Kayıt Ol

Battlestar Galactica

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #45 : 04 Mayıs 2015, 16:02:45 »
Vay be, şu günleri de görecektik. Fırtınakıran, kim diziye yeniden başlamana vesile olduysa ellerinden öpüyorum, duruma göre yanaklarından makas alıyorum.

Zamanında "müfredata girmesi gereken bir yapıt" diyerek geçmiştim ama madem FTL sürücülerini ısıtıyoruz, sıçrama yapmadan önce kolları sıvıyorum.

Star Wars dışında uzay temalı bilim kurgularla pek alakası olmayan birisi olduğum evvel zamanlar içerisinde başladığımda diziye kafamda oluşan düşünce ile şu anki arasında dağlar kadar fark vardı. Daha önce True Detective başlığında belirttiğim gibi, diziye beni bağlayan iki önemli nokta oluyor. Birincisi, ilk başlarda burnuna gelen güzel koku ve uzun vadede karakterler ile onların gelişimi. Mini series'den karakter gelişimini görmek elbette zor fakat o bahsettiğim güzel kokuyu William Adama'nın konuşmasıyla yakalamıştım.

Şimdi böyle kuru kuru anlatarak olmaz tabi. Halen izlemeyeniniz bilmeyeniniz var ise, özet geçiyorum. İnsanlık 12 ayrı koloni halinde mutlu mesut yaşamaktadır. Teknolojik olarak günümüzden çok öte ama insaniyet olarak aynı noktada düşünün. Çok tanrılı inanışı benimsemiş olan insanlar bir gün Cylon adı verilen robotları yapıyorlar. Önceleri çeşitli işlerde güçlerde ya da askeri alanlarda kullanılan bu robotları geliştirmeyi başaran insanlık, aynı zamanda bir taraflarını avuçluyorlar. Çünkü bilinç sahibi bu robotlar, insanların tam olarak neden ve nasıl olduğunu anlayamadıkları bir şekilde ayaklanıyorlar (Detaylı bilgi için Bkz: Caprica). İnsanların aksine tek tanrılı dine sahip Cylonlar ile insanlar arasında büyük bir savaş oluyor ve her iki taraf da büyük kayıplar veriyor. Sonunda yine insanların bilmediği bir sebepten ötürü Cylonlar insanlar ile ateşkes imzalayıp evrenin derinliklerine çekiliyorlar. Bu barış ortamında insanlar yine kendi hayatlarına dönüyor ve insanlıklarını yapmaya devam ediyorlar. Sonrasında, yaklaşık bir 50 yıl sonra, olaylar gelişiyor.

Bu noktadan sonrası spoiler, dizinin başlangıcı böyle. Ama bu ön bilgileri vermemin sebebi diziye sıkı sıkı sarılmama neden olan William Adama'nın konuşması. William Adama, Cylon savaşında savaşmış bir savaş yıldızı komutanıdır. Gemisi Battlestar Galactica emekliye ayrılacaktır ve gemiye son bir uçuş gösteri yapılması adına yetkililer ve gazeteciler toplanır. Komutan William Adama günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapmak için sahne alır ve şöyle der;

William Adama: Cylon Savaşı uzun zaman önce sona erdi ama özgürlük amacıyla neden bu kadar çok kişi fedakarlıkta bulunduğunu unutmamamız gerek. Bu üniformayı giymenin bedeli yüksek olabilir... (Seyircilere bakar)... bazen oldukça fazladır da. Biliyorsunuz, Cylonlarla savaştığımızda kendimizi soykırımdan kurtarmak için savaştık. Ama şu soruya asla cevap vermedik; neden? Neden biz insanlık olarak kurtarılmaya değeriz? Halen açgözlülük, kıskançlık ve kin nedeniyle cinayet işliyoruz. Ve halen bu günahlarımızı çocuklarımıza aktarıyoruz. Yaptığımız hiç bir şeyin sorumluluğunu üzerimize almıyoruz. Cylonlarda yaptığımız gibi. Tanrıcılık oynamaya karar verdik ve bir yaşam yarattık. Bu yaşam bize baş kaldırdığında kendimizi bunun bizim suçumuz olmadığına inandırdık. Tanrıcılık oynayıp, yarattıklarından ellerini yıkayarak kurtulamazsın. Er ya da geç, yaptıklarından saklanamayacağın bir gün gelecektir.

İşte bu konuşmayla anladım ki biz kuru kuruya bir uzay operası izlemeyeceğiz. Vereceği mesajları izledikten sonra çaba harcayarak bulmamız yerine direk veren bir ders izleyeceğiz. Hem de bilimkurgu dolu, mistik öğelerle bezenmiş bir insanlık dersi.

