Kayıt Ol

Silmarillion

Çevrimdışı Elendil

  • **
  • 325
  • Rom: 8
    • Profili Görüntüle
Ynt: Silmarillion
« Yanıtla #15 : 12 Nisan 2010, 12:18:25 »
Silmarillion kitabını nerden alabilirim acaba?

Kitaplarınızı aldığınız kitapçıdan sipariş ettirebilirsiniz, ben çoğunlukla öyle yapıyorum.

Çevrimdışı Hurin

  • ****
  • 1478
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Silmarillion
« Yanıtla #16 : 01 Mayıs 2010, 11:22:32 »
Silmarillion, Tolkien'nin romanlarındaki dünya olan Orta Dünya'nın yaratılışını yani ilki konu alan romandır.Kitabın anlatılması gerçekten zor.İçindeki anlatım tarzı tamamen Tolkien'e ait ve eşsiz .Bu kitabı hem güzel hemde ağır yapıyor.
Bunun yanı sıra Hobbit yada Yüzüklerin Efendisi üçlemesini okuyanlar dahi kitabın arkasında ki sözlüğe(iyiki var) bakarak ilerliyebiliyor -yada kendi adıma söylüyorum ancak bu şekilde anlaşılıyor-.Arada kendi düşüncelerim arada alıntılarla kısaca anlatmaya çalışacağım...
Bunun yanında yayın evinin(6.45) girişteki uyarısı gerçekten dikkat çekici.Direk yazıyorum:

"6.45 Notu:
Önünüzde uzun çağları, yaratılışı ve sonrasını anlatan bir eser uzanıyor.Daha önce okumuş olabileceğiniz Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi adlı kitaplardan gelen bilgilerle yüklenmiş durumda olabilirsiniz.Size Önerimiz sakin bir zamanda bu kitabı elinize almanız, okumadan önce ve okuma esnasında arkadaki sözlüğe göz atmayı ihmal etmemeniz.
Önünüzde, eleştirmenler tarafından Fantastik Kurgu'nun Yüce Prensi olarak adlandırılan J.R.R. Tolkien'in yaşamı boyunca yazdığı, yazmayı sürdürdüğü, bizce çok sevdiği için bitiremediği en önemli eseri uzanıyor.Okurken çok fazla ara vermeyin ve karşı cinsten uzak durun.bu arada 'Quenta Simarillion'un 1-8, 10-18 arası bölümlerini Serap E, 9. Bölümü Funda Ö. ve yapıtın geri kalanını da Hakan A. Türkçeleştirmiştir..."

Kitabın başında J.R.R Tolkien'nin oğlu kitabı derleyen ve basıma hazır hale getiren Cristopher Tolkien'nin de notları bulunmakta...
Böyle bir başlangıçtan sonra kitabın ilk cümleleri gerçekten etkileyici.Bir dünyanın hayalgücünde böyle yaratılabileceği hiç aklıma gelmemişti.İşte birkaç satır:

" Önce Eru vardı, Tek Olan, Arda'da Ilûvatar diye isimlendirilen; ve ilk önce düşüncesinden doğurduğu Ainur'u, Kutsal olanlar'ı yarattı ve onlar, hiçbirşey yaratılmadan önce onunlaydılar. Müziğin temalarını oluşturarak onlarla konuştu, ve onlar Eru'nun huzurunda şarkı söylediler ve o mutlu oldu.Uzun bir süre boyunca her biri sadece kendi başına yada birkaçı bir arada şarkı söylerken geri kalanı dinledi; çünkü her biri, Ilûvatar'ın düşüncelerinin sadece kendi doğdukları kısmını kavramıştı, zamanla birbirlerini anlayışları gelişti, ama yavaş yavaş.Yine de dinledikçe daha derinden anlamaya başladılar, birlik ve uyum çoğaldı.
Ve an geldi, Ilûvatar Ainur'u bir araya toplayıp şimdiye dek açıkladıklarından daha büyük, daha harika şeleri gözlerinin önüne sererek, çok kudretli bir tema bildirdi; temanın başlangıcının ihtişamı ve bitişinin görkemi Ainur'u şaşkınlık içinde bıraktı böylece Ilûvatar'ın huzurunda eğildiler ve sessiz kaldılar.
Sonra Ilûvatar onlara dedi ki: 'Size bildirdiğim temadan, birlikte uyum içinde bir Ulu Müzik yapmanızı istiyorum.Ve sizi yok olmayan Alevle canlandırdığım için eğer yapabilirseniz her biriniz kendi düşünceleriniz ve aklınızla bu temayı donatmak için güçlerinizi göstereceksiniz.Ama ben oturup dinleyeceğim ve sizin sayenizde büyük güzelliğin şarkıda uyandırılışıyla mutlu olacağım.'
Ainur sesleri, arplar, udlar, borular, trompetler, viyoller ve orglar gibi, sözcüklerle şarkı söyleyen sayısız korolar gibi Ilûvatar'ın temasını ulu müziğe dönüştürmeye başladı; derinliklerde ve yücelere de işitilmenin ötesine geçip uyum içinde örülerek sonsuz sayıda çeşitlenen melodilerden oluşan bir ses yükseldi ve Ikûvatar'ın yaşadığı yerler dolup taştı, müzik ve müziğin yankısı Boşluk'a ulaştı ve orası artık boş değildi..."
Kitap devamlı bu şekilde gitmiyor tabiki... Yeri geldimi belki tüm Fantastik Kitapların (belkide bütün macera kitaplarının) en ateşli halini alıyor.

