Kayıt Ol

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - estorn

Sayfa: [1] 2
1
Aylık Öykü Seçkisi / Sayı #103: "Kamikaze Öyküleri"
« : 19 Aralık 2017, 00:37:51 »
Kamikaze!

İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve yıkıcı savaştan sonra adını tüm dünyanın öğrendiği, kökeni yüzyıllar öncesine dayanan bir gelenek. Bir adanmışlık hikâyesi.

Biz de, kendisini edebiyata adama çabasındakiler olarak, Aralık 2017 tarihli Seçkimizi bu kutsal rüzgâra ve adını ondan alan savaşçılara adayalım istedik. Öyle ki Kamikaze esintisi, yelkenlerimizi birbirinden çok farklı öykülerle doldurarak bizlere yepyeni ufuklar göstermekten de geri kalmadı.

İşte Kamikaze ruhunun kol gezdiği öyküler:

Spoiler: Göster
– Akis adlı öyküsü ile Ezgi Özbek

– Akrostiş adlı öyküsü ile Oktay Türesin

– Akşamüstü adlı öyküsü ile Murat Barış Sarı

– Ansızın Geliveren adlı öyküsü ile Öznur Babur

– Aslında Vazgeçerek Bırakılmalı Anlam adlı öyküsü ile Cihangir D.

– Bekleme Odası adlı öyküsü ile Piri Sağırgürgen

– Bir Su Umudunu Sarhoş Etmek adlı öyküsü ile Zilan Damla Polat

– Böyle Savaş Görülmedi (Yaşayan Bilir) adlı öyküsü ile Nurdan Atay

– Bum Vak Vak adlı öyküsü ile Elif Şeyda Doğan

– Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmamak Lazım adlı öyküsü ile Emre Eryılmaz

– Evlat adlı öyküsü ile Ercan Sözeri

– Ganbatte, Ganbatte Kudasai! adlı öyküsü ile Deniz Eksilen

– Kamikaze! adlı öyküsü ile Nalan Bayrak

– Kan, Benzin ve İntihar adlı öyküsü ile Toğrul Sultanzade

– Kelime Oyunu adlı öyküsü ile Pınar Birol

– Kiraz Çiçekleri adlı öyküsü ile İlknur Kılıç

– Kod Kamikaze adlı öyküsü ile Umut Külen

– Kukla adlı öyküsü ile Mustafa Güngören

– Meczup adlı öyküsü ile Mustafa İzmirli

– Ne İçin adlı öyküsü ile Osman Eliuz

– Önsöz adlı öyküsü ile Enes Güler

– Pamuklu Kumaşa Özlem adlı öyküsü ile Öztürk Miraç Saral

– Patvergund’da Son Işık adlı öyküsü ile Anıl Teryaki

– Üsteğmen Koufu’dan Sonsuzluğa adlı öyküsü ile Ömür Yalçınkaya

– Yıldız Tozu – Hakan Evrenin Diğer Ucunda adlı öyküsü ile Ceyhun Özçelik


ÖYKÜLERE ULAŞMAK İÇİN LÜTFEN BURAYA TIKLAYIN!

“KAMİKAZE” temalı seçkimizin illüstrasyonu Sultan Özdemir tarafından hazırlandı. Kendisine bu harika çizimi için teşekkür ediyoruz.

Yeni yılın ilk Seçki’sinde konuğumuz “YETİ” efsaneleri olacak. Pek çoğunuz bu yaratığı Kocaayak adıyla da hatırlayacaktır.

Hikâyelerinizi 15 Ocak 2018’e kadar oykuseckisi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Seçki’ye katılmadan evvel Öykü Gönderim Koşulları’na mutlaka göz atmanızı rica ediyoruz.

#103’te görüşmek üzere.

Keyifli okumalar!
Türker Beşe

2
Aylık Öykü Seçkisi / Seçkide Doksan Beşinci Ay
« : 26 Mayıs 2017, 10:40:35 »

Hızır ile İlyas. Ölümsüzlüğün bahşedildiği tek insanlar olduğuna inanılan, bütün dinlerde önemli kabul edilen iki insan. Hızır karada, İlyas da denizlerde başı sıkışanlara, dara düşenlere yardım elini uzatan iki peygamber. Geniş bir coğrafyada o kadar değer görüyorlar ki, buluştukları gün olan Hıdırellez, baharın gelişi olarak kutlanıyor. O gün tutulan dileklerin ve edilen duaların kabul olacağına inanılıyor. Aslen Orta Asya'dan esintiler taşıyan bu gelenek, kültürün değişerek de olsa bin yıllara meydan okuyan akışını göstermesi açısından da değerli.