Emekliliğe ayrılmış bir geminin son umut olmasını izliyoruz. Kucak açtığı personelin yaşadıklarını izliyoruz. Soykırım kapıyı çaldığında medeniyetin bir anlamı olmadığını izliyoruz. Geleceği olmayan insanların bile halen kendini düşünebildiğini görüyoruz. Siyasi ve askeri çıkarların, insanlığın son anına kadar olacağını görüyoruz. Tüm bu karanlık havada karakterlerin sıkı sıkıya tutunduğu "insanlık" kavramının ne kadar da basit bir şekilde kaybedilebileceğini görüyoruz. Tüm bu karanlığın sebeplerini görüp bir mantığa oturtabiliyoruz ya da bu sebeplerin sonuçlarını ağzımız açık bir şekilde izliyoruz. Aforizmalar duyuyoruz, büyük olaylara tanık oluyoruz ve bunların hepsini modern dünya ve insanlığa uygulayabiliyoruz. En yukarıda da olsak en aşağıda da, her zaman bizden büyük bir şeylerin olduğunu ya da bizden çok küçük şeylerin ne kadar kritik olabileceğini görüyoruz. Bunların hepsinin daha önce olduğunu ve yeniden olacağını görüyoruz.

Kısacası mini series, dört sezonluk dizi ve filmleriyle birlikte, an an, kare kare çok büyük bir şeyin parçası oluyoruz. İçerisinden çıkartılabilecek dersler ve yorumların sınırı yok.

Karakterlere gelince... Önce şunu söyleyeyim, sanırım ilk kez bir dizide nefret ettiğim tek bir karakter yok. Dizinin tümünü ele alıp incelersek, hepsinin doğrularını ve yanlışlarını bir yere oturtabiliyorum. Gaius Baltar'dan haz etmediğim anlar olmasına şaşırıyorum mesela, dizi bittiğinde sanırım en sevdiğim karakterlerden birisi oydu. Dizinin en gerçek "insanı" o çünkü. Roslin mesela, uzunca bir süre çok sinir oldum. Ama geneline bakarsak, çok önemli bir nokta kendisi. William Adama hakkında tek bir kötü söz söyleyemezsiniz belki ama 3. sezon finalinde oğlu Lee Adama'nın mahkeme sahnesinde yaptığı konuşmayı tekrar izleyin derim.

Müzikleri konusunda ise kelimelerin yetersiz kalır. Dizinin içeriğinde müzik olgusunun önemi düşünülürse, bu çok normal. Bear Mccreay denen herif, son noktayı koymuş. Böyle bir yapıta böyle müzikler demiş.

İlk sahnesinden son sahnesine, internette yayınlanan bölümlerden filmlerine, müziklerinden diyaloglarına kadar; insanlık, medeniyet kavramı, siyaset, askeriye, din, ahlak, bilim, etnik kavramlar, ırk, dil, sosyal ilişkiler, ötekileştirme, birleşme, hatalar, doğrular, gerçekler, yalanlar, yükseliş, çöküş, umut, karanlık ve daha nice konu hakkında mükemmel bir kurgu sizi bekliyor.

Belirli sahneler, diyaloglar ve müzikler; bunların alt metinleri ve etkileri hakkında saatlerce konuşmak isterim. Ama River Song'dan gelsin, spoiler!
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı Lordmuti

  • ****
  • 1123
  • Rom: 35
  • Time is a drug. Too much of it kills you.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #46 : 04 Mayıs 2015, 20:30:30 »
Çok övdünüz, izlemeye karar verdim. Daha önce televizyonda tek tük bölümlerini izlemişliğim var ama hatırlamıyorum hiç. Beğenmezsem paramı geri istemeye kapınıza dayanırım ona göre :P

Ana dizi haricinde bir sürü ufak bölüm, film, kıl, tüy, yumak vs. varmış sanırım, bunların sıralamasıyla ilgili şöyle bir şey buldum. Ne kadar doğrudur bilmiyorum ama yazı yetkili bir abi(ya da abla) tarafından yazılmışa benziyor. Bu sıralamaya uymaya çalışacağım.



İmparator olmayı canım kolay mı sandın?
Dünyaya kazık çaktım duyulsun adım.

Çevrimdışı VeRMiNaaRD

  • ***
  • 461
  • Rom: 1
  • Star-Lord
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #47 : 04 Mayıs 2015, 23:11:34 »
Evet liste doğru hazırlanmış bu şekilde izle ;)

Bende bekledim bekledim 2 sene önce ramazanda bitirmiştim. Evet çok güzel bir dizi ama çok büyük beklentiye kapılma. İlk sezonlarda biraz sıkıldığım olmuştu ama sonradan baya açıldı. Müzikleri filan süper zaten.

Ha bu arada Starbuck <3 ben :)

Son olarak
Spoiler: Göster
So say we all!


Çevrimdışı kargasiz

  • ***
  • 428
  • Rom: 7
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #48 : 06 Mayıs 2015, 13:15:25 »
Uzayda geçen bilimkurguyu sevmemi sağlayan yapımdır kendileri ama malesef kaliteli görüntü bulamadığım için zamanında 3. sezon 1. bölümde bırakmıştım(İlk iki sezon görüntü güzeldi). Tekrar başlamayı düşünüyordum, geçenlerde radyoda da geçmişti konusu.

İçindeki derin felsefesiyle beni cezbetmişti ilk başta, sonra beklenmedik bir şekilde çıkan Cylon'lar efsaneydi.

