Kayıt Ol

Denge // Bölüm X (Son Bölüm)

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Denge // Bölüm X (Son Bölüm)
« : 14 Ekim 2009, 16:31:00 »
DENGE

Yaşam ve ölüm kadar keskin olmayan, ışık ile karanlık arasında savaşanlar, düşmeyen ve uçmayan sadece dengede kalanların dünyası...


Donuk, resmi ve tek düze fakat her kelimesiyle etrafa güç kıvılcımları saçan bir sesle ‘Emredin kraliçem’ dedi adam tek dizinin üzerinde mükemmel bir denge ile eğilirken ve sabırla bekledi. Kraliçesinin konuşmasını o kadar kıpırtısız bekliyordu ki dışarıdan bakan birisi onun bir heykel olup olmadığı konusunda asla emin olamazdı. Bir şekilde göğsünü bile oynatmadan nefes alıyordu ya da tüm bu zaman boyunca nefesini tutuyordu. Kraliçem dediği kadın inanılmaz derece düzgün fiziğe sahipti ve vücudunun kıvrımlarını göstermekten zevk alırcasına omuzlarından aşağı sallanan beyaz incecik bir kumaşı sade görünen fakat yakından bakıldığında binlerce detaylı motife sahip olan gümüşten bir kemerle tutturmuştu. Kadın konuşmadan Xen’in yüzüne baktı ve elini hafifçe sallayarak çıkabileceğini işaret etti. Adam o kadar hızlı hareket etmişti ki kadın daha elini indirmeden Xen odanın kapısını dışarıdan kapatıyordu. Adamın hareketleri hızlı ve telaşlıydı ama yüzü insanı hayrete düşürecek derecede ciddi ve kararlıydı. Beyaz devasa kulenin merdivenlerini seri adımlarla inip geniş bir balkona doğru ilerledi ve trabzanlardan gökyüzüne bakıp değişik bir melodi ile ıslık çaldı. ‘Gel bana Asperi’ dedi yine o her zamanki kıvılcım saçan sözcükleri ile. Yüksek Büyücülük Kulesi’nden tarihçi Atinos’un yazdıklarına göre ‘ O ses ile ölü bir adamı bile çağırsa, mezar yarılır ve o kişi daha ölü olduğunu fark edemeden kendini onun yanında bulurdu’

Gökyüzünde şimşekler çaktı ve bulutların arasından kuyruğu gökkuşağının o göz kamaştırıcı renklerine bürünmüş bembeyaz bir at havada dört nala ona doğru gelmeye başladı. Asperiler dünyadaki tüm atların atası olarak bilinirdi ve uçmak için kanada dahi ihtiyaç duymazlardı. Onlara birçok mitolojide rüzgarın çocukları denirdi. İçlerindeki büyü ile uçarlardı ve gökyüzündeki bulutların üzerinde yaşarlardı. Bu asil hayvanlardan ne yazık ki dünya üzerinde çok az kalmıştı ve bu azınlık binicilerini çok çetin sınavlardan geçirerek kabul ederlerdi. Asperi hızla hareket etti ve geniş balkona kondu. Xen’e sahibi değil de eşitiymiş gibi bakıyordu. Xen uzanıp tek eliyle asperinin o güzelim yelesine tutundu. ‘Uç Asperi beni Tenador Krallığına götür’ atın dünya üzerindeki her yeri avucunun içi gibi bildiğinden emin bir şekilde söylemişti sözlerini. Asperinin toynakları balkonda yankılandı ve gökyüzünde çakan şimşeklerin hızına denk bir hızla havalandı.
-------------o--------------

Coming Soon...


Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Denge
« Yanıtla #1 : 14 Ekim 2009, 17:55:33 »
Başlangıç güzel... Xen karizmanın kitabını yeniden yazan şövalye pozlarında biraz ama yine de güzel . :) Devamını bekliyoruz efendim
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı diana

  • ***
  • 513
  • Rom: 16
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #2 : 14 Ekim 2009, 18:38:39 »
Çok hoş olmuş.Tebrikler.