Anlatı geleneğiyle günümüze kadar ulaşan Hıdırellez'in, anlatının bizi ilgilendiren kısmına, yani öykülere tema olmasını istedik bu ay. İsterseniz bu ayın birbirinden güzel öykülerine hep birlikte göz atalım:

     - Alacalı Ağaç adlı öyküsü ile Sefa Tursun

     - Aliş adlı öyküsü ile Hakan Kilyusufoğlu

     - Altın Çağ adlı öyküsü ile Fatih Kaçar

     - Arzu adlı öyküsü ile Engin Yıldırım

     - Aura adlı öyküsü ile Kenan Demir

     - Ayin adlı öyküsü ile H. Ali Aygün

     - Balkanski Grob adlı öyküsü ile Mehmet Berk Yaltırık

     - Bedel adlı öyküsü ile Umut Külen

     - Çöl adlı öyküsü ile Türker Beşe

     - Dünyayı Yakıp Üstünden Atla adlı öyküsü ile Elif Şeyda Doğan

     - Hıdırellez Ateşini Üfleyerek Söndürmek adlı öyküsü ile Onur Uzer

     - Hızır İlyas adlı öyküsü ile Bahadır Satır

     - İrfan Ağabey adlı öyküsü ile Ufuk Yasin Yurtbil

     - İtaat adlı öyküsü ile Osman Eliuz

     - Kızıl Gezegen adlı öyküsü ile İlhami Can Parlakdemir

     - Kök Sarımsağı ve Mezarlık Mantarı adlı öyküsü ile Deniz Eksilen

     - Mayısta Gel Demiştin adlı öyküsü ile Özer Özgün

     - Pervane adlı öyküsü ile Berat Akgül

     - Savaş adlı öyküsü ile Atakan Güngör
   
Öykü Seçkisi’nin doksan beşinci ayının illüstrasyonu Fatih Reis'e ait. Hıdırellez ruhunu yansıtan güzel çizimi için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

Önümüzdeki haziran ayı, Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi'nin 8. yılını kutlayacağız. Bu sebeple, her sene olduğu gibi, sizlere özel bir seçki sunma gayreti içerisindeyiz. 8. yaşımızı kutlamak için içimize çok sinen ve bizi çok heyecanlandıran bir tema seçtik. Bu temayla ilgili olarak da hem Seçki'den hem de edebiyat camiasından değerli isimlerden öykülerle karşınızda olacağız.

Temmuz ayının temasını ise "YARASA" olarak belirledik.  Öykülerinizi 15 Temmuz’a kadar oykuseckisi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Ayrıca, sizlerden gelen yorumları da dikkate alarak, Öykü Gönderim Koşulları'mızı tekrar gözden geçirdik. Geçen ay eklediğimiz "temanın öykünün içinde kelime olarak geçmesi" maddesini kaldırdık, buna yönelik olarak bu ayki seçkide de bu tarz öykülere yer verdik. Ancak öykülerdeki kelime alt ve üst sınırları yerli yerinde duruyor.

Seçki'nin 8. yıl özel sayısı için çok heyecanlıyız, umuyoruz ki siz de özel sayımızı en az bizim kadar beğenirsiniz.

Günlerin tatlı bahar meltemleriyle serinlemesi dileğiyle,

Türker Beşe

3
Aylık Öykü Seçkisi / Seçkide Doksan Dördüncü Ay
« : 15 Nisan 2017, 22:31:42 »

Ortaokul yıllarımda müzik öğretmenim, flüt çalamayanlara kızarken şöyle derdi: “Yahu bizim köye gitseniz sizle dalga geçerler, düdük bile çalamıyor, çoban olmaz bundan, derler.” Bunları derken elindeki flütü havaya kaldırır, “flüt”ün aslında “düdük” olduğunu vurgulardı. Şöyle bir düşününce, düdük dendiğinde akla gelen ilk şey belli olsa da, ses çıkartan pek çok şeye de “düdük” dediğimizi fark etmişsinizdir.

