Günahlar ve Hayvanlar

zoo city top

[stextbox id=”warning”]

Hayvanlılar Şehri’nden ne umuyorsunuz? İnsanların hayvan ortaklarıyla günü kurtardığı kahramanlık destanları mı? Maymunlar Cehennemi benzeri bir distopya mı? Belki de hayvan ve insanların muhteşem bir uyumla yaşadığı ütopyadır beklediğiniz. Ama hayır, cevap E şıkkı, hiçbiri. Bu şehirde olan tek şey günah ve sırtlarındaki hayvanlar da günahlarının bedeli…

[/stextbox]

Söz konusu hayvanlar olduğunda çağrıştırdıkları şeyler de kendi türleri kadar çeşitlilik gösterir. Örneğin, çağlar boyunca farklı kültürler hayvanları pek çok amaçla sembolize etmiştir. Asaletin simgesi aslan, gücün sembolü boğa, zarafetin timsali kuğu… Liste saymakla bitmez. Ama her zaman böyle yüce anlamlarda mı sembolize edilirler? Peki ya yedi günahtan şehvetin temsilcisi vahşi kedi?Ya da şeytanın tasvirlerinden biri olan keçi? O fal kartlarındaki Habeş maymununa ne demeli? Yahudilerin günahlarını yükleyip saldıkları günah keçileri bugün bile, “günah keçisi seçilme” gibi deyimlerle dilimizdeyken hem de. Hala bu hayvanların en güçlü ve asil duyguları temsil ettiğine inanıyor musunuz?

Bu sembolize edilmiş hayvanların kullanımı da aynı oranda çeşitliliğe sahiptir. Şövalye kalkanlarında, aile armalarında ve hala daha ülke bayraklarında görürüz onları. Doğanın en büyük parçalarından biri: Hayvan. Aynı zamanda günahınızın beden bulmuş hali. Bunu ben değil, Hayvanlılar Şehri’ndeki “hayvanlı” insanlara karşı saldırganca tutumlarda bulunanlar söylüyor.

[stextbox id=”black”]Orada, Dünyanın Kirli Yüzü Var Uzakta[/stextbox]

Yazar Lauren Beukes normalde fantastik türünde yapılmayanı yapıyor ve kurgusunun mekânı olarak günümüz Güney Afrika’sını seçiyor. Yazar ve gazeteci kimliğinin sorumluluğuyla dünyanın bu uzak köşesine dikkat çekiyor. Kendisi de Güney Afrikalı olan Beukes, aslında dünya medyasının görmezden geldiği bir noktaya sert bir parmak basmakta. Bu romanıyla birlikte göçmenlere, ülkesi ve civar ülkelerde artan uyuşturucuya, dünyanın her yerinde aynı şekilde vuku bulan ünlü olma illetine ve özgürlükle demokrasi adı altında nasıl Afrikalıların insanlık dışı muameleler gördüğüne dikkat çekiyor. Hem de öyle bir dikkat çekiyor ki, okurken arkanıza dönüp bakmak, çok uzun yıllardır göz ardı ettiğiniz o dünyanın arka bahçesindeki kapıyı aralayıp, orada olan adaletsizliğe bir dur da siz demek istiyorsunuz.

İçiniz hemen kararmasın, çünkü yazarın anlatım tarzını gördüğünüzde bunu nasıl bir ustalık ve boğucu etkiden uzak yaptığını siz de fark edeceksiniz. Lauren Beukes gerçekleri direk yüzümüze vurmak yerine, kurgusu içinde güzel oranlarla serpiştiriyor. Az önce de dediğim gibi, bu gerçeklerin böyle bir kurguya sağlam bir arka plan sağladığı da aşikâr.

