Kayıt Ol

Marslı - Andy Weir

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #60 : 17 Nisan 2015, 18:34:48 »
Kitapsız geçen ayların açlığıyla Marslı'yı kısa sürede bitirdim, hatta az önce bitirdim diyebilirim. Sıcağı sıcağına bir şeyler yazayım dedim, şöyle bir yorumlara baktım da; abov.

Kara delikler hakkında çılgınlar gibi araştırma yaptığım bir dönem vardı. Kafama takılan bir kaç soruyu açıklığa kavuşturup bir şeyler karalayacaktım fakat bunun bilimsel olarak imkansız olduğunu görünce vazgeçtim. Sonra bir gün Interstellar'ı izledim. Hasan Şaş'ın da dediği gibi, "Biz yapınca Aaaaaa!? ama Nolan yapınca Ooooo!!".

İşte tam olarak bu yüzden bu kitaba NASA tarzı bir çıkış yapmak gereksiz. Varsın Mars'ın yüzeyindeki kraterleri bilmeyiversin; mevzu o değil ki? Ha mevzu ne dersek, orada da bir takım problemler yok değil.

Kitap bize "Mars'ta hayatta kalmaya çalışan birisi"ni anlatmaya çalışmaktan çok "Mars'ta hayatta kaldım ama bir sor nasıl kaldım?"ı anlatıyor. Hesaplamalar, teknik bilgiler, çevirmesi de okuması da zor bilimsel detaylarla dolu bir hikaye olmuş. (Bu konuda kitabın başına ya da sayfaların altına bir iki açıklama eklenmesi okumayı oldukça kolaylaştırırmış ama olsun.)

Tamam, bilimselliği sağlam kazığa bağlayayım endişesini eleştirmiyorum, tam tersine altına da imzamı atıyorum. Ama Mars'ta tek başına kalmış, imkansızlıklarla boğuşan bir insanın tırlatmamasına sebep olarak "Mark Watney ile tanıştın mı sen? Ne kadar da pozitif, ne kadar da neşeli bir insan!" demek? İşte onu yemedim. Fırtınakıran'ın da dediği gibi, tam olarak bir yazılımcı bakış açısıyla yazılmış olması, üzücü. Andy Weir'i biraz anlayabiliyorum aslında, kitabın geneline bakıldığında bu kitap Mars'ta terk edilmiş adamın psikolojisini anlatmak için kaleme alınmış bir kitap değil. Ama Mars'ta terk edilmiş adamın psikolojisi gibi bir potansiyelden iki gram yararlansaymış, olaylar olaylar.

Tabi bir de çok fazla tekrarlanan problemler ve şansın oldukça yardımcı olduğu çözümler var ki bu okuyucu bir süre sonra "olur gider yea" havasına sokuyor. Hab mı patladı, Watney çözer. Kolu koptu? Şansına yanında takma kol varmış bak. Bu o kadar sık oldu ki bir süre sonra kitabın gidişatını tahmin edebiliyorsunuz.

Yine de fazlasıyla sert eleştirilmesini pek doğru bulmuyorum. "Gerçeğe yakın teorik bilim" kitabı olarak oldukça eğlenceli ve kaliteli. Hatta alın okuyun. Çünkü "tam olmamış aslında" diyebileceğiniz bir kitabı okumanın size katkısı da çok. Andy Weir'ın bunu bilerek yapmadığını biliyorum elbette ama farklı bakış açıları sundu ve bu konuların işlenişi sırasında yapılabilecek ufak hataları gösterdi.

Son olarak;

Spoiler: Göster
Bakın meme --> (. Y .)
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı irbis

  • *
  • 179
  • Rom: 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #61 : 18 Nisan 2015, 19:57:37 »
Merhaba arkadaşlar,

Burası bir süre ölü kaldığından girip bakmayı bırakmıştım ama bugün aklıma geldi, biraz muhabbet dönmüş.

İlk olarak NASA'nın Andy Weir'a bilenmiş olması konusu. Böyle bir şey yok. Hatta Görev Kontrol'den Andy Weir'a mail gönderip Johnson Uzay Merkezi'ne davet ediyorlar. Andy Weir burada anlatıyor: http://www.reddit.com/r/sciencefiction/comments/1wwjol/i_am_andy_weir_author_of_the_egg_and_the/cf61khe

İkincisi kitabın geçtiği kısımların yüksek çözünürlüklü görüntüleri kitap yayınlandıktan sonra geliyor ve kitaba cevap olsun diye değil, sadece rutin incelemeler sırasında. Sonra diyorlar, bak aslında böyleymiş, kitap da var nasılsa, şöyle bir başlıkla üniversitenin haber sitesinde yayınlayalım diyorlar. O da şurada: http://uanews.org/story/ua-mars-scientists-capture-image-of-sci-fi-landing-site

Bahsi geçen üniversite Arizona Üniversitesi; görüntüleri alan HiRISE'ın kontrolü bunların elinde yanlış anlamadıysam. Ama tabii ki NASA da kullanıyor, bağımsız değiller.

Bunun dışında Andy Weir'ın bilim insanlarıyla birlikte çalışarak kitabı yazmış olması: bu konuda bir röportaj falan bulamadım ama merak ettim. Bir kaynak gösterebilir misiniz acaba? Daha öncesinde okuduğum röportajlar ve şimdi (açıkçası) üstünkörü yaptığım bir araştırmada böyle bir şeye rastlamadım. Andy Weir kitabı birkaç senelik bir dönemde internet üzerinde yaptığı uzun araştırmalarla yazdığını söylüyor. Özellikle kimya konusunda sıkıntı çektiğini söylüyor. Adam kitabı zaten başta bedavaya yayınlıyor, bana bilim insanlarıyla birlikte çalışacak kaynaklarının olması pek gerçekçi gelmiyor açıkçası.

Son olarak da zaten kitapta Andy Weir'ın tercihen gerçeğe uygun olmayarak yazdığı kısımlar var ve kendisi de söylüyor bunları.