Geçen ayın Seçki’si yayımlandığında bu ayın temasını gören pek çok kişinin verdiği tepkiyi az çok tahmin edebiliyorum: “Düdük mü? Düdükle ilgili ne yazılabilir ki? Ne kadar da saçma!” Biz de bu üç sorunun ikincisi üzerinde durarak, gerçekten de neler yazılabileceğini merak ettik ve gördük ki gerçekten de çok güzel şeyler yazılabiliyormuş. Çocukluğumuzda sürekli “öttürüp” fırça yediğimiz düdük, öykülerde kendisine çok güzel bir yer edinebiliyormuş. Gelin o güzel öykülere hep birlikte göz atalım.

     - Basübadelmevt adlı öyküsü ile Burak Yüksel
   
     - Beklenmedik Çağrı adlı öyküsü ile Umut Külen
   
     - Bir Hayır Demedikleri İçin adlı öyküsü ile Atakan Güngör
   
     - Bir Yokmuş Bir Varmış adlı öyküsü ile Mümin Can
   
     - Birgirig Müdafası I adlı öyküsü ile Erhan Yavuz
   
     - Düdük Cumhuriyeti adlı öyküsü ile Nurdan Atay
   
     - Düdükler Diyorum adlı öyküsü ile Çağlar Karatuğ
   
     - Düş Kapanında Bir Fil adlı öyküsü ile Öznur Babür
   
     - Gözcü Gordo adlı öyküsü ile Hakan Kilyusufoğlu
   
     - İki Dudak Arasında Hayat adlı öyküsü ile Sinan Haholu
   
     - Kayıp İfade adlı öyküsü ile Fatih Kaçar
   
     - Kırmızı Düdük adlı öyküsü ile Türker Beşe
   
     - Kırpıcı adlı öyküsü ile Servet Tursun
   
     - Kör Esra ve Kırmızı Düdük adlı öyküsü ile Deniz Eksilen
   
     - Mavi Kuş adlı öyküsü ile Canset Akay
   
     - Maviye Hasret adlı öyküsü ile Bahadır Satır
   
     - Nada adlı öyküsü ile Selçuk Gökhan Kalkanoğlu
   
     - Renkli Trenler İstasyonu adlı öyküsü ile Berivan H. Kan
   
     - Sarı adlı öyküsü ile Engin Yıldırım
   
     - Sesimi Duyan Var Mı? adlı öyküsü ile Umut Olcay Akay
   
     - Sesler adlı öyküsü ile Eren Kılıç
   
     - Son Ezgi adlı öyküsü ile Cem Pala
   
     - Toz adlı öyküsü ile Tolga Aydın
   
     - Umut adlı öyküsü ile Selim Haskırış
   
     - Yerden Göğe Kadar Çocuk adlı öyküsü ile Elif Şeyda Doğan

Öykü Seçkisi’nin doksan dördüncü ayının illüstrasyonu Canset Akay‘a ait. Nisan ayına yakışacak renklerle bezediği güzel çizimi için kendisine teşekkür ediyoruz.

Mayıs ayının teması ise “HIDIRELLEZ” oldu. Orta Asya’dan günümüze kadar gelip Anadolu’da farklı inançlar ve kültürlerle birleşerek bugünkü halini alan Hıdırellez bayramını bu kez de öykülerle kutlamak istedik. Hıdırellez temalı öykülerinizi 15 Mayıs’a kadar oykuseckisi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Lütfen öykülerinizi göndermeden önce yeni maddeler eklenen “Öykü Gönderim Koşulları“mıza göz atmayı ihmal etmeyin.

Keyifli okumalar,
Türker Beşe

4
Biraz da Oğuz Atay'dan gidelim mi?

"Ben tavanarasındayım sevgilim!" diye bağırdı delikten aşağı doğru. Sonra cinayetler başladı. (Unutulan)

Dün gece eve dönerken köpekler arkamdan havladı. Sonra cinayetler başladı. (Korkuyu Beklerken)

Ben, dört yıl önce liseyi bitirdim. Sonra cinayetler başladı. (Ne evet ne hayır)

5
Camorr'un Hırsızbaşı, Yetmiş Yedinci Sendovani Yılı'nın uzun ve nemli yazının ortasında Lamora adlı çocuğu satmak için çaresizce bir umutla Perelandro Tapınağı'ndaki Gözsüz Rahip'e ani ve habersiz bir ziyarette bulundu. Sonra cinayetler başladı.

