşık bir adamın çarpılmış gerçekliğinden takip etmek, günce okunuyormuş havasını yaşatan biraz da budur derim.

1984 ten güzel mi diye merak etmiştim, evet güzelmiş. Haklıymışsın Hanımefendi :).

Son olarak kafama takılan bir soru : Sadece burada ve ayrıyeten gördüğüm bir iki kişide mi bu böyle yoksa distopya denen türe ilgide genel bir artış mı var ? Merak ettim doğrusu.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: TheSpell - 10 Temmuz 2012, 13:48:13
Merak ettim nasıl bir kitap. En kısa zamanda alacağım :D
Başlık: “BİZ” Rusça Aslından Çevirisiyle Geliyor!
Gönderen: Fırtınakıran - 10 Temmuz 2012, 16:38:39
(http://www.kayiprihtim.org/portal/gorsel/biz-ithaki-top.jpg)

Bugün dünyada Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (http://www.kayiprihtim.org/portal/bilim-kurgu/bin-dokuz-yuz-seksen-dort/), Cesur Yeni Dünya (http://www.kayiprihtim.org/portal/bilim-kurgu/cesur-yeni-dunya/) ya da Le Guin (http://www.kayiprihtim.org/portal/yazarlar/ursula-kroeber-leguin/)’in kült eserlerinden bahsediyorsak şüphesiz ki bunun temelinde yatan isim Yevgeni Zamyatin’dir. O öyle bir usta ki çağımızın distopya türünün öncüsü olduğu gibi, ardılları olan nice ustaca saygıyla anılmaktadır. Hatta öyle ki George Orwell’ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ünde Zamyatin’in BİZ (http://www.kayiprihtim.org/portal/bilim-kurgu/biz-ithaki/)’inden ciddi esintiler yer alır ki Orwell da bunu inkar etmez.

İlk defa 1920 yılında, Rusyada yazılan eser o dönemin komünist rejmi yüzünden basılmad ve yıllar sonra yazar sürgün edilirken kitap ilk kez İngilizce olarak basıldı belki ama sonuçta aslı Rusçaydı. Ayrıntı ve Versus Yayınları tarafından İngilizce çevirisinden tercüme edilerek dilimize kazandırılmış BİZ ilk defa asıl dilinden çevrilerek raflara geliyor!

İthaki Yayınları bununla birlikte kitaba Zamyatin’in hazırladığı önsözünü de iliştiriyor.

Distopyalar hangi yılda yazılırsa yazılsın şüphesiz ki gerçekliğini dünyanın her çağında koruyabilen, eşi bulunmaz eserlerdir. Zamyatin’in BİZ’i de Türkiye’de bir kez daha soluk almak için karanlık bir kapıyı aralıyor.

Fatma Arıkan ile Serdar Arıkan’ın çevirdiği ve Sabri Gürses’in editörlüğünü üstlendiği kitabın tanıtım ve künye bilgileri için buraya (http://www.kayiprihtim.org/portal/bilim-kurgu/biz-ithaki/) tıklayabilirsiniz.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: estarriol - 14 Temmuz 2012, 08:50:04
Bu gün İthaki'nin gönderdiği tanıtım mailinde bu habere ilişkin bir gelişmeye rastladım. Özgün dilinden tercüme edilmiş yeni "Biz", raflardaki yerini almış efendim. *-*

Alıntı
Rusça aslından çevirisiyle Türkçede ilk kez: Bütün bir yirminci yüzyıl edebiyatını etkileyen, Aldoux Huxley, Ayn Rand, George Orwell, Kurt Vonnegut, Ursula K. Le Guin için açık esin kaynağı olan BİZ, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.

Şeklinde de etkileyici bir giriş yapmışlar yeni basım için. Bunca büyük yazar üzerinde böyle bir etki bırakabilmiş olmak ne sıra dışı bir başarıdır, bir an bunu düşünmeden edemedim. Ayrıca yeni kapağa da beklediğimden çabuk ısındım.

Spoiler: Göster
(http://www.ilknokta.com/urun/B/158099.jpg)
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Fırtınakıran - 14 Temmuz 2012, 10:46:37
İyi de zaten tüm bu söylediklerin haberde geçtiği gibi kitabın künye bilgilerinde aynen yer alıyor? Kapak da yine bir üstteki mesajın linkinde duruyor. Zaten var olan bir şey. Kaldı ki linkteki yayınevinden alınmış yüksek çözünürlüklü halidir.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: estarriol - 14 Temmuz 2012, 12:17:02
Aa. Ben linke tıklamaya üşenmesem fark edecekmişim bak. Yayınlanmadan önce, kitabın geleceğine dair bir haber olduğu izlenimine kapılmıştım ben başlıktaki "...Aslından Çevirisiyle Geliyor" ibaresi yüzünden. Oluşan önyargı mesajı anlamamı engellemiş olmalı.

Neyse. Bu bana ders olsun. :)
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: TheSpell - 27 Temmuz 2012, 16:17:08
Peki siz bu eserin Versus yayınlarından çıkan halini mi yoksa orjinal metninden çevrilen ve İthaki tarafından yayınlanan halini mi okumayı önerirsiniz? Neden?

Edit: Versus yayınlarından çıkan hali ile okudum ve harika. Cidden etkisinde bırakıyor.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Berre - 11 Eylül 2012, 15:25:35
Biz romanı hakkındaki düşüncelerimi bir benzetmeyle açıklayabilirim sanırım.

Upuzun zinciriyle bağlanmış bir köpeğin kendini özgür zannetmesi gibi bu kitap. Son sayfalarına kadar siz de zinciri unutuyor ve gerçekten özgür olunabileceğine inanıyorsunuz. Fakat Yevgeni Zamyatin zincirin sınırlarını hepimize hatırlatmakta kararlı. Özgürlüklerimizin, boynumuza bağlı olan zincirin uzunluğu kadar olduğunu yüzümüze çarparak bitiriyor kitabı. Sanırım kitabı güzel yapan şey de bu oluyor.

Yalnız yazarın dili yüzünden zorlandığımı itiraf edeyim. Eleştirmek haddim değil belki fakat özellikle de ilk sayfalarında cümleleri birkaç kez okuyarak ilerledim. o.O
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: TheSpell - 11 Eylül 2012, 15:48:13
Ben neden "harika" deyip geçmişim yahu? Şöyle kısa bir yorum da ben yazayım.

Bu türün okuduğum ilk romanıydı. Bu türün dediğim kara dörtleme ve Ray amcanın falan diğer kitapları.

Türe başlamak için ideal diyemeyeceğim. Berre'nin de dediği gibi, ağırdı biraz. Ancak çoğunluk "George Orwell ve Aldoux Haxley'in ilham kaynağıdır BİZ" dediği için, gerek BİZ kitabından özendikleri yerleri, gerekse diğer şeyleri anlamak için ilk olarak bunu okumuştum.

İnsanı olduğu yere kilitleyen, bitirene kadar bıraktırmamaya çalışan bir kitaptı. Zamyatin o kısıtlı özgürlüğü, ya da nasıl diyeyim, köleliği öyle güzel anlatmış ki, aklınız almıyor.

Bölümlerin çok uzun olmaması da iyi olmuş. Hem okuyucuyu sıkmıyor, hem de tam "Aha, heyecanlı oluyor iyice" derken bölüm bitiyor, yenisini hevesle okuyorsunuz.

