Kayıt Ol

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - spren

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6
61
7. Yıl / Ynt: Sizce Kayıp Rıhtım Dosyası Yayında!
« : 21 Ocak 2015, 20:08:13 »
Ben de okumayı bitirdim, hepsini kendim yazmış gibiydim çünkü hepsi aslında bizi anlatıyor. Çok çok güzel bir proje olmuş hem fikir anne ve babalarına hem de katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum :)

Haydi biraz 'chaos' yaratalım. Ben en çok spren'in yorumunu beğendim :)
Teşekkür ederim :) Son gün son saatlerde yazmıştım.


62
Teşekkürler :) Çok sevinirim.

63
Tam da yazdıklarım üzerinden tartışmaya başlamıştık ki yurtta yanlış bir yangın alarmı kriziyle yayının son 40 dakikasını dinleyemedim çok üzüldüm :( eğer bana soru sorup cevap alamadıysanız kusura bakmayın

64
Filmi izleyip geliyorum :)

65
Sinema / Ynt: Beetlejuice~Beterböcek
« : 20 Aralık 2014, 22:39:47 »
Küçükken koltuğun altına saklanıp izlerdim annemlerde hiç kapalım aman biricik kızımız korkuyor dememiş bu yüzdende  şu yaşımda hala korku filmi izleyemem.İkincisini İzleyebilecek miyim bilmiyorum :)

66
Kesinlikle haklısın okuma listemi Rıhtım'a göre düzenliyorum böylece okuduğum hiçbir kitaptan sıkılmadım :)

67
Daha önce hiç Philip K. Dick kitabı okumama cahiliyetimle ben merak için de bekliyoruz yayını. Gerçi tekrar roman okumaya başlayalı da 6 ay oldu yakalayamıyorum sizleri :)

68
Çok üzüldüm kaçırdığıma :( snowpiercer filmini severek izlemiştim. Kaydını ben de merakla bekliyorum. :)

69
Cam kuleyi ben de çok merak ediyorum.

Bu arada kitabın film hakkı Warner Brothers tarafından alınmış bu kule olayında görsel bir şölen yaşabilir miyiz acaba diye çok ümitliyim. Genelde kitabını okudum filmleri izlemeyi seviyorum ama tersini  sevmem :)

Locke Lamora'nın ismine gelince.

Spoiler: Göster
Ben pek merak etmiyorum açıkcası. Gri kral soyadının yalan yanlış olduğunu söyleyince birazcık tahmin etmiştim, birazcık çünkü ilk ismini söylediğinde 5-6 yaşındaydı bu kadar da yalancı olamaz dedim ama çok fazla yalancıymış :) Gerçek isminden pek bir şey çıkacağını sanmam ama çıkarsa da ters köşe olurum çok da sevinirim.


Son olarak sanırım birisi Camorr'u merak etmişti sanırım :)

Spoiler: Göster

70
Yapmayın Camorr başlı başına fantastik bir şehir bence :)

71
Evet iyi ki Pat'e güvenip kitabı almışım dedim sonunda.

 Ne yalan söyleyeyim ilk 50 sayfada baya bir sıkılmıştım ama azmettim devam ettim. Zaten asla yarım bırakamazdım.
Karakterlerin hepsini, özellikle de ana karakteri çok benimsemiş olarak okudum. Sanza'lar, Jean hatta Böcek sanki kendi kardeşim oldular. Bir yerden sonra Locke'un kibri beni acayip güldürmeye ve 'Locke'dan başka ne bekleyebilirdim ki.' demeye başladım.
Bakınız,
Spoiler: Göster
'Kuşun güzelmiş gtoş'. Sanırım en çok buraya güldüm. Sonra da gidip bu lafını Örümcek'e böbürlenerek anlatması :))


Neyse sonuç olarak ve genel olarak adında yalan, içinde hırsızlık ve bol bol küfür geçen bir kitaba göre baya baya duygu içeriyordu.
Özellikle,
Spoiler: Göster
Gri Kral'la son dövüşünde Locke'un 'Tek yapmam gereken seni burada tutmak... Jean gelene kadar' dediği yer beni benden aldı. Belki sizi bu kadar etkilememiştir bilemiyorum.

