Kayıt Ol

Eoldynn

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Eoldynn
« : 01 Nisan 2011, 20:45:01 »

1. Eoldynn ve Zamanın Başlangıcı

Hiçliğin ortasında var olan Tanrı Ned, atomlar henüz oluşmuşken ve kararsızken onları harekete geçirdi ve yeni dünya Eoldynn’i oluşturmaya başladı. Eoldynn, zamanın başlarında bir bulutsudan ibaretti. Amaçsızdı ve güçsüzdü. Fakat Ned, ilk ezgiyi mırıldandı boşluğa ve hiçliğin ortasındaki bulutsu şekil almaya başladı. Bulutsunun merkezinde parlak ateş çekirdeği oluşmaya başladı. Hemen çevresinde dönen ve çekirdeği saran toprak meydana geldi. Toprağı da sarmalayan bir katman daha belirdi, Eoldynn’i hiçlikten koruyan gaz bulutu. Böylece yeni dünya ilk hâline büründü. Bu başlangıçtı. Eoldynn’in yeşermesi için bir takım dönüşüme daha ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaç, tek olan Ned tarafından ikinci ezgi ile hayat buldu. Birinciden daha güçlü olan ikinci ezgiyle birlikte yeni dünyanın yüzeyine yaşamın tohumları serpildi.

Eoldynn, sonraki birkaç dönem Tanrı’dan habersiz dönüşümler yaşadı. Filizlenmeyi bekleyen yaşam tohumları farklılaştı tıpkı yeryüzü gibi. Yeryüzünde inanılması güç sarsıntılar yaşanmaya başladı ve toprak katmanı kırılarak parçalara ayrıldı. Ayrılan parçaların arasını topraktan göğe fışkıran renksiz bir sıvı doldurdu. Bu sıvı, ileride toprağa yaşamı, güzellikleri bahşedecekti. Eoldynn yüzeyine serpilen birçok tür, ya çöken topraklar altında göçüp gitti ya da derin yarıkları dolduran hayat sıvısının, suyun, altında ebediyen boğuldu. Ned, durumu fark etti, derhal felaketlere bir son vermek istedi. Felaketlerin durdurulması için Tanrı’nın Asilleri’ni yarattı: Yidhe, Radhe ve Kradhe. Asiller kendilerine has özellikleriyle Eoldynn’e gönderildi. Yidhe, hava katmanında yaşanan olumsuzlukları giderdi ve hava tacını taktı. Radhe, toprak katmanında ki sarsıntıları yok denebilecek kadar az bir orana düşürmeyi başardı ve toprak tacını taktı. Kradhe ise en derin katman olan ateş çekirdeğindeki patlamalara kısmen son verdi ve ateş tacını taktı.

Tanrı Ned, dünyanın oluşumunda kendine yardımcı olarak atadığı Asiller’e güvenerek Eoldynn’in gelişimini onlara emanet etti. Tanrı’nın buyruğunca onlar, artık dünyanın bekçileriydiler. Elementlerin dengelerinden, karalar ile su kütlelerinin birbiriyle uyumlarından ve en önemlisi yaşam tohumlarının filizlenmesi için gerekli tüm koşulların sağlanmasından sorumluydular. Böylece Asiller’in Zamanı başlamış oldu.




Ekleme:
Eoldynn ile ilgili not: Klasik fantastik eserlerde kullanılan elf, ork, cüce gibi ırkları pek kullanmak istemiyorum. Fakat troll, goblin ve hobgoblin, bu dünyanın kötü ırklarından birkaçı olacak gibi görünüyor.
to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Wanderer

  • ****
  • 1503
  • Rom: 28
  • Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
    • Profili Görüntüle
    • Blog Sayfam - Yolsuz Yolcu
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #1 : 01 Nisan 2011, 21:40:01 »
Güzel bir destan başlıyor gibi, kelimeleri kullanış biçimin çok hoş. :) Ellerine sağlık.
May the force, be with you.

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #2 : 02 Nisan 2011, 13:45:08 »
Teşekkürler Wanderer. Evet bir destan diyebiliriz :) Uzun bir süredir kendi fantastik dünyamı yaratma çabaları içindeyim. Bu çabalarla ilgili ilk somut belge şu anda budur. Belli bir hikâye taslağı var kafamda ama önce yaratmak istediğim dünyanın tarihçesini belirlemem gerekiyor. Bunun içinde iyice kafa yormak gerek :D
to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Nate

  • *
  • 28
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #3 : 03 Nisan 2011, 18:44:39 »
Gerçekten güzele benziyor. Takip edeceğim...