Olayların yüzeysel özeti(okumayada biilirsiniz zaten yeni başlayanlar için anlamsız olabilir) :
Sadece yaratılışı değil, aynı zamanda, ilkdoğanlar, yani elflerin ve takipçiler, yani insanların dünyaya gelişlerini ve diğer tüm ırkların nasıl ortaya çıktığını anlatan bir kitap. Mesela cüceler, toprağı şekillendirmek ve yaratılmış tüm maddeler üzerinde egemenlik sahibi olan Aule tarafından, ilk doğanların dünya üzerine gelmeyişine dayanamaması ve kabiliyetini kendi çocukları için kullanmak istemesi neticesinde ortaya çıktı. Daha sonra Aule'nin bu çabası Eru tarafından fark edildi, ana temada söz verildiği gibi ilk doğanlar gelene kadar beklenmesine karar verildi. Cüceler, belki de yaratıcılarının yapısı gereği, daima dünyayı oydular, şekillendirdiler, toprağı ve taşı sevmekten hiçbir zaman vazgeçmediler. Dayanıklılıkları da, dünyayı kazıp durmaları da, inatçılıkları da onların en önemli özellikleri oldu çıktı.

Silmarillion Elflerin gelişi üzerine çok detaylı bir kaynaktır. Hayvanları evcilleştiren, mızrağı ve yayıyla Melkor’un krallığındaki kötü yaratıkları avlamaktan zevk duyan soylu Valar Orome, yine ava çıktığı bir zamanda, tüm Valaların sabırsızlıkla beklediği Elfleri buldu. İlk doğanlar, uykularından uyanmışlardı ve şaşkınlıkla karşılarındaki avcıya bakıyorlardı.
Quendiler, yaşama uyanışları sırasında ilk olarak gökteki yıldızları görmüşler ve bu yüzden hayatları boyunca Elbereth’e şarklılar söylemişlerdir. Quendi, yani yıldızların halkı ‘Eldar’, Valinor’a davet edildikten sonra dünyaya yayıldı denebilir. Çünkü bazı elfler fikir birliğine varamadı ve Valinor’a hayatı boyunca gitmedi. Bunlara Avari dendi. Valinor’a giden elflerse, Vanyar olarak adlandırıldı ve insanlar arasından onlarla konuşan pek olmadı. Valinor’a gidiş yolunda sözcü olarak seçilen ve daha sonra kral olacak olan Finwe, Ingwe ve Elwe başkanlığında Elfler, uzun yolculuğa hazırlandılar. Ingwe komutasındaki küçük grup, Valinor’a ilk ulaşan gruptu ve Vanyar olarak adlandırıldı. Finwe başkanlığındaki Noldor, derin elflerdi. Singollo, yani Elwe ve kardeşi Olwe eşliğindeki Teleri ise en büyük gruptu ve Valinor’a ulaşmaktansa, uyandıklarında etkilendikleri dünyayı keşfetmeyi tercih eden elferdi. Teleri ise –oldukça kısa anlatmaya çabalıyorum!- Valinor’a ulaşanlar, Beleriand’da kalanlar ve dumanlı dağların doğusunda yürüyüşten ayrılanlar olmak üzere 3 e ayrıldı. Quendilerin Aman’a ulaşan bölümüne Calaquendi, yani ışığın elfleri dendi. Aman’a ulaşamayanlar ise Moriquendi olarak isimlendirildiler ve onlar, ağaçların ışığını asla göremediler.