Karakterlerin iç çatışmasının en güzel şekilde yansıtıldığı dizlerden biridir.

Benim kafama takılan yabancıların neden böyle 12 sayısına takılması olmuştu. Nerdeyse her dizide böyle bir yapı bulunmakta, şu aralar izlediğim The 100 dizisinde de var bu durum. 12 havari ve kurtarıcı Mesih konusundan dolayı bunu ekliyorlar biliyorum ama nedenini sorgulamadan da edemiyorum.

Normalde dünyalılar yeni gezegen arayışına girerken bu dizide Dünya'yı arama konusu da diziye ayrı bir hava katıyor.

Kutsal metinler konusuna falan yeni girmişlerdi bıraktığımda, bir kitaptan söz ediyorlardı. Dini simge ve metaforlarla dolu olması insandaki sorgulama isteğinden dolayı merakı arttırıyor bu yüzden.

Kötü karakterleri sanırım ilk defa bu diziyle birlikte sevmeye başlamıştım, hala birçok karakterini hatırlıyor olmam da zaten dizinin ne kadar kaliteli bir şekilde işlenmiş olduğunu gösteriyor. Normalde hatırlama konusunda sıkıntı yaşayan biri olduğum için bunu belirtiyorum.

Daha fazla detaya girmek isterim ama spoiler olur diye düşünüyorum. Daha diziyi bitirmediğim için de tartışmaya sonra kaldığı yerden devam etmek isterim.


Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #49 : 06 Mayıs 2015, 14:11:07 »
12 sayısının kullanımı çok eski çağlara dayanıyor aslında. Bir çok dini ve mitolojik öğe bu sayıdan faydalanmış durumda. Değeri nedir, önemi nedir bilmiyorum ama bir çok örneği var;

- Hinduizm'de Tanrı Shiva'ya adanmış 12 adet Jyotirlinga (Shiva'ya adanmış obje) bulunmaktadır.
- Hinduizm'de Kalp çakrasının 12 yaprağı bulunmaktadır.
- Hinduizm'de Güneş Tanrısı Surya'nın 12 ismi vardır.
- Antik Yunan inanışında 12 tanrı bulunmaktadır.
- Herkül'den 12 görev tamamlanması istenmiştir.
- Odin'in 12 çocuğu vardır.
- Kral Arthur 12 asi prensi yenmiş ve 12 büyük savaşta bulunmuştur. Ayrıca Yuvarlak Masa Şövalyeleri'nin sayısı da 12'dir. (Çeşitli hikayelerde 150'ye kadar çıkmaktadır bu sayı, o yüzden çok da kilit bir bilgi değil ama olsun.)
- Hz. İsa'nın 12 havarisi, Hz. Yakup (Jacob)'un sonradan İsrail'in 12 kabilesini kuracak 12 oğlu İncil'de geçmektedir.
- Yine İncil'de (Yeni Ahit) 12:1'de, 12 adet yıldızla bezenmiş bir taç giyen bir kadından bahsedilir. Bu da 12 İsrail kabilesine göndermedir. Ayrıca her kabilede 12.000 kiş bulunmaktadır.
- Christmas 12 gün sürmektedir. (Not: Christmas etimolojik olarak Hristiyan Ayini anlamına gelse de temeli pagan kültürüne dayanmaktadır.)
- Kuran'da 12. sure Yusuf Suresi'dir. Bu 12. Cüz'de bulunmaktadır ve Hz. Yusuf ile 12 kardeşini anlatmaktadır.
- İmami Şiilik'te (Diğer bir adı Onikiciler) Hz. Muhammed'in soyundan gelen 12 imama inanış söz konusudur.

Battlestar Galactica'daki 12 sayısı ise Kobol'un 12 Lord'una inanan, isimlerini 12 takım yılıdızından alan 12 koloni ile öne çıkmaktadır. (Battlestar Galactica'da 12 sayısı bir başka yerde daha kullanılmakta ama spoiler.) Ki 12 takımyıldızından isimlendirilen başka bir şey daha var, o da günümüz burçlarımız. Yine takvimizde 12 ay bulunması da bu duruma örnek olarak verilebilir.

Şimdi toparlayacak olursak tarih boyunca, çeşitli konularda 12 sayısının hep bir özelliği olmuş. Zorlarsak kafa sinirlerinin 12 çift olması, 12 çift kaburgamız olması falan, uzar gider. Tabi ki başka sayılara da bakarak bir çok çıkarım yapılabilir ama 12 sayısı literatürde ya da dizilerde/filmlerde çok sık kullanıldığı için bir adım öne çıkıyor olabilir.

Neden 12, o konuda bir açıklama mevcut değil. Antik inanışların ve mitolojilerin astronomi bağlantısı düşünüldüğünde; bunun astronomi ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Ha bir anlamı, bir sır var mıdır; sanmıyorum. Ömer Çelakıl'a sormak lazım.