Çevrimdışı Nihbrin

  • ****
  • 1243
  • Rom: 43
  • [Infornography]
    • Profili Görüntüle
    • nihbr.in
Ynt: Denge
« Yanıtla #3 : 14 Ekim 2009, 19:11:30 »
Aklıma twelve kingdoms geldi. Oradaki düzende 12 krallık ve her birinin tanrı tarafından bizzat seçilmiş 12 kirin'i vardır. Kirinler yüreklerinde arzuladıkları kralın hayali ile doğarlar. Dünyayı zamanları gelene kadar dolaşır ve gönüllerindeki kralı ararlar; bu herkes olabilir, bir dilenci yada bir soylu. Ayrım gözetmeksizin bir kral olmaya en uygun kişiyi arar ve bulmaları kaderleridir. Öyle soylu ve kutsaldırlar ki herhangi bir canlının kanını görmek onları bayıltabilir. Sadece seçtikleri "kendi" kralları önünde diz çökebilirler; diğer kimsenin önünde isteseler bile çökemezler ki bu zaten gerçek kralı ayırt etmenin biricik yoludur. Bir fark ile senin gösterdiğin ilustrasyondan ayrılar; boynuzları var ve epeyce de uzun bu boynuzlar ^^

Kirin'ler insan formuna gelebilir ve hepside sarışındır. Nadiren siyah saçlı bir kirin doğar (ağaçtan meyvalardan doğuyor insanlar ve kirinler bu dünyada) siyah saç muazzam güç ve erdemi simgelemekte onlar için.

Tasvirlerin güzel bu ön yazıda.
Spoiler: Göster

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #4 : 14 Ekim 2009, 19:21:15 »
Hmm onu da izlemeliyim (eğer anime gibi bişeyse) ama izlersem şimdi bu hikaye özgünlüğünü kaybeder diye de korktum. Orda çok beğendiğim şeyleri taşımayım şimdi buna. Ama bu seri bitince hemen bakacağım dediklerine ilginç geldi. İlustrasyonu da yazdıktan sonra bulduğum için aradığım gibi bişey bulmak için baya uğraştım. Yine tam anlamı ile oturmadı ama olsun.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #5 : 15 Ekim 2009, 11:45:37 »
GİRİŞ

Tenador Krallığı’nın uç kısmında krallığa ismini veren Tenador şehri bulunuyordu. Şehir iki taraftan engin ve sarp geçit vermeyen kayalıklarla çevriliydi. Şehrin güney sınırını büyük bir nehir kesiyordu. Kuzeyde ise yıllardır bölgeyi yavaş yavaş yağmalamış ve buraya yerleşmiş ork kabileleri vardı. Orklar sanıldığı kadar aptal yaratıklar değillerdi. Birlik olmuşlardı. Çünkü dünyanın geri kalanı ile aralarında bir tek bu krallığın olduğunu biliyorlardı.

Hızla esen rüzgar uzun kahverengi saçlarını havada uçuştururken Xen aşağıdaki manzarayı seyretti. Uzun ve geniş, eskiden beyaz renkli olduğu belli olan surlar ve bu surların önüne kurulmuş binlerce savaş çadırını gördü. Ork kabilelerinin karaltıları göz alabildiğine uzanıyordu. Şehirde ise krallığın dört bir yanından gelmiş soylu şövalyeler ve birliklerinin bayrakları şehirde karnaval havası yaratıyordu. Biraz daha yaklaşınca durumun hiç de eğlenceli olmadığını vurgulayan bir gerginlik havaya yayılmıştı. Hepsi bekliyordu. Yumuşak bir hareketle asperiyi tuttuğu yelesi ile yönlendirdi ve havada tur atmasını sağladı. İnsanlar ne kadar da kibirli ve gururluydu. Surlarının kapılarını açmışlar şövalyelerini bir bir dışarı çıkarıyorlardı. Orklardan korkmadıklarını kanıtlamak için ne kadar da aptalca bir yöntem diye düşündü içinden. Orkların kalın tok ses çıkaran borularından gelen sesler insanların fildişinden yapılma beyaz ve süslemeli savaş borazanlarına karıştı. Atlıların ve orkların ayaklarının gürültüsü yeri sarstı. Ortaya çıkan toz bulutu her iki tarafın da görüşünü engelliyordu ama iki tarafta hızlarını arttırarak birbirlerine doğru ilerlemeye devam ediyordu. Xen hafifçe eğildi ve asperiye seslendi. ‘İnişe geç asperi. Tam ortalarına’ ve hayvan inanılmaz bir hızla dediklerini yaparken o gümüşsü yelelere sıkı sıkıya tutundu. Elinde krallığın dört bir köşesinde tanınan kocaman gümüşten bir sancak belirdi.