Okumayanlara okuyun derim, çok şey kaçırıyor olursunuz okumazsanız.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: - 30 Aralık 2012, 03:44:31
Notos Edebiyat'ın bu sayısında varlığından haberdar oldum bu kitabın, burada yazılan yorumlar da alıp okuma isteğimi körükledi açıkçası ama esas okuma isteğimi körükleyen neden yazarın öz yaşam öyküsü oldu. "1884 rusya-lebedyan dogumlu olup st. petersburg politeknik enstitusunde gemi muhendisi olmak hayali ile egitim gorurken bol$evik partisine katildi. 1905'te petersburg sovyetinde savasa katilmisken yakalanarak $apalernaya hapishanesine atildi. bol$evikler adina sava$tigi halde garip bir tesaduf eseri bol$evikler tarafindan uyumsuz goru$leri oldugu nedeni ile ayni hapishane de, ayni koridorda fakat tek ki$ilik bir hucreye konuldu iki kez de surgune yollandi..

subat devrimi sirasinda yeniden memleketine dondu ve o siralarda ba$layan ate$li edebiyat tarti$malarina katildi. bu sirada iki yazar arkada$i ile birlikte serapion karde$ler adini verdikleri edebiyat grubunu kurdu.
neyse..

1929 yilinda kendisi hakkindaki ele$tirilerin iyice yogunla$nasi uzerine rus yazarlar birliginden istifa etti. akabinde yazdigi herhangi bir yazi ya da oyunun ne yayinlanmasina ne de sahnelenmesine izin veriliyordu.. bunun uzerine 1931 yilinda maksim gorki'nin de araya girmesi ile stalin'e asil bir mektup gonderdi ve ulkeden ayrilmak icin izin istedi. kisa sure icinde aldigi yanitla birlikte parise gitmesine izin verildi fakat cok sefil ve yalniz bir hayat onu bekliyordu.
orada da asi goru$leri nedeni ile sscb aleyhtarlari tarafindan tecrit edildi ve 1937de kalp krizi gecirerek vefat etti." (ekşi sözlük'te talentless jerk isimli yazardan alıntıdır) Bunu okuyunca özellikle de Bolşevik olduğu için hapse atılması ve Ekim Devrimi'nden sonra Bolşevikler tarafından da hapse atılmış olması çok merak uyandırıcı bir durum.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Denaro Forbin - 16 Mayıs 2013, 03:17:57
Distopya denince Türkiye'de ilk akla gelen kitaplar; Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451, Hayvan Çiftliği vs. Peki tüm bu kitaplar henüz yazılmamışken, türün ilk örneği, Distopya'nın atası niteliğindeki Biz neden geri planda kalıyor? Mantıklı bir açıklama yapabilmek mümkün değil.

Kara Dörtleme olarak tabir ettiğimiz listeden bir tek Fahrenheit 451'i okumuştum ve geçenlerde Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'e de start vermek üzereydim ki, neden en başta türün ilk örneği Biz'i okumadım diye sordum kendime. Sonra bıraktım elimden Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü ve gittim Biz'i aldım. Bin Dokuz Seksen Dört ve Cesur Yeni Dünya'yı Biz'i okuduktan sonra okumaya karar verdim. Bu sayede Biz'den sonra yazılmış olan bu romanların aralarında ne gibi benzerlikler olduğunu daha iyi kavrama şansını yakalayacaktım.

Nitekim okudum Biz'i. Ne de güzel düşünmüşüm! Kara Dörtleme'nin kalan 2 kitabını da ilerleyen günlerde okumak niyetindeyim. Ama önce Biz hakkında bir şeyler söyleyelim.

Biz, şahsım adına bugüne dek okuduğum tüm kitaplar içerisinde rahat ilk 5'imi zorlayacak denli etkileyici. Hiç beklemiyordum aslında bu denli sarsıcı bir eser.

Birey olmayı unutmuş, sistemin kölesi olmuş insanlar. İsimleri dahi yok. Numaralarla adlandırılıyorlar.

Ve biz de D-503 adlı karakterin ağzından öğreniyoruz tüm yaşananları. Aynı zamanda Entegral adındaki bir projenin de 'denek'i konumundadır D-503, amaç diğer gezegenlerdeki canlıları da Tek Devlet egemenliği altına almak.

Betimlenen dünyadaki her şeyin saydam oluşu bana çok garip geldi açıkçası ve korkunç! İnsanların en doğal haklarından biri olan seks bile izinle yapılıyor. Gidip bir süreliğine perdeleri kapama belgesi alıyorsun. Bir başka deyişle seks yapma belgesi. Ne kadar ilginç değil mi?

Numaralı her bir kişinin genel adı ise "Biz". Bazı şeylerin farkına varıp uyanan D-503'ün BİZ'likten çıkarak BEN olma yolculuğu. Çalkantılı aşk yaşamını da günlüklerinde gözler önüne seriyor D-503. Kendi içinde yaşadığı çatışmalar çok güzel yansıtılmış.

Kısaca harikulade bir eser Biz. Okumayanlar daha fazla zaman kaybetmesinler bence. Ve önerim orjinal çeviriden yani İthaki'den okumanız yönünde. Gerçekten çok iyiydi çeviri. Emek harcanmış. Numaralar da kalın puntoyla yazılmış gibi gibi. Bu kitabın Türkiye'de daha çok bilinmesi açısından Can Yayınları'ndan çıkmış olmasını isterdim elbette. Çok satsın, çok okunsun isterdim.

Ve evet, bol bol altı çizilesi cümleler mevcuttu kitabın içerisinde. İşte onlardan yalnızca 3'ü ;

"İnsanı suçtan arındırmanın tek yolu onu özgürlükten arındırmaktır."

"Bilgi de neymiş! Bilgi dediğin sizin korkaklığınızdır. Doğru olan nedir ki? Siz sonsuzluğu bir duvarla sınırlamaya çalışıyorsunuz. Evet! Gözleriniz kapalı olarak bakınız. Evet!"

"İnsan son sayfasına kadar ne olacağı bilinmeyen bir roman gibidir. Başka türlü olsaydı okunmaya değmezdi..."
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: strider - 28 Haziran 2013, 18:35:13
Zamyatin yazsın, biz okuyalım, biz hep okuyalım. Ya da önce yaşasın, sonra yazsın ve biz okuyalım desem daha doğru olur. Ölmüş olmasına en çok üzüldüğüm yazar, bir de sevgili Bradbury var tabi. Henüz distopyada ikisiyle tanıştım ve ikisini de çok sevdim. Neyse tek koldan gideyim.

Dili ağır mıydı? İlk başta, bir miktar. Sonra alışıyorsun ve bağlanıyorsun anlatıma, D-503'ün düşünceleriyle birleşiyorsun. Bir de, bir cümleyi birkaç kez okumaktan korkmayın, yavaş olun ve anlayın. İçerikten bahsetmeyeceğim, üstteki arkadaş yeterince anlatmış, hatta iki buçuk satır hafif spoiler vermiş.
 
Kitapta yer almayan bir şeyin yer almadığını söylemek spoiler olur mu? Çünkü ben olmayan bir şeyden -espiriyle- bahsedeceğim: Eski insanlardan, bizlerden, vahşilerden bahsederken, önemli bir şeye hiç değinmemiş: Futbolun vahşiliği; bundan ne zevk alıyorlardı acaba diye sormamış. Ve futboldan hareketle eskinin sporundan da bahsetmemiş. Evet, galiba Zamyatin'in ve kitabın eksiğini buldum :P

İçeriğin etkilerinden bahsedebilirim: Hala çıkamadım, çıkmaya uğraşmıyorum. İnsanlığın geleceğiyle ilgili ağır spoiler almış gibi hissediyorum. Elden bir şey gelmez, işte bu daha da kötü.

Her gördüğüm kişiye tavsiye edeceğim Biz'i. İster distopyayı sevsin -ister ne olduğunu bilmesin- ve ister neydik, ne olacağız demesin; ben böylesine müthiş bir yazarı, müthiş yazarlara esin babası olmuş bir yazarı tavsiye etmekten vazgeçmeyeceğim.