Kaynak: Biraz sallama, biraz zorlama, biraz Wikipedia. Ne kadar anlamlı olduğunu anlayın diye söylüyorum.
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı Fırtınakıran

  • *
  • 8351
  • Rom: 1
  • Unique Ravenclaw
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #50 : 17 Mayıs 2015, 16:45:29 »
Diziyi az önce tamamladım. Sonu olması gerektiği gibi bitti bence. Hatta dizinin geneli tam tadında bitirildi. Ne uzundu ne kısa.

Spoiler: Göster
Dizide hem Leibowitz İçin Bir İlahi tadı aldım, hem de Silverberg'ün kafa yapısında bazı mesajlar gördüm. Özellikle "bunların hepsi oldu ve tekrar olacak" kısmı tam Leibowitz kitabının özüyle aynı.

Starbuck'ın ölümü korkulacak bir şey olarak görmemesi ve Ölümün Habercisi gibi bir unvana sahip olması çok manidar. Belki onlar da buldukları son dünyaya gelirken Starbuck gibi bedenlerini bir yerde öldürüp burada yeniden doğdular. Açıklanmadı ama bu ihtimali düşündüm doğrusu.

Gaius'ı eleştirdiğimiz/eleştirdikleri her şeyi zamanla bizimkilerin yapması çok ilginçti. Gaius yapınca höt, onlar yapınca "hayatta kalmaya çalışıyoruz" olması yine insanoğlunun ikiyüzlülüğü. Bunu özellikle Cylonlarla olan anlaşma kısmı için diyorum. New Caprica'da Gaius da böyle bir hayal kurmuştu.

Bu arada Gaius'ı da tam bir Karşı Peygamber olarak görüyorum. Bilinen peygamber özelliklerine küfür gibi adam, fakat işlevleri aynı. Tanrı'nın çizdiği yolda ona verilen rolü oynadı ve en sonunda da insanlara bunu anlatmaya başladı.

Galacatica'nın geçen zaman içinde adeta çürümesi de çok sembolik. Bir devrin bitişi oldu o. Galactica hiç çürümese belki yeni dünyayı hiç bulamayacaklardı.
Sembolik yanıysa şöyle: hani bir yayınımda demiştim ya, masallarda karakter ormandan geçer. Orman erginlik dönemini temsil eder. Ormandan çıktığında artık kahramandır ya da kahraman olmaya hazırdır. Çocukluğu geride bırakmıştır. İşte Galactica çöker hale geldiğinde uzaydaki yolculuk (orman) tamamlandı. Yol boyunca öğreneceklerini öğrendiler ve bunu yeni dünyada Lee'nin ağzından duyduk.

Adama'nın da alıp başını gitmesi gayet yerinde. Bunca yıldır insanları kumanda etti, yönetti. Yeni kurulan toplumda yer alması otomatikman onu lider yapacaktı. Yeni başlangıç için uygun olmayabilirdi. Onlar bunu tartışmadı ama ben düşündüm. Ayrıca onu insan olarak düşündüğümüzde, yaşadıklarından sonra artık insanlarla olmak istememesi de mantıklı geliyor.

Sam'in uzay gemilerini alıp güneşe gitmesi tam bir İkarus etkisi yarattı bende son olarak.

Sonun sonu da şu olsun: Hera Çinli bir bebekken çocuk hali nasıl tatlı bir şey oldu öyle.

Çevrimdışı okanakinci

  • **
  • 202
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #51 : 12 Temmuz 2015, 11:49:10 »
@fırtınakıran söylediklerine katılıyorum. Ben en çok Gaius'u seviyorum. Adam her telden çaldı, yapması gerekeni yaptı. Çok eleştiriliyor ama iyi şeyler de yaptı. Bu arada ne bu dizide ne de spinoff yapımlarında hala cevaplanmamış sorular var.

Spoiler: Göster
Starbuck'ın aniden ortadan kaybolması ile ne olduğu sorusu yeniden beynimize yerleştirildi ve öyle kaldı.

Yedi numaralı cylon Daniel hiç görülmedi, yok edilmiş. Ama hiçbir ayrıntıyı bilmiyoruz hakkında. Ben zamanında sırf bu yüzden bir fan öyküsü kurgulamıştım Daniel üzerine. Bence Daniel başlı başına film konusu olur. Gelecekte BSG spinoffları olacaksa buradan yürümeliler.

Baltar ve Altı Numara görünümdeki şeyler melek mi, tanrı mı, yoksa bambaşka bir şey mi bunlar hala kesin değil.

Çevrimdışı yafeshan

  • **
  • 310
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #52 : 28 Ağustos 2015, 11:38:44 »
Biraz fantastik kitap disi takilalim.
Cevremde kalite yabanci dizi arayan herkese tavsiye ediyorum galacticayi. Bana gore son 10 yil icinde cekilmis en iyi bilimkurgu dizidir.

 Isin ilginc yani, dizinin yapimcilari daha sonraki calismalarinda kayda deger birsey cikaramadilar. Caprica felaket, blood and chrome da olmadi. 17. precinct calismasi muhtesem bir tabana sahip olmasina ragmen diziye donusmedi. videosu bile bulunamiyor atik.