Kalkan toz bulutları hızın artması ile iyice yayılmaya başlamıştı, hızla esen rüzgarın da etkisi büyüktü. Yukarıdan tam ortalarına doğru gelen şekli ilk fark eden Lord Keril oldu. Orklara olan kini ve düşmanlığı ile ünlenen kumandan orduların en başında olmak için gönüllü olmuştu. İnanılmaz bir hızla orklar ile çarpışma noktasına ilerleyen birliğini mümkün olabilecek en isteksiz şekilde yavaşlattı. Adamları da ne olduğunu merak edercesine etraflarına bakındılar ve orkların da aynı şekilde yavaşladığını fark ettiler. Orkların lideri etrafa hırlayarak sinirli bakışlar fırlattı ve gökyüzüne bakarak giderek temposunu yavaşlattı. Asperi mükemmel bir manevra ile yere çok az bir mesafe kala yükseldi ve Xen inanılmaz bir çeviklik ile yere atladı. Yerdeki koyu kahverengi toprağın üzerinde iki santim kaydı ve dengesini sağlar sağlamaz ‘Ar nin ameth!’ diyerek sancağını yere sapladı. O anda sözlerini vurgularcasına bir gök gürlemesi duyuldu ve toprak titredi. İki tarafta artık tamamen durmuştu ve inanmazlık içinde gümüş şövalye zırhları içindeki geniş omuzlu uzun boylu adamı izliyorlardı. Lord Keril atından tereddüt ve çekingenlikle indi ve yavaşça alanın ortasına doğru seyirtti. ‘Hemen arkasından onu takip etmek için atılan iki şövalyeyi elinin tersi ile durdurdu. Ork tarafında da aynı senaryo yaşanıyordu. Tek bir farkla: Ork kralı o kadar sinirlenmişti ki o sırada kendi ile birlikte hareket ettiğini gördüğü bir orku tek yumrukta yere serip okkalı bir küfür savurduktan ve yüzüne tükürdükten sonra yoluna devam etmişti. İki tarafın liderleri de birbirlerini bakışları ile öldürmeye çalışıyormuş gibi temkinlice birbirlerine yaklaştılar ve tam ortada durdular. Yerden kalkan toz bulutu nedeniyle uzaktan seçemedikleri sancağı görünce ikisinin de gözleri büyüdü. Birbirlerini öldürme istekleri artık yoktu. Lord Keril durdu ve saray odalarına yakışacak bir reverans ile Xen’i selamladı. Ork kralı ise göğsüne bir yumruk patlatarak hırladı ve hafifçe eğildi. Bir ork söz konu olunca bu yerlere kadar eğilip reveranslar yaparak saygı göstermeye denk bir hareketti. Xen sabırla bekledi. Esen rüzgarda savrulan kahverengi saçları hariç hiçbir yeri kıpırdamıyordu. Tek eliyle tuttuğu Seveal’ın tarafsızlık Tanrıçasının sancağı son bir kez dalgalandı ve rüzgar dindi. Sanki tam olarak başlamak üzere olan bir savaşın ortasında değil de evde sandalyesinde oturmuş şömineye bakar gibi tek düze bir sesle konuştu Xen ‘Neden dengeyi bozuyorsunuz?’