Kitaptaki yazım hataları konusunda da; normalde 3. baskıya kadar falan son bir okuma yapıp bulduğum yazım hatalarını ve kendi yaptığım birkaç bilimsel terim karışıklıklarını (ısı-sıcaklık vs.) düzeltecektim ama inanın öyle meşgulüm ki şu sıralar elimden gelmedi. O konuda affınıza sığınmam gerekiyor. :D

Çevrimdışı Daarlan Gardan

  • ***
  • 722
  • Rom: -1
  • to hell with gatech
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #62 : 05 Mayıs 2015, 19:16:53 »
Makine mühendisliği ve Botanik ne alaka ya? diyenler için:

Grad Program: Brian Bailey, PhD candidate

http://mech.utah.edu/bailey-ph-d-candidate/

Mechanical Stability of Trees Under Dynamic Loads

http://www.amjbot.org/content/93/10/1522.short

Mikro akışkanlar mekaniği ve taksonomik sınıflandırma sistemlerine hiç girmeyelim işin içinden çıkamayız.

ABD'de liberal arts tarzda (Türkiye'de sadece Sabancı Üniversitesi'nde olan hede) eğitim verildiği için Tıp okuyan bir öğrenci pekala Ekonomi ile minor yapabilir. Bazı Alman üniversitelerinde de ''Zellularer Maschinenbau'' adında Biyoloji ve Makine mühendisliği sentezi disiplinlerarası bir bölüm bulunur ve bu bölümde Botanik zorunlu derstir.
''Civilizations have the morality and ethics they can afford.''

 — Larry Niven & Jerry Pournelle, ''Lucifer's Hammer''

''These colonies in nature can reach at least two million individuals at a time, last for decades, and occupy a hundred cubic meters of space. It was a wonderful achievement to see a fragment of this world captured all around you, so that you almost had the experience of being inside the ant colony when you were in that room.''

 — Robert Trivers, ''Natural Selection and Social Theory'', p. 162

''... Bu amaç doğrultusunda nükleer santraller hedeflenecekse, yapılması gereken şeyler vardır. Çünkü nükleer elektriğe geçiş bir hobi değil, bir akademik egzersiz hiç değil, temel bilimlerden yaygın endüstriyel alt yapıya açılacak bir uygulamadır.''

— Ömer Faruk Ağa Yarman 1993

Çevrimdışı Laughing Madcap

  • ****
  • 960
  • Rom: 51
  • The Oncoming Storm
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #63 : 05 Mayıs 2015, 19:46:26 »
Fünf bana göre Almanca'daki en güzel kelimedir derdim ama Zellularer Maschinenbau da bir hayli iddialıymış.

Konuya dönecek olursam, okuyucuya asıl zorlama gelen astronotların CV'leri değil de tam da Mars'ta hayatta kalmaya uygun CV'ye sahip kişinin Mars'ta kalması. Neyse ki Botanik PhD'm var, oh be iyi ki kız yok diye Makine Mühendisliği seçmemezlik yapmamışım tarzı bir durum can sıkıyor herhalde. Benim için bir problem yok gerçi, sonuçta kalemi ben tutmuyorum. Yazar pekala başka uzmanlık yapmış birilerini de o uzmanlıklarının üzerinden hayatta tutabilecek bir güce sahip; kalem.

Ben daha çok uzmanlık alanı ve bunun suyunu (kelimenin tam anlamıyla) çıkartmasına değil de inişli çıkışlı hikayeye takıldım. "Eyvah" ile başlayıp "Neyse ki..." ile devam eden problemler ve olaylar bir süre sonra sıkıyor. Ve yazarın o olayları yaşamış birisinin psikolojisine hemen hemen hiç değinmemesi de tuzu biberi.

Hazır gelmişken yazarın forumda bulunan bir kısa öyküsünün bağlantısını da vereyim;
Yumurta - Andy Weir

Not: Fünf demeye geldim, nerelerden çıktım. Fünf.
Attention all planets of the solar federation
We have assumed control.

Çevrimdışı Daarlan Gardan

  • ***
  • 722
  • Rom: -1
  • to hell with gatech
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #64 : 07 Haziran 2015, 12:39:51 »
MIT'deki Biyomekatronik'çiler yorumuna kahkaha attılar. Bizim bölümü de yeşillik olsun diye açtılar dediler.

Kitabı okumadım ve yorumları da hızlı hızlı okumuştum. Tartışmayı yanlış anlamışsam özür dilerim de çoğu kişi bu ikisinin alakasız olduğunu düşünmüştür diye bildiklerimi yazayım dedim. Biyoenformatik'ten haberi olmayan Computer Science öğrencileri gördüğümden ''Ov biz ne zaman kod yazacağız?'' düşüncesinde yaşayan insanlardan burada da olabilir diye düşünmüştüm.
''Civilizations have the morality and ethics they can afford.''

 — Larry Niven & Jerry Pournelle, ''Lucifer's Hammer''

''These colonies in nature can reach at least two million individuals at a time, last for decades, and occupy a hundred cubic meters of space. It was a wonderful achievement to see a fragment of this world captured all around you, so that you almost had the experience of being inside the ant colony when you were in that room.''

 — Robert Trivers, ''Natural Selection and Social Theory'', p. 162

''... Bu amaç doğrultusunda nükleer santraller hedeflenecekse, yapılması gereken şeyler vardır. Çünkü nükleer elektriğe geçiş bir hobi değil, bir akademik egzersiz hiç değil, temel bilimlerden yaygın endüstriyel alt yapıya açılacak bir uygulamadır.''

— Ömer Faruk Ağa Yarman 1993

Çevrimdışı Denaro Forbin

  • *****
  • 2114
  • Rom: 54
    • Profili Görüntüle
    • Bilimkurgu Kulübü
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #65 : 24 Haziran 2015, 23:45:16 »
"Hiçbir plan, düşmanla ilk temastan canlı çıkamaz." -Mark Watney.