İthaki'yi de tebrik ediyorum: Başına koyduğu önsöz, sonuna koyduğu Zamyatin'in denemesi, böylesine bir yazarı Rusça çevirisinden okumamızı sağladığı için (burada çevirmenlere de teşekkür ediyorum). Kelime yanlışları var mıydı, vardı elbette. Hatasız kitap olmaz. Ancak adamlar isimleri (numaraları) tek tek koyu harf yapmışlar, güzelce düzenlemişler -bunda da koyu yapılması unutulanlar vardı, elbette-

Birkaç alıntıyla kısa -ama etkili olmasını umduğum yorumu bitiriyorum:

"Hiçlikten büyüklüğe giden doğal yol senin gram olduğunu unutmandan ve tonun milyonda bir parçası olduğunu hissetmenden geçer"

"Dilin saniyedeki hızı her zaman düşüncenin saniyedeki hızından biraz az olmalıdır, tersi olmamalıdır."

"-Bana sonuncu, en üst, en büyük sayıyı söyle.
  -Saçma. Sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonuncuyu istiyorsun?
  -Peki sen hangi son devrimi istiyorsun? Sonuncu diye bir şey yok, devrimler sonsuzdur."
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: gurmerly - 26 Aralık 2013, 10:32:25
Arkadaşlar yardım eder misiniz, kitabı okumam gerekiyordu fakat okuyamadım. Psikoloji hocası da kitabı ödev olarak verdi. Yazarın zihnindeki problemleri söyler misiniz ACİLLL
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: magicalbronze - 26 Aralık 2013, 10:58:42
Arkadaşlar yardım eder misiniz, kitabı okumam gerekiyordu fakat okuyamadım. Psikoloji hocası da kitabı ödev olarak verdi. Yazarın zihnindeki problemleri söyler misiniz ACİLLL

Bence bu şekilde bir giriş yerine öncelikle yazılmış olan diğer mesajlara göz atmanız yeterli olacaktı. Konuyla alakalı güzel bilgilendirme yapılmış, gerisi zaten sizin çıkarımlarınıza kalmış.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Erymnys - 26 Aralık 2013, 11:04:50
Arkadaşlar yardım eder misiniz, kitabı okumam gerekiyordu fakat okuyamadım. Psikoloji hocası da kitabı ödev olarak verdi. Yazarın zihnindeki problemleri söyler misiniz ACİLLL

Şimdi başlasan üç saate biter.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: TheWalkingIdeas - 08 Şubat 2015, 12:17:28
     Öncelikle bu harika kitabı bu kadar geç okuduğum için Zamyatin başta olmak üzere Orwell’dan Huxley’den ve Le Guin’den özür diliyorum. Kitabı cuma bitirdim, yayındı şuydu buydu derken yeni fırsat bulabildim yazmaya. Doğukan(Denaro Forbin) çok diretti geçen hafta okuyayım diye zorla başlattı, sağolsun :d

     Herkes kitabı okuduktan sonra Cesur Yeni Dünya ve özellikle 1984’e benzetiyor. Ben ise onlardan çok Fahrenheit 451’e benzettim nedenlerini yavaş yavaş açıklayacağım.

     Benim gibi distopya edebiyatına düşkün olup Zamyatin’in Biz’inden önce Cesur Yeni Dünya, 1984 , Fahrenheit 451 , Mülksüzler ve daha nicesini okuduktan sonra bu kitaba başlayacaksınız -başladıysanız- ; kesinlikle Biz’den ufak ufak parçalar koparıp odak noktaları belirleyip diğer distopya yazarlarının bu kitabın parçalarını romanlaştırdığını düşüneceksiniz.

     Neden Fahrenheit’e benzettiğime gelecek olursak, CYD ve 1984’e benzetenler genelde işlenen konuya bağlı kalarak bu yorumu yaparlar. Ben kitabı okurken herkesin yaptığı gibi kendimi ana karakterle eşleştirerek bu yorumu yapmayı tercih ettim. Bernard ve Winston’ı düşünecek olursak, karakterler kitabın başından beri kendilerini topluma dahil etmek istemezler ve bu toplumdan farklı oldukları hissiyatı kitabın başından sonuna dek değişmez. Fakat D-503’ü düşünecek olursak çoğu zaman çelişkide kalmasıyla beraber, önceleri kendini topluma ve sisteme dahil hisseder, yaptıklarını, davranışlarını ve işleyişi doğru bulur. Peki bu hissiyat hep böyle mi kalır, tabiki hayır. Hikaye ilerledikçe D-503 bir şeylerin farklı -yanlış- olduğunun ayrıdına vararak sorgulamaya başlar, şu tesadüfe bakın ki bu bir kadın sayesinde, ilgi duyduğu bir karşı cins sayesinde başlamış olur. Hatırlarsak Guy Montag da Clarrise ile tanışır. Ona ve davranışlarına, farklılığına ilgi duyarak bir şeylerin ayrıdına varmaya başlar. Benim görüşüm Montag’ın evli olmaması ve Clarrise’in yaşının çok ufak olmaması durumunda D-503 ile I-330’un arasında olanla aynı durum ortaya çıkardı. Fahrenhet’i ve Biz’i okumuşsanız, karakterlerin seviye seviye kendilerini toplumdan ayırıp karşı tarafa geçtiklerinin farkına varırsınız.

     Konu benzerlikleri kısmana gelecek olursak, tabiki haklısınız iyilikçiyi -işkenceci- O’Brien’a benzettiniz. Evlerin şeffaf olmasını da evlerin sürekli gözetim altında olmasıyla bağdaştırdınız. Yada insanların yaptıklarının farkındalığına ulaşamamış olmasını, bu farkındalıktan çok uzak olmalarını Huxley’in yarattığı düyayla eşdeğer buldunuz. İnsanların duygularından arındırınmaları durumunu 1984’teki “Cin” içme durumuyla bağdaştırdınız.Bunlar tabiki doğru fakat ben bunların da farkında olarak az önce bahsettiğim gibi yorumlamayı tercih ettim.

     Ayrıca bahsetmek istediğim kitabın her yerinde “Entalpi, İntegral, Türev” gibi sözcükler görmekle beraber insanların matematiğe duyduğu bağnazlığı göreceksiniz. Üniversite sınavına hazırlanan biri olarak test kitabını bırakıp Biz’i okumaya geçtikçe psikolojim bozuldu :d

     Diğer karakterlerden farklı olarak -Biz hariç 4 büyük distopyadaki karakterler- , çevredeki ayrıntılara inanılmaz takılması ve karşılaştığı herşeyi muazzam bir içselleştirme ile anlatması. Bu detaylara odaklanma durumunu en çok Huxley’in Algı Kapıları’nda gördümki bu da benim D-503’ün bir uyuşturucunun etkisinde kalmış olması durumunu düşünmeme neden oldu, kitap boyunca.

     Okurken siz hissettiniz mi yada okurken hissedecek misiniz bilmiyorum ama kitap boyunca pesimist gothic bir hava var. Edgar Allan Poe’nun şiirlerini okurken hissettiğiniz, içine girdiğiniz bir hissiyat, duygu bütünlüğü vardır ya okurken neredeyse aynısını yaşadım.

     Şehir ve “Yeşil Duvar” tasviri o kadar güzel ki herşey kafasınızda canlanıyor. Şehirin tabanının beton bir düzlemde olduğunu, D-503’ün toprağa bastığında hissetiği farklılığı birebir yaşıyorsunuz. Benim eksikliğimden mi bilmiyorum ama ben “İntegral” denilen aleti bütünüyle kafamda canlandıramadım.

     İnsanların makineleştiği, benliklerini kaybettikleri, özgürlük sahibi olduklarını düşünmeleri sağlanarak aslında tamamen özgürlükten yoksun bırakıldıkları, matematiğe taptıkları bir dünya var. Okurken aklıma gelmedi değil William Morris de Gelecekten Anılar(Hiçbir Yerden Haberler)’da insanların makineleşmelerinden duyduğu korkuyu ve insanların doğaya dönmeleri gerektiğini anlatır. Makineleşmeyi bir ütopya olarak anlatan -bunu da okumalıyım- Edward Bellamy’nin Geçmişe Bakış eserini de bir distopya olarak gördüğünü söyler. Bence Morris yaşasaydı Biz’i görseydi, aynı örneği bu kitap için de verirdi.

