
1963 yapımı olan, “Charles Dexter Ward Vakası” adlı öyküden uyarlanan ve Roger Corman’ın yönettiği “The Haunted Palace”ta usta oyuncu Vincent Price, Charles Dexter Ward ve Joseph Curwen olarak çıkar izleyici karşısına.
Bir başka “The Colour Out of Space” uyarlaması olan “Die, Monster, Die!”da (1965) Frankenstein’ın canavarı deyince akla gelen ilk isim Boris Karloff, Nahum Witley’e ruh veren aktör olur.
1985 senesinde Jeffrey Combs, başka Lovecraft uyarlamalarına da imza atan Stuart Gordon’ın yönettiği “Re-Animator”de ölümü yenmeyi takıntı haline getirmiş hastalıklı Doktor Herbert West’e dönüşür. Film, korku severlerin ilgisini çekmiş olacak ki Jeffrey Combs “Bride of Re-Animator” (1990), “Beyond Re-Animator” (2003) filmlerinde de çılgın doktorumuzu canlandırmaya sürdürür ve ölüleri ayağa kaldırmaya devam eder.

Stuart Gordon, Lovecraft filmleri deyince atlamamamız gereken bir yönetmendir. Gordon 1985 senesinde “Re-Animator”ü yönettikten bir yıl sonra bir başka Lovecraft uyarlaması olan “From Beyond”un yönetmen koltuğuna oturur. 2001’de “Dagon” ve ustanın en hayran olduğum öykülerinden olan “The Shadow Over Innsmouth” (Innsmouth Üzerindeki Gölge) öykülerinden uyarlanan “Dagon”u yönetir. Birer saatlik korku filmlerinden oluşan Masters of Horror için usta yönetmenler kolları sıvadığında Gordon yine Lovecraft’tan beslenir ve “Dreams in the Witch-House” ile korkunun efendisine saygılarını sunar.
Gördüğümüz gibi Lovecraft kendisinden sonra gelen korku yazarlarını derinden etkilediği gibi yarım asırdan uzun bir süredir sinemayı da beslemektedir. Ancak ne yazık ki tek bir yazıyla tüm bu filmlere değinmek mümkün değil siz de tahmin edersiniz ki. O halde yazımı son bir filmle sonlandırmama izin verin. En parlak yıldızı sona sakladığımdan kuşkunuz olmasın: “In the Mouth of Madness”ı.

“In the Mouth of Madness” (Çılgınlığın Ötesinde / 1994) korku sinemasına acımasız bir seri katili, Michael Myers’ı kazandıran ünlü korku filmi yönetmeni John Carpenter’ın Lovecraft’a saygı duruşu niteliğindedir. Film asla yerinde olmak istemeyeceğimiz sigorta müfettişi John Trent’in (Sam Neill) ünlü korku romanı yazarı Sutter Cane’i (Jürgen Prochnow) bulma çabasını konu almaktadır. John Trent’in kendisini kâbuslardan kurulu bir dünyada bulması uzun sürmez. Ve Trent bir yandan içine düştüğü tüyler ürpertici dünyadan kurtulmaya çabalarken, bir yandan da akıl sağlığını kaybetmemeye uğraşacaktır.
Yazımın size yolun sonuna kadar eşlik edeceği iddiasında değilim. Yukarıda da belirttiğim gibi, ortada bir dolu film var ve ben yalnız beş on tanesinden, ancak yüzeysel olarak bahsedebildim sizlere.
O halde dileğim, yazımın en azından yolun başlangıcını aydınlatabilmesi. Gerisi size kalmış. Yolculuk boyu yalnızsınız. Size son bir uyarı: Adımlarınıza dikkat edin. Ortada sayısız gecenizi tıka basa kâbuslarla dolduracak kadar çok film var çünkü.