Kısa bir süre önce okudum ben de Marslı'yı.

İlk çıktığı hafta satın almama rağmen okumak için altı ay kadar bekledim çünkü bir anda popüler olan kitapları okuyasım gelmiyor. Marslı'dan tam bir yıl önce yine İthaki'den çıkan Ötekiler Arasında adlı romanı da yine altı ay kadar bekletmiştim ve unutulur gibi olduğunu fark ettiğimde okumuştum. Bu olguya göre iki kitabın bende ortak bir noktası var diyebilirim: Ötekiler Arasında'ya aşık olmuştum, Marslı'yı ise çok sevdim.

Buradaki tüm olumlu ve olumsuz yorumları zaman zaman okuyup, kitabı sevip sevmeyeceğim hakkında tahminlerde bulunmaya çalışıyordum. Okuyanların çoğu ya nefret ediyor ya da çok seviyordu Marslı'yı, ortada bir yoruma rastlamadım pek. Nitekim ben okudum ve sevdim.

İkinci olarak da, Hugh Howey'in kaleme aldığı Wool serisi ile kısa bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Bildiğiniz üzere Howey de, Weir de ilk olarak kitaplarını internette yayımlamaya başladılar ve ünleri kısa sürede tüm dünyaya yayıldı ve ne tesadüf ki, ikisinin film hakları da Ridley Scott'ta. Marslı'nın çekimleri bittiğine göre sırada Silo var. Fakat ben kesinlikle Marslı'yı daha çok sevdim. Weir, Howey'e göre daha iyi bir yazar.

Andy Weir katı bir bilimkurgu romanı kaleme almış. Buna ingilizcede Hard Science Fiction diyorlardı hatırladığım kadarıyla. İlk sayfasından son sayfasına dek terimler içinde yüzdürüyor bizi yazar ve bilimkurguya uzak olan okurların birçoğu da sırf bu sebeple kitaptan soğuyor. En azından bir kısmının soğuma sebebi bu. Fakat üzülerek belirtmeliyim ki, bu durum kitabı kötü yapmaz. Kısaca sizin zevklerinizle uyuşmuyordur, hepsi bu.

Okuduğum eleştirilerin büyük çoğunluğu da şu konu üzerineydi: "Nasıl oluyor da Mars'ta tek başına kalan Mart Watney karşısına çıkan tüm problemlerin üstesinden kısa bir sürede gelmeyi başarıyor?" Bu eleştiriyi yapan herkese kısa bir cevabım var: "Adam astronot!".

"Astronot" kelimesi, doktor, mühendis, fizikçi, kimyacı, sibernetikçi ve kaptan gibi terimlerin tek bir tanesini içermez. Tüm bu saydığım meslekler ve saymadığım nicesi hakkında hemen her şeyi bilen adamlara astronot denir genellikle. Dünya'da herkesin bir görevi/mesleği vardır ve herkes bunları yapmakla yükümlüdür fakat astronotların görevi çok daha ağırdır. Yüzlerce meslek hakkında bilgili olmak zorundadırlar ve en az iki üç tanesinde uzman sınıfına yükselmiş olmaları gerekmektedir.

İşbu sebeple Mark Watney, tam olarak bir astronottur ve karşısına çıkan tüm engellerin, mesleğinin ona öğrettiği şekilde üstesinden gelmektedir. Kendisi zaten bir botanist ve patatesleri de bu şekilde yetiştiriyor. Hab'in patlaması sorunsalını da mühendis, fizikçi ve kimyager gibi vasıflarını kullanarak çözüyor. Adam Dünya'da değil, Mars'ta ve emin olun Mars'a boş beleş insanlar değil, ultra zeki yaratıklar gönderilir. Yıllarca eğitilen bir astronotun her engele karşı hayatta kalmasını yadırgayanları ben de en içten duygularımda yadırgıyorum.

Bunlar haricinde, Marslı'nın espri dozu yüksek bir roman olduğunu da söylemek mümkün. Weir karakteri Mark Watney aracılığıyla bizlere gerilim dolu dakikalar yaşatırken, zaman zaman da güldürmeyi ihmal etmiyor. Kitabın günlük şeklinde ilerlemesi ve arada bir Dünya'ya konuk olarak orada yaşananlar hakkında da bilgi sahibi olmamız gayet iyi düşünülmüş diyebilirim. Kurguyu iyi oluşturmuş yazar.

Bir tek Ares ekibinin geri dönüp Watney'i kurtarmasını garip buldum çünkü adamlara aylarca açıklama yapmamış olmaları onları Dünya'ya yeterince yaklaştırmıştı. Bu hata yüzünden görev sürelerinin 500 küsür gün uzaması sinir bozucuydu. Ama öteki taraftan baktığımızda ise müthiş bir duyarlılık örneğiydi. Kendi hatalarını telafi etmeye çalışan beş adet astronot ve arkalarında ise başta NASA olmak üzere tüm Dünya. Heyecan vericiydi. Kitabın final sekansı ise kesinlikle çok iyiydi. Okurken o panik ve gerilimi ben de anı anına yaşadım.

Mark Watney sayesinde komşumuz Mars'ı da daha yakından tanımış olduk böylece. Mars topraklarında çıktığı yolculukları okumak, Dünya'yla iletişim kurma çabalarına tanık olmak ve hayatta kalmak için tüm olasılıkları değerlendirme umudunu onunla beraber yaşamak çoook keyifliydi kendi adıma.

Ben Mark Watney'i de, Marslı'yı da, Andy Weir'i de ve son olarak Mars'ı da çok sevdim.

Eleştirilere de elimden geldiğince yanıt vermeye çalıştım ama ne bir NASA görevlisi ne de Andy Weir'in asistanıyım. Harika bir bilimkurgu romanı okumamı sağladığı için Weir'e teşekkürlerimi iletiyorum buradan. Ve tabii ki İthaki Yayınları'nda kitap üzerinde emeği geçen herkese de.