72
Ben de Sissoylu'dan hemen sonra Locke Lamora'nın Yalanları'na başladım henüz bitmedi ama 'hırsız' ve 'hırsızlık' haricinde benzeyen pek bir tarafı şimdilik yok. Ben daha önce de yazmıştım Kralların Yolu ile Sissoylu'daki dövüş sahnelerini ( Szeth ile Kalsier'in) birbirine çok benzettim. Belki de ilk kitabım olduğu için Kralların Yolu'nu daha çok sevdim. Tamam Sissoylu daha çok güldürdü :)

 Locke Lamora ve Sissoylu'yla ilgili:

Spoiler: Göster
kimse ölmese olmuyor mu ? Boğazım düğümleniyor okurken :(


73
Sanırım kitabı çok az bitiren var ama ben bir yerden başlamak istedim. Çok ciddi spoiler vereceğim ama içimde daha fazla da tutamayacağım.
Spoiler: Göster
Öncelikle hikayeyi biraz toz pembe buldum.Bazılarınız hadi canım oradan diyebilir ki ben de bu kararı alırken baya bir süre düşündüm. Nedenlerime gelince,Sazed bildiğimiz iyilik perisi görevinde ne zaman 'aha öldü kızcağız' desem pof Sazed orada. Marsh'ın dirilmesi de ayrı mesele.  Hele beni kitapta en sinir eden şey Elend'in daha ben nefes almaya vakit bulamadan şak diye tahta oturtulması. Bölüm girişlerindeki yazıların hükümdar tarafından yazıldığı çok belliydi, kitabın tek şaşırtıcı yanı da zaten günlüğü yazan adamın sandığımız adam çıkmaması. Sonuç olarak bir bütün olarak baktığımızda 1. kitabın sonunda bizi merakta bırakan tek bir soru var o da Zifir tekrar gelecek mi? Yalnız bir diğer mesele daha var ki bana bütün seriyi okutacak cinsten 'Vİn'in Küpesi' :) umarım serinin en sonuna kadar gizemi ortaya çıkmaz.

74
Güncel / Ynt: Yemek Pornosu
« : 19 Kasım 2014, 14:50:08 »
Yazdıklarına hem katılıyorum hem de katılmıyorum. Öncelikle bu duruma daha genel bir pencereden bakmakla başlayayım. Yemek fotoğraflarımızı paylaşmamızdan daha öncesine gidersek yaşımı ortaya çıkaracak bir kaç tespitim olacak. İlk sosyal medya platformu olan facebook ve msn'i ele alalım. Msn'de ne dinliyorum özelliğini açarak ya karşımızdaki 'zalım' sevgililere veya adaylarına gönderme yapardık ya da  'bak ne kadar tarz müzikler dinliyorum' derdik.Sonra Facebook'da isyanlarımız vardı kafamız bir şeye/birine mi kızdı basardık yaygarayı. Arkadaşlarla geçirilen güzel bir gecenin ardından 'resimleri facebooka koyun' demeden ayrılmazdık çünkü o zamanlar telefonlarımız çok akıllı değildi. Sonra Foursquare ( ki benim en nefret ettiğim uygulama) çıktı. Deli gibi bildirimler yağmaya başladı. Mehmet burada, Ayşe şurada ...Çılgınlar gibi check-in yapıp bir mekanın mayorü olmaya adanmış hayatlar gördüm. Derken derken yemek resimleri paylaşılmaya başlandı. Fırtınakıran'ın da dediği gibi tabaklara içkilere zoomlar yapıldı ve bunlar anında paylaşılmaya başlandı.

Biraz pazarlamaya ilgi duyduğum için konuyu bu yönden ele alacağım. Kendimizi pazarlamak için. Bu pazarlama kelimesi çok masum aslında hiç kötü bir anlamı yok.Örneğin sosyal medya hesaplarımdaki resimler 'içkiler,kitaplar ve diyet yemekler'(ki bir çoğu doğru) olsun. İnsanlara kendimi anlatmanın bir yolu bu. İçki içiyorum, şu şu kitapları okuyorum ve devamlı diyetteyim. İnsanlara ' hey beni tanı benle ona göre konuş' mesajı vermeye çalışıyorum. Yediğimiz yemekler gittiğimiz mekanlar aslında tamamen bizi anlatıyor ya da nasıl görünmek istediğimizi anlatıyor. Bu durum ( tamam kabul çok çok fazla abartılmadığı sürece) bence bir görgüsüzlük değil. Hatta belirli bir konsept içinde yapılırsa buradan kendi sosyal medya hesaplarınız için güzel içerikler bile paylaşabiliyorsunuz ki bence bir çok yemek blogu bu şekilde oluştu.Şov yapma kısmında haklısın fakat bugünün dünyası biraz şov dünyası, bütün reklamlar 'göster kendini' üzerine kuruluyken, insanların farklı bir şey yapmaları biraz zor. 

Son olarak ben yemek resimlerine alıştım ama yatarken, kalkarken, yürüken,koşarken çekilen özçekimlere :) hiç alışamadım. Ben her yerde aynı yüzü görmek zorunda mıyım ya ?

75
Sissoylu'yu bitirmemin ardından,Pat'in sözlerine güvenerek, bugün başlıyorum :) Yok mu başka kitaba başlayan?

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6