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5536
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #53 : 28 Ağustos 2015, 14:48:24 »
Sevgili Hazal'ın ısrarları üzerine başlamıştım ben de diziye. Mini-series'i izledikten sonra anında hayran kalmıştım konsepte. Sonrasında da oturup her gece bir bölüm izlemeye başladım. İlk sezonu tamamladım, ikincinin başında (maalesef) bırakmak zorunda kaldım işler nedeniyle. Ama panik yok! En kısa zamanda dönmeyi düşünüyorum BSG evrenine.

Gaius'u oynayan aktör inanılmaz iyi rol yapan biri. Onu izlerken hem gülüyorum hem sinirleniyorum; adam aynı anda bir sürü farklı duygu yaşatıyor izleyene. Diğer karakterlerin de hepsine acayip bir şekilde bağlanıyor, hepsini umursuyorsunuz. Bunu en son Star Trek yapabilmişti sanırım. Gemi hayatını ve oradaki insanların yaşadıklarını çok güzel anlatıyor dizi. İşin içine bir de fantastik etmenler girince yatma da bir oturuşta bir sezon seyret kıvamına geliyorsunuz zaten.

Son olarak... Adamsın Adama!

So say we all...
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı Lordmuti

  • ****
  • 1123
  • Rom: 35
  • Time is a drug. Too much of it kills you.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #54 : 28 Ağustos 2015, 15:15:47 »
BSG çok güzel, ben de bitirdim buradan gaza[*]hazal'ın gazı[/*] gelip. Razor hariç yan ürünlerini başarılı bulmadım maalesef. Özellikle Caprica denen garip "şey"e iki üç bölüm dayanabildim.

Prelude to War şu şarkı ve bunun çaldığı sahnelerde adeta her tarafta karizma patlamaları yaşanıyor, ekrandan taşıp masaya akıyor mübarek. Bir dizi sahnesini başa sarıp tekrar oynattığım nadir anlardan birini yaşattı bana.

Güzel bilimkurgu, mesajları falan hoş. İzleyin kısacası.



İmparator olmayı canım kolay mı sandın?
Dünyaya kazık çaktım duyulsun adım.

Çevrimdışı okanakinci

  • **
  • 202
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #55 : 30 Ağustos 2015, 09:19:49 »
Dizinin en başarılı yönlerinden biri de kesinlikle müzikleri. İzleyeli yıllar oldu ama hala arada bir müziklerini açıp dinlerim.

Bence de en başarılı yan ürünü Razor adlı film. Olağanüstü bir eser.

Bu arada izlemiş olanlar için bir şeye dikkat çekeceğim:

Spoiler: Göster
Dizi boyunca 12 tane cylon modeli görüyoruz. Son beşlinin birer numarası yok. Diğerleri ise 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 8 olarak sıralanıyor. Yani 7 numaralı model kayıp. Üretildikten kısa sonra iptal edildiği düşünülüyor. İsmi de büyük ihtimalle Daniel'dı. Bir zamanlar BSG forumlarında bayağı tartışılmıştı. Hakkında hiçbir bilgi yok. Onun üstüne bir yan ürün, kısa bir film falan beklemiştim ama gelmemişti.


Bir kaç ekleme daha yapayım: Bence bu diziye en çok benzeyen dizi Terminator: The Sarah Connor Chronicles'dı. Evet, alakasız göründüğünü biliyorum. Aslında benzerliği bilimkurguyla harmanlanmış dram olmasından geliyor. Bu arada iki dizinin de müzikleri aynı kişi tarafından yapılmış.

BSG'den sonra ona benzer diziler yapmaya çalıştılar ama aynı tadı veremedi. Falling Skies, dünya üzerinde geçen bir BSG olarak tanıtıldı ama ben de bir noktaya kadar sabredip izlemeyi bıraktım. BSG'den daha iyisi olamayacağına dair, bu başlıkta tartışmaya neden fikrime de ondan sonra kapılmıştım.

Çevrimdışı yafeshan

  • **
  • 310
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #56 : 30 Ağustos 2015, 10:25:38 »
Ortalaiga dustugunde seyredememistim. Bugun bulup seyrettim. Ayni yapimcilarin elinden  17. precict pilot bolumu. Devam edilmesine karar verilmedi ama kurgusu harikaymis. Su anki bildigimiz dunyanin bilim yerine buyu ile calismasi uzerine. Araclardan, silahlara, bilgisayara, enerji uretimine hemen hersey teknoloji yerine buyu izerine kurulu. Ilk bakista biizm dunyamizla hic bir farki yok, siradan hayat ve insanlar. Ama bu insanlar gunluk hayatlarindan buyu yapip buyulu araclar kullaniyorlar.

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #57 : 03 Eylül 2015, 10:38:06 »
Spoiler: Göster
Dizi boyunca 12 tane cylon modeli görüyoruz. Son beşlinin birer numarası yok. Diğerleri ise 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 8 olarak sıralanıyor. Yani 7 numaralı model kayıp. Üretildikten kısa sonra iptal edildiği düşünülüyor. İsmi de büyük ihtimalle Daniel'dı. Bir zamanlar BSG forumlarında bayağı tartışılmıştı. Hakkında hiçbir bilgi yok. Onun üstüne bir yan ürün, kısa bir film falan beklemiştim ama gelmemişti.