Bakalım Ridley Scott bu muazzam hayatta kalma romanının hakkını beyazperdede verebilecek mi? Sadece birkaç ay sonra bunu da öğrenebileceğiz fakat fragmanın çok iyi göründüğünün altını çizmekte de yarar var.

Okuyun bence Marslı'yı. Zaman kaybı değil. Sevmeseniz bile size bir şeyler katacaktır.

En sevdiğim alıntı ile kapatayım yazımı:

"Tuhaf bir his gerçekten. Nereye gitsem ilkim. Araçtan dışarı mı çıktım? Oraya gelen ilk kişi benim.
Bir tepeye mi tırmandım? O tepeye tırmanan ilk kişi benim! Bir taşı mı tekmeledim? O taş bir milyon yıldır yerinden kımıldamamıştı! Mars'ta uzun yolculuğa çıkan ilk kişi benim. Mars'ta otuzbir soldan fazla zaman geçiren kişi benim.
Mars!ta mahsul yetiştiren ilk kişi benim. İlk, ilk, ilk!"

Çevrimdışı okanakinci

  • **
  • 202
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #66 : 12 Temmuz 2015, 11:53:34 »
@denaro forbin, bu eser hakkındaki duygularımı aynen ifade etmişsin.

Çevrimdışı Fiddler

  • ***
  • 565
  • Rom: 32
  • Bazen Herkes Duysun Diye..
    • Profili Görüntüle
    • A. Orçun CAN
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #67 : 24 Eylül 2015, 13:11:40 »
Burada yazılan her şeyi okudum ve size laflar hazırladım.

Filmin gelmesine günler kala, fragmanı ilk kez izledim. İlgimi çekince arkasını araştırmaya başladım. Şimdiye kadar sadece kitabın adına rast gelmiştim, insanlar konuşuyordu, İthaki çevirmişti. Hatırlarsanız Hugh Howey söyleşimizde onun da son zamanlarda okuyup önerdiği kitaplar arasındaydı. O kadar alakam yoktu ki konuyla, fragmanı izleyene kadar kitabı "Marslılar" hakkında sanıyordum.

Kitaptaki bilim konusunda, haritalar konusunda açıklama gelmiş; ama puslu birkaç yeri de ben temizleyeyim. Weir, internet sayfasında yayınlamaya başlıyor bu hikayeyi. Birkaç bin kişilik bir okuyucu kitlesi ediniyor; ama bunların hepsi tıpkı Weir gibi bilim geek'leri. Aralarında mühendisler, fizikçiler, biyologlar, kimyagerler var. Öyle ki, Weir kitapta en çok hata yaptığı ve en zorlandığı yerin kimya bilgisi gereken yerler olduğunu söylüyor. Bu bilim geek'i okuyucu kitlesi bölümleri okudukça "şurası yanlış, burası hatalı" diye yorumlarda bulunuyor. Böylelikle kitapta geçen bilimin sağlaması yapılmış oluyor.

NASA'yla Weir önceden nasıldı bilmiyorum; ama şu an "ölümüne kankayız" halindeler. NASA hem kitabın, hem de filmin destekçisi olduğunu gözümüze soka soka gösteriyor. Neden? Çünkü kitapta belirtildiği gibi NASA bir kamu kuruluşu. Artık Mars'a insan görevlerine başlamak istiyorlar; ama inanılmaz bir bütçe gerekiyor. Bu bütçeyi koparabilmeleri için insanların bunu çok istemesi gerek. Herkesin "Mars'a gidelim!" diye konuşması lazım. NASA'nın on yıl, yirmi yıl önce aldığı devasa bütçeler de yok üstelik artık. Bütçeleri kısıtlı, ve kısıtlanmaya devam ediyor.

Weir NASA'ya davet edildi, yanlış okumadıysam bir sonraki insansız Mars görevine kitabın bir kopyası da götürülecek ve bir de, yine okumalarım beni yanıltmıyorsa NASA astronot programındaki herkese "recommended reading" olarak veriyormuş kitabı.


Watney'nin "makine mühendisi" ve "botanik"çi olmasının tam da Mars'ta hayatta kalmasını sağlayacak iki şey olmasına dikkat çekilmiş. Bu görüşe katılmadım açıkçası, zira Ares 3 tayfasına bakacak olursanız, sadece hepsinin çift uzmanlığı olduğunu değil, onun gibi bu iş için biçilmiş kaftan olabilecek başkaları olduğunu da görürsünüz.

Örneğin Johanssen sistem operatörü ve Reaktör Teknisyeni. Hem, bahsi geçn radyoaktif bir kutudan bir hayli faydalanabilirdi. Hem de, Hab'ın sistemlerini rahatlıkla düzenleyebilirdi (Hermes'i hacklediğini biliyoruz). Muhtemelen NASA'yla iletişim sistemlerini düzeltebilir, ya da sağlanan iletişimi çok daha sağlam hale getirebilirdi.

Vogel kimyacı, navigosyuncu, astrofizikçi. Zaten Watney'nin en büyük sorunlarını "kimya" yüzünden yaşadığı gerçeğine girmiyorum bile. Navigasyon ve astrofiziğin de ne kadar sık karşımıza çıktığını görmüşsünüzdür.

Beck doktor, biyolog ve EVA uzmanı. Tıp zaten güzel bir meziyet olacaktır. Biyoloji mis. EVA uzmanlığı da diğerleri kadar olmasa da, bir işe yarar sanıyorum.

Martinez, pilot ve MDV, MAV uzmanı. Hmm, gezegendeki en önemli iki makinenin her şeyini biliyorsun (ki biri havadan yakıt yapıyor yahu) ve kurtarılman halinde pilotluk da yapabilirsin. Fena değil bence.

Lewis ise ölüyor maalesef. Çünkü sadece jeolog.

Bu sebeplerden dolayı Watney'nin "tam da ihtiyacı olan meziyetlere sahip olduğu" önermesine karşıyım.