-----o-----

Çevrimdışı hanne

  • **
  • 327
  • Rom: 4
  • maybe one day...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #6 : 15 Ekim 2009, 17:13:36 »
Bence iyi bir iş çıkartmışsın tebrik ederim ama mutlaka devamı olmalı..
....Sanki bir erik ağacına çıkmıştım da orada üzüm yiyordum  ama bahçe sahibi gelince cevizleri neden yediğimi sormuştu....

Çevrimdışı Berre

  • ****
  • 1340
  • Rom: 34
  • Güle güle fermuar!
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #7 : 15 Ekim 2009, 18:09:21 »
Çok güzel, tebrik ederim.

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #8 : 15 Ekim 2009, 19:08:11 »
Bence iyi bir iş çıkartmışsın tebrik ederim ama mutlaka devamı olmalı..

Devamı var iş yerinde buraya koymaya vakit bulamadım. Yarım saate yükleyeceğim. Beğenmenize sevindim. Yorumlarınız için çok teşekkürler

Çevrimdışı Malkavian

  • *****
  • 2152
  • Rom: 57
  • I was lost in the pages of a book full of death..
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #9 : 15 Ekim 2009, 19:27:17 »
TENADOR


Ork kralı Ghashog ve Lord Keril birbirleriyle bakıştı. Bu soruya nasıl yanıt verebilirlerdi ki. Yıllarca süren kanlı çatışmalar her iki tarafın da sebeplerini unutmasına sebep olmuştu, artık sadece öldürme isteği ve büyük bir kin vardı ortada. İlk olarak saçma sapan bir ortak lisan ile Ghashog konuştu ‘Yakıp yıkalım çünkü intikam var!’ Bu sözleri duyan Lord Keril’in gözleri alevlendi. ‘Küçük çocukları ve kadınları bile öldüren siz katillerin ne gibi bir intikam talebi olabilir! Yemin ederim dünyada tek bir ork kalmayana kadar ırkınızı öldüreceğim!’ dedi ve sözlerini pekiştirmek için yere tükürdü ve elini kılıcına götürdü. Xen gümüş gibi parlayan zırhlarla kaplı elini kaldırdı ve iki tarafı da susturdu. Her kelimenin üzerine basa basa ‘Burada bugün savaş olmayacak.’ Dedi ve iki taraf da itiraz etmek üzereyken ekledi. ‘Her ikiniz de en iyi beş savaşçınızı buraya getirin’ Bir süre sessizlik oldu.  İlk hareket eden atına ukala bir gülümseme ile atlayıp birliğine doğru at süren Lord Keril oldu. Ork kralı gaddar bir gülümseme ve kendinden emin bir tavırla arkasını dönüp adamlarına doğru ilerledi.

Lord Keril ve ork kralı yanlarında beş kişilik ufak birlikleri ile ortada durmuş Xen’i bekliyordu. Keril in seçtiği adamların hepsi de sert görünüşlü orta yaşlarında tecrübeli şövalyelerdi. Hepsi de kılıç tutuşlarından ata binişlerine kadar bu konuda ne kadar iyi olduklarını kanıtlarcasına hareket ediyorlardı. Parlatılmış çelikten zırhlarının üzerine her biri krallığın armalarını taşıyan tüniklerini giymiş tek ellerinde kılıçları diğer ellerinde kalkanları hazır bekliyorlardı. Ghashog’un birliği ise kelimenin tam anlamı ile devasaydı. Her biri kas yığını, inanılmaz güçlü görünen, sivri dişlerinin arasından salyaları akan kana susamış bir birlikti. Kocaman baltalarının mümkün olabilecek her yerinde keskin dikenler ve kurukafa motifleri vardı.