[stextbox id=”black”]Zinzi İle Şehir Turu[/stextbox]

Zinzi ile tanışın. Sırtında kardeşini öldürdüğü gün bir parçası haline gelmiş Tembelhayvan’ıyla bir Hayvanlılar Şehri sakini. Başka bir deyişle, kendisi gibi hayvan sahibi olanlarla tıkıldığı şehrin bir parçası. Aynı zamanda tüm kitabı ağzından dinlediğimiz, kesinlikle eğlenceli ve bu karanlık dünyada, insanın yüreğinin dayanmadığı olaylarda bunları katlanılır kılan uçarı, çılgın ve kesinlikle ağzı bozuk bir kadın. Şüpheleriniz varsa kitabın daha ilk paragrafından Zinzi’nin nasıl da okurun sırıtmasına neden olan bir başlangıç yaptığına göz atın:

“Altın madeni atıklarının sülfür rengini taşıyan sabah ışığı, Johannesburg’ün siluetinden süzülüp penceremden içeri sızıyor. Kişisel yarasa sinyalim. Ya da gerçekten perdeye ihtiyacım olduğunun hatırlatıcısı.”

Böyle bir karakterle başlıyoruz kitaba. Tembelhayvan’ın Zinzi’yi hiç bırakmadığı gibi biz de onun eğlenceli tavırlarıyla kitabı elimizden bırakamıyoruz. Zinzi, bir hayvanlı olduğu gün aynı zamanda meslek edindiği güçlerini de kazanmış, 32 yaşında, siyahî bir kadın. Onun yeteneği kayıp şeyleri bulmak, ama dikkat edin, eğer kayıp şeylere insanlar dâhilse bu umurunda bile olmaz. İşi reddeder. Yoksa etmez mi?

zoo city

Son işinde bulduğu kayıp yüzüğü teslim etmeye giderken garip bir şey oldu. Zinzi’nin müşterisi hunharca savrulmuş bıçak darbeleriyle öldürülmüştü. Hem olay yerinde duran şu Malta kanişi ve Marabut taşıyan hayvanlı iki insanın teklifi de neydi öyle? Kayıp birini bulmasını ve karşılığında iyi para alacağını söylüyorlardı. Eh, Zinzi küfrü basıp reddetti. Tabii o zaman işler bilindik rutinde seyrediyordu. Ama şartlar değiştiğinde Zinzi’nin kararı da değişti.

Hayvanlılar Şehri böyle eğlenceli, aynı zamanda merak uyandırıcı bir girişle başlıyor. Kötü şeyler sonucu ortaya çıkan hayvanlar ve bununla beraber kazanılan güçler var bu kitapta. Ayrıca, kayıp kızın Afrika’nın en ünlü pop grubu olan iJusi’nin ikizlerinden biri olmasıyla birlikte küçük yaşta ünlü olan gençlerin nasıl bir hayata düştükleri ve pek çoğumuzun özendiği o yıldız yaşamlarının gerisindeki kan dondurucu gerçeklere şahit oluyoruz.

İşin içine Afrika büyülerinin de eklenmesiyle birlikte durum öyle bir karışıyor ki, sonlara doğru eserin en gerilimli ve dehşet verici yanlarına şahit oluyoruz. Oysa gerçek dünyada geçmesi ve yazarın oldukça başarılı şekilde bu yeni düzeni oturtması nedeniyle bir yandan da her şey oldukça olağan geliyor. Sanki hayvanlı insanlar hep vardı ve biz onları her gün bir yerlerde görüyormuşuz gibi hissettiriyor.

Aslında kitabın ana kurgusu bu kadar. Ancak onu yücelten kısımları bu basit görünümlü kurguda değil, o kurguda sayısız girift doku oluşturan detaylarda. Çünkü o detaylar kitabı özgünlükte üst sıralara taşımakla kalmayıp, hem dolu hem de belli bir ağırlığa sahip bir eser yapıyor.