Kitabın iyi yazılmadığına ben de katılıyorum. Goodreads'in en iyisi seçilmesini anlarım; ama hiçbir zaman prestijli bir edebiyat ödülü beklemem; çünkü bunu alabilecek bir dili, dramatik yapısı yok. Karakter gelişiminin yeterince özenli olmadığına da katılıyorum.

Bir de, kitabın okunduğu medium'un önemli olabileceğini düşünüyorum. Ben kitabı orijinal dilinde ve internette okudum. Yani ilk yazıldığı, okunmaya niyet edildiği haliyle. Bu haliyle inanılmaz sürükleyiciydi. Bilmem kaç sayfalık kitabı 3 gecede, yatakta ipad'in ışığı gözlerimi kör ederek bitirdim. Ve 3 gün boyunca aklımda sürekli o vardı.

Her şeyi bırakıp özüne indiğim zaman, ben bir kitabın, her kitabın bana bunu yaptırabilmesini istiyorum. Korkunç bir meşguliyet içinde olmama rağmen, kendine zaman ayırtan, ve zorla kendini okutan o kitapları çok seviyorum. Üstelik bunu bilimkurgu sevmeyen biri olarak söylüyorum.

Ben bu kitabı sevdim ve önereceğim. "Abi ne okusam ya?" diyenleri turuncu kapağıyla dürteceğim. Filmini de büyük bir zevkle izleyeceğim.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü okuyalım..

Çevrimdışı yafeshan

  • **
  • 310
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #68 : 02 Ekim 2015, 07:32:21 »
Ben de kitabi film fragmanlarini gordukden sonra ogrenip okudum. Uzayla ilgili herseyin manyagi oldugum icin konusu hakkinda tarafsiz olmadigimi soylemeliyim.
Kitabi cok sevdim, bence harika bir hikaye. Gercekci bilimkurguyu hep sevmisimdir zaten. Bu kitap gibi hikayelere romanlara ihtiyacimiz var. Bir gun insanlik baska gezegenlere gitmek zorunda, insanlarin ufkunu acacak boyle seylere cok buyuk ihtiyac var.

Çevrimdışı

  • ***
  • 581
  • Rom: 47
  • Hayvan Yemeyelim!
    • Profili Görüntüle
    • http://bulentozgun.blogspot.com/
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #69 : 13 Ekim 2015, 21:51:35 »





MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 9:

Andy Weir’ın okurlar arasında bir hayli ayrılık yaratan bilimkurgu romanı Marslı’yı okumaya başladım. Aslında okumaya başlamadan evvel kapağına vurulmuştum. Hem dokusu hem de kullanılan resim müthişti. İyi ki özgün kapak kullanılmış. Şu sıralar film çıkacak, o yüzden yayınevi Matt Damon’un resmini koymuş kapağa. Hiç hoş olmamış.

Kitaba dair ayrılıklar çok büyük olsa da kitabı seveceğimi düşünerek okumaya başladım. İyi bir roman okuyacağım hissi var içimde.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 20:


Bir kaza sonucu Mars’ta tek başına kalan Mark Watney ile baş başayım. Bilim ile aram hep iyi olmuştur okulda. O yüzden Mark’ın anlattığı tüm o bilimsel şeyler çok hoşuma gitti. Hepsini rahatlıkla gözümde canlandırabildim. Mark şimdilik iyi durumda. Kurtulmanın çareleri üzerinde düşünüyor.

Çok komik bir adam Mark, kitaba dair kimi yorumlarda ergen esprisi yaptığı söyleniyor ama ben katılmıyorum. Bazen çok komik olabiliyor. Velev ki ergen esprisi yapsın, bu bir roman kişisi. Yazar onu öyle kurgulamak istemiş demek ki. Hem Mars’a gidecek kadar üstün yetileri ve bilgisi olan bir astronotun ergen esprileri yapması kendi başına çok komik zaten. Adam eylemlerinde müthiş zeki. Zihnini korumak için birkaç espri yapmasının ne mahsuru var?

Ayrıca bunun neresi komik değil:

Bugünün çoğunu dışarıda, iletişim tertibatının kalıntıları arasında geçirdim. Gerçekten üzücü bir manzaraydı. Dünya’ya doğru bağırsam daha büyük başarı elde ederim.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 24:

Mark bazen gerçekten edepsiz olabiliyor. Yine de komik. Seviyorum onu. Umarım kurtulur.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 47:

Romanda geçen bilgiler ne kadar doğru ve geçerli bilmiyorum; ama eğer doğruysa kimya, sadece okulda işlediğimiz ve “bunlar hayatta ne işimize yarayacak yaaaa” diye burun kıvırdığımız basit bir bilim değil, bunu anladım.

Mark’ın su yapmak için bulduğu yöntemler harika. Bu adam gerçekten çok zeki. İşin uzmanları bu romanı okurken hatalar bulacaktır ama ortalama bir kimya bilgisi olan okuyucu için bu çareler büyüleyici.
Bakalım su yapabilecek mi? Şimdilik her şey yolunda.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 48:

Oha! Hiçbir şey yolunda değil.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 61:


En büyük sorun açlık. Mark bu yüzden su yapmaya çalışıyor. Hem de ölümcül tehlikeler eşliğinde. Su ile ne yapacağını söylemeyeceğim. Eğer bu günlüğü birileri okursa spoiler vermek istemiyorum.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 63:

Kitabın sadece Mark’ın günlüğünden ibaret olduğunu düşünüyordum. Şimdi üçüncü tekil şahıs anlatıma geçti. Aslında tüm roman birinci tekil ağızdan anlatılsaydı daha mı iyi olurdu? Sanırım hayır. Yeni insanlarla tanışmak ve teknik detaylardan biraz olsun uzaklaşmak iyi olacak. Bu sayfada Venkat Kapoor ile tanıştım. Sanırım Hintli. Amerikalıların uzay roman ve filmlerinde illa ki Hintli yahut Çinli kullanmasından pek hoşlanmıyorum. Sanki Dünya dışı işlerde de eşitlik ve demokrasi hissini bize göstermeye, hatta gözümüze sokmaya çalışıyorlar. Andy Weir, kafasına göre olabildiğince Hintçe bir isim bulmuş sanırım. Peh!