Çevrimdışı LegalMc

  • ****
  • 1217
  • Rom: 33
  • Unimpressed was his default state.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #4 : 03 Nisan 2011, 18:46:36 »
Giriş bölümünde bile o destansı koku geliyor insanın burnuna. Bir dünyanın tarihçesini okumak zevkli olacak :) Ellerine sağlık çok güzel olmuş ve çok güzel devam edeceğine inanıyorum :)
Yaşasın!
Ne kadar da ideolojik yaklaşıyoruz birbirimize.

Çevrimdışı suphi

  • **
  • 53
  • Rom: -2
  • En KöTüLeRiN bİlE iYi NeDeNlErİ vArDıR
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #5 : 03 Nisan 2011, 18:51:48 »
Devam etmeni bekliyorum(yada bekliyoruz)
En KöTüLeRiN bİlE iYi NeDeNlErİ vArDıR

Çevrimdışı Artyom

  • *
  • 10
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #6 : 03 Nisan 2011, 19:12:59 »
Gerçekten de mükemmel! Bakarsın belki bir iki şey öğrenirim senden ;)

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #7 : 04 Nisan 2011, 18:53:16 »
Eşsiz yorumlarınız için teşekkür ediyorum :) Bu beni daha da motive etti. Umarım beklenileni en iyi şekilde karşılayabilirim. :)
Not: 2. bölümde Asiller'in Zamanı'ndan bahsetmeyi düşünüyorum.
to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Eoldynn: 2. Asiller'in Zamanı ve Büyük Felaket
« Yanıtla #8 : 16 Nisan 2011, 14:56:08 »
2. Asiller'in Zamanı ve Büyük Felaket
   

Tanrı Ned, yavaşça Eoldynn’i kaderine terk ederken yerini doldurmaları için Asilleri’ni yarattı. Hava katmanının sonsuz güzellikte, sevecen bir bekçisi vardı. Adı Yidhe idi. Toprak katmanının efsunlu ve huzur dolu şarkılar mırıldanan Radhe isimli bir bekçisi vardı. Ateş katmanının ise Kradhe adında oldukça güçlü bir o kadar da gururlu bir bekçisi vardı.

Eoldynn’de geçen yıllar boyunca hava sakindi, toprak durgundu. Fakat yerin altında bir felaket çığ gibi birikiyordu. Ateş katmanı her geçen gün daha çok köpürüyordu. Ta ki, Büyük Felaket kapıya dayanana kadar. Biriken öfke dayanılmaz boyutlara ulaştığı zaman Kradhe derinlerde ki titreşimleri hissetti ve yatıştırmaya çalıştı. Ama o uğraşa dursun, ateş katmanı biriken öfkesini yeryüzüne kusmaya başlamıştı. Kâbus öyle bir büyüdü ki Kradhe, Radhe’nin yardımına muhtaç kaldı. Radhe, kuzey ve güney topraklarının üzerinde belirlediği iki bölgeyi yükseltti ve zirvelerini oydu. Böylelikle bu zirveler Eoldynn’in ilk yanardağları oldu, kuzeydeki yanardağa Carbared, güneydekine Ontoran dendi. Ateş, artık yer altında dayanamayarak, açılan devasa deliklerden fışkırmaya başladı. Artık Kradhe’nin elinden bir şey gelmiyordu. Tek yapabildiği susup ona emanet edilen katmanın gazabını hissetmek ve tatmaktı. İki dev oluktan fışkıran her ateş zerresi toprağı küle çeviriyordu. Her zerrecikte Radhe hüzünleniyordu. Haklı bir şekilde hüzünleniyordu çünkü Tanrı’nın Eoldynn’e bahşettiği yaşam formları zarar görüyordu. Şimdiden bazı türler yok olmaya yüz tutmuştu bile.