Spoiler: Göster
Daniel'ın yaratıcı, hassas ve sanatçı yanı nedeniyle Ellen'ın (Final Five'dan) favorisi olması, Cavill (Number 1)'i sinirlendirdi. Cavill (Number 1), Daniel'ı (Number 7) kıskandığı için genetik kodunu bozarak tamamen ortadan kaldırdı ve diğerlerinin hafızalarından sildi. Number 7 muhabbeti ilk ortaya çıktığından beri hakkında bir çok teori ortaya atılmış olsa da (Starbuck'ın babası vs) yapımcı Ronald D. Moore tarafından bu teoriler kabul edilmedi. Number 7 mevzusunun tek olayı, muhtemelen, Habil ve Kabil'e göndermede bulunması.

Hakkında bir şeyler görebilmek için İlk Cylon Savaşı'nın bitişi ve insansı cylonların yaratılması üzerine bir yapım izlemek lazım. Ama bence böyle iyi, ne kadar kurcalarsan o kadar kötü hatırlanmaya başlıyor. Dizi, müfredata konulabilecek kalitedeyken yan ürünlerle bu güzelliği bozmaya gerek yok.
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı okanakinci

  • **
  • 202
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #58 : 03 Eylül 2015, 19:11:46 »
@Laughing Madcap sana tamamen katılıyorum.

Çevrimdışı Bozhermes

  • **
  • 94
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #59 : 25 Aralık 2015, 23:22:51 »
BATTLESTAR GALACTİCA
     
      Ülkemizde ilk kez seksenli yıllarda gösterime giren birinci versiyonuyla, bilimkurgu sevenlerin gönlünde taht kuran Battlestar Galactica adlı dizi Türkçe ismiyle Savaşyıldızı Galaktika, yıllar sonra en son versiyonuyla her hafta sonu Pazar akşamları evlerimize konuk olmaktadır. Dizinin üçüncü sezonu, gerilimi ve merakla beklenen dünyamıza ulaşma hedefiyle birlikte bilimkurgu sevenleri ekran başına toplamaktadır.

      Yaşı otuzlu yılları aşmış olanlarımız, seksenli yıllardaki ilk versiyonla tanışmış olmanın tatlı nostaljisiyle yeni bölümleri de izlemeye devam etmektedirler sanırım. Fakat burada o zamanki diziyi değil, günümüzde bir özel kanalımızda devam etmekte olan son versiyonunu incelemeye çalışacağız.
 
      Son versiyonun ilk bölümü, yıllardır haber alınamayan Cylonluların, insanlarla her yıl görüşme yapmak durumunda oldukları buluşma noktasına bir saldırı yapmalarıyla başlar. Kırk yıldır ortalıkta gözükmeyen ve vaktiyle insanlar tarafından üretilmiş olan Cylonlular, ani bir baskınla insan temsilcisini ve buluşma merkezini yok ederler. Sonrasında ise insanların yaşadığı gezegenleri ve özellikle Caprica adlı merkez gezegeni nükleer saldırılarla yaşanmaz hale getiriler. Ve buralara kendileri yerleşirler. Bir anda bu kadar başarılı olmalarının nedeni de aslında Gaius BALTAR adlı zeki ama hırslarına ve kadın tuzağına düşmüş bir insanın savunma bilgilerini vb bir şekilde Cylonlulara vermiş olmasıdır. Burada karşımıza ilginç bir durum çıkıyor çünkü Baltar’ı tuzağa çeken, aslında bir Cylon robotu olan ama artık insanlardan asla ayırt edilemeyen ve genelde kırmızı, erotik bir elbiseyle ortalıkta dolaşıp duran ve 1974 doğumlu oyuncu  Tricia HELFER’in oynadığı çekici bir “tost makinesi” kadındır. Tost makinesi dememizin sebebi ise, dizide her ne kadar insanlarla aynı özelliklere sahip gibi görünseler de aslında bütün Cylonluların birer robot, makine olmalarına yapılan bir göndermedir, insanlar sürekli onlardan tost makinesi olarak bahsetmektedirler.