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 73:

Müthiş bir şey oldu. Heyecandan kalbim gümbür gümbür attı. Sanırım Mark’ın kurtulma şansı var. Offf!

Ayrıca:
Chuck Morris mi? İyi güldüm.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 78:

Tekrar Mark’tayız. Ya da Mars’tayız. İkisi de aynı şey. Ha ha. Özlemişim serseriyi. Bu sayfada müthiş bir geçiş yapmışlar. Acayip güldüm. Onu da size aktarmayacağım. Kitabın keyfi kaçmasın. Yalnız (sadece anlamında ve tek başına anlamında kullanıyorum bu sözcüğü, Allah'ım müthişim!) Mark’ın soğukkanlılık ile vurdumduymazlık arasında gezinen bir ruh hali var. Bu müthiş komik oluyor bazen. Umudunu da hiç yitirmiyor, helal olsun.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 103:

Çok fazla sürprizi kaçsın istemiyorum ama başka türlü de bu günlüğe devam edemem. Ha bu arada günlük deyip sayfa numaraları yazıyorum, değil mi? Haklısınız. Şöyle ki kurgusal bir eserde zaman gerçek dünyadaki zamandan farklı akar. Yani şu an ilk gündeyim. Gece saat 2 suları. Bir günde 100 sayfa okuduğum görülmemiştir. Çok yavaş bir okuyucuyumdur. Ama bu kitap müthiş akıcı ve keyifli.

Aslında şimdi söyleyeceklerim pek keyif kaçırıcı bilgi sayılmaz. Kitabın ön kapağındaki ifadeyi hatırlıyor musunuz?

“O, dünyanın en ünlü adamı. Sorun şu ki Dünya’da değil.”

Bunun neden yazdılar biliyor musunuz? Çünkü NASA onun yaşadığını biliyor artık.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 129:

Bataryayı çıkardım ve içeri döndüm. Elektronik teçhizatımla bataryayı kontrol ettim ve tahmin ettiğim gibi ölmüş, bitmiş, yalan olmuş. Halı üzerinde yuvarlansam, ben daha çok elektrik tutarım.


Seviyorum bu adamı. Bu arada umarım Pathfinder’ı çalıştırıp dünya ile iletişime geçebilir.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 148:

Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atamadan ekranı karardı. Görünüşe göre “LCD”deki “L”, “Liquid”in (Sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım. “Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı. 0/10.”

Pathfinder’ı çalıştırdı. Nedir bu adamın Mars’la çektiği Allah aşkına. Kitabın en güzel yanlarından biri de bu: Mark, Dünya’nın (özellikle büyük harfle başladım, çaktınız mı?) en üstün teknolojisini kullanarak hayatta kalmaya çabalarken, Mars onu bir mağara adamına dönüştürmeye çalışıyor:
“Benim tarihimde teknoloji diye bir şey yok Dünya’lı, al sana!”




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 150:

PpppuahahahahhahahahAGMJDHHKBÖNV ÖTHhahahahahapfffLŞNF!?=)////65% JGHHAHAHAHAfaha




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 234:


Günlüğü biraz ihmal ettim biliyorum. Ama kitabın başından kalkamıyorum. Çok uzun zamandır böylesi bir keyif duymamıştım. Saat gece 2’yi geçti. Soluk soluğayım resmen.

Tam düzeldi, iyi her şey derken tekrar sorun çıkıyor. Ama bu House dizisinde hissettiğiniz rutin sorun-yanlış teşhis-house’da aydınlanma-çözüm şeklinde değil. Yani içinizde çözülemeyeceğine dair bir endişe hep oluyor.
Mark aslında çoğu sorunu çözemiyor. Sadece başka bir yol buluyor. Bunların hepsi de çok tehlikeli ve zahmetli.

Ha bu arada çeviriyle ilgili bir şey farkettim:
Venkat, Mitch, Annie, Bruce ve Teddy uzun günlerden sonra ikinciye buluştu.

Buradaki “ikinciye” ifadesi, anlaşıldığı üzere “ikinci kez” anlamında kullanılıyor. Yanlış değil tabi. Ama farklı. Belki de Emre Aygün’ün yaşadığı yerdeki bölgesel bir ifadedir. İnsanın kulağında farklı bir tını bırakıyor. Bu vesileyle çeviriden de bahsedebiliriz. Emre Aygün’ün Mark Watney’nin ruhunu çok iyi yakaladığını düşünüyorum. Çok büyük bir keyifle çevirmiş, eminim. Hem esprileri hem teknik kısımları harika aktarmış dilimize. Elleri, zihni dert bulmasın.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 261:

Terbiyesiz herif :)




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 269:


Yol almadan geçirdiğim günleri asgariye düşürmek istiyorum. Oksijen vericiye ne kadar çok enerji sağlayabilirsem, o kadar oksijen kazanırım ve “hava solları” arasında o kadar uzun süre yol alabilirim.

I want to minimize how often I have days with no travel. The more juice I can give the oxygenator, the more oxygen it’ll liberate, and the longer I can go between those “air sols.”


Sizi bilmem ama ben bu “air sol” ifadesinde bile espri buldum. Sanırım işin cılkını çıkardım. Size sorayım “aerosol”’a benzemiyor mu bu ifade?




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 270:


Diyorum ki bir duş alayım.

Bunu atlamışım. Abi adam Mars’ta duş aldı ya la.

Çeviri hatası:

ŞİMDİ DAHA İYİ. ROVER MODLARINA DEVAM.