Her zaman huzur dolu şarkılar söyleyen Radhe, üzüntüsünden hüzünlü şarkılar mırıldanmaya başladığı an Yidhe onu duydu. Hava tapınağından Eoldynn’in yardımına koştu. Tanrı’nın Asilleri güçlerini birleştirerek uzun geçen günler sonunda felaketi durdurabilmişlerdi. Felaket, durmasına durmuştu ama hayal edilen yeryüzünün büyüsü bozuldu. Büyük Felaket ile birlikte karaların yerleri oynadı. Büyük kara kütlesi, kuzeyde ve güneydeki yanardağların ortasından bir şerit misali kırıldı ve ayrıldı. Bu felaket, Eoldynn’in gördüğü en büyük felaketti ama kesinlikle son değildi.



to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Ynt: Eoldynn (Evrenin Haritası)
« Yanıtla #9 : 18 Mayıs 2011, 15:11:29 »
Haritanın taslağını hazırladım. Renklendirme ve fiziki şekilleri ekleyince harita güncellenecektir. Üçüncü bölüm biraz aksadı ama yakın zamanda foruma kavuşacağını umuyorum. Görüşlerinizi eksik etmeyin. :)

Edit: Renklendirme ve fiziki şekiller eklendi, güncellendi. Gerekli bilgi verildikten sonra ülke ve şehir isimleri  eklenecektir.

Taslak hâli için tıklayınız
Fiziki hâli için tıklayınız
to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Eoldynn: 3. Simurgların Doğuşu
« Yanıtla #10 : 21 Mayıs 2011, 18:23:30 »

3. Simurgların Doğuşu
   
   Büyük Felaket’ten sonra Asiller, tüm Eoldynn diyarını kontrol etmeyi göze alamadılar. Tanrı’nın onlara emanet ettiği koca diyarın neredeyse yarısı, ileride su adını verecekleri büyük sıvının altında kalmıştı. Bu durum, Asiller’in özgüvenlerini kırdı ve büyük bir hüzne sürüklenmelerine sebep oldu. Tanrı’nın gözünde küçüldüklerini de biliyorlardı. Ayrıca bu durum Tanrı’ya, onlara duyduğu aşırı güvenin gereksiz, aynı zamanda zararlı olabileceğini net bir şekilde göstermiş oldu.

Uzun günler boyunca gururlarından yoksun, Eoldynn üzerinde avare bir hâlde yürüdüler. Bir daha böyle bir uçuruma düşmemek ve varlığını sürdürebilen ırkların güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınmasına kanaat getirdiler. Bu süre zarfında Tanrı, onlarla hiçbir muhataba girmedi. Fakat Asiller, Tanrı’ya duydukları sadakatten hiçbir zaman kopmadılar. Tam tersi bir duygu ile ona daha çok yakınlaşmak ve onu yarattığı dünya üzerinde mutlu edebilmek için katbekat fazla çalışmaya başladılar.

Eoldynn üzerinde kalan, korunmaya muhtaç aciz varlıklar için Üç Asil kendi aralarında bir divan oluşturdular. Bu divana da Üç Muhafız Divanı adını verdiler. Divanda aldıkları kararlar neticesinde, yeryüzündeki ırkların daha çok zarar göreceği ve Eoldynn üzerindeki kontrol paylaşımının yetmediği anlaşıldı. Irkların zarar görmesini engellemek için Eoldynn üzerindeki karaları oynattılar ve büyük ölçüde yer değiştirerek yükselttiler. Bu şekilde yeryüzünün dağları, sıradağları, kara parçaları arasından geçen nehirleri ve gölleri oluştu. Eoldynn üzerindeki paylaşımı arttırmak adına da kendilerine yardımcı bir varlık yaratma düşüncesine girdiler. Tabii ki böyle bir durumda Tanrı’dan habersiz bir işe kalkışmak, maneviyatta büyük bir ceza alacakları anlamına gelirdi. Mamafih, Tanrı’nın onları buyur ettiği ihtişamlı konağa çıktılar. Eoldynn üzerindeki kontrolün artmasını arz ettiler. Tanrı Ned, başlarda sadece fikirleri dinliyordu büyük gösterişli tahtında. Daha sonraları Asiller’in haklı olabileceğini fark etti ve nasıl bir varlık olabileceğinden söz etmelerini istedi. Asiller, hem karada hem suda hem de havada birer gözleri olsun istiyorlardı. Bunların hepsinin karşılanabilmesi için hızlı, sadık ve cesur bir varlık olması gerekiyordu.

Tanrı Ned, onlara yol göstermek adına derinden bir ezgi mırıldandı. Başlarda solgun fakat gittikçe yeşeren, güçlenen bir ezgiye dönüştü ve biterken Asiller’in gözleri büyüdü. Düşünceleri, O’nun, yani tek olanın düşüncesiyle kaynaşmıştı.