‘Şimdi ne olacak’ dedi Lord Keril. ‘Kimin birliği ölürse o mu kaybedecek?’ Ork kralı pis pis sırıttı ve ‘Yani siz ölecek!’ dedi. Xen bir adım ilerledi ve sert bir ses tonu ile konuştu.’Hayır. İkiniz de bu birlikler öldükten sonra savaşı durdurmayacak kadar aptalsınız. Kraliçem Seveal’ın emriyle bu savaşı durdurmak için buradayım ve bunu ne pahasına olursa olsun yapacağım. Önünüzde iki seçenek var ya savaşırsınız ve bu topraklarda tek bir canlı kalmayana kadar hepinizi öldürürüm –ki inanın bana bunu yapmak istemiyorum ama gerekirse yaparım, ya da ikiniz de bu beşer adam haricinde burada kimsenin ölmeyeceğine dair bana söz verirsiniz ve bir süre daha beni görmezsiniz. İki taraf da şimdi bu konuda savaş tanrılarına yemin edecek.’ Sözlerini sert bir kaş çatma ile bitirdi.


Lord Keril sinirle gülümsedi. Bu adam tabiî ki de bu topraklar üzerindeki herkesi öldüremezdi ama güçlü olduğu bir gerçekti ve bir tanrıçayı kızdırmak akıllıca bir iş değildi. Ghashog ise adamlarının bu teneke adamları yeneceğine emindi ve hemen ileri atılıp ‘ Ben Ghashog tüm savaş tanrıları adına and içiyor ki bunlardan başkası ölmemek!’ Lord Keril omuz silkti. Ne kaybedecekti ki nasıl olsa şövalyeleri bu aptal orkları bir dakika içinde öldürecekti. O da yemin etti ve iki tarafta yeminleri ile bağlandığı anda Xen çevik bir hareketle omzunda asılı duran devasa kılıcını çekip Orkların arasına atıldı. Orklar daha ne olduğunu anlayamadan koca kılıcını yanlamasına savurdu ve öndeki ilk üç ork göğüslerinden kanlar fışkırarak yere kapaklanırken suratlarında anlamsız ifadeler vardı. Geride kalan iki ork ise savunma pozisyonu almışlardı bile koca baltaları ile Xen in iki yanından saldıracaklardı. Akıllıca diye düşündü Xen, ama yeterince değil. Orklar savaş çığlıkları atıp iki yanından saldırırken tek yaptığı şey eğilerek kılıcını tam bir daire şeklinde savurmak oldu. İnanılmaz derecede keskin kılıç orkların ayaklarını bedenlerinden kopardıktan sonra yana doğru takla atıp orkların işini tamamen bitirdi. Ork kralı sinirden kudurmak üzereydi ama beş seçilmişini öldüren bu zırhlı adama da saldırma konusunda derin şüpheleri vardı. Şövalyeler ise yüzyıllardır düşmanları olan orklardan akan kanlarla birlikte coşkularını gizlemeyip Xen’e tezahüratta bulunuyorlardı. ‘Ama…’dedi Ghashog ve kala kaldı. Çünkü Xen’in tek hareketi ile asperi göklerden inmiş ve ona doğru oldukça tehditkar bakışlar atıyordu. Xen tek eliyle beş kişilik kendisini alkışlayan şövalye birliğini gösterdi ve ‘Atlar’ dedi duygudan arınmış sesi ile. Asperi toynaklarını yere koydu ve bir nefes verdi. Şövalyelerin eğitimli savaş atları karşı koymaya çalışır gibi yerlerinde kıpırdandılar. Asperi tekrar daha güçlü bir şekilde kişneyip dört nala kalktı ve yerden etrafa tozlar saçan toynaklarını tekrar yere indirdi. Şövalyelerin eğitimli atları kanlı savaşlara bile gözlerini kırpmadan giren cesur yaratıklar aniden şaha kalktılar ve sağa sola koşuşturmaya başladılar. Yerden kalkan toz bulutları ve atların kişnemeleri ile tam bir kaos ortamı oluşmuştu.