Locke Lamora'nın Yalanları, Scott Lynch

6
Aylık Öykü Seçkisi / Seçkide Doksan Üçüncü Ay
« : 21 Mart 2017, 00:57:57 »

Vikingler! Onları hep boynuzlu miğferleriyle tanıdık, ama tarihçiler onların bu tarz miğferleri hiç kullanmadıklarını söylüyor. Yine de onları sevmemiz için bir sürü sebep var: Fantastik romanlardan çıkmış gibi duran kıyafetleri ve yaşayışları, kendilerine has mitolojileri, toplum yapıları, savaşçı karakterleri… Ayrıca buzlarla kaplı bir adaya Grönland (Yeşil Ülke) ve yemyeşil bir ülkeye İzlanda (Buz Ülkesi) adını veren bir kavmi sevmemek nasıl mümkün olabilir ki?

Baharın ilk ayı olsa da kışı aratmayan mart ayı için Viking temasını seçtik, galiba bu onların karakterine de uygun oldu. İşte huzurlarınızda Viking temalı öyküler:

     - Ahmeraba (Feza Serisi – 2) adlı öyküsü ile Atakan Güngör

     - Aramakla Bulunmaz; Bulanlar Hep Arayanlardır adlı öyküsü ile Selçuk Gökhan Kalkanoğlu

     - Ben Bir Savaşçıyım adlı öyküsü ile Nurdan Atay

     - Çıldırtan Kutsal adlı öyküsü ile Enes Erdem

     - Denizden Gelenin Son Mektubu adlı öyküsü ile Canset Akay

     - Evrenin Sonundaki Şelale adlı öyküsü ile Mümin Can

     - Gittiler adlı öyküsü ile Burak Yüksel

     - Grotan ve Buz adlı öyküsü ile Erhan Yavuz

     - Gün Batımı adlı öyküsü ile Deniz Eksilen

     - Güneşin Koruyucuları adlı öyküsü ile Servet Tursun

     - Kalkan İşlemecisi adlı öyküsü ile Berivan K. Han

     - Katil, Yamyam ve Ölü Kocalar adlı öyküsü ile Öznur Babur

     - Kehf adlı öyküsü ile Engin Yıldırım

     - Khadda Rughsa adlı öyküsü ile Kenan Demir

     - Korkusuz Adamın Korkusu adlı öyküsü ile Osman Eliuz

     - Kuzey Denizinin Değerlisi adlı öyküsü ile S. Ece Kaya

     - Kuzeydeki Adam adlı öyküsü ile Cem Pala

     - Odin’in Çocukları adlı öyküsü ile Emre Eryılmaz

     - Şaman Kızı adlı öyküsü ile Latif A. Kaya

     - Son Viking adlı öyküsü ile Hikmet Kaymak

     - Tanrılar Ne Düşler adlı öyküsü ile Murat Çelik

     - Triaudia adlı öyküsü ile Cem Can

     - Viking Hayaleti adlı öyküsü ile H. Ali Aygün

     - Viking Kanı adlı öyküsü ile Umut Olcay Akay

Öykü Seçkisi’nin doksan ikinci ayının illüstrasyonu Özgür Puluç‘a ait. Verdiği önem için kendisine bolca teşekkür ediyoruz.

Gelecek ayın teması ise “DÜDÜK” oldu. Düdük temalı öykülerinizi 15 Nisan’a kadar oykuseckisi@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Lütfen öykülerinizi göndermeden önce yeni maddeler eklenen “Öykü Gönderim Koşulları“mıza göz atmayı ihmal etmeyin.

Keyifli okumalar,
Türker Beşe

7
Duyurular / Ynt: Proje: Öykülere İlan-ı Aşk
« : 12 Şubat 2017, 12:40:56 »
Küçük Tufan - Alper Beşe (Gecikmeli)

Ehe, şey... Bu öykü bana ithaf edilmiş bir öykü ve bir kardeş ağabeyinden daha güzel bir hediyeyi nasıl alır bilmiyorum. Öykünün sadece ağabeyimle benim anlayabileceğimiz gerçekliği de ilan-ı aşk etmem için başka bir sebep sayılabilir.