Hayvanlılar Şehri’nin detaylarını bu kadar övdükten sonra, en sıra dışı parçalarından birini anlatmamak esere büyük haksızlık olur. Size bunca şey anlattım, ama henüz Dibeçeken’den bahsetmedim bile. Zinzi her ne kadar kitap boyu sinyallerini verse de, bu olgunun asıl anlamı sonlara doğru ortaya çıkıyor. Dibeçeken için yapılabilecek en yalın tanım, hayvanlı insanların laneti olduğu olacaktır. Ama olur da hayvan ölürse… İşte kıyamet kişi için o zaman başlar.

Kitabın bir başka ilgi çekici noktasıysa ara bölümleri. Bu bölümlerde mailler, gazete haberleri, bazı internet sitelerinden alınan kullanıcı yorumları yer alıyor. Bunlar tamamen kurgu olmakla birlikte kitabın sonundaki “Teşekkürler” kısmından anladığımız kadarıyla yazar, analizleri ve haberleri konusunda uzman kişilere yazdırmış. Bu da kitapta saygı uyandıran bir başka etmen olarak bizleri selamlıyor.

Ancak bitmedi. Çünkü Lauren Beukes bir yerde öyle bir ters köşe yapıyor ki, bu andan sonra hayvanlı insanların hayvanlarına nasıl bakacağımızı bilemez hale geliyoruz. Pekâlâ, onlar günahların beden bulmuş hali gibi, ama kötüler mi? Zinzi’nin Tembelhayvan’ı onun hem iş ortağı hem de kadının uygunsuz davranışlarında onu azarlayan, vuran ve küsen vicdanı. Şimdi bir daha düşünün, onlar günah tohumları mı yoksa günahkârların somutlaşmış vicdanları mı? Yorum tamamen bize kalıyor.

[stextbox id=”black”]Cesur Ayrımcı Dünya[/stextbox]

Tüm bu özgün ve güçlü yanları Hayvanlılar Şehri’ne ödüller de kazandırmıştır. İngiltere’nin en prestijli bilimkurgu ödülü sayılan Arthur C.Clarke Ödülü eserin kazandığı ödüller arasında başta gelir. 2011’de kazandığı bu başarının ardından, İthaki’nin de Türkiye baskısında kullanacağı kapağı 2010’da BSFA Ödülü’nü en iyi çizim dalında kazanmıştır. Bunların yanı sıra 2011’de Dünya Fantezi Ödülü’nde en iyi roman dalında aday da olmuştur.

Beukes’in bu başarıları elde ediş biçimiyse aslında sırtımızı döndüğümüz realiteler zincirinden kaynaklanmakta. 80’lerde ortaya çıkan ve anayasaya kadar sızan ayrımcılık nasıl Güney Afrika’nın bir parçasıysa, hayvanlılara yapılan da tam olarak bu. Beukes ise bu çirkin gerçeğe işaret ettiği kadar ayrımcılığın başka koşullarda da ortaya çıkabileceğini kurgusunda vurguluyor. Hayvanlılarla dolu bu şehir de bunun en net örneği. Hayvanlılar farklı ülkelerde insanın içini burkan çeşitli muamelelere maruz kalırlarken, Güney Afrika onları bir şehre tıkmakla yetinmiş durumda. Peki hayvan sahibi olmak sizi gerçekten kötü yapar mı? Yazının başından beri hayvanlıların hayvanları beden bulmuş günahları olarak tabir ettik, ama o dünyada her kötü ya da günahkâr insanın hayvanı var mı sizce? Yanıt çok acı biçimde, “hayır.”

Hayvanlılar Şehri, her ne kadar fantastik türünde olsa da herhangi bir fantastik okurundan çok, yetişkin kesime yakın okurlara hitap edecek yoğun bir eser. Aldığı ödülleri sonuna kadar hak eden bu eserin nihayet dilimize kazandırılmış olmasından da türün takipçisi olarak büyük mutluluk duyuyorum.


Bu yazının kısaltılmış hali ilk olarak 11.10.2012 tarihli Star gazetesinin Kitap ekinde yayımlanmıştır.