     Düşünmek, sorgulamak isteyen ; sistem eleştirisi seven ve yeni bakış açıları kazanmak isteyen herkese bu kitabı tavsiye ediyorum. Hele ki bir sosyal bilimkurgu sever iseniz, distopya hayranı iseniz bu kitap kesinlikle kitaplığınızda ve zihninizde olmalı. Biraz karışık yazıyorum kusuruma bakmayın, bu hep karşımda bir arkadaşım varmışçasına konuşurmuş gibi yazmamdan kaynaklanıyor.

     Son olarak şunu ekleyip kaçıyorum, Biz’i İthaki baskısından okuyun ; Ayrıntı, İmge ve Versus baskıları da mevcut fakat bunlar İngilizce çevirisinden çevirileri. İthaki baskısı ise orijinal Rusça metninden çevirisi olmakla beraber Zamyatin’in önsözüyle beraber basılmış.

     Bol güneşli, aydınlık yarınlar dilerim.


Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Elendil_XX - 10 Nisan 2015, 18:52:57
"Biz"i şimdi de Zeplin Kitap basıyor (http://www.idefix.com/kitap/biz-yevgeni-zamyatin/tanim.asp?sid=J6S3T1YMW1HNVH2U8MON). Kapak da bir hayli enteresan olmuş.

Spoiler: Göster
(http://static.idefix.com/cache/0/270/739684)
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Ugur - 10 Nisan 2015, 21:12:32
Şuana kadar çıkanlardan en iyisi olmuş. Yıllar önce versustan çıkanı okumuştum onun kapağıda sade ve hoştu ama bu kapak kitabın aynadaki görüntüsü gibi :D
Başlık: Biz, Yeni Kapağıyla Zeplin Kitap’ta!
Gönderen: Denaro Forbin - 13 Nisan 2015, 18:34:44
(http://www.kayiprihtim.org/portal/gorsel/2015/04/biz-zeplin-ust.jpg)

Küçük Prens furyasından sonra, şimdi de Yevgeni Zamyatin (http://www.kayiprihtim.org/portal/yazar/yevgeniy-ivanovic-zamyatin/)’in Biz (http://www.kayiprihtim.org/portal/kitap/biz-zeplin/)’i farklı yayınevlerince basılma sürecinde yeni bir baskı kazandı. Bu zincire eklenen son halka Zeplin Kitap oldu.

Daha önce Ayrıntı Yayınları, Versus Kitap, İmge Kitabevi gibi yayınevlerinden İngilizce çeviri ile çıkmıştı Biz. Daha sonra bayrağı devralan İthaki Yayınları, Rusçadan özenli bir çeviri ile kitabı bize sunmuştu. Şimdi yine Rusça bir çeviri ile karşı karşıyayız.

Haberimizin devamını buradan (http://www.kayiprihtim.org/portal/2015/04/13/biz-yeni-kapagiyla-zeplin-kitapta/) okuyabilirsiniz.

Haber: Hazal "Fırtınakıran" Çamur (http://www.kayiprihtim.org/portal/kose-yazari/hazal-camur-firtinakiran/), B. Doğukan "Denaro Forbin" Şahin (http://www.kayiprihtim.org/portal/kose-yazari/bahri-dogukan-sahin/)
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: DarLy OpuS - 13 Nisan 2015, 18:45:13
Kapağı çok güzel olmuş. Özellikle yine Rusçadan dilimize tekrar kazandırılması ayrıca hoş. Okumayanlar için iyi bir fırsat gibi görünüyor.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Denaro Forbin - 13 Nisan 2015, 18:52:12
Kapağı çok güzel olmuş. Özellikle yine Rusçadan dilimize tekrar kazandırılması ayrıca hoş. Okumayanlar için iyi bir fırsat gibi görünüyor.

Kapağı enfes hakikaten. İngilizceden çeviri olduğunu biliyordum ben, Hazal abla sağ olsun Rusça olduğunu belirtti. Bu vesile ile ikinci okuyuşumu kesinlikle Zeplin Kitap'tan yapacağım.

Herkes okumalı bu şaheseri.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Bozhermes - 05 Aralık 2015, 18:37:06
Biz, tatsız tuzsuz gibi görünebilir önce. Sonra yavaş yavaş tadına varılır. Türünün temellerini atan değerli bir eserdir.
Başlık: İthaki Çevirisi İncelemesi
Gönderen: Son_Silahsor - 30 Mart 2016, 21:41:15
Konuyu hortlatayım.

Kitap elimde süründü ama sonunda kendime eziyet ederek not ala ala okuyup bitirmeyi başardım.

Baştan uyarıyorum. Çok çok uzun bir inceleme.

Spoiler: Göster
Alıntı
ithaki'den rusça aslından yapılan çeviriyle çıkanı tam bir sayfa düzenlemesi, çeviri hatası, anlatım bozukluğu, yazım yanlışı ve noktalama hatası faciası.

abartmıyorum, hayatımda okuduğum en kötü sayfa düzenlemesine sahip kitap. çok fazla yazım yanlışı ve noktalama hatası var. en önemlisi de ne dediği anlaşılmayan çeviri hatalarından ve anlatım bozukluklarından geçilmiyor. okumayı zorlaştıralım deseler daha fazlasını yapamazlardı.

bunları kitabın daha ilk 50 sayfasında anladım ve kendime eziyet ederek (baştan) not ala ala okuyup bitirdim. bu notları da bu yazının içinde paylaşacağım.

(baştan söyleyeyim ki çok uzun. ayrıca yazım yanlışı yapmamaya ne kadar dikkat etsem de gözden kaçırdığım olmuştur. bildirirseniz sevinirim.)

çeviri eserleri asıl dillerinden yapılan çeviriden okumayı seviyorum ve tercih ediyorum. şu kitabı almamın iki nedeni vardı: rusça aslından çeviri ve ödüllü rusça çevirmen sabri gürses'in editörlüğü. sabri gürses'in elinden nasıl böyle bir eser çıkmış ya da sabri gürses bu eserin bu halde çıkmasına nasıl izin vermiş anlamadım. bu kitap sonrası ilk defa çevirinin çevirisinin asıl dilinden yapılan çeviriden iyi olduğunu görüyorum.

yer yer ithaki'nin çevirisini beğenenleri hatta şahane (evet, şahane) bulanları görüyorum. şu kitabın çevirisini beğenenler net olarak söylüyorum ki türkçenin kurallarından habersizler. ithaki'nin kitaplarında genel olarak çok hata oluyor. sayfa düzenlemesinin kötülüğüne ve çeviri hatalarına bu kadar rastlanmasa da özellikle yazım yanlışı ve noktalama hatası çok fazla. forumlarda ve facebook, twitter, instagram gibi sosyal ağlarda sıklıkla dile getirilen bir durum bu. belli ki son okumadan geçmiyor kitaplar. zamanında can öz'ün youtube'da bir soru-cevap videosuna denk gelmiştim. orada kitapların pahalı olmasıyla ilgili bir soruya, "kalite için kitapları her aşamada birileri okuyor. o yüzden pahalı. daha ucuz olması için kaliteden ödün vermem gerekir," gibi bir cevap vermişti. bir kitapta çok fazla hataya rastlayınca ne demek istediği daha iyi anlaşılıyor.

neyse. uzatmadan başlayayım.

yevgeni ivanoviç zamyatin
ithaki yayınları, 4. baskı, şubat 2015
rusça aslından çevirenler: fatma arıkan ve serdar arıkan
yayına hazırlayan: sabri gürses

1. sayfa düzenlemesi

a. diyaloglar

* kitapta diyaloglar başta tırnak işaretleri ile başlamış sonra konuşma çizgilerine dönmüş, ancak bir standart tutturulamamış ve yine aralarda tırnak kullanılmış.