“rover mod” derken “yüzey aracı değişiklikleri (modifications)” denmek isteniyor. Emre bey kitaptaki tüm “Rover”ları “yüzey aracı” diye çevirmiş ama bu gözden kaçmış sanırım. Hata avcılığı yapmak değil amacım. Denk geldi söyledim. Kesinlikle müthiş bir çeviri. Bunu defalarca söyleyebilirim.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 276:

Oha! Kumandan Lewis kadınmış. Ben bu sayfaya kadar onu hep erkek hayal ettim. E tabi Türkçe’de şahıs zamirleri hep aynı. Özgün metne baktım da zaten hemen anlaşılıyor kadın olduğu. Vallahi şok oldum. Yani Kumandan Lewis kocasıyla konuşmasa tüm kitap boyunca erkek zannedecektim kendisini.

Bu arada ne kadar önyargılı ve peşin hükümlü bir pislik olduğumu anladım. Ne zaman bir kitap okusam aksi belirtilmedikçe anlatıcıyı yahut kişileri erkek, beyaz ve heteroseksüel olarak hayal ediyorum. Pek tabi bir kadın, başka ten renginde bir insan yahut homoseksüel, lezbiyen biri bir roman kişisi olabilir.
Bunu hep es geçiyoruz sanırım.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 286:

Sadece Mars’ta değil Hermes’in (uzay gemisi) içinde de gerilim tırmanıyor. Ekip çok ciddi bir karar alıyor. Lakin bu ciddi karar bana klişe geldi. Daha önce çoğu yerde kullanıldı.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 294:

Adamın işi gücü geyik ya:

Mars yasaları hakkında kafa yordum biraz.
Evet, biliyorum, kafa yormak için salakça bir şey ama boş zamanım çok.

Dünya üzerinde olmayan herhangi bir yere, hiçbir ülkenin sahiplik iddia edemeyeceğini söyleyen uluslararası bir anlaşma var. Başka bir anlaşmada da, eğer herhangi bir ülkenin toprağı üzerinde değilseniz, deniz hukukunun geçerli olduğunu söylüyor.
Yani Mars “uluslararası sular” sayılıyor.

NASA askeri olmayan bir Amerikan organizasyonu ve Hab’ın sahibi. O yüzden Hab’ın içindeyken, burada Amerikalı yasaları geçerli. Ama dışarı adımımı attığım an, uluslararası sulara çıkıyorum. Ardından yüzey aracına bindiğimde, Amerika yasalarına geri dönüyorum.

İşin güzel yanı şurası: Eninde sonunda Schiaparelli’ye gideceğim ve Ares 4 uzay gemisini ele geçireceğim. Kimse bana bunu yapma emrini açık olarak vermedi ve ben Ares 4’e binip iletişim sistemini çalıştırmadan da kimse bu emri veremez. Ares 4’e bindikten sonra, NASA’yla konuşmadan önce, uluslararası sularda bulunan bir aracın kontrolünü izinsiz bir şekilde ele geçireceğim.
Bu beni bir korsan yapıyor!
Bir uzay korsanı hem de!


Çoğu okurun hoşuna gitmeyebilir bu geyikler ama ben bayıldım. Bunun gibi onlarcası var. E doğru değil mi şimdi adamın dediği? Doğruya doğru. Her an ölebilecek bir insanın hele ki bir astronotun çok ciddi olmasını bekleriz hep. Mark öyle biri değil belki de. Belki yıkılmamak, parçalanmamak için mizahı kullanıyor. Her birimiz korkularımızı gizlemek, bastırmak için farklı yöntemler kullanmıyor muyuz? Tüm yaşantımız ölümü hatırlamamak üzerine değil mi? O halde kimse Mark karakterini gerçekçi bulmadığını söyleyemez. Ve bunun üzerinden Weir’ı, kitapta duygulara yer vermediği konusunda suçlayamaz. Hayat dolu bir kitap bu. Beğenmediyseniz gidin Lem okuyun. Peh!




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 295:

İlginç bir Türkçe karşılık:

The other 1850 kilometers…well, that won’t be so nice. Especially when I have to descend into Schiaparelli itself. Ugh.

Diğer 1850 kilometre ise... işte, o kısım pek de rahat olmayacak. Özellikle de Schiaparelli’ye doğru iniş yaparken. Argh.


İlahi Emre Bey, müthiş yerlileştirmeler yapıp sonra bunu yapmanız oldu mu? Hangimiz “argh” diye tepki gösteriyoruz hoşumuza gitmeyen durumlara? Off, ah, tüh!




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 312:

Hiçbir plan düşmanla ilk temastan canlı çıkamaz. (No plan survives first contact with the enemy.)

Diyor Mark. Bu onun Mars’taki mücadelesinin özeti. Hiçbir şey umduğu gibi gitmiyor neredeyse. Yine de hayatta kalmayı başardı şimdiye dek. Helal olsun.
Bu arada bu lafı daha önce de mi söylemişti?

Ha evet.

 Sayfa 54:

Hiçbir plan uygulamayla ilk temasından sağ çıkmaz, derler. (They say no plan survives first contact with implementation.)




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 323:

Ya Schiaparelli ya ölüm!

Ha şöyle Emre Bey. Harikasınız!




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 333:


“Bla bla bla,” diye araya girdi Martinez.

“Blah blah blah,” Martinez interrupted.


Oldu mu bu şimdi Emre Bey!




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 383:

Dertler derya olmuş ben de bir sandaaal! Nedir bu Mark’ın çektiği. Bir rahatlayamadı adamcağız. Kitabın sonuna yaklaşıyorum. Ekip gibi ben de ümidimi kaybetmiyorum. Bu arada hakikaten şarkıyı açtım dinliyorum. Tam Mark’a göre bu şarkı. Allah aşkına kitabı düşünerek bir okuyun sözlerini:

Sanki terk edilmiş bir viraneyim,
Her yanım dağılmış, yıkılmışım ben.
Üstüne basılan taşlar misali,
Paramparça olmuş, dağılmışım ben.

Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın,
Çile rüzgârında savrulmuşum ben.
Dertler derya olmuş, ben de bir sandal,
Devrilip batmışım, boğulmuşum ben.