Herkes sağına soluna bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Tek birisi hariç… İki şövalye atlarından düştü ve diğer ikisi ayakları takılı halde sürüklenmeye başladı. Kontrolünü sağlayabilen tek bir şövalye kalmıştı. Xen şimşek gibi hareket etti yere düşen şövalyelerin zırhlarının tek açık noktası olan boyunlarına seri darbeler indirdi ve asperiye atladığı gibi atlarında sürüklenen adamların yanına koşturdu. Kontrolünü sağlayan şövalye daha şaşkınlığını üstünden atamadan dört yoldaşı kanlar içinde yerde yatıyordu ve onların katili şimdi atının üstünde kendisine doğru geliyordu. Şövalye atından indi ve kalkanı ile kılıcını yere attı. Miğferini yere bırakıp bir dizinin üstüne çöktü ‘teslim oluyorum…’ dedi. Xen asperiden inip yavaş adımlarla adama yaklaştı. Yanına geldiğinde kılıcının tek hamlesi ile boynunu kusursuca kesti. ‘Üzgünüm’ dedi sadece önündeki diz çökmüş şövalyenin canını verirken duyabileceği bir fısıldama ile. Üzgünüm diye düşündü. Eğer orklar ya da insanlar birbirlerini öldürse bu kin ve kan davası devam edecekti. En azından şimdi nefretlerini yöneltecekleri ortak birini buldular. Şövalyenin düşen bedenini tuttu ve yere hafifçe bıraktı. Asperiye tek bir hamle ile atlayıp kılıcını sırtındaki kına yerleştirdi. Şaşkınlıktan ve sinirden dillerini yutmak üzere görünen Lord Keril’e ve Ghashog’a baktı ve o meşhur güç kıvılcımları saçan gür sesi ile ‘Tanrılar üzerine yemin ettiniz.’ Savaş alanının ortasına saçılmış cansız on bedene işaret etti. ‘Bunlar dışında kimsenin ölmeyeceğine.’ Asperi emre ihtiyaç duymadan dört nala koştu ve kısa bir süre sonra gökyüzüne yükselip inanılmaz bir hızla uzaklaştı. Xen’den geriye kalan tek şey olan Seveal’in sancağı alanın tam ortasında herkes ile dalga geçercesine dalgalanıyordu. Aperinin kulaklarına eğilip çok az duygu kırıntısı barındıran bir ses tonu ile ' Bazen dengeyi sağlamak sandığımdan daha zor oluyor' dedi Xen ve atın boynuna sıkıca tutundu.
-----o-----


Mit'e sonsuz teşekkürler. Ork ismi bulmakta hep zorlanmışımdır...

Çevrimdışı diana

  • ***
  • 513
  • Rom: 16
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #10 : 15 Ekim 2009, 20:31:50 »
Devamıda başı kadar güzel olmuş.Tebrikler.

Çevrimdışı hanne

  • **
  • 327
  • Rom: 4
  • maybe one day...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #11 : 15 Ekim 2009, 21:05:04 »
Devamı var iş yerinde buraya koymaya vakit bulamadım. Yarım saate yükleyeceğim. Beğenmenize sevindim. Yorumlarınız için çok teşekkürler
Devamını koyman çok iyi olmuş bu da birincisi kadar güzel olmuş..
....Sanki bir erik ağacına çıkmıştım da orada üzüm yiyordum  ama bahçe sahibi gelince cevizleri neden yediğimi sormuştu....

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Denge
« Yanıtla #12 : 15 Ekim 2009, 22:16:56 »
Güzel mi? Hiç güzel olmamış. Harika olmuş!!!  :fight:

(Asıl ben teşekkür ederim.)
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Çevrimdışı BerkeB

  • ***
  • 495
  • Rom: 7
  • Onu bulan herşey'i bulur
    • Profili Görüntüle
Ynt: Denge
« Yanıtla #13 : 16 Ekim 2009, 18:59:43 »
Bence iyi bir iş çıkartmışsın tebrik ederim ama mutlaka devamı olmalı..
Evet aynen.
Bakmayın şiir yazdığıma romantik değilim :).

Çevrimdışı mit

  • *
  • 5540
  • Rom: 96
  • Kronik Anakronik
    • Profili Görüntüle
    • Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü
Ynt: Denge
« Yanıtla #14 : 16 Ekim 2009, 19:04:58 »
Bence de :)
Jackal knows who you are,
Jackal knows where you are.
Try to hide if you dare.
Do your best, i don't care.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Denge
« Yanıtla #14 : 16 Ekim 2009, 19:04:58 »