* diyaloglar arasındaki eylemler (dedi, başını salladı, dedim ona bakarak...) ara çizgilerle ayrılmaya çalışılmış ve yer yer bu çizgiler unutulduğu için diyaloglarla eylemler, kitabın dilinin de zor olmasından dolayı birbirine girmiş. en önemlisi konuşma çizgisi (—), ara çizgi (–), kısa çizgi (-) hep aynı: tire (-). bunlarda da bir standart tutturulamamış. kimi yerde yapışık, kimi yerde arada boşluklar var. arada paragrafın ortasında konuşma çizgisiyle (ithaki'de tire ile) cümleye kaldığı yerden devam ediyor.

bunları örneklerle somutlaştırayım.

alt alta olan imgur ve hızlıresim linkleri aynı resimler. engelleme dolayısıyla alternatif olarak ikisini kullandım. ayrıca linklere tıklamak istemeyenler veya açamayanlar için linklerin hemen altında, hiçbir düzeltme yapmadan, yazı halinde de verdim.

a1. tırnak işareti. en çok kullanılan, en etkili ve en anlaşılır diyalog yöntemi:

http://i.imgur.com/ei2sqze.jpg
http://i.hizliresim.com/1vprdg.jpg

“mucizevi değil mi?” diye sordum.
“evet, mucizevi. ilkbahar,” diyerek pembecik gülümsedi o-90.

kitabın hemen başında kullanılmış. yer yer kitabın içinde de var bu tür kullanım.

-----

a2. konuşma çizgisi, ara çizgi, kısa çizgi

http://i.imgur.com/jsnrmvv.jpg
http://i.hizliresim.com/zk5le0.jpg

- evet, burunlar da! -dedim bu sefer neredeyse bağırarak- var olduklarına göre, kıskançlık için bir neden yok. benim burnum kopça, diğerininki ise...

olması gerekenler:
* — evet, burunlar da! –dedim bu sefer neredeyse bağırarak.– var olduklarına göre, kıskançlık için bir neden yok. benim burnum kopça, diğerininki ise...
* “evet, burunlar da!” dedim bu sefer neredeyse bağırarak. “var olduklarına göre, kıskançlık için bir neden yok. benim burnum kopça, diğerininki ise...”

-----

kimi yerde şu şekilde ithaki'de:

http://i.imgur.com/jgnxiql.jpg
http://i.hizliresim.com/1vprbb.jpg

- bu, en sevdiğim... ve birden sanki bir şey hatırlamış gibi, ısırık-gülücük, beyaz, keskin dişler. - tam olarak: “dairelerin” en tuhafı.

görüldüğü gibi ara çizgi konması gereken yerde ara çizgi olmadığı için anlam kargaşası var.

olması gerekenler:
* — bu, en sevdiğim... –ve birden sanki bir şey hatırlamış gibi, ısırık-gülücük, beyaz, keskin dişler.– tam olarak, ‘dairelerin’ en tuhafı.”
* “bu, en sevdiğim...” ve birden sanki bir şey hatırlamış gibi, ısırık-gülücük, beyaz, keskin dişler. “tam olarak, ‘dairelerin’ en tuhafı.”

-----

http://i.imgur.com/h38dlki.jpg
http://i.hizliresim.com/1vpxv5.jpg

- evet, evet! tabii, tabii. elbette. ağzımı daha fazla açarak, aptalca güldüm ve bu gülümsemeyle kendimi çıplak ve salakça hissettim...

görüldüğü gibi ara çizgi konması gereken yerde ara çizgi olmadığı için anlam kargaşası var.

olması gerekenler:
*— evet, evet! tabii, tabii. elbette. –ağzımı daha fazla açarak, aptalca güldüm ve bu gülümsemeyle kendimi çıplak ve salakça hissettim...
* “evet, evet! tabii, tabii. elbette.” ağzımı daha fazla açarak, aptalca güldüm ve bu gülümsemeyle kendimi çıplak ve salakça hissettim...

-----

http://i.imgur.com/jbefvxp.jpg
http://i.hizliresim.com/57njbd.jpg

-biliyor musunuz, - dedi ı-, - birkaç dakikalığına yan odaya geçin. l'nın sesi oradan, içeriden, şöminenin yandığı gözlerin karanlık pencerelerinden duyuluyordu

görüldüğü gibi bir standart tutturulamamış yine. en baştaki konuşma çizgisi bitişik, dedi eyleminden önce ara çizgiden sonra olmaması gereken boşluk var, eylemden sonra ara çizgiyi kapatmış ama bu sefer birleşik ve en önemlisi zaten ara çizgi ile ayrım yapılmışken bir daha konuşma çizgisiyle devam etmiş diyalog. elbette tüm çizgiler yine tire.

olması gerekenler:
* — biliyor musunuz, –dedi ı,– birkaç dakikalığına yan odaya geçin. –ı’nın sesi oradan, içeriden, şöminenin yandığı gözlerin karanlık pencerelerinden duyuluyordu.
* “biliyor musunuz,” dedi ı, “birkaç dakikalığına yan odaya geçin.” ı’nın sesi oradan, içeriden, şöminenin yandığı gözlerin karanlık pencerelerinden duyuluyordu.

-----

http://i.imgur.com/siatew2.jpg
http://i.hizliresim.com/javvze.jpg

burada, katı sayısal dünyada adeta rüyadaymışım gibi, birisi yanıma oturdu, hafiften sürtündü ve "özür dilerim"- dedi.

olması gereken:
burada, katı sayısal dünyada adeta rüyadaymışım gibi, birisi yanıma oturdu, hafiften sürtündü ve, “özür dilerim,” dedi.

-----

en anlaşılmaz örneklerden:

http://i.imgur.com/kyadoqj.jpg
http://i.hizliresim.com/d3lrnz.jpg

- yok, gezmeyelim. benim (gitmem gereken yeri söyledim)... lazım.

(burada üç noktanın kullanımına dikkat edin. noktalama hataları ile ilgili kısımda tekrar değineceğim.)

olması gerekenler:
* — yok, gezmeyelim. benim ... –gitmem gereken yeri söyledim– lazım.
* “yok, gezmeyelim. benim ...” (gitmem gereken yeri söyledim) “lazım.”

-----

http://i.imgur.com/rkkgce0.jpg
http://i.hizliresim.com/ljqvgj.jpg

- dinleyin: nerede o, ı nerede?- dedim. orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...

diyalog nerede bitiyor, nerede başlıyor?

olması gerekenler:
* — dinleyin: nerede o, ı nerede? –dedim.– orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...
* “dinleyin: nerede o, ı nerede?” dedim. “orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...”

-----

ne olması gerektiğini çözemediğim bir örnek. paragrafın sonuna dikkat.

http://i.imgur.com/6qcrelv.jpg
http://i.hizliresim.com/a7o40r.jpg

- ben her gece... yapamayacağım... eğer beni iyileştirirlerse... her gece yalnızken, karanlıkta onu düşünüyorum, nasıl biri olacağını, onu nasıl büyüteceğimi... o zaman benim için yaşamanın anlamı kalmayacak, anlıyor musunuz? ve siz mecbursunuz -... mecbursunuz. - dedi.

-----

http://i.imgur.com/d9h7mse.jpg
http://i.hizliresim.com/1vpqnb.jpg

- birisi... hayır, hiç olmazsa - siz... - dedim (koşmaktan dolayı), nefes nefese - benim aşağıya, dünyaya, hangara bir not iletmem lazım. gidelim, ben size dikte edeyim...

ara cümle hangisi? cümle yarıda kalıp başka bir cümleye mi başlıyor?

olması gerekenler:
* — birisi... hayır, hiç olmazsa... siz... –dedim (koşmaktan dolayı), nefes nefese.– benim aşağıya, dünyaya, hangara bir not iletmem lazım. gidelim, ben size dikte edeyim...
* “birisi... hayır, hiç olmazsa... siz...” dedim (koşmaktan dolayı), nefes nefese. “benim aşağıya, dünyaya, hangara bir not iletmem lazım. gidelim, ben size dikte edeyim...”