Elfler elbette ki bu ayırımlarla sınırlı değil. Çok genel hatlarıyla ve kitaba sadık kalarak şekillendirdiğim bu ayrımın ötesinde, büyük yolculuk sırasında dağılan ve bulunduğu bölgeye göre isimlendirilen Elfler var. Şimdilik bu kadar detaya girmeyeceğim. Bizi ilgilendiren en önemli isim, bu elflerin arasında, Finwe’nin oğlu Feanor’dur.
Feanor, Elflerin tüm eserleri arasında zaman içerisinde en çok ünlenecek şeyler olan Silmarillerin yaratıcısıdır ve bu sebeple Melkor’un düşmanlarından biridir. Melkor, silmarilleri ele geçirmek için çok uğraşacak, zamanla bu uğurda çok kan dökülecektir.
Valinor ağaçları olarak adlandırılan Ak Telperion ve Altın Laurelin, Vaların yaptığı en görkemli işlerden biridir ve Yavanna’nın şarkısı ve Nienna’nın gözyaşlarındaki güçle yaratılmıştır. Valarlar gece ve gündüzü, bu ağaçların ışıltılarına göre ayarlıyorlardı. Feanor da ağaçların ışığının, görkemi bozulmadan nasıl korunacağını düşünüp duruyordu. Tüm ilmini, kuvvetini ve becerisinin bir araya getirerek gizlice silmarilleri yaratmaya başladı. Üç büyük mücevher biçiminde tasarlanan Silmarilleri bozabilecek, kırıp yok edebilecek bir güç Arda üzerinde yoktu. Feanor, gizli eserine büyük bir hayranlık duyuyordu. Çünkü silmarilleri, Valinor Ağaçları’nın uyumlu ışığından yaratmıştı. Bu ağaçlar Melkor tarafından yok edildikleri zaman bile, silmarillerin ışığı daimdi. Silmarilleri gören herkesin, bu ışık karşısında nefesi kesildi. Varda da silmarilleri, kötülük amacıyla hareket edecekler dokunamasın veya dokunursa kavrulsun diye kutsadı. Ancak Feanor’un silmarillere sevgisi giderek artıyordu. Melkor da bu sevgiyi ve Feanor’un çabuk ateşlenen yapısını kullanarak yavaş yavaş Noldor halkının aklını çelmeye başladı. Takipçilerin, yani insanların gelmesiyle Valar’ın onlara eskisi kadar değer vermeyeceğini, böylece onları burada tutarak, geldiklerinde insanların Arda’ya sahip olmalarını kolaylaştırdığını söyledi. Noldor’un bir kısmı bundan çok etkilendi. Feanor da bu kişilerin başındaydı. Ayrıca zaten silmarillerin etkisi altına girmişti ve kendisine bir oyun oynandığını düşünüyordu. Melkor’un tüm bu oyunları sonunda patlak verdi ve Feanor, kardeşlerinden biriyle, Valarların arasında kavga etti. Olayın farkında olmayan Valar ve Valier, giderek büyüyecek bu ayaklanmanın kışkırtıcısı olarak Feanor’u gördü ve onu suçladı. Ancak elbette Melkor’un yaptıkları da anlaşıldı ve cezalandırılmak üzere Tulkas görevlendirildi. Ancak Tulkas Melkor’u yakalayamadı. Melkor kaçmıştı ve Feanor’a da uzunca süre Arda’ya yaklaşmaması emredildi. Sürgüne gönderilmişti. Ancak Melkor, yüzükleri ondan çalacak, babasını öldürecek ve Feanor tarafından Morgoth olarak adlandırılıp lanetlenecekti.
Silmarillerin dünya üzerindeki yazgısı giderek şekillenecek, Valinor Ağaçların sönmeyen ışığını yansıtan bu efsanevi taşlar, kanlı ve şanlı birçok olaya sebep olacaktı.
Kendine yeni bir dünya yaratanların, başka ırkları, başka diyarları, başka olayları aramasındaki temel sebep, vazgeçilmiş bir gerçek doğruyu arayış telaşıdır bence. Gerçek doğru, bu kitaplarda bahsedilen uyum, savaşçıların dürüstlüğü, kardeşliği ve yozlaşmış fikirlere karşı sonu gelmez ve hayata bedel olan inancıdır belki de kimbilir....
Kitabın sonunda ilginizi çekecek Tolkien'in (bazı eksik kısımlarını oğlunun) haritalarını göreceksiniz.Hem ağır bir dile sahip kitabın akışını anlamdırabilmek için kullanınız.Boşuna çizilmedi onlar.Eğer yolculuk merakınız varsa eğlenceli bile gelebilir harita üzerinden takip(yada benim için).Birde Tolkien yazarlığının yanında ustabir dilbilimci olduğunu unutmamak gerek çoğu romanında kullandığı sağlam temellere oturtulmuş dilleri de var kendisin.( Helal olsun!..)Ayrıca bu kitaptan sonra Güç Yüzüklerine Dair'i de okumanızı tavsiye ediyorum.
Kitaba dair bir diğer tavsiyem ise eğer İngilizcenize güveniyorsanız kitabı orjinal okumanız.Tolkien'in üslubu işte o zaman belli oluyor.Son olarak eğer Fantastik Kurguya yeni başlayacaksanız Hobbit'ten başlamanız(onuda yakın zamanda inceleyeceğim muhteme-len...)Ama "yok ben zoru severim, temelden başlayacağım, yada ne bileyim sana ne bu benim ilgimi çekti Hobbit'i çocuklarına anlatıyormuş, Yüzüklerin Efendisi’de iyice ele ayağa düştü, bunu okumak istiyorum" derseniz de saygı duyarım:)...Her neyse sabah olmuş...Yeter artık...