Martıdan Korkan Oğlan - Alper Beşe (Birtakım Tuhaflıklar)

Hani bir öyküyü her okuyan farklı anlamlar çıkartır ya, ben bu öykünün bana çağrıştırdıklarına bayılıyorum işte. Bir yandan çok tanıdık, bir yandan çok uzak.

Bayan Gülseren - Sait Faik Abasıyanık (Hazu Başı)

Sait Faik'in yazdığı herhangi bir öyküye aşık olmamak mümkün mü, bilmiyorum ama bunun yeri bambaşka benim için.

Benim Adım Feridun - Mahir Ünsal Eriş (Olduğu Kadar Güzeldik)

Anlatımının güzelliğini saymasak bile, anlatılan olayın saçma bir şekilde komik ve aynı zamanda bir o kadar da gerginlik verici olması bu öykünün buraya yazılmasını gerektiriyor bence. Filmi nasıldır bilmiyorum, ama öykü, filmini merak ettirmeyecek kadar güzeldi.


8
Duyurular / Ynt: Proje: Öykülere İlan-ı Aşk
« : 06 Şubat 2017, 02:29:29 »
Ben de Zümrüt Soruşturma'yla başlamak zorundayım.

Zümrüt Soruşturma - Neil Gaiman (Kırılgan Şeyler)

Hem Cthulhu hem Sherlock Holmes olması bile yetecekken bir de Neil Gaiman'ın kaleminden çıkan bir öyküye nasıl aşık olmayabilirdim, bilmiyorum. Daha önsözünde aşık olmuştum zaten, öyküyü okuyunca aklım çıktı resmen. Üstelik bazen ince bazen bodoslama göndermeleri, kurgusu ve hem Cthulhu hem Sherlock Holmes içeriyor olması... Cthulhu ve Sherlock Holmes bir arada demiş miydim?

Deliliğin Dağlarında - H.P. Lovecraft

Okuduğum ilk öyküsü olduğu için mi bilmiyorum ama bu öykü bana bambaşka geliyor gerçekten. Giderek artan temposu, teknik detaylarla gerçekliğe aşırı yaklaşan kurgusu, klasik Lovecraft tekinsizliği... Tamamladığım ilk öykümün (adının bile) bu öyküden esinlenmiş olması kesinlikle bir tesadüf değil.

Çoban Haita - A. Bierce

Mitolojik anlatımı, tatlı alegorisi ve verdiği mesajla çok etkileyen bir öyküydü benim için.

9
Tartışma Platformu / Ynt: Neden Spoiler Verilir?
« : 30 Ocak 2017, 13:04:29 »
Bununla ilgili ufak bir anım var, onu anlatayım, belki sorunun cevabını bulmakta yardımcı olur.

Star Wars Force Awakens'ın yeni gösterime girdiği zamanlar. O sıralar film, dizi ve animelerle ilgili aksesuar, figür ve tişört gibi ürünler satan bir dükkanda çalışıyorum. Akşam saatleri, lise yıllarının sonlarında ya da üniversitenin ilk yıllarında olan iki müşteri geldi dükkana, ürünlere bakınıyorlar. Star Wars'la ilgili ürünleri görünce, biri diğerine yeni filmi seyredip seyretmediğini sordu. Sorulan kişi seyretmediğini söyleyince, filmle ilgili malum devasa spoiler'ı patlattı soran kişi. Ben de henüz filmi seyretmemişim, Star Wars'a çok düşkün değilim ama, insan seyretmek istediği filmle ilgili spoiler yemek ister mi? İstemez, ben de istemiyorum, dediğim gibi akşam saatleri, karnım hafiften aç olduğu için şekerim de düşmüş biraz, sinirlendim açıkçası, muhabbetlerine dahil oldum:

-Yaptığın şey çok ayıp, çocuk filmi seyretmediğini söylüyor, zart diye söylüyorsun.
+Seyretseymiş abi, iki hafta oldu film gösterime gireli. Gıcıklıksa da gıcıklık, ben söylerim.
-Ama dükkanda başka müşteri de olabilirdi, henüz seyretmeye vakit bulamamış olabilirdi. Ben de seyretmedim mesela, alacağım keyfi bozmuş oldun.
+Olsun, film gösterime gireli iki hafta oldu, artık spoiler sayılmaz.
-E ben haftada altı gün, günde de 10 saat buradayım. Herkesin boş vakti senin kadar bol değil ki. Ayrıca nasıl "2 hafta oldu, spoiler olmaz" olabiliyor. Mesela 50 yıl önce yazılan bir kitabı sen daha yeni okuyacaksın diye sana o kitapla ilgili bilgi versem spoiler olmayacak mı? Ya da 80'lerde çekilen bir film, üzerinden 30 sene geçti diye spoiler olmayacak mı? Var mı böyle bir anlayış yani?