-----

http://i.imgur.com/88s1py7.jpg
http://i.hizliresim.com/nmbzml.jpg

- yazın, - diyorum yüksek sesle ve hâlâ (koşmaktan) nefes nefese bir halde. saat: 11 .30. hız: 6800...

ara cümle nerede biitiyor ve diyalog nereden devam ediyor?

olması gerekenler:
* — yazın, –diyorum yüksek sesle ve hâlâ (koşmaktan) nefes nefese bir halde.– saat: 11 .30. hız: 6800...
* “yazın,” diyorum yüksek sesle ve hâlâ (koşmaktan) nefes nefese bir halde. “saat: 11 .30. hız: 6800...”

-----

http://i.imgur.com/uyk6koi.jpg
http://i.hizliresim.com/9oykv3.jpg

- sizi anlıyorum, tümüyle anlıyorum, - dedi. ama yine de sakin olmalısınız: yapmayın. her şey geri dönecek, mutlaka geri dönecek. önemli olan sadece herkesin yaptığım keşfi öğrenmesi. bunu ilk size söylüyorum: hesapladım, sonsuzluk yokmuş!

ara cümle nerede biitiyor ve diyalog nereden devam ediyor?

olması gerekenler:
* — sizi anlıyorum, tümüyle anlıyorum, –dedi.– ama yine de sakin olmalısınız: yapmayın. her şey geri dönecek, mutlaka geri dönecek. önemli olan sadece herkesin yaptığım keşfi öğrenmesi. bunu ilk size söylüyorum: hesapladım, sonsuzluk yokmuş!
* “sizi anlıyorum, tümüyle anlıyorum,” dedi. “ama yine de sakin olmalısınız: yapmayın. her şey geri dönecek, mutlaka geri dönecek. önemli olan sadece herkesin yaptığım keşfi öğrenmesi. bunu ilk size söylüyorum: hesapladım, sonsuzluk yokmuş!”

-----

kombo:

http://i.imgur.com/yzfmfuw.jpg
http://i.hizliresim.com/jav0vw.jpg

- dinleyin: nerede o, ı nerede?- dedim. orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...
- burada, - diye bağıdı sarhoşça, neşeli bir biçimde - sağlam, san dişleri... ı burada, şehirde, eylemde. eylemdeyiz!

ara cümle nerede bitiyor, diyalog yeniden nerede başlıyor?

olması gerekenler:
* — dinleyin: nerede o, ı nerede? –dedim.– orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...
— burada, –diye bağıdı sarhoşça, neşeli bir biçimde, sağlam, sarı dişleri...– ı burada, şehirde, eylemde. eylemdeyiz!

* “dinleyin: nerede o, ı nerede?” dedim. “orada, duvarın arkasında mı, yoksa... öğrenmem lazım, beni duyuyor musunuz? hemen, derhal, yapamam...”
“burada,” diye bağıdı sarhoşça, neşeli bir biçimde, sağlam, sarı dişleri... “ı burada, şehirde, eylemde. eylemdeyiz!”

-----

şu örnekler toplasanız üç dört farklı sayfadan çıkan örnekler. abartmıyorum, 240 sayfalık kitapta bu hatalar aynen böyle standart tutturulamış şekilde neredeyse her sayfada bir var.

bu kadar örnek yeter diyorum ama her seferinde bunu da almalıyım deyip ekleme ihtiyacı hissediyorum sayfaları çevirdikçe.

emin olun burada örneğine rastlamadığınız türde kullanımlar var. halbuki diyalogları tırnak işaretleri arasına alsalardı bu kadar kargaşa olmayacaktı.

iş kültür'ün bazı klasiklerinde de kullanılıyor bu yöntem; ancak onlar tam da olması gerektiği gibi kullanıyorlar çizgileri. dolayısıyla onlarda bir sayfa düzeni açıısndan sorun olmuyor.

-----

b. kitabın önsözü

http://i.imgur.com/yeugwf9.jpg
http://i.hizliresim.com/v5ak7m.jpg

paragraf sonunda boşluk bırakmadıkları için paragraf ve yazar bilgileri iç içe geçmiş.

sayfa mı yetmedi? önsöz başlığını birkaç satır yukarı (kayıt başlıklarıyla aynı hizaya) alsaydınız yeterli boşluk olurdu.

-----

c. alıntıların kullanımı

alıntı metinlerin normal metinler ile farkı yok. ayrıca aynı hizadalar. özel bir düzenleme yapılmadığı için okumak zorlaşıyor.

----------

2. çeviri hataları ve anlatım bozuklukları

ikisini beraber aldım, çünkü kitabın zaten zor bir dili var ve rusça aslını bilmediğim için bazı hataların çeviri hatası mı, anlatım bozukluğu mu olduğunu kestiremedim.

ithaki, ayrıntı ve versus'un çevirilerini ingilizce çeviriye bakarak karşılaştırdım.

-----

ithaki: birisini öldürmek yani, insanın yaşam süresini 50 yıla indirmek suç, ama insanın yaşam süresini 50 milyon yıla indirmek suç değil.
ayrıntı: bir kişiyi öldürmek - başka bir deyişle insanların toplam yaşamlarından elli milyon yıl azaltmak suç değildi.
versus: bir insanı öldürmek –yani yaşamından 50 yıl almak– suç ama tüm insanların yaşamlarından 50.000.000 yılı çekip almak suç değil!

--> ithaki'nin çevirisinde "yani" sözcüğünden sonraki virgül sonra değil önce olmalıydı. ayrıca her iki cümlede de "insanın yaşam süresini" şeklinde bir anlatım var. halbuki ikinci cümlede "tüm insanların", "insanlığın" gibi bir anlatım kullanılabilirdi.

benzer bir hata:

minnacık pencereler yani, gözler var.
---> minnacık pencereler, yani gözler var.

-----

gezmeye çıkar ve salona gider, taylor egzersizlerinin yapıldığı salona gider, oradan da uyumak için ayrılırız...

--> gezmeye çıkar ve –taylor egzersizlerinin yapıldığı– salona gider, oradan da uyumak için ayrılırız...

-----

aslında bu ihtimal: 1.500 + 10.000.000 = 3 + 20.000 (1.500 - salon sayısı, 10.000.000 numara sayısı). ikincisi ise....

1500, salon sayısı mı, yoksa 1500'den sonra çıkarılacak salon sayısı mı?

ayrıntı ve versus, 1500'ün salon sayısı olduğunu söylüyor.

-----

favorilerimden biri:

her şeyin boş ve bir kabuk tam ihanet olduğunu

--> her şeyin boş ve bir kabuktan ibaret olduğunu

bu cümlenin varlığı, kitabın son okumadan geçmediğini gösteriyor.

-----

*** favorim. zaten dönüm noktası bu cümle oldu. bu cümle üzerine kendime eziyet ederek not ala ala okuyup bitirmeye karar verdim:

...özünde sahipler kullar taç giymiş olanlardan daha güçlüydüler.

bu cümle üzerine çok düşündüm, ama bir türlü çözemedim.

ayrıntı: ...gerçekte, bu şairler kendi yöneticilerinden daha güçlüymüşler.
versus: ...onun gibiler, gerçek tacı giyenlerden daha fazla güce sahip egemenlerdi.

-----

ee, bu "keşke" ne oluyor? "keşke" ne? yine eski şarkıya başlıyor: çocuğum. ya da... konusunda, şunun hakkında yeni bir şey. aslında burada adeta... yok, bu çok aptalca olurdu.

--> yine çok düşündüğüm ve ne dediğini anlayamadığım cümlelerden biri.

-----

şimdi en dibe kadar inerek benim kendi kendime bile... görecek.

--> ne görecek? ya da kim görecek?

-----

...sevgiyle sevebilir miydik?

--> bu nasıl bir cümle yahu?