İyi okumalar...

(Alıntı yaptığım yerleri yatık yazdım bazıları kitabın içinden bazıları forumlardan karmaşık olduğu için kaynak veremeyeceğim...Bir de son olarak kitabın çevirisi hakkında birçok eleştiri var.Evet kitap çevirme konusunda her ne kadar sıfır olsam da insan fark ediyor.Ancak yinede bu eseri bize sunduğu için yayınevine teşekkür ediyorum -Onlarında çok umurunda ya... Neyse…)

Lacho Calad!, Drego Morn!
Flame Light! Flee Night!

Çevrimdışı Khazidhea

  • ***
  • 515
  • Rom: 2
    • Profili Görüntüle
Ynt: Silmarillion
« Yanıtla #17 : 27 Mayıs 2011, 14:02:26 »
Silmarillion'da özellikle beren ve luthien efsanesi çok hoş. ayrıca duyduğum kadarıyla yüzüklerin efendisi yüzük kardeşliğinde bir sahnede bahsediliyormuş. kesinlikle okunası bir kitap.
You can win thousand fights, but you can only lose one!

Çevrimdışı arth

  • *
  • 2
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Silmarillion
« Yanıtla #18 : 28 Şubat 2017, 23:14:14 »
Çok ağır bir dille yazılmış,karmaşık bir kitap.Tavsiyem aralıksız okumanızdır çünkü araya biraz zaman girince ulan burada ne olmuştu ki ye dönüyor olay.Okumaya başlayın ve her gün okuyun.Zaten öğrendikleriniz kitap bittiğinde o kadar kafanızda yer edecek ki kendinizi oturup bu evreni bilen birine bütün olayları anlatırken,onunla bir şeyleri tartışırken bulacaksınız.Bir başka tavsiyem de kitabı okurken kimin ne olduğunu hatırlamak için bol bol arkaya dönüp bakmanız,yoksa her şey mercimek çorbasına dönüyor.Bu evreni sevenlerin zaten bir solukta okuyacağı bir kitap.Daha önce bu evrenle tanışmamış ya da yalnızca filmleri izlemiş olanlar içinse Tolkien'e duyacakları derin saygının ilk basamağı.Henüz kitapları okumamış olan varsa naçizane fikrim bu kitaptan başlamalarıdır.