Falan filan. Kendisi sonra "Haklısın abi" sularına geldi ama ben eminim bu "gıcıklığı" hala severek yapıyordur o arkadaş. Dükkanda spoiler yüzünden birkaç kez kavga çıkıyordu, onları da gerekirse başka zaman anlatmak için saklı tutuyorum :)

10
Tartışma Platformu / Ynt: Fantezide Bilimin Yeri?
« : 26 Ocak 2017, 18:16:00 »
Büyü ve bilimin iç içe ya da karşı karşıya olduğu eserler güzel olabiliyor. En azından ben fikri güzel buluyorum. Mesela yıllar önce Arcanum diye bir bilgisayar oyunu vardı, bir tarafta büyücü elfler, bir tarafta da bilimle uğraşan cüceler ve bu ikisi arasında şekillenen "steampunk" bir dünyası vardı. Gerçekten ilginç ve güzel bir atmosferi vardı oyunun. (Oynarsanız Tarrant'taki kütüphaneciyi asla öldürmeyin)

Bu konunun en güzel örneklerinden biri bence de Rüzgarın Adı. Sempati dışarıdan bakıldığında büyü gibi görünüyor ama aslında bir çeşit bilim. Bizim evrenimizdeki fizik kanunlarıyla uygulanması mümkün değil, ama kitabın dünyasında son derece tutarlı ve mantıklı. Patrick Rothfuss sempati sisteminden bahsederken bütün hesaplamaları yaptığını, kendisine bir tablo oluşturduğundan falan bahsediyor. Yani yazdığı hikayede sempatiyle ilgili herhangi bir şey olduğunda başvurabileceği "bilimsel" bir tablo var elinde, her şeyi hesaplayabiliyor. Bu da aslında gerçek olmayan bir şeye inanılmaz bir gerçekçilik katıyor. Rüzgarın Adı'ndaki isim konusu bugün bizim anladığımız anlamda "büyü"ye daha yakın diyebiliriz belki, ki bu da aslında pek orijinal bir fikir değil, önceden Yerdeniz Büyücüsü'nde işlenen bir konu. Ama Rothfuss'un bunu işleme tarzı olayı bir taklit olmaktan çıkarıyor.

Zaman Çarkı dünyasında da büyü önemli bir yer tutsa da özellikle serinin ortalarından itibaren bilim de kendini iyiden iyiye hissettiriyor. Ben de genel olarak "Büyü işte, yaptım oldu." yaklaşımından ziyade Zaman Çarkı gibi, Kralkatili Güncesi gibi, okuduğum kadarıyla Sanderson'un kurgularındaki gibi, büyünün de bir şekilde temellendirildiği eserlerden daha çok keyif alıyorum. "Kurguda gerçeklik değil gerçekçilik önemlidir." anlayışına inandığım için, bu durumun "gerçekçilik" kısmında epey etkili olduğunu düşünüyorum ("Gerçekçilik" anlayışını dünyamıza göre değil, kurgunun geçtiği dünyaya göre düşünmek lazım tabii).

11
Korku & Gerilim Eserleri / Ynt: Pusova - Galip Dursun
« : 26 Ocak 2017, 17:54:30 »
Anadolu Korku Öyküleri'ni saymazsak okuduğum ilk yerli fantastik/korku kitabı oldu. O kitapları genel olarak beğenmiştim, özellikle içlerinde bazı öyküler epey keyif vermişti.

Kendim de az çok yazma heveslisi olduğumdan, ülkemizde bu konularda neler yazılıyor merak ediyordum epeydir. Tabii Galip Dursun da bu alanda bilinen, ismi bir şekilde duyulmuş bir kişi olduğu için ondan başlamaya karar verdim.