      Cylon saldırılarıyla milyarlarca insan ölür ve insanlığın bütün uzay savaş gemileri de Galactica adlı gemi hariç, ortadan kaldırılır. Sonraki bölümlerde karşımıza Pegasus adlı bir gemi daha çıksa da, bir kurtarma operasyonu sonucunda o gemi birkaç Cylon savaş gemisiyle birlikte yok olacaktır.
      Cylon katliamından kurtulabilen sivil gemiler ve tek savaş yıldızı Galactica, artık insanlıktan geriye kalan kırk elli bin kişiyle Dünya adını verdikleri gezegeni ve 13. Koloni olarak adlandırdıkları soydaşlarını aramaya başlarlar. Bu arada da Cylonlularla sık sık savaşırlar. Bazen yakıtları biter, bazen besinsiz kalırlar ve her zaman için savaş devam eder. Burada oldukça ilginç bir durumla karşılaşırız. İnsanlar çok tanrılı bir inanç sistemine sahipken ve bunlara Cobol Tanrıları adı verirken, Cylonlular tek tanrılı ve Tanrı adını verdikleri bir sistemi savunmaktadırlar. Ve kendilerini bir anlamda onun mücahidleri olarak görürler. İnsanları da kendi dinlerine davet ederler. Bu konuda en çok çabayı, Tricia HELFER’in canlandırdığı Cylonlu kadın, sürekli Gaius BALTAR’a karşı gösterir. Dizi boyunca bu ikilinin birbirinin beyninde mi kaldığı yoksa gerçekten görüşüp görüşmedikleri de büyük ihtimalle dizi sonunda ortaya çıkacaktır. Çünkü, Baltar, sürekli olarak kırmızılı erotik kadınımızı görmektedir ve ondan başkası da onu görmez. Gerçi dizini sonraki bölümlerinde Baltar, Cylon gemisinde gerçekten de tost makinelerinin arasında yaşamaya başlamıştır.

      Galactica ve koruduğu gemiler, çeşitli maceralar ve tehlikelerden sonra yerleşebilecekleri bir gezegen bulurlar. Çeşitli tartışmalar sonucunda buraya yerleşme fikri ağır basar. İnsanlar buraya yerleşerek birkaç yıl mutlu ve huzurlu yaşamaya başlarlar. Bu arada Galactica komutanı Adama ve bir kısım personel de gezegen etrafında devriye gezmektedir. Sivil gemiler de yörüngede turlamaktadırlar. Derken, geçmişlerindeki acı bir olay tekrarlanır. Cylonlar, bu gezegeni, Yeni Caprica adını verdikleri dünyalarını bulurlar ve gezegene inerek faşist bir yönetimle terör estirmeye başlarlar. İnsanlar da bu arada boş durmaz ve hemen direniş örgütü kurarlar. Yeni Caprica’daki faşist yönetimin başında, son seçimleri kazanan eski başkan yardımcısı ve yeni başkan Gaius BALTAR vardır. Ve ne yazık ki Cylonluların kuklası olmuştur. Direnişin başında ise, Galactica’da ikinci kaptan olarak çalışan ve zaman zaman alkol batağına saplanan Saul TIGH vardır. Cylon saldırısı sonucu ortadan kaybolan ve bir plan yapmak için Yeni Caprica’dan uzaklaşan Galactica, direnişçilerle bağlantıya geçer, haberleşirler ve bir kurtarma operasyonuyla insanların çoğunu kurtarırlar. Diğer savaş yıldızı Pegasus işte bu olayda yok olur. Ve BALTAR da bu olay sonrasında Cylon gemisine biner.

        Galactica ve sivil gemiler 13. Kabile adını verdikleri biz Dünyalıları ararken, bazı ipuçlarına da ulaşırlar. Ve aynı ipuçlarına, BALTAR’ın sayesinde Cylonlular da ulaşır. Her iki grubun da amacı, dünyayı bulmaktır. Bu arada elbette kırmızı bir göz gibi bir sağa bir sola gidip gelen radar biçimli alıcılara sahip yarı biyolojik Cylon avcıları ve Galactica’dan havalanan Viper adı verilen savaş araçları arasındaki süregelen mücadeleler devam etmektedir.

      Dizi, yayınlanmakta olduğu kanalda yeni bölümleriyle hayranlarıyla her hafta heyecanla buluşmaktadır. Bu yüzden dizinin gelişimiyle ilgili daha fazla bilgi vermek, onlara saygısızlık olacağından en son yayınlanan bölümlerine kadar bir anlatım yeterlidir. Zaten amacımız diziyi bölüm bölüm yorumlamaktan ziyade, bilimkurgu içindeki yerini tespite çalışmaktır.

    Diziyle ilgili bazı tespitleri ve ilginç olayları, yukarıdaki satırlarımızda verdik ki bunlardan bize göre en ilginç olanı, insanların çok tanrılı Cylonların ise tek tanrılı dine inanmış olmaları ve bir nevi cihad anlayışıyla hareket etmeleridir. Dizide ilgimizi çeken ve önemli olduğunu düşündüğümüz bazı durumları da şimdi ele alacağız.

      Dizideki silahlar, ilk versiyonun tersine ne lazer ışınları ne de benzeri şeyler, bildiğimiz tabancalar, kurşunlar, roketler ve nükleer bombalar. Bıçak vb de bazen kullanılabiliyor. Öyle mikrotelsizler, hap kadar cihazlar falan yok, telsizler ve telefonlar bizim bildiğimiz kocaman polis telsizlerine ve ankesörlü telefonlara benziyorlar. Bunlar da diziyi daha biz’den kılıyor.
     