-----

ithaki: ve her şeyin benim için güneş, sis, pembe, altın - benim için... olduğu açıktı, apaçık.
ayrıntı: her şey apaçıktı, her şey benim için düşünülmüştü: güneş, sis, gül ve altın.
versus: ve açık, apaçıktı: tüm bunlar benim içindi. güneş, sis, pembe, altın... benim için.

--> ve her şeyin benim için –güneş, sis, pembe, altın– olduğu açıktı, apaçık.

-----

ithaki: - bugün burada nöbet tutuyor tesadüfen bir... antik evdeyken ondan bahsetmiştim.
ayrıntı: “bugün burada görevli bir doktor var... sana ondan antik ev’de bahsetmiştim.”
versus: "burada görevli kişi... bahsetmiştim sana."

-----

ithaki: bir saniye duraksamadan raporu aldım; ben, gözlerim, dudaklanm hiçbir, duraksamadı; biliyordum ki, bu gerekliydi.
ayrıntı: kâğıdı bir an bile tereddüt etmeden aldım. ben... bütün bedenim, gözlerim, dudaklarım, ellerimle... bunun böyle olması gerektiğini biliyordum.
versus: uzatılan kâğıdı tereddütsüz aldım. biliyordum; gözlerim, dudaklarım, ellerim... olması gereken buydu, hepsi biliyordu.

-----

ithaki: ve buz gibi çakan bir kıvılcımın ardından: bırak ben; ben - hava hoş; ancak onu düşünmek, onu da... lazım.
ayrıntı: tam o anda içimde soğuk bir kıvılcım parladı: benim için fark etmezdi, ama,e’yi düşünmeliydim, onu da bu işe katarlardı...
versus: derken soğuk bir kıvılcım çaktı: ben tamamdım, artık önemli değildim ama onu da... ve o...

-----

ithaki: o zaman, çok eskiden olduğu gibi, benim yerime benimle konuşuyor ve benim düşüncelerimi sonuna kadar açıklıyordu.
ayrıntı: bana, benim içimden geçenleri, benim düşüncelerimi aktarıyordu. çok önceleri bir kez daha olmuştu bu.
versus: öncekinde, çok uzun zaman öncekinde yaptığı gibi, her nasılsa benim ağzımdan konuşuyor, düşündüklerimi söylüyordu

benim yerime benimle konuşuyor?

-----

hayır, artık nereye olduğunu biliyoruz ve gezegenler, alevler fışkırtan ve ateşle ve şarkı söyleyen çiçeklerle dolu

ithaki'nin çoğu kitabında var bu "ve" bağlacının arka arkaya bu şekilde kullanımı.

alevler fışkırtan ve ateşle ve şarkı söyleyen
--> alevler fışkırtan, ateşle ve şarkı söyleyen

-----

ithaki: basamağı bir zıplayışta kapıyı ardımdan sıkıca kapattım ve derin bir nefes aldım.
ayrıntı: tek bir sıçrayışta basamakları aştım, kapıyı hızla kapatarak derin bir nefes aldım.
versus: eşikteydim, bir adım daha atacaktım, kapı üzerime kapanacaktı ve... derin bir nefes aldım.

-----

...vardı ve sırtımla kapının kolunun döndüğünü duydum.

sırtımla?

-----

...hale getirmek için, belki de hatta yararlı...

--> belki de veye hatta sözcüklerinin yer değiştirmesi gerekiyor.

-----

ithaki: ...belki de mikrop ben ve belki de içimizden binlercesi kendini benim gibi fagosit gösteren birer mikroptur
ayrıntı: ...ve galiba aramızda benim gibi, olmadığı halde fagositmiş gibi davranan binlercesi var.
versus: ...ve aranızda, tıpkı benim gibi yutargöze numarası yapan binlerce mikrop vardır...

-----

ı antik ev'de, bizim "dairemizde" buluşmak üzere bana randevu vermişti ı.

--> özne fazlalığı.

-----

ithaki: o zaman ı'nın oturduğu koltuğu -ben de aşağıya, yere oturmuştum... yatak...
ayrıntı: bu sandalyede e-330 oturmuştu... ben de ayaklarının dibinde, yerde... yatak.
versus: bacaklarına sarıldığım sırada ı-330'un oturduğu sandalye... yatak...

-----

ithaki: eğer ya... -aşağıda bulutlann sert ve mavi dumanı görünüyor... - eğer ya...

üç noktadan sonra ara çizgi kullanımı gereksiz.

ayrıntı: ama eğer... mavi bulutlar aşağıda görünmüştü bile... eğer ne?
versus: ama ya... aşağıda bulutlar görünmeye başlamıştı bile... ama ya...

-----

o sabah her iki kadın da odamdayken kudurmuş, irkilmiş kiremit kırmızısı solungaçları ıo'yla gözümün önüne geldi.

--> ...solungaçlarıyla ıo gözümün önüne...

-----

ithaki: orada, bulutlar görünmez bir izlemeden sakınarak oradan oraya koşturuyor, birbirini eziyor, birbirlerinin üzerinden atlıyorlardı...
ayrıntı: bulutlar görünmeyen birinden kaçarcasına, birbirlerine çarparak, atlayarak ilerliyorlardı...
versus: baktığımız yönde yağmur bulutları, birbirlerini ezercesine peşlerinden kovalayan görünmez bir şeyden kaçmaya çabalıyorlardı...

-----

eğer tek bir kelime bile söyleseydi (ne olursa olsun), en boş sözü bile ben her şeyi hemen oracıkta söyleyiverecektim.

--> "en boş sözü bile" ara cümle. dolayısıyla "en boş sözü bile" ile "ben her şeyi" arasına virgül konmalı.

-----

oluyorsunuz, siz - bağırıyorsunuz...

buradaki tire ne anlama geliyor? siz sözcüğünden sonra cümle yarım mı kalıyor, "bağırıyorsunuz" cümlesi ara cümle mi?

sıkılıkla yapılmış bu kullanım. dikkat dağıtmaktan başka işe yaramıyor.

cümle yarım kalıyorsa: siz... bağırıyorsunuz...
ara cümleyse: siz –bağırıyorsunuz...

-----

biliyordum, sen-sen...

kekeliyor mu? neden "sen... sen..." olarak yazılmaz ki?

----------

3. yazım yanlışları

*
karma karış
dona kaldı
baka kaldı
çala kalem
param parça
ters yüz, ters-yüz
ızdırap, ıstırap, ıztırap
ve saire
yarıyarıya
standartı - (ünsüz yumuşaması)
kıraliyet
amerika'ların --> amerikaların
rakatça
gayri ihtiyari (29. kayıt'ın başlığında gayri birleşik yazılmış)
ilk bahar
ola-rak
hissede bilirim
bir kaç
başaşağı
be-ton
birbir
traş, tıraş

gecelerin numaralar --> geceleyin
diye bağırdı --> diye bağırdım

bunlar sıklıkla yapılan yanlışlar. ayrıca standart tutturulamamış. farklı farklı yazılmış aynı sözcükler.

*
buddha
euklides

yılların "buda"sı ve "öklit"i ne zamandır bu şekilde çevriliyor. latin alfabesi kullanmayan dillerden yapılan çevirilerde sözcükler fonetiğe göre çevrilir.

*
12.00'da
21.00'da

sıklıkla yapılan bir hata. sıfırlar okunmaz. ekler ona göre getirilir. kitapta iki şekilde de var.

*
açık-seçik
ufak-tefek
alacalı-bulacalı
eğilip-bükülen
ölçerek-biçerek (bu nedir ya! olması gereken ölçüp biçerek)
yanında-yöremde
kanlı-canlı
kap-kaçak

ikilemelerin arasına kısa çizgi eklenmez. kitapta sıklıkla eklenmiş:

*
bulanık-yeşil
soluk-mavi

sıfat tamlamalarının arasına ne zamandan beri tire konuyor?