Tutunacak hiçbir dalım kalmadı,
Bir ağaç misali kurumuşum ben.
Sanki bir köleyim, sanki bir esir,
Yerlerden yerlere atılmışım ben.


Bu arada harika bir espri daha yaptı Andy Weir. Çok güldüm bu “kuzenim yazmış” esprisine.




MARSLI’YI OKUMA GÜNLÜĞÜ SAYFA 396:

Mutlu bilinçsizlik yerini sisli farkındalığa bıraktı. Bu da acı dolu gerçekliğe dönüştü.

Evet son alıntıyla günlüğü kapatıyorum. Heyecandan ölmüyorum desem yalan olur. Kitabın sonuna az kaldı. Mark kurtulacak mı çok merak ediyorum. Eğer ölürse Andy Weir’in yediği küfürler George R. R. Martin’in yediklerine yaklaşacak.

Mark, dayan be oğlum!




MARSLI’YI OKUDUKTAN SONRA 1. GÜN:

Bu akşam filme gittim. Gerçekten çok iyi bir filmdi. Kitabı okumadan giden arkadaşlarım da çok keyif aldılar ve sonuna kadar heyecanla izlediler.

Tabi illa ki birkaç yeri kesmişler. Tüm kitabı filmle aktarma filmin süresini bir hayli uzatırdı. Özellikle teknik detayları iyice törpülemişler. Görselliğin getirdiği faydayla kitapta sayfalarca sürecek kısımları birkaç dakikada anlatmışlar.

Uyarlama sırasında yapılan değişikliklerin bazıları çok zekice olmuş. Mesela Güneş Panelleri’ni süpürmek yerine hava tabancası ile temizlemesi gibi.

Tabi kitabın çok önemli bir kısmını külliyen atıp sonunu da azıcık değiştirmişler.

Matt Damon çok yakışmış role. Mark’ın esprili halini çok iyi yansıtmış. Diğer yandan kitapta hissedemediğimiz bir ölüm korkusu da zaman zaman yüzeye çıkmış filmde.

Diğer oyuncular da harika oynamış. Özellikle “Elrond Projesi”nin açıklandığı sahnede projenin ismindeki espriyi ilk anlayanın Mitch Henderson rolündeki Sean Bean olması çok hoştu. Anlayan anladı.

Günlüğü bu sefer kesin kapatıyorum. Umarım birileri okur ve Marslı’yı okumak için heveslenir.

Not: Ha bir de bu Venkat Kapoor'a filmde Vincent Kapoor demişler ya, dediğim çıktı işte. Senaristler de o ismi fazla Hintli bulmuşlardır kesin.

---
Bülent Özgün / periyodik neşriyat

Çevrimdışı kahlan amnell

  • ***
  • 786
  • Rom: 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #70 : 14 Ekim 2015, 00:00:55 »
Kitabı okumuş fakat filme daha gidememiş biri olarak Sean Bean olayı çok hoşuma gitti :)

Çevrimdışı uveybaba

  • **
  • 117
  • Rom: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #71 : 26 Ekim 2015, 12:46:38 »
Bende kitabı dün bitirebildim. Şunu öğrendim ki teknik bilim-kurgu benim türüm değilmiş :) Üzerime kürek kürek teknik bilgi atılırken bir an nefessiz kaldım , kaçacak delik aradım. Sanırım kitabın bu kadar popüler olmasında ki en önemli etki bu. Yani biraz düşünüyorum , bu teknik bilgileri , uzun anlatıları çıkardığımız zaman normal bir eser çıkıyor ortaya.

Bununla birlikte Mark Watney karakteri harika olmuş. En çok sevdiğim ve keyif aldığım tipleme. Bir an düşündüm (evet düşünebiliyorum O.o) , acaba bu kadar pozitif ve esprili bir karakter yerine , içine kapanmış , depresif ve umutsuz bir karakter yaratılmış olsaydı kitap ne olurdu ?

Sonuç olarak okunabilirliği gayet iyi , bir gün içerisinde molalar vererek bitirebildim.
Mizah en güçlü savunmam. Mizah önemli. Mizah güzel. Cici mizah.

Çevrimdışı Stark

  • *
  • 9
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #72 : 04 Kasım 2015, 11:30:56 »
İlk çıktığında okumuştum ve en beğendiğim kitaplardan biri oldu..teknik olarak bilgi yığını ama olsun belki bi gün işimize yarar :)

Çevrimdışı Daarlan Gardan

  • ***
  • 722
  • Rom: -1
  • to hell with gatech
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #73 : 21 Kasım 2015, 23:49:09 »
Marslı'yı Koç burssuzlar yazsa daha bilimsel olurdu.
''Civilizations have the morality and ethics they can afford.''

 — Larry Niven & Jerry Pournelle, ''Lucifer's Hammer''

''These colonies in nature can reach at least two million individuals at a time, last for decades, and occupy a hundred cubic meters of space. It was a wonderful achievement to see a fragment of this world captured all around you, so that you almost had the experience of being inside the ant colony when you were in that room.''

 — Robert Trivers, ''Natural Selection and Social Theory'', p. 162

''... Bu amaç doğrultusunda nükleer santraller hedeflenecekse, yapılması gereken şeyler vardır. Çünkü nükleer elektriğe geçiş bir hobi değil, bir akademik egzersiz hiç değil, temel bilimlerden yaygın endüstriyel alt yapıya açılacak bir uygulamadır.''

— Ömer Faruk Ağa Yarman 1993

Çevrimdışı MISIRKAFA

  • *
  • 4
  • Rom: 0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #74 : 27 Kasım 2015, 20:14:07 »
Kimyasal gazları moleküllerine ayırmak gibi bilinen olguları anlatmak yerine bilinmeyenin anlatılması bilimkurgu adına daha çekici olabilirdi. Yine de zeki bir adam, hakkını yemeyim.

Kayıp Rıhtım Arşiv Forum

Ynt: Marslı - Andy Weir
« Yanıtla #74 : 27 Kasım 2015, 20:14:07 »