      Bir humanoid yani insansı Cylonla bir insandan bir çocuk doğabilir mi? Diziye göre evet, böyle bir çocuk doğdu ve Hera adını aldı bile. Burada Hera adının nerden geldiğini tespit ederken, söylenecek şey de şudur: Dizi, çok zaman Yunan mitolojisinden isimler içeriyor desek yalan olmaz. Mesela, Cylon katliamından kurtulabilen ve sonra Yeni Caprica’daki kurtarma operasyonu sırasında kaybedilen Pegasus, bir diğer savaş yıldızıdır. Atlas, Helios (güneş tanrısı), Apollon (güzel sanatlar tanrısı), Zeus (Baş tanrı), Ikarus (uçan ilk insan) ve Athena (zeka tanrıçası) gibi Yunan mitolojisine ait bir çok isim ve kavram da dizinin bir diğer farklı yönü.
Eski Ve Yeni Dizi Arasındaki Bazı Farklar:

                                                           12 Koloni
Savaş yıldızı Galactica’nın Cyylon saldırısından kurtulan irili ufaklı gemilerle birlikte kaçmaya başlamasından önce, uzayın bu uzak köşesindeki insanlar “12 Koloni” denen 12 gezegende yaşıyor.Bu gezegenlerin her biri 12 burçtan birinin adını taşıyor.
Aquaria-Kova burcu anlamındaki “Aquarius”tan geliyor adı.
Aeralon-Koç burcu anlamındaki “Aries”dan
Canceron-Yengeç burcu anlamındaki “Cancer”dan
Caprica-oğlak burcu anlamındaki “Capricorn”dan
Gemenon-İkizler burcu anlamındaki “Gemini”dan
LeonisAslan burcu anlamındaki “Leo”dan
Libran-Terazi bucu anlamındaki “Libra”dan
Picon-Balık burcu anlamındaki “Pisces”den
Sagittaron-Yay burcu anlamındaki “Sagittarius”dan
Scorpia-Akrep burcu anlamındaki “Scorpio”dan
Tauron-Boğa burcu anlamındaki “Taurus’tan
Virgon-Başak burcu anlamındaki Virgodan
12 Koloni yeni dizinin buluşu değil:70’lerin “Galactica”sının sakinlerinin Cylonlardan kaçmaya başlamadan önceki evleri de “12 Koloni”olarak geçiyordu.Hem eski hem yeni dizi Cylonların bu kolonilere toplu saldırısıyla başlıyor hazırlıksız yakalanan insanlardan kurtulanlar savaş yıldızı Galaktica’nın liderliğindeki bir filoda bir araya gelerek,insanoğlunun varlığını devam ettirebilmek için kaçmaya başlıyorlar.
Orijinal dizide kolonileri “on ikiler konseyi” denen bir kurul yönetiyordu. Hükümetin başı bir Başkan (Adar) bir de silahlı kuvvetlerin başı olan baş kumandan vardı. Adar ve on ikiler konseyi Cylon saldırısında ölen ve Galactica ve filonun yöneticisi Kumandan Adama oluyordu.
Yeni dizide de bir “on ikiler konseyi” var ama görünüşe bakılırsa çok daha dar bir işleve sahip. Çünkü yeni Battlestar Galactica’da siyasi denkleme ayrıca bir de Bakanlık Konseyi katılıyor.Saylon saldırısında Başkan Adar’ın ve kabinenin diğer üyelerinin öldüğü anlaşılınca Eğitim Bakanı Laura Roslin Başkan oluyor.Ve ilk dizinin aksine filo tamamen Kumandan Adama tarafından yönetilmiyor:Sivil yönetimin başında Roslin var, Adama askeri kararları veriyor. Yani dizide tam bir demokrasi de var.
 
      Eski dizide yani ilk versiyonda Starbuck erkekti bu dizide ise bir Erkek Fatma olan Kara THRACE. Apollon eskide bir zenciydi şimdi komutan ADAMA’nın oğlu. Bu gibi birçok farklılık da yeni dizide yer almaktadır.

       
KİM KİMDİR?

Kadro :
Edward James Olmos .... Cmdr. William Adama
Mary McDonnell .... Laura Roslin
Katee Sackhoff .... Lt. Kara 'Starbuck' Thrace
Jamie Bamber .... Capt. Lee 'Apollo' Adama
James Callis .... Dr. Gaius Baltar
Tricia Helfer .... Number 6
Callum Keith Rennie .... Leoben Conoy
Grace Park .... Lt. Sharon 'Boomer' Valerii
Michael Hogan .... Col. Paul Tigh
Matthew Bennett .... Aaron Doral
Paul Campbell .... Billy Keikeya
Aaron Douglas .... Chief Petty Officer Tyrol
Lorena Gale .... Priest Elosha
Barclay Hope .... Transport Pilot
Kandyse McClure .... Petty Officer Dualla
 
       Sonuçta; bilimkurgu diziler içinde farklı ve ilginç bir konumda bulunan Battlestar  Galactica, bu türe gönül verenler için oldukça ayrı bir yapım olmasıyla esaslı bir övgüyü hak etmektedir. Sizlere tavsiyemiz, bu güzel diziyi ne yapıp edip izlemeye çalışmanızdır. İyi seyirler…

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Battlestar Galactica
« Yanıtla #59 : 25 Aralık 2015, 23:22:51 »