----------

4. üç nokta

üç noktanın nasıl kullanıldığı bellidir. ancak bazı kitaplarda yazar yer ismi yerine "..." kullanabiliyor. örneğin dostoyevski'nin kitaplarında buna rastlarız. genelde şu şekilde olur: "alyoşa ... sokağı'na saptı."

ithaki kitapta bu şekilde kullanmaya çalışmış, ancak "alyoşa... sokağı'na saptı." şeklinde, önceki sözcükle bitişik kullanmış, sanki cümle yarıda kalıyormuş gibi. dolayısıyla anlatım bozukluğuna yol açmış ve okumayı çok zorlaştırmış. en çok kızdığım hatalardan biriydi bu. yukarıda bahsettiğim durum budur.

* ...meçhul okuyucum, siz sanki... gibiymişsiniz gibi sizinle konuşuyorum.
ne gibiymişsiniz?

* sonunda geçmek ve... için kendimde
ne için?

* onu düşünmek, onu da... lazım
ne lazım?
(burada virgül de yanlış kullanılmış.)

----------

5. kesme işareti

makine'ye, makineye, makinenin
tarifeye, tarife'nin
tabletin, tabletle
iyilikçi'nin, iyiliklinin, iyilikçiye
tek devlet'e, tek devletin
kainat'ın, kainata
yeşil duvarın, yeşil duvar'a
ametiyat'ı, ameliyata

özel adlara getirilen kesme işaretlerinde standart tutturulamamış. bir ayırmışlar, bir ayırmamışlar. kitapta en çok karşılaşılan hatalardan.

en güzeli de kitabın kapağında "rusça'dan" çevirenler yazıyor!

----------

6. diğer

* kiril alfabesindeki ıo benzeri harfin nasıl okunduğu belirtilmemiş.

işte o harf:
http://i.imgur.com/3buz3tp.jpg
http://i.hizliresim.com/9obqxr.jpg

* 145 sayfada şöyle bir hata var: "gece" diye başlık atılmış ama altı boş.
http://i.imgur.com/njqdomz.jpg
http://i.hizliresim.com/j3a1yj.jpg

* kitapta karakter adları harflerle belirtildiği için kalın yazılmış; ancak bazı yerlerde unutulmuş ve bu yüzden ekler ayrılmamış.

* "de" bağlacı hiç de az olmayan bir şekilde birleşik yazılmış.

* "ve", "ya da" gibi bağlaçlardan önce ve sonra (cümle sonu hariç) noktalama kullanılmamasına rağmen sıklıkla kullanılmış.

* "ve" bağlacının arka arkaya kullanımı anlatım bozukluğuna yol açıp okumayı zorlaştırmış.

* bazı yerlerde noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakılmadığı için ki sözcükler birbirine girmiş.

* iki noktanın kullanımı bellidir. alakasız yerlerde sıklıkla kullanılmış. ("evet: lütfen", "sonra: çok daha makul..." nedir ya?)

* noktalı virgülün eksikliği çok fazla hissediliyor. ithaki'nin çoğu kitabında var bu durum. noktalı virgülden habersiz ithaki çevirmenleri ve editörleri.

* türkçede "--" ya da "- -" şeklinde iki kısa çizginin yan yana kullanımı yok. cümle yarıda kaldığında üç nokta yerine bunları sıklıkla kullanmış ithaki.

* virgül olması gereken yerlerde nokta kullanılmış ara ara.

* noktalama işaretinin unutulduğu yerler olmuş.

* unutulan sözcükler ve eksik harfler yüzünden anlatım bozukluğu oluşmuş birkaç yerde.

* tırnak işaretleri kimi yerde kapatılmamış, kimi yerde tırnak işareti kullanılan paragrafın, cümlenin başındaki tırnak yok.

---------

kitaplarımın altını çizmeyi sevmiyorum. ancak kendime eziyet ederek not ala ala okuyup bitirmeye karar verdikten sonra kitabın altını işaretlemeye, çizmeye başladım. şöyle söyleyeyim: 240 sayfalık bir kitabın yarısının işaretli olduğunu ve çoğu sayfada da birden fazla işaretlenmiş yer olduğunu düşünün.

kitaptan bir şey anlamadım desem yeridir. bir süre sonra ayrıntı'dan çıkanı yeniden okumayı düşünüyorum. ayrıca rusça aslından okumak isteyenler için zeplin kitap seçeneği de var. ancak çeviri hakkında bir bilgim yok.

ithaki'nin okuyucusuna birazcık saygısı varsa kitabı baştan, yılların rusça çevirmenlerine çevirtir. (daha sonra eski baskıları toplar, sahiplerine eskisi karşılığında yenisini gönderir, diyeceğim ama ütopya olur. )

özetle tam bir rezalet.

"ithaki yayınları mıy çevirisi rezaleti" başlığı mı açsaydım?


https://eksisozluk.com/entry/59619683

Kitaptan bir şey anlamadım desem yeridir. Bir süre sonra ayrıntı'dan çıkanı yeniden okumayı düşünüyorum.

Editörün notu:
Spoiler: Göster
Lütfen forumumuzda başlık açarken sadece link vermeyin. Konunun kendisini taşıyın. Forumumuz bir link çöplüğüne dönmesin.

11. İncelemelerinizi, hikâyelerinizi, makalelerinizi ya da beğendiğiniz bir konuyu foruma taşırken mesajınızın içeriğine sadece o yazının/konunun vs linkini yapıştırdığınız takdirde konunuz silinir. Hikâyelerinizi veya forumda yer almasını istediğiniz yazının kendisini konuya direkt olarak eklemeniz gerekmektedir. Forumumuz link çöplüğüne dönmesin.

Anlayışınız için teşekkürler.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: mit - 05 Nisan 2016, 08:11:19
Korkunçmuş. Yarısına kadar zor dayandım, yazım yanlışlarına gelince bıraktım. İşin acı tarafı elimde İthaki baskısı var. Keşke Ayrıntı'dan Versus'tan[*]Hail to the Queen![/*] alsaymışım dedim okudukça :(
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Fırtınakıran - 05 Nisan 2016, 09:08:41
Ayrıntı baskısında önemli bir karakterin adı tüm kitap boyunca yanlış yazılmıştı. Ben Versus'tan çıkanı okumuştum, onu tavsiye ederim.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: Darknesses - 05 Nisan 2016, 16:09:54
Sanırım kitabın genel tarzında bir soğukluk var. Bir türlü tam anlamıyla anlatılanların içine giremedim.
Başlık: Ynt: BİZ - Yevgeni Zamyatin
Gönderen: valarrr - 24 Temmuz 2016, 18:22:28
İthaki baskısı elimde mevcut. Böyle büyük yayınevleri nasıl özensiz iş yapar anlamam. ( Edgar Allan Poe Bütün Hikayeleri için de geçerli Ithaki beni düşündürüyor son zamanlarda. Hele Dost Körpe'den böyle bir çeviri okuyacağımı hayal bile etmezdim) Fakat o kadar soğuttu ki beni ama elime aldım artık, okumadan bırakır mıyım?! Yazım yanlışları üst düzeyde... Editörlüğünü yapan kişi hiç mi okumamış anlamadım. Aynı cümle içinde başta kullanılan kelime unutulmuş cümle sonunda bir daha yazılmış-ki çok sıktı bu durum-. Artık yazardan mı çeviriden mi bilemedim çok fazla üç nokta kullanılmış ama gereksiz yere hani cümlenin sonunu tahmin edemeyecek şekilde. Ee diyorsun, yani?.. Ne demek istedin. Konu bakımından gayet hoş bir kitap fakat pek ısınamadım desem yeridir. Çevirinin de etkisi var tabii(oldukça hem de). Sahne geçişleri düzensiz gibime geldi. Bir yerden bir yere pat diye geçiyorsun. Kafa karışıklığı yaşadım oldukça. Ama düşünmeye sevk eden bir kitap. 1984'ün tadını bulamadım desem yeridir.