Okurken birkaç kez bırakma noktasına geldim, ama merakımdan okumaya devam ettim diyebilirim. Bazı öykülerin kurgularını ve fikirlerini açıkçası çok başarılı buldum, ama bence bir kitabın ya da öykünün başarılı veya iyi sayılabilmesi için bu yetmiyor. Anlatım genel olarak çok tekrara düşüyor, bazı durumlar üst üste tekrar ediliyor, bazı durumlarsa birbirleriyle çelişiyor. "Daha iki satır önce böyleydi, ne ara böyle oldu" diye düşündüğüm yerler oldu.

Anlatımın illa çok süslü ya da çok sade olması gerektiğini savunmuyorum, ama kitabın pek çok yerinde anlatımın yavan olduğunu düşündüm. Bu yavanlık yer yer kurgudan alacağım zevki baltaladı diyebilirim. Yazarın dile hakim olduğu belli, ama anlam veremediğim bir şekilde bu yavanlık hissinden kurtulamadım.

Genel olarak "iyi olabilecek kurguların zayıf bir anlatımla heba edildiği bir kitap" olduğunu düşünüyorum. Sıradan bir okur olarak fikirlerim bunlar.

12
@estorn
Dediğiniz gibi One Punch Man 2015 içinde başlayıp, 2015 içinde bitmiş bir anime. Aday gösterilmesinin doğru olduğunu sanmıyorum.

O zaman benim anime adayım olmayacak, pek anime takipçisi değilim çünkü. En son seyrettiğim OPM olmuştu.

13
Haydi bakalım ne kadarını doldurabileceğim.

Edebiyat

    ► Yılın En İyi Yabancı Fantastik Kurgusu: Parlayan Sözler (Brandon Sanderson)
    ► Yılın En İyi Yabancı Bilimkurgusu: Ben bilmiyor bilimkurgu.
    ► Yılın En iyi Tuhaf Kurgusu: Sarı Kral Öyküleri
    ► Yılın En İyi Yerli Bilimkurgusu: -
    ► Yılın En İyi Yerli Fantastik Kurgusu: -
    ► Yılın En İyi Yabancı Çizgi Romanı: Sandman, Ve: Öyküler, Batman Arkham Tımarhanesi
    ► Yılın En İyi Yerli Çizgi Romanı: Büyüklere Masallar
    ► Yılın En İyi Genç-Yetişkin Kurgusu: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Çeviri

    ► Yılın En İyi Kurgu Çevirisi Roman/Öykü: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları - Aslı Dağlı, Parlayan Sözler - Can Sevinç
    ► Yılın En İyi Kurgu Çevirisi Çizgi Roman: Batman Arkham Tımarhanesi - Güneş Becerik Demirel

Yayınevleri ve İşleri

    ► Yılın En İyi Kapak Tasarımı: İthaki Bilimkurgu Klasikleri Serisi'nin hepsi
    ► Yılın Yayınevi (Kitap): İthaki, Akılçelen
    ► Yılın Yayınevi (Çizgi Roman): JBC

Ekran ve Beyaz Perde

    ► Yılın En İyi Dizisi: Black Mirror,
    ► Yılın En İyi Filmi: Deadpool
    ► Yılın En İyi Animesi: One Punch Man (2015 galiba kendisi ama olsun)

Kayıp Rıhtım

    ► Yılın En Güzel İncelemesi: "Sandman – Prelüdler ve Noktürnler: Rüyalar ve Kabuslar Arasındaki Harikalar Diyarı", "Biz Gayet İyiyiz: Ya Siz?", "Vathek: Oryantal Rüyanın Ortasına Doğan Kabus" (Neredeyse kitabın kendisinden daha güzel bir inceleme bu)
    ► Yılın En Güzel Haberi: "Brandon Sanderson Evreni Beyaz Perdeye Geliyor!", "Kralkatili Güncesi’nin Sinema ve Televizyon Uyarlamalarının Yapımcısı Belli Oldu!" ve eski sitede kalan "Zaman Çarkı Serisi Dizi Oluyor!" haberleri. Hepsini benim yazmış olmam sadece ufak bir tesadüf, haberler güzel :D

14
Gelişmelerini istemiyor muyuz? İltimas geçip eksiğini ve yanlışını söylemezsek nasıl gelişecekler ki? Yerli yerinde eleştiri gelişmek için gereklidir, ama o "iltimas" düşüncesi o eleştirilere bile aşırı tepki çıkartabiliyor.

15
Harika olmuş, hepsinden istiyorum :D

Sayfa: [1] 2