Üç Muhafız, Eoldynn’i muhafaza edebilmek için hemen harekete geçti. Tanrı’nın büyük tahtının önünde bir çember oluşturdular. Ellerini göğe uzattılar ve kendi çevrelerinde dönmeye başladılar. Aynı anda ortak bir ezgi mırıldanmaya başladı dudakları. Aynı sesler aynı nidalar çıkıyordu ağızlardan. Önce sessiz, inceden bir tını. Sonra daha gür görkemli bir açılış. Toprağın ve havanın bekçisi kendilerini ezgiye adamışlardı tıpkı ateşin bekçisi gibi fakat ateşin bekçisi daha bir kaptırmıştı kendini. Gözleri adeta şahsına emanet edilen ateşler gibi parlıyor, köpürüyordu. Belki felaketi hissedememiş olduğu içindi, belki de hatasını telafi etmek için.  

Ezginin sonlarında ana vurguyu haykırarak yaptılar semalara doğru.

Sen ki, tüm bu diyarın bekçisi olacaksın
Sen ki, tüm alemin bilgini olacaksın
Sen ki, tüm katmanların huzur veren babası olacaksın
Sen, gözümüz, kulağımız olacaksın
Gözlerinden alevler, kanatlarından rüzgarlar savrulacak
Sen ki, bu diyarın yenilmez cesur kahramanı olacaksın.


Böylece Eoldynn üzerinde ölümü tadacak ilk canlılar doğmuş oldu. Onlar, Eoldynn’e bahşedilmiş canlı tohumlarından var olmadılar. Onlar, Tanrı’nın soyundan gelen canlılar oldular. Her ne kadar soyları Tanrı’dan gelse de, Tanrı, onların ölümlü olmasını diledi çünkü ölümsüz olmak sadece Tanrı’ya ve onun Asil hizmetkârlarına mahsus olmalıydı. Onlara, yani Eoldynn’in bekçilerine, Simurg adı verildi. Ezginin temelinde kudretli bir yeri olan Kradhe sayesinde renkleri, ateşin renkleri, yani kırmızı ve altın renginin tonları ile süslendi. Efsanevi simurg kuşları bu şekilde vücut bulabildi Eoldynn’de.


to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Vega

  • ****
  • 1025
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #11 : 26 Mayıs 2011, 23:29:07 »
Takipteyim!   ;D

Çevrimdışı grikunduz

  • **
  • 369
  • Rom: 6
  • Est solarus oth mithas
    • Profili Görüntüle
    • HayalGezer
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #12 : 27 Mayıs 2011, 10:51:58 »
Ve sonunda yorumumu yazıyorum gecikti biraz kusura bakma
hiçliğin ortasındaki bulutsu şekil almaya başladı.
Burada gördüğüm anlatım bozukluğu haricinde hiç bir yanlış görmedim. Dilin güzel ama 3 tanrı biri aşırı gururlu o kötü olcak muhabbeti olmaz inşallah. (çok tanıdıkda) Ama hikaye ve simurga kuşunun işlenişi çok güzel tebrik ederim.

Çevrimdışı Gilderoy

  • ***
  • 416
  • Rom: 6
    • Profili Görüntüle
    • Kuyutorman
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #13 : 27 Mayıs 2011, 16:51:24 »
Takipteyim!   ;D

Sevindirici bir haber :)

Ve sonunda yorumumu yazıyorum gecikti biraz kusura bakma
hiçliğin ortasındaki bulutsu şekil almaya başladı.
Burada gördüğüm anlatım bozukluğu haricinde hiç bir yanlış görmedim. Dilin güzel ama 3 tanrı biri aşırı gururlu o kötü olcak muhabbeti olmaz inşallah. (çok tanıdıkda) Ama hikaye ve simurga kuşunun işlenişi çok güzel tebrik ederim.

Neyin ne olacağını zaman gösterecek demekten başka şansım yok sanırım. Birden çok fikir var ama hangisi en uygun, en orjinal olursa onu kullanırım tabii ki. Bu arada anlatım bozukluğunu göremedim açıklarsan düzeltebilirim :)
Teşekkürler Vega ve grikunduz.
to see world in a grain of sand
and a heaven in a wild flower
hold infinity in the palm of your hand
and eternity in an hour
-William Blake

Çevrimdışı Cellox

  • **
  • 142
  • Rom: -8
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #14 : 29 Mayıs 2011, 17:07:35 »
Ayrıntıya girişin, sözcükleri kullanışın bi harika. Yazının başındaki notta Elf ırkı olmayacak demişsin. Elfleri Orta-Dünya'daki haliyle yazıya dökseydin daha zevkli olurdu. Fakat bu haliyle bile mükemmel.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Eoldynn
« Yanıtla #14 : 29 Mayıs 2011, 17:07:35 »